Metal paslanması

Metal paslanması

Kemal Can
Cumhuriyet, 07 Haziran 2018
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
Son günlerin en hareketli siyasi gündem başlıkları,
Muharrem İnce ile Erdoğan arasındaki polemikler. Meydanlarda gösterilen videolar eşliğinde devam eden atışma sosyal medyada da büyük trafik alıyor. Ancak İnce’nin başarılı çıkışları kadar Erdoğan’ın gafları ve bilinçli olup olmadığı tartışmalı çarpıtmaları giderek daha öne çıkmaya başladı. Erdoğan’ın muhalefete “tamam” sloganını hediye etmesinden sonra, iktidar medyasındaki yorumcular bunun gaf değil, bilinçli bir ifade olduğunu iddia etmişti. Kampanya süresince hemen her konuşmasına benzer bir “kullanışlı açıklar” vererek devam eden Erdoğan için, bahane bulmak giderek zorlaşıyor.
– Adıyaman’da 1998’de açılan havaalanını,
– 1992’de Isparta’da kurulan üniversiteyi AKP’nin yaptığını, üstelik de başka yerde değil bunu yakından bilenlerin önünde söyleyen Erdoğan,
– Mersin-Silifke arasında olmayan tren yolunu hızlı tren hattına bağlama vaadinde de bulundu.
– Diyarbakır’da prompter arızalanınca kürsüyü terk eden,
– Zonguldak demekte zorlanan, kendi partisinin kongre salonunu kürsüden verdiği talimatlarla ve meydanları tribünden transferlerle heyecanlandırabilen Erdoğan
alışılmadık bir resim veriyor.


Komünizm dersleri
 

Erdoğan, son olarak Tarsus’ta yaptığı konuşmada muhalefetin AKP’nin yaptıklarını yıkmak istediği söyledikten sonra, hızını alamadı yeni bir zirveye daha imza attı: 

  • “Hatırlayın birinci köprüyü Süleyman Demirel yapmıştı. O zamanki komünistler ne diyordu: Biz köprüyü satacağız diyordu. Rahmetli Özal da satamazsınız diyordu. Ne oldu? Neyi satıyorsun? Bu millet sizi mezara gömer.” 

Ahmet Kaya’nın sözleriyle söylersek “nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan … ” Ayrıca, meseleye başka uzmanlık alanlarının da el atmasını gerektirecek kadar da tuhaf.

Erdoğan’ın,
– ahır yapılan camiler,
– olmayan saat kulesini yıkan teröristler,
– camide içki içen Geziciler,
– başörtülü dövenleri gösteren kasetler gibi

doğrulanması zor iddialarına herkes alışık. Fakat bu son çıkış, sadece suçladıkları insanlar açısından değil savunduğu isimler için de fazlasıyla sorunlu.

  • Köprü satmaya çalışan komünistleri tespit etmesi imkânsız olan Erdoğan,

kongre salonlarına resmini astığı Özal’a da “devletçiliği” nasıl yapıştıracak. Üstelik, yapılmış köprülerin yanında,

  • daha yapılmamış hastanelerin hastalarını satarken,
  • kurulmamış havaalanının henüz yola çıkmamış yolcularını bile satarken.

    Yaşananları “tarihsel gerçekleri çarpıtma” tanımlamasıyla açıklamak bu aşamadan sonra artık çok güç.

    Erdoğan ya çok ciddi bir prompter komplosuyla karşı karşıya,

  • ya da Erdoğan gerçeklik algısını tamamen kaybetmiş durumda
    ya da girilen seçim anaforu bütün ayarları bozdu.

    Çünkü eğer yapılan bir çarpıtma olsa, çarpıtmanın kime ve neye hizmet ettiği son derece belirsiz. Birincisi, biz köprüyü satacağız diyen komünistler kimdir? Sattırmam diyen Özal neyi temsil etmektedir? Muhalefetin köprüyü satma tehlikesine karşı, AKP’ye oy verecek seçmen nerededir? Erdoğan’ın anlattığı tarihe göre, Özal sıkı bir komünist, o dönem komünistleri her kimse fena halde neoliberal olmalı.

Reis zorlanıyor 
Koca bir parti teşkilatını metal yorgunluğu ile itham eden, vatandaşlık hakkını kullanarak sandıkta mesaj vermeye niyet edenleri münafıklıkla suçlayan Erdoğan, performansıyla muhalefete koz vermeye devam etmekle kalmıyor, kendi seçmenini de hayrete düşürüyor. Söylediği her sözle bütün siyasi aktörleri peşine takan, sadece onun söyledikleri konuşulan, korkutan, caydıran, sindiren “Reis”, şimdi yine gündemde, yine söyledikleri günlerce konuşuluyor. Ama bu kez, vurduğu yerden ses getirdiği için değil, elindekileri yere düşürüp kırıp dökerek yarattığı gürültüyle gündem oluyor
Berat Albayrak’ın söylediği gibi Ay’a duble yol yapacağını söylese bile alkışlanacak, inanılacak bir lider olabilir ama Erdoğan’ın bu halleri aşırı medya görünürlüğü nedeniyle herkese ulaşıyor. Ve “Ay’a yol” konusuna biraz kuşkucu yaklaşma olasılığı olan iktidar seçmeninde de bu durumun bir karşılığı olacak. Herkesi metal yorgunluğuyla suçlayan liderde iyice açığa çıkan paslanma, performans zafiyeti ve savunma telaşı, muhalefet cephesinde yarattığı eğlence imkânından çok, iktidar cephesinde oluşturduğu endişeyle sonuç doğurmaya aday.
Ortaya çıkan anketlerin çoğunda iktidar oy oranında bütün bu gelişmelerin karşılığı olacak bir gerileme görülememesinden doğan yoğun şaşkınlık görülüyor. Hem ülkenin içinde bulunduğu koşullar, hem de başta Erdoğan olmak üzere iktidar sözcülerinin yaşadığı çaresizlik karşısında hâlâ fazla yüksek bir oy desteği olduğu görüşü baskın. Fakat soruna bir de şu açıdan bakılabilir: Yüksekten düşmek için yeterince yükseğe çıkmak gerekir. Ve çok yüksekte oksijen düzeyi fazlaca düşer.
=====================================
Dostlar,

03 Haziran’da -ve önceleri- bu sitede epey yazmıştık (http://ahmetsaltik.net/2018/06/03/ankarada-havalimani-yoktu-gecerken-parasutle-atliyorduk/)
******
AKP = Erdoğan 24 Haziran seçimlerini de alırsa, bu kez sıra ‘Kadir-i Mutlak Tek Adam” lığa terfi edecektir. Bir yurttaş, bir hekim, çok kıdemli bir öğretim üyesi olarak görevimizi yapmaya çabalıyoruz; 28.05.2018 günü bu sitede yazdık (http://ahmetsaltik.net/2018/05/28/diktatorler-icin-rehabilitasyon/) :

  • Erdoğan, tam donanımlı bir özerk – yansız üniversite hastanesinden veya TTB’nin
    (Türk Tabipleri Birliği) kuracağı bağımsız uzmanlar kurulundan sağlık raporu alabilir mi?
  • “Kamu görevine uygundur” raporu alabilir mi?
  • “Cumhurbaşkanlığı yapmaya sağlığı elverişlidir” raporu alabilir mi??
  • Alsa ve malvarlığı gibi düzenli olarak her yıl, Batı’da olduğu gibi kamuoyuna açıklasa
    ne olur?
    ….
    Diploma” dan sonra ‘‘sağlık raporu’‘ da artık AKP = Erdoğan‘ın 2. yumuşak karnıdır..

Tablo giderek ”daha da sürdürülmez” oluyor, oldu..Erdoğan siyaseti bırakıp artık köşesine ”dinlenmeye” çekilse belki de yaşamının en doğru kararı olacak. Üstelik salt kendisi için değil Türkiye ve bölge için de ”çoooook hayırlı’ olacak..
*******

Kendi parti kadrolarını ‘metal yorgunluğu‘ gerekçesiyle tasfiye eden, milyonlarca oy ile seçilmiş büyükşehir belediye başkanlarını apaçık istifaya zorlayan ama yasal işlem de yaptırmayan lider, çok net görülüyor ki, daha ağır bir tablo içindedir.. Oysa Türkiye’nin sorunları bu kadro ile olağanüstü ağırlaşmıştır ve zinde – yeni kadrolara gereksinim vardır..

Sorunları yaratanlardan onları çözmesi beklenebilir mi?

Yazar Kemal Can, çok kritik bir saptamada bulunuyor :

  • …ya da Erdoğan gerçeklik algısını tamamen kaybetmiş durumda…

Ve ekliyor yüreklilikle – açıklıkla :

  • ..Ayrıca, meseleye başka uzmanlık alanlarının da el atmasını gerektirecek kadar da tuhaf.

Türkiye bunları hak etmiyor.. Erdoğan da belki.. Yaşamıyla kumar oynuyor bile denebilir. Hala çok geç değil.. Erdoğan, kendisi ve ülkemiz için çok sağlık riskleri barındıran bu yarıştan çekilebilir.. Hiç zor değil.. Hayırlı olur kendisi için de Türkiye için de.. Öneririz içtenlikle.

Sevgi ve saygı ile. 09 Haziran 2018, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com