“Ankara hızlı davranmazsa Türkiye darmadağın edilecek!”

“Ankara hızlı davranmazsa
Türkiye darmadağın edilecek!”

Gazeteci Hüsnü Mahalli, Suriye’de yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Portresi

Gazeteci Hüsnü Mahalli, Suriye’deki gelişmeleri Ceyda Karan’a değerlendirdi. İşte o haber:

http://www.vaziyet.com.tr/siyaset/husnu-mahalli-ankara-hizli-davranmazsa-turkiye-darmadagin-edilecek-h5845.html, 23.8.16

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Haseke’de yaşanan çatışmaları ‘beklenmeyen bir gelişme’ olarak yorumlayan Mahalli, bölgenin hem IŞİD’in kalesi Rakka’nın hemen üstünde olması hem de Kürtlerin başkent ilan etmek istemesinden ötürü önemli olduğunu söyledi.

Mahalli’ye göre, ABD, Türkiye’nin İran ve Rusya ile olası yakınlaşmasına bir tepki olarak müttefiki olan Kürtlerin belirleyiciliğindeki YPG’yi harekete geçirdi. Mahalli, Suriye bağlamında bir Ankara-Tahran-Moskova ittifakı olup olmadığının yanıtını görebilmek için ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Ankara ziyareti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın beklenen Tahran ziyaretini beklemek gerektiğinin altını çizerek şu yorumu yaptı:

Türkiye samimiyse İran ziyareti sonrası bu çok net gözükecek. O zaman ABD’liler bölgede çuvallamış olacak. ABD bu çuvallamanın öncesinde Kürtleri harekete geçirerek bir ön adım atmış oluyor.” yorumunu yaptı.

‘SURİYE’YE BAKARKEN IRAK’I GÖZARDI EDEMEYİZ’

Suriye’de yaşanan gelişmeleri Irak’tan bağımsız okumanın doğru olmayacağını belirten Mahalli, geçen hafta Peşmerge’nin Irak ordusuna rağmen Musul’da bağımsız giriştiği operasyonlara dikkat çekti:

“Suriye’yi konuşurken bir noktayı hep gözardı ediyoruz. O nokta Irak. Geçen hafta Barzani’ye bağlı Peşmerge güçleri Musul’un doğusunda hareketi geçti ve küçük köyleri IŞİD’den aldı. Üstelik bunu Irak ordusunun uyarılarına rağmen yaptı. Zira ordu Musul’a yönelik bir operasyon hazırlığı içinde. Fakat Peşmerge, Irak ordusu ile hareket etmeden, fırsat bu fırsat, o köylerde de Kürtler yaşıyor diyerek birkaç köyü işgal edip Kürdistan’a bağlama hevesindeydi. Onların Fransız ve ABD’li danışmaları olduğunu hepimiz biliyoruz. Hem ABD’lilerin varlığı, hem İran’ın oradaki etkinliği, hem de Irak’ın Suriye’nin komşusu olması ve İran’ın malzeme uçaklarının Irak’tan kalkması itibarıyla Irak faktörü çok önemli.”

‘PYD VE YPG İÇİN TARİHSEL BİR BİR HATA OLUR’

Rusya ve İran’ın PYD’nin şimdiye dek Şam ile olan dostluğunun garantörü olduğunu söyleyen Mahalli, “PYD’lilerin ABD’yi tercih etmesi tarihsel bir talihsizlik. Bugün Salih Müslim’in bazı açıklamalarını gördüm ve açıkçası hiç sempatik değildi. PYD ve YPG eğer koşullardan yararlanarak Suriye’de bir şeyler yapalım düşüncesindeyse her şeyi, büyük bir kırımı göze almış demektir. Bunu hem Türkiye, hem Suriye, hem de Irak açısından söylüyorum. Bu tarihsel bir yanlışlık olup bunun telafisi mümkün değildir. Tarihte de bunun örnekleri görülmüştür. ABD’liler bölgede hep kazık atmışlardır. Destek alırsın, konuşursun, silah alırsın, bunlar başka şeyler. Ancak ABD’liler hep söyler ya ‘Suriye’de bir B planımız var’ diye. Belki de B planları bu. Ama bu blöf olsun, gerçek olsun Kürtleri kırıma sürmek istiyorsa o başka bir şey. Bu endişeyi de taşıyorum.” tespitinde bulundu.

‘HEDEF BAŞINDAN BERİ TÜRKİYE’

Tahran-Moskova ile anlaşmanın Ankara için ‘okları üzerine çekmek’ anlamına gelip gelmeyeceğini sorusuna “Hedef zaten Türkiye” yanıtını veren Mahalli, “Suriye, Irak bunlar dandik ülkeler. Batı’nın esas büyük oyunları bağlamında da Kürtler bağlamında da hedef Türkiye” dedi ve şu tespiti yaptı:

“Suriye’de 3, Irak’ta 8 milyon Kürt varsa bu Türkiye’de 15-20 milyon. IŞİD konusunda da İslamcıların hedefinde Türkiye var. Beş yıldır Arap Baharı vesilesiyle her türlü islamcı grupla iç içe girmiş İslamcı söylemleri olan bir parti. Suudiler zaten nefret eder AKP’den. Bu tarihsel bir meseledir. Hele hele bu işi anlamazsanız, danışmanlarınızda iş yoksa, size yol gösterecek kimseniz yoksa, öngörüleriniz doğru çıkmazsa oturup ‘Yeter, bu kadar yanlış yaptık. Artık hızlı davranmamız gerekir’ demeniz gerekir.”

‘ENDİŞEM TÜRKİYE’NİN DARMADAĞIN EDİLMESİ’

AKP iktidarının çözümü hızlı davranmakta araması gerektiğinin altını çizen Mahalli,

“Eğer ABD seçimlerini bekleyeceklerse Türkiye’nin ne hale geleceğini herkes görecek. Öyle bir endişe taşıyorum ki, Türkiye darmadağın edilecek. Dört ay bekleyeceklerse eğer neler yaşanacak bu coğrafyada görecekler. Eğer Batı kafasına koymuşsa ve bu oyun böyle oynanıyorsa -ki bunu Haseke’ye bakarak söylüyorum- herkes görecek ne olacağını. Bu coğrafya böyle bir coğrafyadır. Her şey bir günde tepetaklak olur. Yarın öbür gün Haseke’den çok büyük bir kalkışma olursa ya da Suriye uçakları orada beş bin insanı öldürürse bunun kontrolünü kim sağlayacak? PKK ayaklanıp, halk ayaklanması çağrısı yaparsa bunu kim durduracak? Irak ne olacak? Yani karşı taraf kafasına koymuşsa bunu yapar. Biz bu coğrafyada bunları gördük. Irak’ta ABD işgalinden bu yana neler yaşandı. Ama kim hatırlıyor? Suriye de böyle olsun. Türkiye de.. Kimin umurunda ki? Batı’nın böyle bir hesabı yok..” uyarısı yaptı.

==================================

Dostlar,

Sayın Hüsnü Mahalli‘nin Ortadoğu’un politik sorunları hakkında uzmanlığı tartışma dışıdır. Yazdıkları hep isabetli öngörüler olmakta. Bu bakımdan, Dışişleri çevrelerince ve AKP – RTE tarafından özenle izlenmesi, danışılması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz.

Ortadoğu belalı bir coğrafyadır..
Kan ve entrika deryasıdır..
Türkiye’nin bu gayya kuyusundan korunmasının temel aracı, Büyük ATATÜRK‘ün koyduğu altın dış ve iç politika ilkesidir :

  • YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ!

Tayyip Erdoğan Başbakan iken, 2005 yılnda yaşamının en büyük hatasını yapmış ve Türkiye için müthiş bir kumar oynamıştır : BOP EŞBAŞKANLIĞI!

BOP_haritasi

Başımıza gelen bunca badire, ABD – AB’nin emperyalist maşası olan onur kırıcı hatta sefil bir dış politika izlememizdendir. Türkiye, hiçbir ülkenin içişlerine asla karışmamalıdır. Hele hele kadim komşularımız Iak ve Suriye üzerinde bölücü, kanlı emperyal planlara geniş kapsamlı araç olmak çok vahim bir hatadır. 2011 ilkbaharından beri, 5+ yıldır Türkiye, Suriye’de iç savaş ve parçalanmanın ne yazık ki en aktif taraflarındandır. Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanmak üzere şikayet edilmiştir! Gelinen yer ülkemizin kan – revan içinde perişanlığıdır.

Hala Suriye konusunda ikircikli ve yarım ağız konuşuyor AKP – RTE.. Hala “Esed” diyerek dünkü aile dostu – birader Esat, Amerikan ağzıyla telaffuz ediliyor. Hala “geçiş dönemi Esed ile olabilr ama sonra hayır..” denebiliyor!?.. Adama sorarlar, siz kim oluyorsunuz da Suriye’ye devlet başkanı belirlemeye kalkıyorsunuz?! Yetki ve egemenlik hakkı Suriye halkınındır. Türkiye’nin bu tutumu uluslararası hukuk ve BM Anlaşmaları bağlamında suçtur. Yarın Batılılar sütten çıkmış ak kaşık gibi sıyrılır ve Türkiye’yi “haydut devlet” bile ilan edebilirler!

Bir an önce Atatürk’ün dış politikasına dönünüz.. Koskoca bir ülkenin kişilikli – namuslu – erdemli, ilkeli, karşılıklı çıkarlara saygılı ve içişlerine karışmayan, barışçıl bir dış politikası olsun; maşa – piyon – taşeron vb. utandırıcı işlevlere asla soyunmasın!

Sevgi ve saygı ile.
23 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Hüsnü Mahalli : Neden oldu?

Neden oldu?

17 Kasım 2015’te Bu Azizi (AS : 17 Aralık 2010 ve Muhammed Buazizi olacak) adındaki genç kendini yakınca Tunus’ta olaylar başladı. Sonrasında Mısır, Libya, Bahreyn, Yemen ve Suriye… Öncesinde Irak vardı. Buna ‘Arap Baharı’ demişlerdi.
Kanlı olacağını söylemiştim. 5 yıl sonra her şey ortada.
Yüz binlerce insan öldü, milyonlarcası yaralandı ve sakatlandı, ülkeler yıkıldı,
ekonomiler çöktü ve milyonlarca insan göçmen olarak sürünüyor.
Her yerde büyük acılar var. Tıpkı şimdi Türkiye’de olduğu gibi.
Ruh hastası kimi çevrelerin umurunda değil. Öldürenlerden ve öldürmekten haz alan tipler.
5 yıl önce Türkiye’de kimse öldürülmüyordu.
5 yıl önce Türkiye’de herkes barıştan söz ediyordu.
İnsanlar Kürt sorunu çözülecek diye umutlanmıştı.
5 yıl önce Türkiye’nin hiçbir komşusu ile sorunu yoktu.
5 yıl önce Türkiye’nin Suriye ile sınırları açılmış ve öbür ülkelerle vizeler kaldırılmıştı.
2010 yılında Suriye’den 1.1 milyon insan Türkiye’ye turist olarak gelmiş ve aynı yıl  Türkiye’den Suriye’ye gidenlerin sayısı 1.5 milyonu aşmıştı. Hiçbir olay yaşanmadı.900 kilometrelik Suriye-Türkiye sınırı boyunca insanlar dost ve kardeş olmuştu.
Türkler, Araplar, Kürtler, Süryaniler, Türkmenler, Sünniler, Aleviler, Şiiler…
Coğrafyamızın geleceğini belirleyecek tarihsel bir zaferin ilk adımları atılmıştı.
Ama olmadı. Birileri bundan hiç hoşlanmamıştı. Aniden Esad diktatör oldu.
Sonrası bildik hikaye : ‘Vurun kahpeye’.
Dünyanın tüm ruh hastaları Türkiye üzerinden Suriye’ye taşındı.
Dünyanın en sapık, manyak ve katil terör örgütleri Suriye’de kuruldu, kurduruldu.
Hem de din adına. Suriye ve Irak halklarına yapmadıklarını bırakmadılar.
Birileri din ve mezhep adına çok seviniyordu. Sevinç 5 yıl sürdü sonra işler ters gitti.Esad direndi; ‘Arap Baharı’ çöktü, Müslüman Kardeşler seçilmedi ve birilerinin saltanat ve hilafet hayalleri suya düştü. İçerde de işler iyi gitmiyordu.
Cumhurbaşkanı oldu ama Başkan olamadı.
7 Haziran’da AKP 400 milletvekili kazanamadı.
20 Temmuz 2015’te Suruç’ta 32 can IŞİD terörünün kurbanı oldu.
Sonrasında karanlık bir PKK saldırısı.

82 günde 145’i asker, polis ve korucu olmak üzere toplamda 370 can.

Yapan da belli yaptıran da. Türkiye artık terörün kıskacında.
Daha önce de yazdım :

  • IŞİD özel ilgi gösterdiği Türkiye’yi asla rahat bırakmayacaktır.
Adamlar ruh hastası. Rusya müdahalesi sonrasında Suriye ve Irak’ta sıkışınca Türkiye’ye gelecekler. PKK olayı AKP iktidarında giderek karmaşık bir durum alacak.
PKK 30 yıl önceki PKK değil. PYD, PKK’ya bölgesel ve uluslararası artı bir boyut kazandırdı. Kürt sorunu ise Suriye’den dolayı Obama ve Putin’in ilgi alanı içinde.

Özetle Türkiye’nin başı belada. AKP’nin umrunda değil.

AKP iktidarda kaldığı sürece Türkiye’nin hiçbir konuda şansı yok.

Terör senaryolarını yazanlar çoğalacak. Kürt sorununun çözümü imkansızlaşır.
Bölgesel tüm ilişkiler çok daha riskli bir hal alabilir.

1 Kasım’da Türkiye AKP’den kurtulmalı.
Kurtulursa terör de son bulacak. Kurtulmazsa hepimizin canı acıyacak.
AKP çok sevinecek. Suriye’de ölenlere sevindiği gibi.========================================

Dostlar,

Acı ama gerçek Sn. Mahall’nin yazdıkları..
Sn. Mahalli, Ortadoğu, özellikle Suriye konusunda seçkin bir uzman. O’nu izlemeli.
Bizim de ha bire yazdığımız, yazdığımız gibi…
1 Kasım 2015 genel seçimleri Türkiye için bir milat olacak..

ASLA unutulmasın; AKP’nin göz yumup Esad’a karşı her tür desteği verdiği IŞİD‘in
20 Temmuz 2015 Suruç katliamından bu yana (32 can aldı!),

82 günde 145’i asker, polis ve korucu olmak üzere toplamda 370 can.

Sevgi ve saygı ile.
13.10.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Ne zaafı, gülüyorsun işte!

Ne zaafı, gülüyorsun işte!

Serdar Kızık
Yurttaşlarımızın katledildiği hain ve alçak saldırının ardından düşündüm:
Bu karanlığa ne yazabilirim?
Gözümün önüne kapkara bir Türkiye haritası geldi…

***

Her şeyden önce şu saptamayı yapmalı:
Ülkede yaratılan karanlığın sorumlusu tümüyle AKP iktidarıdır.
Tepeden tırnağa neredeyse tüm kadroları iç politikada ülkeyi ayrıştırmış, ötekileştirmiş, toplumu parçalamış, dış ilişkilerde Türkiye’nin başına beklenmedik belaları sarmıştır.
Terör ortamının yaratılmasının sorumlusu, açık seçik bu iktidardır…

Başbakan Davutoğlu, katliamın ardından konuşuyor. Bombayı patlatan olası örgütleri sıralıyor.
PKK, IŞİD, DHKPC, MLKP…
Kimdir, arkasındaki güçler, egemenler kimdir, şu anda bilmiyoruz.
Türkiye’nin geçmiş tarihine bakılırsa 1 Mayıs, Maraş, Sivas katliamları ve faili meçhul cinayetler düşünülürse, devlet terörü diye bir kavram da var.
Yabancı istihbarat örgütlerinin eylemleri, gladyonun yaptıkları var.
***

Peki, Ankara katliamının sorumlusu kim?
Aydınlatılmadıkça kuşkusuz devlet mekanizması, iktidar sorumlu olacaktır.
Tıpkı aydınlatılmayan Suruç, Diyarbakır ve benzeri katliamlar gibi…
Dikkat çekerim… İktidarın İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlarının önceki gün yaptığı
basın toplantısı ibretliktir.

İstifa etmesi gereken İçişleri Bakanı, “Güvenlik zaafı var mı” sorusunu “yok” diye yanıtlarken Adalet Bakanı’nın o alaycı gülümsemesi neyi anlatıyor?

Evet zaaf yok, artık AKP politikaları sayesinde ülkede ciddi bir güvenlik açığı ve sorunu var. Can güvenliği sorunu var.
İlkokul çocuklarının voleybol karşılaşmalarında bile güvenlik gerekçesiyle
velilerin bozuk paralarını toplayan bir anlayış, Ankara’nın göbeğinde canlı bombalardan nasıl habersiz olur?

Yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği, yaralandığı katliam münferit bir olay sayılabilir mi?
Asla…
***

Arap Baharı’ndan başlayalım…
Sözüm ona baskıcı, despotik yönetimleri kaldırmak, demokrasiyi yerleştirmek adına
İslam ülkelerinde yaratılan kalkışmanın sonuçları ortada.

Ne demokrasi geldi, ne özgürlük ne de insan hakları…
Tersine parçalanmış ülkeler yaratıldı, etnik ve mezhepsel çatışmalar, kan ve gözyaşı,
ölüm geldi coğrafyamıza.

Emperyalizmin sözde mücadele ettiği IŞİD, El Kaide benzeri radikal siyasal İslamcılara
yol verildi.


Şimdi hedefte Türkiye var. Onun için terör oluyor, onun için insanlarımız katlediliyor.
***

  • Saldırının ardından gece sokağa çıktığımda karşılaştığım arkadaşlar, tanık olduğum değerlendirmeler, benim de ülkedeki karanlığa bakıp “daha yazacak ne kaldı”sonucuna vardığım, büyük bir karamsarlığı yansıtıyordu.
    Ancak düşündüm…
    Terör karanlık istiyor, insanları evlerine kapatmak, korkutmak, sindirmek istiyor.
    Onlar amaçladıklarına ulaşmamalı.
    Teröre karşı mücadele sürmeli.
    Aydınlık, savaşsız, sömürüsüz bir ülke geleceğine yönelik umutlar korunmalı, güçlendirilmeli.
    Bu açıdan kalıcı bir çözüm değil, ama 1 Kasım seçimleri, kısa erimde karanlığı yaratanlara büyük yanıt olacaktır.
    Karanlık, sonsuza değin süremez. Gün doğar memleketimde, yeniden çiçekler açar,
    yaşam sevinci güçlenir.

    Bugünkü koşulları yaratan iktidarın uzaklaştırılmasıyla, ülkenin önü açılabilir.
    Ondan sonrası, bu düzenin sorumlularının hukuk önünde adil bir yargılamayla
    hesap vermesidir.
    ==================================

    Dostlar,

    Serdar Kızık’tan, İzmir kıyılarından meltem esintisiyle iyimserlik aşılayan bir yazı..

    Buna da elbette gereksinim var..
    Biz de umutluyuz.. Katılıyoruz Serdar beye..

    Yazının son bölümünü bu nedenle, izninizle yineliyoruz…

    *****
    “… Terör karanlık istiyor, insanları evlerine kapatmak, korkutmak, sindirmek istiyor.
    Onlar amaçladıklarına ulaşmamalı.
    Teröre karşı mücadele sürmeli.
    Aydınlık, savaşsız, sömürüsüz bir ülke geleceğine yönelik umutlar korunmalı, güçlendirilmeli.
    Bu açıdan kalıcı bir çözüm değil, ama 1 Kasım seçimleri, kısa erimde karanlığı yaratanlara büyük yanıt olacaktır.
    Karanlık, sonsuza değin süremez. Gün doğar memleketimde, yeniden çiçekler açar,
    yaşam sevinci güçlenir.

    Bugünkü koşulları yaratan iktidarın uzaklaştırılmasıyla, ülkenin önü açılabilir.
    Ondan sonrası, bu düzenin sorumlularının hukuk önünde adil bir yargılamayla
    hesap vermesidir..”

    Çooook acılıyız ama AYAKTAYIZ…1 Kasım 2015 seçimleri AKP – RTE zorlaması ile yineletilen bir seçimdir..
    Erken seçim değildir!

    AKP oyları sayısal olarak sayısal olarak artmıyor.. 18.8 milyon dolayında idi 7 Haziran’da.
    % 16 katılmayan kitle 9,1 milyon.. er 7 seçmenden 1’i! Bunlar AKP seçmeni değil..
    Seçime katılımın her %1 puan artışı, AKP oylarını neredeyse %1 azaltıyor oransal olarak..
    Örneğin % 84 yerine 6 puan artarak %90 olsa seçime katılım, AKP oyları % 41’den 5-6 puan geriye düşüyor.. 1. parti bile olamayabilir o zaman AKP.. CHP 1. parti olabilir..
    İktidardan düşürülen AKP hızla dağılır ve yargıda hesap sorulabilir..

    YURTTAŞ, 1 KASIM’da OY KULLAN.. GEÇERLİ OY KULLAN.. İSTEDİĞİNE VER..
    AMA MUTLAKA GEÇERLİ OY KULLAN; AKP BELASINDAN KURTULALIM..

    Sevgi ve saygı ile.
    12 Ekim 2015, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

Hüsnü Mahalli : ​Haydi Bismillah

​Haydi Bismillah

Hüsnü Mahalli

Hüsnü Mahalli
hmahalli@hotmail.com
YURT, 07 Ekim 2015

Rusya’nın Suriye’ye uçak göndermesine kızanlara bakın :
Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar ve diğer Körfez ülkeleri…
Hepsinde Amerikan üsleri var.
Bu üslerde on binlerce Amerikan askeri, yüzlerce savaş uçağı, deniz filoları ve bilmedik bir sürü karanlık merkezler.
En taze örnek İncirlik’in yanı sıra Diyarbakır, Malatya ve Batman askeri havaalanlarının
ABD uçaklarına açılması.
CIA’yı anlatmaya gerek yok, perde arkasından çok şeyi idare eder.

Hüsnü Mahalli: Herkes hava saldırılarından sonra kara operasyonlarını bekliyor

Örneğin dört buçuk yıldır Suriye’de savaşan ruh hastası yerli ve yabancı katil sürülerini.
Örneğin ‘Alevi ve Şiileri öldürün’ fetvasını veren binlerce din adamını ve onların arkasında duran siyasal iktidarları.
Açıklanmış resmi bir sayı olmamakla birlikte bu ruh hastası katiller geçen süre içinde
en az 50-60 bin Suriye askerini öldürdü.
Bu ruh hastaları geçen süre içinde Alevi ve Şii bölgeleri hedef alarak en az o kadar insanı öldürdüler.
Esad yönetimi mezhep düşmanlığını kışkırtmasın diye bunlardan söz etmiyor.
Ama Sünni’si, Alevi’si, Dürzi’si, Hıristiyanı, Kürdü, Arabı ve tüm kesimleri ile Suriye halkı
bu gerçeği biliyor. Tıpkı AKP yönetiminde Ankara’nın her şeyin baş sorumlusu olduğunu bildikleri gibi.
Herkes ‘Putin’in Erdoğan’a gereken yanıtı vereceğine’ inanıyor ve bundan dolayı
insanların morali hızla yükseliyor.
Herkes hava saldırılarından sonra kara operasyonlarını bekliyor.
Operasyonlar ağırlıklı olarak Türkiye sınırına yakın bölgelerde cereyan edecek.
Çünkü Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün ve CIA destekli tüm terör örgütleri bu bölgelerde barınıyor. IŞİD, Nusra ve aynı ideolojiyi paylaşan 10 kadar örgüt.
Bu bölgelerde 30 bin kadar adamlara var.
Bunlar içinde 5 bin kadar Türkmen ve bunun iki katı Çeçen, Kafkas kökenli, Orta Asya ve Uygur Türkü var.
Putin ‘Bunlar bana gelmeden ben onlara gider temizlerim.’ demişti.
Yakın da Çin de bu işin içine girecek.

Bağdat’ta kurulan ‘Ortak Operasyon Merkezi’nde ise Rus, Iraklı, Suriyeli ve İranlı subaylar beraber çalışıyor. IŞİD’e karşı ortak mücadelenin planlarını yapan bu subaylar olası operasyonların da alt yapısını hazırlıyorlar. Arap medyasına göre Lübnan Hizbullahı da bu işin içinde.
ÖzetleArap Baharı‘dan bu yana ilk kez rüzgar Suriye ve Irak’ta ters esmeye başladı.
Putin’in Sibirya soğuğu Körfez’in o ilkel, çağ dışı, bağnaz ve rezil kral, emir ve şeyhlerini
tir tir titretiyor.

Erdoğan ne yapar işte orası karışık.

Suriye’nin kuzeyinde uçuşa yasak bölge, tampon bölge ve son olarak güvenli bölge olmadı.
Putin ‘ Ilımlı ılımsız dinlemem tüm teröristleri yok edeceğim’ diyor.
ABD ve Batılı ülkeler dandik açıklamalarla idare ediyorlar.
Hepsi AKP yönetiminde Ankara’dan hoşlanmıyor .
Hepsi AKP yönetiminde Ankara’nın Suriye’de ne yaptığını biliyor.
Hepsi AKP yönetiminde Ankara’nın bilerek ve planlı olarak yüz binlerce Suriyeli mülteciyi botlara bindirip Yunan adalarına gönderdiğini izliyor.
Hepsi de AKP yönetiminde Ankara’nın on binlerce katilin Türkiye üzerinden Suriye’ye geçişine izin verdiğini hatırlıyor.
Ve şimdi hepsi bu katillerin sıkıştıklarında tekrar Türkiye’ye kaçacaklarını biliyor.
Başka da çareleri yok. Ya ölecekler ya da Türkiye’ye kaçıp geldikleri ülkelere
geri dönmeye çalışacaklar.
İşte temel soru bu : Böyle bir durumda AKP yönetiminde Ankara ne yapacak?
Gerginlik devam ederse, asla geri adım atmayacağı belli olan Rusya ile savaşa tutuşacak mı?
Putin ‘Teröristlere gelişmiş silah verenleri vururum’ dediğine göre,
AKP yönetiminde Ankara dostu grupların yok oluşunu mu seyredecek?
Ya da kaçmaktan başka çareleri olmayan teröristlere kapılarını açarak onları sonraki savaşlar için mi barındıracak.
Bu ve benzeri soruları çoğaltabiliriz.

Alevi Esad’ı deviremeyenler şimdi de ‘Haydi Bismillah’ deyip Komünist Putin’in peşine düştü.
Mehter takımı seçim mitinglerinde hazır.
Neresinden bakarsanız bakın AKP yönetiminde Ankara’nın başı büyük belada.
Ateş çemberi giderek daralıyor.
Rüzgar eken AKP, Rus uçağının navigasyon cihazını bozdu ama doğal gaz vanası hala çalışıyor.

============================

Dostlar,

Suriye kökenli araştırmacı gazeteci – yazar Sn. Hünü Mahalli, Suriye gerçeğini çarpıcı biçimde özetlemekte. AKP – RTE, yüz kızartıcı Suriye politikası ile ülkemizi büyük sorunların içine sürükledi. Tam bir tıkanmışlık ve çaresizlik içinde AKP – RTE..

Her şeye karşın gene de 1 Kasım seçimine günler kala, her türlü rasyonelden uzak bir dış politika çılgınlığı beklenir bu yönetimden. Örn. birkaç Rus uçağıını düşürme ya da “düşürdük” sansasyonu ile seçmenin ulusalcı duygularını yönlendirme..

Hep yazdık, bu kritik süreçte CHP – MHP çoook dikkatli olmalı ve AKP hükümetinden bilgilenme istemelidir. Ne yazık ki böylesi bir dönemde TBMM kapaşıdır!

Ne yazık ki böylesi zor bir dönemde ülkemizin yurtsever komutanları, aydınları, gazetecileri
3 gündür sabahtan akşama Yargıtay’da Poyrazköy kumpas davasında savunma vermekteler.
Kumpası FG Terör Örgütü, ABD-Siyonizm ile birlikte kurgulayanlar  ise serbest ve ülke yönetiminde..

TSK’ya olağanüstü kritik görev ve sorumluluk düşmekte.. AKP iktidarının ve Başkomutan RTE’nin ulsal çıkarlarımızla, reel politikle bağdaşmayan talimatlarını yerine getirmemeliler. Gerektiğinde bu baskıları ve hykuk dışı emirleri kamuoyu ile paylaşmalılar..

Dün de yazdık, Necdet Öztorun paşayı örnek verdik..
Türkiye binlerce yıllık deneyimi ve geleneği olan bir ülke.
Bu sorumsuz ve kifayetsiz muhteris kadroların elinden de kurtulmasını bilecektir 1 Kasım’da..
Bunca ufuksuz, sorumsuz ve ağır faturalı bir güdümlü siyasetin elbette hesabı sorulmalıdır.

Lütfen okur musunuz ?
AKP – RTE’nin YÜZ KIZARTICI SURİYE POLİTİKASI ve GELİNEN YER
(http://ahmetsaltik.net/2015/08/01/akp-rtenin-yuz-kizartici-suriye-politkasi-ve-gelinen-yer/)

Sevgi ve saygı ile.
07 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dinin yakasından düşün!

 

14 Şubat 1945’te ABD Başkanı Roosevelt (AS: Franklin D.) Suudi Kral Abdülaziz’e ‘Bundan böyle ben senin iktidarını koruyacağım sen de dinini ve mezhebini benim için kullanacaksın.’ dedi.

ABD 1947’de BM’deki gücünü kullanarak Filistin’in yarısını alarak Yahudilere verdi ve İsrail devletini kurdu. ‘En hakiki Müslüman ve Kutsal Mekanların Hizmetkarı’ Kral, İslam dini adına sesini çıkarmadı.

Suudiler ilk kez İslam dinini dinin aleyhine karşı kullanmıştı. Ya da İslam dininin gereği olarak Filistin’e ve Müslümanlar’ın ilk Kıblesi Kudüs’e sahip çıkmamıştı. Suudiler 70 yıldır bu ihanetin içinde.

Yani İslam dinini hem kendi hem de patronlarının çıkarlarını korumak için siyasette bir araç olarak kullanıyorlar. Geçen süre içinde Suudiler bu anlayışı yerleştirmek ve yaygınlaştırmak için dünyadaki tüm İslamcı parti, örgüt, grup, dernek, cemaat ve dini okulların tümüne dolaylı-dolaysız milyarlarca dolar para dağıttılar.

Yeşil Sermaye denilen karanlık finans kurumları bunun için var olmuştur.
İslam ülkelerinde birçok iktidar Suudiler’in işini kolaylaştırmak için her zaman dini kendi iktidarlarını korumak ve güçlendirmek için bir araç olarak kullandılar. 
Bunun için halklarını sürekli yoksul ve cahil bırakıyorlardı.
Arap ve Müslüman ülkelerinin içinde bulunduğu durum bunu açıklıyor.
Okuma yazma oranları, kişi başına düşen milli gelir ve yüzeysel ama etkili din algısı.
Bununla yetinmeyen Suudiler dine en büyük darbeyi vurmak için Afganistan olaylarını bekledi.

  • Kaide ve Taliban’ı CIA ve Pakistan istihbaratı ile kuran Suudiler
    dini yaşamın her alanında ön plana çıkarmayı başardılar.

İslam dini ‘Allahsız komünistlere karşı’  kullanılıyor ve ‘Mücahitler’ din adına Batının kölesi haline getiriliyordu.

‘Arap Baharı’ Suudiler ve Müslüman dostları için yeni bir fırsat yarattı.
Dini dünyevi amaçları için kullanan Müslümanlar iktidar olacak ve Allah adına herkesten hesap soracaktı.
Yani Ahiret’i bu dünyada ilan edip Allah düşmanlarını cehennemde cayır cayır yakacaklardı.
Aleviler’i, Şiiler’i, komünistleri, solcuları, laikleri, liberalleri hatta ‘evet ama yetmezcileri’…
Suudi ve Körfez’in parası devreye girmişti.
Camiler, imamlar, din adamları, liderler, partiler, örgütler, dernekler, üniversiteler ve medya hep birlikte görev başındaydılar.
Ama olmadı.

Olmayınca imdada IŞİD, Nusra, Boko Haram, El-Şabab ve benzeri ruh hastası gruplar yetişti.
‘İslamı en iyi biz araç olarak kullanırız’ dediler.
Dediler ve kafa kesmeye, intihar saldırılarında bulunmaya, kurşuna dizmeye, tecavüz etmeye ve bilumum kanlı ve rezil işleri yapmaya başladılar.
Yaptıkları her şeyde dini müthiş bir araç olarak kullandılar.
70 yıldır Müslüman ülkelerde ABD işbirlikçisi iktidarların dini ‘komünist ve solculara karşı’ kanlı bir araç olarak kullandığı gibi.
Çok uzaklara gitmeye gerek yok.
Missouri Zırhlısı’nın Nisan 1946’da İstanbul ziyaretinden bu yana.
Cami mahyalarına bile ‘Well come Missiouri’ (AS: welcome) yazıldı.
Menderes iktidarı ile birlikte din artık en etkili siyasal, sosyal, kültürel ve ahlaki bir silah.
Menderes iktidarı iç ve dış politikada ABD’nin emrinde oldu; Din silahını kullanarak.
Bu ülkede her şey ‘komünist tehlikenin önlenmesine’ göre kurgulandı.
Kurgu öyle olunca din adına çok kanlı olaylar yaşandı. Madımak ne ilk ne de son.
Öncesinde… Maraş, Malatya, Çorum, sağ-sol çatışmaları, Kara Cumalar…
Kim neden ve nasıl yaptı?
Sonrasında… Belleğinizi zorlayın ve etrafınıza bakın. Kim ne yapıyor?
Roosevelt-Suud anlaşmasından bu yana öykü hep aynı.
Din dahil herşey dini perişan etmek için dinciler tarafından kullanıldı kullanılıyor.
Çalıp çırpmak, rüşvet verip almak, yalan söyleyip insanları kandırmak ve onlara ‘Yemin billah ne yaptıysak Allah ve İslam için yaptık’ demek.
‘800 kişinin ölmesi Hac’ın fıtratında vardır’ demek gibi. (AS: Bin’i çook geçti korkarız!)
‘AKP’ye oy vermeyenler Cennet’e gitmez’ demek gibi.
Verenlerin nereye gideceğini bilen yok. Önemli olan her şeye besmele ile başlamak.
Dinin de dincilerden neler çektiğini bir tek dinin sahibi Allah bilir.
Hesabını da elbet sorar.

‘Münafıklar cehennem ateşinin en dibinde olacaklar ve onlara hiç kimse yardım edemez’
(Nisa Suresi : 145)

======================================

Dostlar,

Ortadoğu konusunda uzman Suriyeli gazeteci – araştırmacı – yazar Sayın Hüsnü Mahalli, özellikle sislendirilen ve anlaşılması zor kılınan “karmaşık ve kanlı ” Ortadoğu Politik Denklemlerine ışık tutuyor. O’nun ustalıklı irdelemeleri, Kurguları kavramamızı kolaylaştırıyor. Öngörülerinin gerçekleşmesi de ayrı bir kazanç..

O’nu izliyor ve O’ndan öğreniyoruz..
Mahalli, yazılarında hep, “ne yaparsanız yapın Esad’ı indiremeyeceksiniz…” temasını işleyegeldi. NewYork’taki BM görüşmelerinde Putin’in ABD’ye (Obama’ya) bu bağlamda geri adım attrıması dünya barışı açısından son derece önemli bir kazanımdır.

Erdoğan da geöen hafta Moskova ziyaretinin ardından ağız değiştirerek 180 derece dönmüş ve 4 yıl önce bu ülkede iç savaş başlatan emperyalizmin maşası ülke Türkiye değilmiş gibi, birkaç ay içinde Şam’da Emevi camisiınde namaz kılmaya koşullananlar kendileri değilmiş gibi..  Bay RTE artık, “.. Geçiş döneminde de olsa Esad’la devem edilebilir…” noktasına gelmiştir. Acaba Taç giyen baş mı akıllanmıştır; yoksa bu kez de Putin mi Erdoğan’ı kandırmaktadır??

Sırada kim / hangi kurum – devlet – cemaat -tarikat – parti..
var AKP ve RTE’yi kandıracak??


Sevgi ve saygı ile.
29.09.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com