Hüsnü Mahalli : Neden oldu?

Neden oldu?

17 Kasım 2015’te Bu Azizi (AS : 17 Aralık 2010 ve Muhammed Buazizi olacak) adındaki genç kendini yakınca Tunus’ta olaylar başladı. Sonrasında Mısır, Libya, Bahreyn, Yemen ve Suriye… Öncesinde Irak vardı. Buna ‘Arap Baharı’ demişlerdi.
Kanlı olacağını söylemiştim. 5 yıl sonra her şey ortada.
Yüz binlerce insan öldü, milyonlarcası yaralandı ve sakatlandı, ülkeler yıkıldı,
ekonomiler çöktü ve milyonlarca insan göçmen olarak sürünüyor.
Her yerde büyük acılar var. Tıpkı şimdi Türkiye’de olduğu gibi.
Ruh hastası kimi çevrelerin umurunda değil. Öldürenlerden ve öldürmekten haz alan tipler.
5 yıl önce Türkiye’de kimse öldürülmüyordu.
5 yıl önce Türkiye’de herkes barıştan söz ediyordu.
İnsanlar Kürt sorunu çözülecek diye umutlanmıştı.
5 yıl önce Türkiye’nin hiçbir komşusu ile sorunu yoktu.
5 yıl önce Türkiye’nin Suriye ile sınırları açılmış ve öbür ülkelerle vizeler kaldırılmıştı.
2010 yılında Suriye’den 1.1 milyon insan Türkiye’ye turist olarak gelmiş ve aynı yıl  Türkiye’den Suriye’ye gidenlerin sayısı 1.5 milyonu aşmıştı. Hiçbir olay yaşanmadı.900 kilometrelik Suriye-Türkiye sınırı boyunca insanlar dost ve kardeş olmuştu.
Türkler, Araplar, Kürtler, Süryaniler, Türkmenler, Sünniler, Aleviler, Şiiler…
Coğrafyamızın geleceğini belirleyecek tarihsel bir zaferin ilk adımları atılmıştı.
Ama olmadı. Birileri bundan hiç hoşlanmamıştı. Aniden Esad diktatör oldu.
Sonrası bildik hikaye : ‘Vurun kahpeye’.
Dünyanın tüm ruh hastaları Türkiye üzerinden Suriye’ye taşındı.
Dünyanın en sapık, manyak ve katil terör örgütleri Suriye’de kuruldu, kurduruldu.
Hem de din adına. Suriye ve Irak halklarına yapmadıklarını bırakmadılar.
Birileri din ve mezhep adına çok seviniyordu. Sevinç 5 yıl sürdü sonra işler ters gitti.Esad direndi; ‘Arap Baharı’ çöktü, Müslüman Kardeşler seçilmedi ve birilerinin saltanat ve hilafet hayalleri suya düştü. İçerde de işler iyi gitmiyordu.
Cumhurbaşkanı oldu ama Başkan olamadı.
7 Haziran’da AKP 400 milletvekili kazanamadı.
20 Temmuz 2015’te Suruç’ta 32 can IŞİD terörünün kurbanı oldu.
Sonrasında karanlık bir PKK saldırısı.

82 günde 145’i asker, polis ve korucu olmak üzere toplamda 370 can.

Yapan da belli yaptıran da. Türkiye artık terörün kıskacında.
Daha önce de yazdım :

  • IŞİD özel ilgi gösterdiği Türkiye’yi asla rahat bırakmayacaktır.
Adamlar ruh hastası. Rusya müdahalesi sonrasında Suriye ve Irak’ta sıkışınca Türkiye’ye gelecekler. PKK olayı AKP iktidarında giderek karmaşık bir durum alacak.
PKK 30 yıl önceki PKK değil. PYD, PKK’ya bölgesel ve uluslararası artı bir boyut kazandırdı. Kürt sorunu ise Suriye’den dolayı Obama ve Putin’in ilgi alanı içinde.

Özetle Türkiye’nin başı belada. AKP’nin umrunda değil.

AKP iktidarda kaldığı sürece Türkiye’nin hiçbir konuda şansı yok.

Terör senaryolarını yazanlar çoğalacak. Kürt sorununun çözümü imkansızlaşır.
Bölgesel tüm ilişkiler çok daha riskli bir hal alabilir.

1 Kasım’da Türkiye AKP’den kurtulmalı.
Kurtulursa terör de son bulacak. Kurtulmazsa hepimizin canı acıyacak.
AKP çok sevinecek. Suriye’de ölenlere sevindiği gibi.========================================

Dostlar,

Acı ama gerçek Sn. Mahall’nin yazdıkları..
Sn. Mahalli, Ortadoğu, özellikle Suriye konusunda seçkin bir uzman. O’nu izlemeli.
Bizim de ha bire yazdığımız, yazdığımız gibi…
1 Kasım 2015 genel seçimleri Türkiye için bir milat olacak..

ASLA unutulmasın; AKP’nin göz yumup Esad’a karşı her tür desteği verdiği IŞİD‘in
20 Temmuz 2015 Suruç katliamından bu yana (32 can aldı!),

82 günde 145’i asker, polis ve korucu olmak üzere toplamda 370 can.

Sevgi ve saygı ile.
13.10.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Ne zaafı, gülüyorsun işte!

Ne zaafı, gülüyorsun işte!

Serdar Kızık
Yurttaşlarımızın katledildiği hain ve alçak saldırının ardından düşündüm:
Bu karanlığa ne yazabilirim?
Gözümün önüne kapkara bir Türkiye haritası geldi…

***

Her şeyden önce şu saptamayı yapmalı:
Ülkede yaratılan karanlığın sorumlusu tümüyle AKP iktidarıdır.
Tepeden tırnağa neredeyse tüm kadroları iç politikada ülkeyi ayrıştırmış, ötekileştirmiş, toplumu parçalamış, dış ilişkilerde Türkiye’nin başına beklenmedik belaları sarmıştır.
Terör ortamının yaratılmasının sorumlusu, açık seçik bu iktidardır…

Başbakan Davutoğlu, katliamın ardından konuşuyor. Bombayı patlatan olası örgütleri sıralıyor.
PKK, IŞİD, DHKPC, MLKP…
Kimdir, arkasındaki güçler, egemenler kimdir, şu anda bilmiyoruz.
Türkiye’nin geçmiş tarihine bakılırsa 1 Mayıs, Maraş, Sivas katliamları ve faili meçhul cinayetler düşünülürse, devlet terörü diye bir kavram da var.
Yabancı istihbarat örgütlerinin eylemleri, gladyonun yaptıkları var.
***

Peki, Ankara katliamının sorumlusu kim?
Aydınlatılmadıkça kuşkusuz devlet mekanizması, iktidar sorumlu olacaktır.
Tıpkı aydınlatılmayan Suruç, Diyarbakır ve benzeri katliamlar gibi…
Dikkat çekerim… İktidarın İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlarının önceki gün yaptığı
basın toplantısı ibretliktir.

İstifa etmesi gereken İçişleri Bakanı, “Güvenlik zaafı var mı” sorusunu “yok” diye yanıtlarken Adalet Bakanı’nın o alaycı gülümsemesi neyi anlatıyor?

Evet zaaf yok, artık AKP politikaları sayesinde ülkede ciddi bir güvenlik açığı ve sorunu var. Can güvenliği sorunu var.
İlkokul çocuklarının voleybol karşılaşmalarında bile güvenlik gerekçesiyle
velilerin bozuk paralarını toplayan bir anlayış, Ankara’nın göbeğinde canlı bombalardan nasıl habersiz olur?

Yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği, yaralandığı katliam münferit bir olay sayılabilir mi?
Asla…
***

Arap Baharı’ndan başlayalım…
Sözüm ona baskıcı, despotik yönetimleri kaldırmak, demokrasiyi yerleştirmek adına
İslam ülkelerinde yaratılan kalkışmanın sonuçları ortada.

Ne demokrasi geldi, ne özgürlük ne de insan hakları…
Tersine parçalanmış ülkeler yaratıldı, etnik ve mezhepsel çatışmalar, kan ve gözyaşı,
ölüm geldi coğrafyamıza.

Emperyalizmin sözde mücadele ettiği IŞİD, El Kaide benzeri radikal siyasal İslamcılara
yol verildi.


Şimdi hedefte Türkiye var. Onun için terör oluyor, onun için insanlarımız katlediliyor.
***

  • Saldırının ardından gece sokağa çıktığımda karşılaştığım arkadaşlar, tanık olduğum değerlendirmeler, benim de ülkedeki karanlığa bakıp “daha yazacak ne kaldı”sonucuna vardığım, büyük bir karamsarlığı yansıtıyordu.
    Ancak düşündüm…
    Terör karanlık istiyor, insanları evlerine kapatmak, korkutmak, sindirmek istiyor.
    Onlar amaçladıklarına ulaşmamalı.
    Teröre karşı mücadele sürmeli.
    Aydınlık, savaşsız, sömürüsüz bir ülke geleceğine yönelik umutlar korunmalı, güçlendirilmeli.
    Bu açıdan kalıcı bir çözüm değil, ama 1 Kasım seçimleri, kısa erimde karanlığı yaratanlara büyük yanıt olacaktır.
    Karanlık, sonsuza değin süremez. Gün doğar memleketimde, yeniden çiçekler açar,
    yaşam sevinci güçlenir.

    Bugünkü koşulları yaratan iktidarın uzaklaştırılmasıyla, ülkenin önü açılabilir.
    Ondan sonrası, bu düzenin sorumlularının hukuk önünde adil bir yargılamayla
    hesap vermesidir.
    ==================================

    Dostlar,

    Serdar Kızık’tan, İzmir kıyılarından meltem esintisiyle iyimserlik aşılayan bir yazı..

    Buna da elbette gereksinim var..
    Biz de umutluyuz.. Katılıyoruz Serdar beye..

    Yazının son bölümünü bu nedenle, izninizle yineliyoruz…

    *****
    “… Terör karanlık istiyor, insanları evlerine kapatmak, korkutmak, sindirmek istiyor.
    Onlar amaçladıklarına ulaşmamalı.
    Teröre karşı mücadele sürmeli.
    Aydınlık, savaşsız, sömürüsüz bir ülke geleceğine yönelik umutlar korunmalı, güçlendirilmeli.
    Bu açıdan kalıcı bir çözüm değil, ama 1 Kasım seçimleri, kısa erimde karanlığı yaratanlara büyük yanıt olacaktır.
    Karanlık, sonsuza değin süremez. Gün doğar memleketimde, yeniden çiçekler açar,
    yaşam sevinci güçlenir.

    Bugünkü koşulları yaratan iktidarın uzaklaştırılmasıyla, ülkenin önü açılabilir.
    Ondan sonrası, bu düzenin sorumlularının hukuk önünde adil bir yargılamayla
    hesap vermesidir..”

    Çooook acılıyız ama AYAKTAYIZ…1 Kasım 2015 seçimleri AKP – RTE zorlaması ile yineletilen bir seçimdir..
    Erken seçim değildir!

    AKP oyları sayısal olarak sayısal olarak artmıyor.. 18.8 milyon dolayında idi 7 Haziran’da.
    % 16 katılmayan kitle 9,1 milyon.. er 7 seçmenden 1’i! Bunlar AKP seçmeni değil..
    Seçime katılımın her %1 puan artışı, AKP oylarını neredeyse %1 azaltıyor oransal olarak..
    Örneğin % 84 yerine 6 puan artarak %90 olsa seçime katılım, AKP oyları % 41’den 5-6 puan geriye düşüyor.. 1. parti bile olamayabilir o zaman AKP.. CHP 1. parti olabilir..
    İktidardan düşürülen AKP hızla dağılır ve yargıda hesap sorulabilir..

    YURTTAŞ, 1 KASIM’da OY KULLAN.. GEÇERLİ OY KULLAN.. İSTEDİĞİNE VER..
    AMA MUTLAKA GEÇERLİ OY KULLAN; AKP BELASINDAN KURTULALIM..

    Sevgi ve saygı ile.
    12 Ekim 2015, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

Hüsnü Mahalli : ​Haydi Bismillah

​Haydi Bismillah

Hüsnü Mahalli

Hüsnü Mahalli
hmahalli@hotmail.com
YURT, 07 Ekim 2015

Rusya’nın Suriye’ye uçak göndermesine kızanlara bakın :
Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar ve diğer Körfez ülkeleri…
Hepsinde Amerikan üsleri var.
Bu üslerde on binlerce Amerikan askeri, yüzlerce savaş uçağı, deniz filoları ve bilmedik bir sürü karanlık merkezler.
En taze örnek İncirlik’in yanı sıra Diyarbakır, Malatya ve Batman askeri havaalanlarının
ABD uçaklarına açılması.
CIA’yı anlatmaya gerek yok, perde arkasından çok şeyi idare eder.

Hüsnü Mahalli: Herkes hava saldırılarından sonra kara operasyonlarını bekliyor

Örneğin dört buçuk yıldır Suriye’de savaşan ruh hastası yerli ve yabancı katil sürülerini.
Örneğin ‘Alevi ve Şiileri öldürün’ fetvasını veren binlerce din adamını ve onların arkasında duran siyasal iktidarları.
Açıklanmış resmi bir sayı olmamakla birlikte bu ruh hastası katiller geçen süre içinde
en az 50-60 bin Suriye askerini öldürdü.
Bu ruh hastaları geçen süre içinde Alevi ve Şii bölgeleri hedef alarak en az o kadar insanı öldürdüler.
Esad yönetimi mezhep düşmanlığını kışkırtmasın diye bunlardan söz etmiyor.
Ama Sünni’si, Alevi’si, Dürzi’si, Hıristiyanı, Kürdü, Arabı ve tüm kesimleri ile Suriye halkı
bu gerçeği biliyor. Tıpkı AKP yönetiminde Ankara’nın her şeyin baş sorumlusu olduğunu bildikleri gibi.
Herkes ‘Putin’in Erdoğan’a gereken yanıtı vereceğine’ inanıyor ve bundan dolayı
insanların morali hızla yükseliyor.
Herkes hava saldırılarından sonra kara operasyonlarını bekliyor.
Operasyonlar ağırlıklı olarak Türkiye sınırına yakın bölgelerde cereyan edecek.
Çünkü Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün ve CIA destekli tüm terör örgütleri bu bölgelerde barınıyor. IŞİD, Nusra ve aynı ideolojiyi paylaşan 10 kadar örgüt.
Bu bölgelerde 30 bin kadar adamlara var.
Bunlar içinde 5 bin kadar Türkmen ve bunun iki katı Çeçen, Kafkas kökenli, Orta Asya ve Uygur Türkü var.
Putin ‘Bunlar bana gelmeden ben onlara gider temizlerim.’ demişti.
Yakın da Çin de bu işin içine girecek.

Bağdat’ta kurulan ‘Ortak Operasyon Merkezi’nde ise Rus, Iraklı, Suriyeli ve İranlı subaylar beraber çalışıyor. IŞİD’e karşı ortak mücadelenin planlarını yapan bu subaylar olası operasyonların da alt yapısını hazırlıyorlar. Arap medyasına göre Lübnan Hizbullahı da bu işin içinde.
ÖzetleArap Baharı‘dan bu yana ilk kez rüzgar Suriye ve Irak’ta ters esmeye başladı.
Putin’in Sibirya soğuğu Körfez’in o ilkel, çağ dışı, bağnaz ve rezil kral, emir ve şeyhlerini
tir tir titretiyor.

Erdoğan ne yapar işte orası karışık.

Suriye’nin kuzeyinde uçuşa yasak bölge, tampon bölge ve son olarak güvenli bölge olmadı.
Putin ‘ Ilımlı ılımsız dinlemem tüm teröristleri yok edeceğim’ diyor.
ABD ve Batılı ülkeler dandik açıklamalarla idare ediyorlar.
Hepsi AKP yönetiminde Ankara’dan hoşlanmıyor .
Hepsi AKP yönetiminde Ankara’nın Suriye’de ne yaptığını biliyor.
Hepsi AKP yönetiminde Ankara’nın bilerek ve planlı olarak yüz binlerce Suriyeli mülteciyi botlara bindirip Yunan adalarına gönderdiğini izliyor.
Hepsi de AKP yönetiminde Ankara’nın on binlerce katilin Türkiye üzerinden Suriye’ye geçişine izin verdiğini hatırlıyor.
Ve şimdi hepsi bu katillerin sıkıştıklarında tekrar Türkiye’ye kaçacaklarını biliyor.
Başka da çareleri yok. Ya ölecekler ya da Türkiye’ye kaçıp geldikleri ülkelere
geri dönmeye çalışacaklar.
İşte temel soru bu : Böyle bir durumda AKP yönetiminde Ankara ne yapacak?
Gerginlik devam ederse, asla geri adım atmayacağı belli olan Rusya ile savaşa tutuşacak mı?
Putin ‘Teröristlere gelişmiş silah verenleri vururum’ dediğine göre,
AKP yönetiminde Ankara dostu grupların yok oluşunu mu seyredecek?
Ya da kaçmaktan başka çareleri olmayan teröristlere kapılarını açarak onları sonraki savaşlar için mi barındıracak.
Bu ve benzeri soruları çoğaltabiliriz.

Alevi Esad’ı deviremeyenler şimdi de ‘Haydi Bismillah’ deyip Komünist Putin’in peşine düştü.
Mehter takımı seçim mitinglerinde hazır.
Neresinden bakarsanız bakın AKP yönetiminde Ankara’nın başı büyük belada.
Ateş çemberi giderek daralıyor.
Rüzgar eken AKP, Rus uçağının navigasyon cihazını bozdu ama doğal gaz vanası hala çalışıyor.

============================

Dostlar,

Suriye kökenli araştırmacı gazeteci – yazar Sn. Hünü Mahalli, Suriye gerçeğini çarpıcı biçimde özetlemekte. AKP – RTE, yüz kızartıcı Suriye politikası ile ülkemizi büyük sorunların içine sürükledi. Tam bir tıkanmışlık ve çaresizlik içinde AKP – RTE..

Her şeye karşın gene de 1 Kasım seçimine günler kala, her türlü rasyonelden uzak bir dış politika çılgınlığı beklenir bu yönetimden. Örn. birkaç Rus uçağıını düşürme ya da “düşürdük” sansasyonu ile seçmenin ulusalcı duygularını yönlendirme..

Hep yazdık, bu kritik süreçte CHP – MHP çoook dikkatli olmalı ve AKP hükümetinden bilgilenme istemelidir. Ne yazık ki böylesi bir dönemde TBMM kapaşıdır!

Ne yazık ki böylesi zor bir dönemde ülkemizin yurtsever komutanları, aydınları, gazetecileri
3 gündür sabahtan akşama Yargıtay’da Poyrazköy kumpas davasında savunma vermekteler.
Kumpası FG Terör Örgütü, ABD-Siyonizm ile birlikte kurgulayanlar  ise serbest ve ülke yönetiminde..

TSK’ya olağanüstü kritik görev ve sorumluluk düşmekte.. AKP iktidarının ve Başkomutan RTE’nin ulsal çıkarlarımızla, reel politikle bağdaşmayan talimatlarını yerine getirmemeliler. Gerektiğinde bu baskıları ve hykuk dışı emirleri kamuoyu ile paylaşmalılar..

Dün de yazdık, Necdet Öztorun paşayı örnek verdik..
Türkiye binlerce yıllık deneyimi ve geleneği olan bir ülke.
Bu sorumsuz ve kifayetsiz muhteris kadroların elinden de kurtulmasını bilecektir 1 Kasım’da..
Bunca ufuksuz, sorumsuz ve ağır faturalı bir güdümlü siyasetin elbette hesabı sorulmalıdır.

Lütfen okur musunuz ?
AKP – RTE’nin YÜZ KIZARTICI SURİYE POLİTİKASI ve GELİNEN YER
(http://ahmetsaltik.net/2015/08/01/akp-rtenin-yuz-kizartici-suriye-politkasi-ve-gelinen-yer/)

Sevgi ve saygı ile.
07 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dinin yakasından düşün!

 

14 Şubat 1945’te ABD Başkanı Roosevelt (AS: Franklin D.) Suudi Kral Abdülaziz’e ‘Bundan böyle ben senin iktidarını koruyacağım sen de dinini ve mezhebini benim için kullanacaksın.’ dedi.

ABD 1947’de BM’deki gücünü kullanarak Filistin’in yarısını alarak Yahudilere verdi ve İsrail devletini kurdu. ‘En hakiki Müslüman ve Kutsal Mekanların Hizmetkarı’ Kral, İslam dini adına sesini çıkarmadı.

Suudiler ilk kez İslam dinini dinin aleyhine karşı kullanmıştı. Ya da İslam dininin gereği olarak Filistin’e ve Müslümanlar’ın ilk Kıblesi Kudüs’e sahip çıkmamıştı. Suudiler 70 yıldır bu ihanetin içinde.

Yani İslam dinini hem kendi hem de patronlarının çıkarlarını korumak için siyasette bir araç olarak kullanıyorlar. Geçen süre içinde Suudiler bu anlayışı yerleştirmek ve yaygınlaştırmak için dünyadaki tüm İslamcı parti, örgüt, grup, dernek, cemaat ve dini okulların tümüne dolaylı-dolaysız milyarlarca dolar para dağıttılar.

Yeşil Sermaye denilen karanlık finans kurumları bunun için var olmuştur.
İslam ülkelerinde birçok iktidar Suudiler’in işini kolaylaştırmak için her zaman dini kendi iktidarlarını korumak ve güçlendirmek için bir araç olarak kullandılar. 
Bunun için halklarını sürekli yoksul ve cahil bırakıyorlardı.
Arap ve Müslüman ülkelerinin içinde bulunduğu durum bunu açıklıyor.
Okuma yazma oranları, kişi başına düşen milli gelir ve yüzeysel ama etkili din algısı.
Bununla yetinmeyen Suudiler dine en büyük darbeyi vurmak için Afganistan olaylarını bekledi.

  • Kaide ve Taliban’ı CIA ve Pakistan istihbaratı ile kuran Suudiler
    dini yaşamın her alanında ön plana çıkarmayı başardılar.

İslam dini ‘Allahsız komünistlere karşı’  kullanılıyor ve ‘Mücahitler’ din adına Batının kölesi haline getiriliyordu.

‘Arap Baharı’ Suudiler ve Müslüman dostları için yeni bir fırsat yarattı.
Dini dünyevi amaçları için kullanan Müslümanlar iktidar olacak ve Allah adına herkesten hesap soracaktı.
Yani Ahiret’i bu dünyada ilan edip Allah düşmanlarını cehennemde cayır cayır yakacaklardı.
Aleviler’i, Şiiler’i, komünistleri, solcuları, laikleri, liberalleri hatta ‘evet ama yetmezcileri’…
Suudi ve Körfez’in parası devreye girmişti.
Camiler, imamlar, din adamları, liderler, partiler, örgütler, dernekler, üniversiteler ve medya hep birlikte görev başındaydılar.
Ama olmadı.

Olmayınca imdada IŞİD, Nusra, Boko Haram, El-Şabab ve benzeri ruh hastası gruplar yetişti.
‘İslamı en iyi biz araç olarak kullanırız’ dediler.
Dediler ve kafa kesmeye, intihar saldırılarında bulunmaya, kurşuna dizmeye, tecavüz etmeye ve bilumum kanlı ve rezil işleri yapmaya başladılar.
Yaptıkları her şeyde dini müthiş bir araç olarak kullandılar.
70 yıldır Müslüman ülkelerde ABD işbirlikçisi iktidarların dini ‘komünist ve solculara karşı’ kanlı bir araç olarak kullandığı gibi.
Çok uzaklara gitmeye gerek yok.
Missouri Zırhlısı’nın Nisan 1946’da İstanbul ziyaretinden bu yana.
Cami mahyalarına bile ‘Well come Missiouri’ (AS: welcome) yazıldı.
Menderes iktidarı ile birlikte din artık en etkili siyasal, sosyal, kültürel ve ahlaki bir silah.
Menderes iktidarı iç ve dış politikada ABD’nin emrinde oldu; Din silahını kullanarak.
Bu ülkede her şey ‘komünist tehlikenin önlenmesine’ göre kurgulandı.
Kurgu öyle olunca din adına çok kanlı olaylar yaşandı. Madımak ne ilk ne de son.
Öncesinde… Maraş, Malatya, Çorum, sağ-sol çatışmaları, Kara Cumalar…
Kim neden ve nasıl yaptı?
Sonrasında… Belleğinizi zorlayın ve etrafınıza bakın. Kim ne yapıyor?
Roosevelt-Suud anlaşmasından bu yana öykü hep aynı.
Din dahil herşey dini perişan etmek için dinciler tarafından kullanıldı kullanılıyor.
Çalıp çırpmak, rüşvet verip almak, yalan söyleyip insanları kandırmak ve onlara ‘Yemin billah ne yaptıysak Allah ve İslam için yaptık’ demek.
‘800 kişinin ölmesi Hac’ın fıtratında vardır’ demek gibi. (AS: Bin’i çook geçti korkarız!)
‘AKP’ye oy vermeyenler Cennet’e gitmez’ demek gibi.
Verenlerin nereye gideceğini bilen yok. Önemli olan her şeye besmele ile başlamak.
Dinin de dincilerden neler çektiğini bir tek dinin sahibi Allah bilir.
Hesabını da elbet sorar.

‘Münafıklar cehennem ateşinin en dibinde olacaklar ve onlara hiç kimse yardım edemez’
(Nisa Suresi : 145)

======================================

Dostlar,

Ortadoğu konusunda uzman Suriyeli gazeteci – araştırmacı – yazar Sayın Hüsnü Mahalli, özellikle sislendirilen ve anlaşılması zor kılınan “karmaşık ve kanlı ” Ortadoğu Politik Denklemlerine ışık tutuyor. O’nun ustalıklı irdelemeleri, Kurguları kavramamızı kolaylaştırıyor. Öngörülerinin gerçekleşmesi de ayrı bir kazanç..

O’nu izliyor ve O’ndan öğreniyoruz..
Mahalli, yazılarında hep, “ne yaparsanız yapın Esad’ı indiremeyeceksiniz…” temasını işleyegeldi. NewYork’taki BM görüşmelerinde Putin’in ABD’ye (Obama’ya) bu bağlamda geri adım attrıması dünya barışı açısından son derece önemli bir kazanımdır.

Erdoğan da geöen hafta Moskova ziyaretinin ardından ağız değiştirerek 180 derece dönmüş ve 4 yıl önce bu ülkede iç savaş başlatan emperyalizmin maşası ülke Türkiye değilmiş gibi, birkaç ay içinde Şam’da Emevi camisiınde namaz kılmaya koşullananlar kendileri değilmiş gibi..  Bay RTE artık, “.. Geçiş döneminde de olsa Esad’la devem edilebilir…” noktasına gelmiştir. Acaba Taç giyen baş mı akıllanmıştır; yoksa bu kez de Putin mi Erdoğan’ı kandırmaktadır??

Sırada kim / hangi kurum – devlet – cemaat -tarikat – parti..
var AKP ve RTE’yi kandıracak??


Sevgi ve saygı ile.
29.09.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Hüsnü “Mahalli : “Mertçe savaşalım” ve Bize Düşündürdükleri

“Mertçe savaşalım”
ve Bize Düşündürdükleri

Dört yıldır onlarca bölgesel ve uluslararası ülke Suriye’ye saldırıyor.
Dört yıldır onlarca ülkenin desteklediği yüzlerce terör örgütü Suriye’de savaşıyor.Dört yıldır binlerce ruh hastası katil Türkiye üzerinden Suriye’ye girerek ölüm saçıyor.Dünyanın tüm yandaş medyası dört yıldır yalan söylüyor. Dört yıldır binlerce din adamı,
imam, hatip ve onların yolunda giden siyasiler fetva üzerine fetva veriyor :
‘Alevi ve Şiileri gördüğünüz yerde öldürün cenneti garanti edin’. Yalnız Suriye’de değil
Irak, Lübnan ve Yemen’de.
‘Hızını alamayanlar Mısır ve Libya’da Sünni de öldürebilir’.
Adamlar ruh hastası ve sapık.
‘Arap Baharı’nın fason üretimi.
‘Her yerde kargaşa yaratılmalı oturup seyretmeli’
Sadist ruhlu zavallılar.

Dünya tarihinde benzeri olmayan bir cinnet hali. Emperyalistler, Siyonistler, müttefikleri, bölgesel işbirlikçileri ve kiralık katiller işini gücünü bırakmış Esad ile uğraşıyor.
Arsız adamlar ne isterler Suriye halkından?
Dört yıl önce Esad Erdoğan’ın dostuydu.
‘Bahar’ gelince eski dost yeni düşman oldu.

Erdoğan bu yeni düşmandan kurtulmak için AKP kurucularını bile devre dışı bırakarak Davutoğlu’nu başbakan yaptı.
Her şeyi o biliyordu.
Davutoğlu için Abdullah Gül bile feda edildi.
Öyle gerekiyordu.
‘Üst Akıl’ öyle buyurmuştu.
Kolay değil bölge çok karışık ve Türkiye her an karışabilir.
AKP yönetiminde Ankara IŞİD’i düşman ilan etti ama yaptığı bir şey yok.
IŞİD’i vurursa Esad rahatlayacak.
Putin ‘Gelin hep beraber IŞİD’in kökünü kazıyalım’ diyor ama Obama Nuh deyip
peygamber demiyor.
Obama öyle deyince diğerleri papağan kesiliyor. Sinirlenen Putin ‘ Bıktım iki yüzlü politikalarınızdan. Siz yok diyorsanız ben de Esad’a en gelişmiş silah veririm ve gerekirse askerimi yollarım’ diyor.
Dört yıldır Suriye’de yapmadığını bırakmayan Esad düşmanı blok yaygaraya başladı.
Herkes Üçüncü Dünya Savaşı hazırlıklarına başladı.
NATO Genel Kurmay Başkanları İstanbul’da toplandı. Uzman geçinen bazı tiplerin
yanıltıcı yorumlarına karşın AKP kongresi Davutoğlu’nu tam oyla seçti.Her şey Erdoğan’ın denetiminde.
İran ‘Yeni dengeler oluşursa ben de Suriye’ye asker yollarım’ dedi.

Nusra ve benzeri terör örgütlerinin medyasına bakılırsa Ankara onlara ‘Halep’i almak için var gücünüzle saldırın. Gerekirse Türk ordusu yardımınıza gelecektir‘ diyormuş.
Aylardır konuşulan ‘güvenli bölge’ hevesi.
Erdoğan’dan hoşlanmayan Sisi giderek Esad’a yanaşıyor
İngiltere’de İşçi Partisi üyeleri anti-emperyalist, İsrail düşmanı ve Suriye dostu Jeremy Corbyn’i kendine lider seçti.
Demek İngilizler ‘Arap Baharı’ ile birlikte bu coğrafyada oynanan iğrenç oyunun farkında.Türkiye dahil bu coğrafyanın her yerinde insanlar ‘Bahar’ın nasıl bir tezgah olduğunu görüyor. İstediğiniz kadar Alevi, Şii, Kürt, Ezidi, Süryani, Hıristiyan, Dürzi ya da Sünni öldürebilirsiniz ama bu coğrafya halklarının dostluk ve kardeşliğini bozamazsınız.Bu kadar kin, nefret, kan ve gaddarlık yeter.
Boşuna uğraşmayın Suriye halkını yenemeyeceksiniz.
Boşuna uğraşmayın Esad kalıcı.

Baksanıza Putin bile ‘İsterseniz buyurun Suriye’de Üçüncü Dünya Savaşı’na tutuşalım’
der gibi. ‘Hem de dört yıldır yaptığınız gibi kalleşçe değil mertçe bir savaşa’.
=================================== 

Dostlar,

Dileriz gelişmeler, Ortadoğu ve özellikle Sıuriye konularının usta ve birikimli – öngörülü yazarı Sayın Hüsnü Mahalli’yi doğrulasın..

Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı yeniden sağlansın..

Rusya – Çin – Hindistan – İran – Suriye bloku ile ne yazık ki Türkiye’nin de utanıp – sıkılmadan içinde yer aldığı emperyalist ABD – AB – İsrail – Türkiye kamplaşması belirleyici olacak.
Tabii Türkiye’nin rolü “emperyalizmin sopalı taşeronu..” Çok onur ve gurur kırıcı!

Obama ısrarla, Putin’e Suriye politikalarında sonuç alamayacaklarını söylemeyi sürdüreceklerini belirtiyor (YURT, 14.9.2015,syf. 10)..

En ürkünç olasılık 3. Dünya savaşına dek uzanabilecek biçimde silahlı çatışmaların
bölgesel sınırları aşmasıdır. Ne yazık ki Türkiye, kör gözüm parmağına örneği
arı kovanına çomak sokmakta. Bay RTE – AKP’nin akıl dışı Suriye politikası
ülkemizi de neredeyse Suriye’ye benzeyecek iç savaş uçurumuna sürüklemekte.
Ne adına?
Batı tarafından iktidarda tutulmak adına.. Başkan olmak adına..

“AKP – RTE’nin YÜZ KIZARTICI SURİYE POLİTİKASI ve GELİNEN YER”
başlıklı yazımıza bakılmasını öneririz..(http://ahmetsaltik.net/2015/08/01/akp-rtenin-yuz-kizartici-suriye-politkasi-ve-gelinen-yer/)*****Ünlü devrimci yazar – ozanımız üstad Attila İLHAN‘ın dillerden düşmeyen
eşsiz şiir klasiği “An Gelir Attila İlhan Ölür” şiirinde öne çıkan dizelerdir :

 şarabın gazabından kork
            çünkü fena kırmızıdır
                        kan tutar / tutan ölür

sokaklar kuşatılmış
            karakollar taranır
                        yağmurda bir militan ölür

Sevgi ve saygı ile.
14.09.2015, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com