Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları Raporu hazırlandı

ATO_logosu

Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları Raporu hazırlandı

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (KKNMK) Anayasal statüsüne ilişkin olarak yürütülen ve yeni Anayasa çalışmalarına da konu edilen tartışmalara katkı sunmak üzere bağımsız hukukçularca hazırlanan rapora destek sunan Ankara Tabip Odası, Ankara Dişhekimleri Odası ve Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odası tarafından 12 Şubat 2013 tarihinde düzenlenen bir basın toplantısı ile kamuoyuyla paylaşıldı. Basın toplantısına,

  • Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları Raporu:
    Anayasa’nın 135. maddesinin Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi ve Bir Öneri 

başlıklı raporu hazırlayan kolektiften Başkent Ünv. İdare Hukuku Öğr. Gör. Orhan Tekinsoy, Av. Dr. Mustafa Bayram Mısır ve Av. Yunus Bakihan Çamurdan’ın yanı sıra Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özden Şener, Ankara Dişhekimleri Odası Başkanı Dr. İlker Cebeci, Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Yrd. Doç. Dr. Oytun Okan Şenel, Genel Sekreter Adil Adıgüzel ve üye Dr. Saffet M. Saraç katıldı.

Rapor Meclis Anayasa Komisyonu üyelerine verilecek

Basın toplantısında konuşan Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özden Şener, raporun bağımsız hukukçular tarafından meslek örgütlerinin demokratik ülkelerde
nasıl olması gerektiğine ilişkin dünyadan örneklerle karşılaştırmalı olarak hazırlandığını kaydetti. Yeni Anayasa çalışmaları esnasında meslek örgütlerinin yok edilmesi amacıyla kamuoyu yaratılmaya ve Anayasa komisyonunun bu şekilde bir düzenleme için yöneltilmeye çalışıldığını kaydeden Şener, bu raporun hazırlanmasındaki temel çıkış noktasının da bu çabadan kaynaklandığını söyledi.

Liberal Demokrasi Topluluğu gibi oluşumların yayımladıkları çeşitli araştırmalarla, meslek örgütlerine üyeliğin zorunlu olmaktan çıkarılıp 1’den çok örgütlenme kurulabilmesini savunduklarını hatırlatan Şener, bu durumun mesleği çökerten ve kamunun zararına sonuçlar ortaya çıkarak bir uygulama olacağını dile getirdi ve hazırlanan raporu bu nedenle çok önemsediklerini ifade etti. Şener ayrıca, hazırlanan raporun Meclis Anayasa Komisyonu üyeleriyle de paylaşılacağını söyledi.

Daha sonra söz alan Ankara Dişhekimleri Odası Başkanı Dr. İlker Cebeci, Anayasa’nın 135. maddesi halen geçerli olmasına karşın meslek örgütlerinin yetkisiz kılınmaya çalışıldığını kaydederken, Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Yrd. Doç. Dr. Oytun Okan Şenel de meslek örgütleri çalışmaktan men edilirse her şeyden çok toplum sağlığının etkileneceğini söyledi.

Denetim, gözetim ve yaptırımdan muaf bırakır uyarısı

Raporun hazırlayıcılarından İdare Hukuku Öğr. Gör. Orhan Tekinsoy yaptığı sunumda, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının önemi ve kamu gücü kullanacak şekilde yasal yetkilerle donatılmasının demokratik toplumlar için gerekliliğini anlattı.

Meslek örgütlerinin, meslek etiğini ortaya koyan, tüm mesleğin yürütülüşünü gözeten kuruluşlar olduklarını ve meslek mensupları üzerinde denetim, gözetim ve yaptırım yetkisi bulunduğunu vurgulayan Tekinsoy, üyeliğin zorunlu olmayışının ise meslek mensuplarını denetim ve yaptırımın dışında tutacağı, bu nedenle de
kamu yararını zedeleyeceği uyarısında bulundu. Tekinsoy, “Ben üye olmuyorum” diyerek bu denetim, gözetim ve yaptırımdan muaf olunabilmesinin söz konusu dahi olmaması gerektiğini ifade etti.

Hazırlanan raporun tam metnine ulaşmak için lütfen tıklar mısınız?

KAMU_KURUMU_NITELIGINDE_MESLEK_KURULUSLARI_ RAPORU_2013 .

Sevgi ve saygı ile.
15.2.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Asistan eğitimine “tam gün” engeli

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ankara Tabip Odası, düzenli olarak
aylık HEKİM POSTASI adlı yayını çıkarıyor. Son sayısında, asistanların eğitimini “Tam Gün” uygulamasının nasıl olmusuz etkilediği aktarılmakta.

Bilindiği gibi asistan hekimler geleceğin uzmanları.

Dolayısıyla, özellikle beceri kazandırmaya yönelik uygulamalı eğitimleri
son derece önemli. Uluslararası standartları Türkiye yakalamak ve sürdürmek zorunda. Tersi durumda ülkemizde sağlık hizmetlerinin niteliğinin tehlikeli biçimde düşebileceği ve gideriminin (telafisinin) olanaksız olabileceğini ve de
bedelini halkımızın ödeyeceğini altını çizerek anımsatmak istiyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
7.2.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

================================

Asistan eğitimine “tam gün” engeli!

Pek çok tıp fakültesinde asistanların eğitimi, yürürlükteki Tam Gün Yasasından kaynaklı düzenlemeler nedeniyle olumsuz etkileniyor. Özellikle belli bir alanda uzmanlaşan tek hekimlerin yasa nedeniyle hasta bakamıyor ve ameliyatlara giremiyor olmaları,
asistanların o alanda pratik eğitim alabilmelerini de engelliyor.

Kamuoyunda Tam Gün Yasası olarak da bilinen 650 Sayılı KHK’nin getirdiği düzenlemeler nedeniyle üniversite hastanelerinde ihtisasını yapan asistan hekimlerin eğitimleri belli uzmanlık alanlarında aksayabiliyor. Bunun bir örneğinin yaşandığı Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Genel Cerrahi Bilim Dalında ihtisas yapan asistanlar, onkoloji cerrahisi alanında ellerinin altındaki bilgi ve deneyimden yararlanma şansı bulamıyor. Özellikle kanser cerrahisinde yaptığı başarılı ameliyatlarla adını duyuran Prof. Dr. Serdar Erkasap, tam gün yasası nedeniyle görev yaptığı Osmangazi Üniversitesi Eskişehir Tıp Fakültesi Hastanesinde ameliyatlara giremiyor.

Hekim Postası’na açıklama yapan Dr. Erkasap, konuya ilişkin olarak,
“Tüm öğretim üyelerinin bilgi, beceri, deneyimleri birbirinden farklı ve asistanların her birinden öğrenecekleri başka yönler var.” değerlendirmesinde bulundu. “Yaptığım işi başka bir hekim yapsa bile aramızda farklar olur, hastaya yaklaşım şeklimiz bile başkadır.” diyen Dr. Erkasap, “Hangi öğretim üyesi olursa olsun asistanlar açısından eğitimlerinde bir yön eksik kalır.” şeklinde konuştu.

Yasaklar en fazla asistanları etkiliyor

Hasta tedavilerinin aksatılmadığı, başka hastanede de olsa ameliyatlarının yapılabildiğini belirten Dr. Erkasap, bu yasakların en fazla asistanları etkilediğini söyledi. Muayenehanesi olan hekimlerin hastane bünyesinde ameliyatlara girmeyip sadece eğitim faaliyetlerinde bulunabilmelerini değerlendiren
Dr. Erkasap, “Bir cerrahi branşta, asistan eğitimi nasıl odada verilebilir?” diye sordu.

Gerekçeli karar çözüm olabilir

Anayasa Mahkemesi’nin Tam Gün Yasasının iptaline ilişkin gerekçeli kararını açıklamasının ardından gözler yeniden üniversite hastanelerine çevrildi. Dekanlıkların gerekçeli kararı yeterli görmeleri halinde, muayenehanesi olan öğretim üyelerinin tekrar göreve başlamaları için yetki verme hakkı olduğunu anlatan Dr. Erkasap, hekimler olarak Dekanlıkla görüşüp hastanede tekrar çalışabilmenin yollarını arayacaklarını söyledi.

Ekonomik değil onur meselesi

Hastanede görev yapmayı istemenin ekonomik bir yönü olmadığını anlatan
Dr. Erkasap sözlerini, “Görevimizi tam yapmak istiyoruz, ama bizim durumumuzdaki öğretim üyelerini engelliyorlar. Oysa bunun bizim hakkımız olduğunu düşünüyoruz. 25 yılımı verdiğim hastanede çalışamıyor olmak artık onur meselesi haline geldi.” diye sürdürdü. Sağlık alanında tam bir kaos ortamı yaşandığına işaret eden Dr. Erkasap, “Her sabah acaba bugün ne değişti diye merakla uyanıyoruz” dedi. (HEKİM POSTASI, 15 Ocak 2013)

TTB ve ATO’dan KKKA’nden Ölen Dr.Mustafa Bilgiç Hakkında Ortak Basın Açıklaması

Dostlar,

“Dr. Mustafa Bilgiç, hastasından bulaşan KKKA yüzünden öldü!”

başlıklı yazımızı dün sitemizde yayımladık.
(http://ahmetsaltik.net/dr-mustafa-bilgic-hastasindan-bulasan-kkka-yuzunden-oldu/)

Bu gün de TTB (Türk Tabipleri Birliği) ve ATO (Ankara Tabip Odası) ortak bir basın açıklamaı yaptılar..

Bu metin ve olay, Halk Sağlığı açısından büyük önem taşıyor..
Lütfen paylaşalım, sahiplenelim..

657 sayılı Devlet Memurları yasası kapsamında görevli sağlık çalışanlarının hakları bağlamında aşağıdaki yasa kurallarını anımsatmayı önemsiyoruz :

Hastalık izni: Madde 105 – (Değişik: 29/11/1984 – KHK 243/18 md.) ….

Görevlerinden dolayı saldırıya uğrayan memurlar ile görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı bir kazaya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memurlar, iyileşinceye dek izinli sayılırlar.

Madde 188 – A) Devlet memurlarının …. ve görevden doğan kaza ile mesleki hastalık, …… durumlarında, gerekli sosyal sigorta yardımları sağlanır. Bu sigorta yardımları özel kanunlarla düzenlenir. Bu sigortalardan tanınan hak ve sağlanan yardımlar, genel sosyal sigorta rejimleri ile kabul edilen hak ve yardımlardan az olamaz.

Sevgi ve saygı ile.
24.9.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
=====================================================


Değerli Meslektaşımız,

Samsun’da Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastasına müdahale ederken hastalık bulaşan Dr. Mustafa Bilgiç’in yaşamını yitirmesinin ardından Türk Tabipleri Birliği ve Ankara Tabip Odası tarafından, sağlık kurumlarındaki olumsuz çalışma koşullarının mesleki riskleri artırmasıyla ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlendi. TTB’de 23 Eylül 2012 günü gerçekleştirilen basın toplantısına TTB İkinci Başkanı Dr. Gülriz Ersöz, TTB Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan, TTB Sağlık Çalışanlarının Sağlığı (SÇS) Çalışma Grubu Üyesi Dr. Özlem Azap ve Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Özden Şener katıldılar.

Dr. Bilgiç’in, kendi hatası veya dikkatsizliğinin değil zorlu çalışma koşulları ve uygun olmayan çalışma ortamının kurbanı olduğu vurgulanan basın toplantısında, asistan hekimlerin 33 saat aralıksız çalışma sürelerine ve acil servislerin içinden çıkılamaz hale gelen koşullarına dikkat çekildi.

Basın açıklamasının ardından konuşan Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Özden Şener, Sağlık Bakanlığı’nın 14 Mayıs’ta yayınladığı Sağlık Çalışanlarının Güvenliği Genelgesinde risk gruplarının enfeksiyondan korunmasının emredildiğini ancak bu çalışmaların işaretlerini halen hiçbir hastanede göremediklerini söyledi. Yine Bakanlığın Nisan 2010’da yayınlanan asistan hekimlerin çalışma koşullarının düzeltilmesi hakkındaki genelgesine de hiçbir hastanede uyulmadığına işaret eden Dr. Şener, özellikle yaz aylarında gün aşırı nöbetlere devam edildiğini dile getirdi.

Asistan hekimlerin nöbet ertesi poliklinik ve ameliyathanelerde göreve devam ettirildikleri ancak tüm koşullara rağmen hata yapmamalarının beklendiği eleştirisinde bulunan ATO Başkanı, Ankara’daki hastanelerin zorlu çalışma koşullarına da değindi. Dr. Özden Şener, Etlik İhtisas’ın kapatılmasının ardından hastaların diğer hastanelere yönelmeleriyle Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi Acil Servisine bir günde yaklaşık 600 hasta başvurusu olduğunu, pek çok acil serviste doktorların kesintisiz 12 saat çalıştırıldığını belirtti.

TTB Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan’ın okuduğu basın açıklamasının tam metni aşağıdadır:

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ ve ANKARA TABİP ODASI ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

Sağlık çalışanlarının ölüme davetiye çıkaran koşullarda çalışmasına son verin artık!

Kaybımız çok büyük, acımız sonsuz, isyan etmememiz olanaksız: Yine bir sağlık çalışanı, Dr. Mustafa Bilgiç, zorlu çalışma koşulları ve ihmalkarlığa bağlı olarak geçirdiği iş kazası sonucunda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanarak hayatını kaybetti. Hayatının baharındaki bu genç meslektaşımız birçok diğer meslektaşı gibi fedakarca hastasına yardım etmeye çalışırken ondan kaptığı bu hastalıkla aramızdan ayrıldı. Biz bunun bir kader olmadığını biliyoruz. Dr. Mustafa Bilgiç kaderin değil, zorlu çalışma koşullarının, uygun olmayan çalışma ortamının ve ihmalkarlığın kurbanı oldu.

Dr. Mustafa Bilgiç bir üniversite hastanesinde acil tıp araştırma görevlisi olarak eğitim almaktaydı. Acil nöbeti sırasında kanama nedeniyle acil servise başvuran ve sonradan KKKA olduğu anlaşılan hastasına müdahale etti. O gün müdahale ettiği onlarca hastanın yorgunluğu ve daha kendisinden yardım bekleyen onlarca hastaya yetişebilmenin telaşıyla hastanın kanlı iğnesini eline batırdı. İğnenin eline batması onun hatası veya dikkatsizlik gibi görülebilir. O ortamda çalışmayan, bir acil serviste 15 dakikasını geçirmeyen herkese bu böyleymiş gibi gelebilir. Ama 3-5 hekimin, 3-5 hemşire, sağlık memuru ve hasta bakıcıyla birlikte kritik durumda ve acil müdahale ihtiyacı duyan yüzlerce hastayı zamana karşı yarışarak tedavi etmek zorunda kaldığı ve hasta yakınlarının herhangi bir hastane servisinden çok daha fazla endişeli, gergin olduğu bir ortamdan bahsediyoruz. Bunların üstüne, yaşanan her sorunun kaynağı olarak hekimlerin suçlandığı, hekimlerin bizzat sağlık hizmetini düzenlemekten sorumlu makamlarca hedef gösterildiği ve bunun sonucunda sağlık çalışanlarının sürekli sözlü ve fiziksel şiddete uğradığı veya “her an şiddete uğrayabilirim” psikolojisiyle işini yapmaya çalıştığı bir ortam. Sorarız size, buna hata denebilir mi?

Dr. Mustafa Bilgiç bir araştırma görevlisiydi. Sizin daha iyi bildiğiniz ismiyle “asistan hekim”. Asistan hekim demek, 33 saat aralıksız çalışma, haftada 110 saat uykusuz ve yorgun sağlık hizmeti vermek demektir. Bu şekilde çalışmak zorunda kalan bir hekimin yaptığı hatalardan kendisinin sorumlu olduğu söylenebilir mi? Ama söylendi, daha önce de Ankara’da Numune Hastanesi’nde görevi başında bu hastalığa yakalanarak ölümden dönen bir meslektaşımız için açılan tazminat davasında Sağlık Bakanlığı savunmasında olayın hekimin dikkatsizliğinden gerçekleştiğini belirtti!

Acil servisler içinden çıkılmaz haldedir, Sağlıkta Dönüşüm Programı sürecinde de acil servislere başvuru sürekli artmıştır. Gelişmiş ülkelerde toplam hekime başvurular içinde acil servislere başvuru %10’un altındayken bizde resmi makamlarca %30’larda bildirilmektedir. Bu durum açıklıkla sağlık hizmetlerinin niteliksizliğinden ve normal poliklinik başvurularından alınan yüksek katkı ve katılım paylarından kaynaklanmaktadır. Acil servislerde hekimler bu kötü sağlık sisteminin cezasını çekmektedirler.

Bu kötü çalışma koşulları hastaların olduğu kadar sağlık çalışanlarının da sağlığını tehdit etmektedir. İki gün önce Dikili’de bir hekimin bıçaklanmasında olduğu gibi her gün yeni bir örneğini yaşadığımız şiddet olaylarının yanı sıra çok da dikkat çekmeyen ama çok önemli bir tehdit de bulaşıcı hastalıklardır. Sağlık çalışanlarının enfeksiyon hastalıklarına topluma kıyasla 10 kat daha fazla yakalandığı bilinen bir gerçektir. Pek çok sağlık çalışanı, hastasından bulaşan enfeksiyonlar nedeniyle hastalanmakta, hayatını kaybetmektedir. Nitekim Dr. Mustafa Bilgiç ülkemizde KKKA hastalığından ölen ilk sağlık çalışanı değildir. TTB olarak, bugüne kadar 40’a yakın sağlık çalışanının bu hastalığa yakalandığını ve 10’a yakın sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini “sanıyoruz”. “Sanıyoruz” dememiz garip gelebilir. Ama ne yazıktır ki kesin rakamları bilemiyoruz çünkü Sağlık Bakanlığı KKKA ile ilgili verileri açıklamamakta ya da tam olarak bilmemektedir.

Dr. Mustafa Bilgiç aynı hastanede KKKA nedeniyle yaşamını yitiren 2. sağlık çalışanıdır. Bundan üç yıl önce de yine acil serviste çalışan hemşire Kübra Yazım, KKKA’lı bir hastanın kanlı iğnesinin eline batması sonucunda hastalanarak hayatını kaybetmişti. Aradan geçen üç yıl içerisinde sağlık çalışanlarının sağlığını korumaya yönelik bir gelişme olmaması yöneticilerin ihmalkarlığı dışında ne ile açıklanabilir? Tüm dünyada sağlık çalışanları buna benzer mesleksel bulaşıcı hastalıklarla karşılaşmaktadır. Önemli olan bu karşılaşmaları en aza indirebilmek ve karşılaşma gerçekleştikten sonra sağlık çalışanının hastalanmasını engellemektir. Bunun için tek tek hastalık bazında nelerin yapılması gerektiği bilimsel olarak ortaya konmuş durumdadır.

On yıldır ülkemizde 7000’ i aşkın kişinin hastalanmasına ve 400’ü aşkın kişinin ölümüne neden olan KKKA’nın da sağlık çalışanlarına bulaşabildiği ve hastalığın ağır seyri iyi bilinmektedir. KKKA ile temas eden sağlık çalışanlarının nasıl korunması, nasıl takip ve tedavi edilmesi gerektiği Türk Tabipleri Birliği olarak 2010 yılında konunun uzmanlarını bir araya getirerek hazırladığımız Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Bilimsel Değerlendirme Raporu’nda yer almaktadır (http://www.ttb.org.tr/kutuphane/kirim_kongo_rpr.pdf).

Yetkililere soruyoruz?

Acil servislerde çalışma koşullarının düzeltilmesi için daha kaç sağlık çalışanın canının yanması veya ölmesi gerekecektir?

Asistan hekimlerin çalışma koşullarının düzeltilmesi için daha kaç asistan hekimin canının yanması veya ölmesi gerekecektir?

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile ilgili veriler ne zaman kamuoyu ile açıklıkla paylaşılacaktır?

Türk Tabipleri Birliği Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Bilimsel Değerlendirme Raporu’nda yer alan önerilere ne kadar uyulmaktadır?

Sağlık çalışanlarının riskli temaslardan sonra hastalanmaması için yapılması gerekenler Dr. Mustafa Bilgiç olayında ne kadar yapılmıştır? Bu olayda ihmal var mıdır? Varsa bu ihmalin sorumluları kimlerdir?

Türk Tabipleri Birliği ve Ankara Tabip Odası olarak, yetkilileri bu soruların yanıtını -başka sağlık çalışanları hayatını kaybetmeden- vermeye çağırıyoruz.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
Ankara Tabip Odası

24.9.12, Ankara

SAĞLIK BAKANI’NDAN 7 İVEDİ İSTEM / 7 Urgent Demands from Health Minister

Dr. Ersin Arslan’ın 17 Nisan 2012’den bu yana sağlık çalışanlarına yönelik şiddet durmadı.. Temel çözüm sağlık hizmetlerinin herkese eşit ve ntelikli verilerek bütçeden gidererlerin karşılanmasıdır. SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM masalı dış daaytamadır ve son verilmelidir..
SAĞLIK BAKANI’NDAN 7 ACİL İSTEM

http://ato.org.tr/#/duyurular/detay/163/

1. Hekime ve sağlık çalışanına yönelik şiddetin nedenlerinin ve alınması gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulması.
Komisyon kuruldu. Çalışmalarını takip ediyoruz.

2. TCK’ya eklenmesini istediğimiz ve artık bugün itibariyle adı “Dr. Ersin Arslan Yasa Maddesi Önerisi” olan teklifin hızla gündeme alınması için gerekenlerin yapılacağının açıklanması.
Bekliyoruz.

3. Başta Dr. Ersin Arslan olmak üzere görevi başında bu tür saldırıya uğrayan meslektaşlarımızın geride kalan yakınlarının geleceklerinin güvence altına alınmasının sorumluluğunun yerine getirilmesi.
Bekliyoruz.

4. SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) hattının hekimlere ve tüm sağlıkçılara yönelik bir şiddet unsuru olarak kullanılmasına son verilmesi; hattın bu yönüyle işlevlerinin gözden geçirilinceye kadar durdurulduğunun açıklanması.
14 Mayıs’ta yayınlanan Çalışan Güvenliği Genelgesi’yle SABİM’e gelen şikayetlerin
filtre edileceği bi
5. Tüm sağlık kuruluşlarının (kamu, özel vb.) çalışanların sağlığı ve güvenliği yaklaşımıyla şiddet açısından risk değerlendirmelerinin yapılması için bir genelgenin derhal gönderilmesi, belirlenen önlemlerin en geç
iki ay içinde uygulamaya geçirilmesi.
14 Mayıs’ta yayınlanan Çalışan Güvenliği Genelgesi’yle SABİM’e gelen şikayetlerin filtre edileceği bildirildi. Takip ediyoruz.

6. Politikacıların/Bakanlık üst düzey yetkililerinin hekimleri/sağlıkçıları hedef gösterdiğini düşündüğümüz, değersizleştiren söylem ve üsluplarını gözden geçireceklerinin ifade edilmesi.
Bekliyoruz.

7. Türk Tabipleri Birliği’nin yanı sıra sağlık alanındaki örgütlerin de katıldığını düşündüğümüz, izlenen
sağlık politikasının sağlık alanındaki şiddeti arttırdığına dair değerlendirmelerin yapılacağı bir toplantının
Sağlık Bakanı başkanlığında en kısa sürede gerçekleştirilmesi.

Bekliyoruz.