Etiket arşivi: Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özden Şener

Kamu – Özel Ortaklığı Hakkında Ankara Tabip Odasından Basın Açıklaması ve Düşündürdükleri


Dostlar,

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu‘nun çok önemli ve acı gerçekleri dile getiren
basın açıklamasına irdelemekte biraz geciktik. Araya Reyhanlı faciası girdi..

Bu önemli ve tarihsel değerdeki basın açıklamasını mutlaka okumalısınız… (http://ahmetsaltik.net/kamu-ozel-ortakligi-hakkinda-ankara-tabip-odasindan-basin-aciklamasi/, 23.5.13)

Siyasal iktidarın sağlık politikaları, IMF – DB – AB – ABD güdümünde her şeyi tarumar etmeyi sürdürüyor ne yazık ki.. Bu kadrodan ve dış güdümlü politikalarından bir an önce kurtulmadıkça ulusal kaynakların peş keş çekilmesi bitmeyecek..

“Kamu – Özel ortaklığı” hakkında web sitemizde daha önce de yazılar yazdık.
Örn. “Sağlıkta Kamu-Özel Ortaklığı Yasası ve Getirip-Götürdükleri” (http://ahmetsaltik.net/saglikta-kamu-ozel-ortakligi-yasasi-ve-getirip-goturdukleri/, 24.3.13)

Şubat 2005′te Anayasa’nın 56. maddesi gerekçe gösterilerek SSK’nın 40 yılda işçilerin alın terleri ile oluşturduğu 500’ü aşkın sağlık kuruluşu Sağlık Bakanlığı’na devredildi. (Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun, RG 19.01.2005,  sayı: 25705, yasa no : 5283).

Niyet bugünlerde artık iyice ortadadır :

  • Toptan yerli – yabancı yandaş sermayeye devir!

Benzetmek yerinde ise sermaye önce iç güveyi olarak alınacaktır
Kamu – Özel ortaklığı ile..

Sonra “damat bey” (Kamu!) her nasılsa erken ölecek, mirası da dul eşine kalacaktır..

Daha açığı ile, bir süre sonra Kamu, bu geçici – göstermelik ortaklıktan çekilecek ve
tüm kamusal sağlık kurumları, arsaları, binaları, donanımları ve de çalışanları ile

“İÇİNDEKİLERLE BİRLİKTE SATILIK KÖY” örneği “in toto” olarak (bütünüyle)

küresel sermaye ve göstermelik uzantılarına mitolojinin tanrılarına “altar” lardaki (sunak) gibi “holocost” (kurban) olarak sunulmuş olacaktır..

  • Halkın uyanması ve örgütlenerek bu kör talihine artık el koyması gerekiyor..

5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasası 1 Ekim 2008′de yürürlük aldığında, özel sağlık sektöründe yurttaştan alınan sağlık hizmeti katkı payı % 30 – 70 arasında idi. E sınıfından A sınıfına hastanelerde artan oranlı olarak.. Kısa süre önce üst sınır Bakanlar Kurulu kararı ile %90 oldu (yasada %100). Şimdilerde ise yasanın
73. maddesinde değişiklikle üst sınır %200′e çıkarılıyor. Teklif TBMM’de..
Örn. bademcik ameliyatı SUT’ta 400 TL.. 800 TL de yurttaş cepten ödeyecek!

  • Açıkça “PARAN KADAR SAĞLIK”!

Sözde “Kamu – Özel Ortaklığı” ile yapılacak 5 yıldızlı hastane (!)  hizmet bedellerini SGK’nın karşılamayacağı, karşılayamayacağı ortadadır. O halde buralardan
kim yararlanacaktır?

Ortalama yurttaş bu fahiş bedelleri ödeyemeyeceğine göre, üst katmanlar yararlanacaktır.

Kira bedelleri Döner sermayeden ödenecektir. Çekirdek kamu hizmeti idarededir
ama vergi ile finansman dışlanarak “bölüşüm hakkı” zedelenmektedir.
“Kullanan öder” dayatması bir tuzaktır.

  • O halde sağlık sisteminin finansmanı vergi temelli olmaktan çıkarılmaktadır.
    Bu durum açıkça Anayasanın 73. maddesine aykırıdır.

Ayrıca devletin arazisine, Anayasaya aykırı olarak üst hakkı (sınırlı ayni hak tesisi) yetkisi verilmektedir. Oysa Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerde “üst hakkı” kullanılamaz (İdare Hukuku uzmanı  Prof. Dr. Onur Karahanoğulları).

9 Mart 2013’te Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6428 sayılı
Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun iptali istemiyle Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Öncesinde Türk Tabipleri Birliği TBMM’deki görüşmelere davet edilmiş,
Yasa Tasarısı’na ilişkin hazırlanan görüş Plan ve Bütçe Komisyonu’na iletilmiş ve
TTB Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan Komisyon görüşmelerinde bir sunum yapmıştı. (Tasarıya ilişkin TTB görüşü için http://www.ttb.org. tr/index.php/Haberler/kanuntasari-3556.html ). Ancak değişen hiçbir şey yok! Türk Tabipleri Birliği Hukuk Bürosu tarafından yasanının Anayasaya aykırılığına ilişkin hazırlanan rapor da CHP’ye iletildi.

Kamu kaynakları (Hazine arazileri), halkın vergisi, üst katmanlara 5 yıldızlı hizmet için kullanılmaktadır. Devlet, sermayeye ücretsiz özgülediği (tahsis ettiği) Hazine arazileri üzerinde yapılacak bu lüks binaların 30 yıllığına güvenceli kiracısı ve de
müşteri sağlayıcısı / garantörü olacaktır!?

Hani serbest piyasa idi? Risk alırdı, riskli girişkenliğinin bedeli idi kârı!?

Hani Adam Smith “Bırakınız yapsınlar / bırakınız geçsinler!”
(Laissez faire / Laissez passe) buyurmuştu Liberalizmin peygamberi olarak!

Devletin tanımı bu değildir!

JJ Rousseau’nun SOSYAL SÖZLEŞME’sindeki (Contrat de Social) “Devlet”
hatta 2500 yıllık Eflatun’un Devlet tanımının bile gerisine düşen bir vahşet ile
karşı karşıyayız.

İşte “Küreselleşme” dedikleri sefalet, gerçekte KüreselleşTİRme = Yeni Emperyalizm
tam da budur!

İngiltere’de bile bu süreç çok sıkıntılı (http://www.hm-treasury.gov.uk/d/ infrastructure_ new_ approach_to_public_private_partnerships_051212.pdf)

Bu denli sermaye yanlısı ve halk karşıtlığını Türkiye tarihinde hiçbir siyasal iktidarda görmedik..

Ankara Tabip Odası‘nın aşağıda tam metini verdiğimiz basın açıklamasını okuyunuz,
dehşetli soygunu rakamlarıyla göreceksiniz..

Türk Tabipleri Birliği’nin bu bağlamda açtığı imza kampanyasına destek vermek gerekiyor..

Ve de Anayasa Mahkemesi’nin SOSYAL DEVLETİ unutmaması.. (Md. 2 ve daha pek çok madde..)

Sevgi ve saygı ile.
23.5.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

============================================

ATO_logosu

 

 

Kamu – Özel Ortaklığı Hakkında Ankara Tabip Odasından Basın Açıklaması

Değerli Meslektaşımız,

Ankara Tabip Odası tarafından 11 Mayıs Cumartesi günü bir basın toplantısı gerçekleştirilerek, Kamu-Özel Ortaklığına ilişkin kamuoyuna yansıtılan rakamların gerçekliği tartışılmış ve sağlık alanında özelleştirme uygulamaları üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özden Şener’in de katıldığı ve
Genel Sekreter Dr. Selçuk Atalay tarafından okunan basın açıklamasının tam metni aşağıdadır.

Saygılarımızla.

Ankara Tabip Odası 

ANKARA TABİP ODASI BASIN AÇIKLAMASI

11 Mayıs 2013 : Kamuoyunu Yanıltmayın

9 Mayıs Perşembe günü bir gazetede, “Sağlıkta 700 milyon lira tasarruf” diye bir haber okuduk. Açıklamayı yapan, Sağlık Bakanı değil YDA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı.

Türkiye sağlık ortamı ile ilgili Sağlık Bakan’ının nezaretinde açıklamalar yapan YDA şirketi temsilcisi Hüseyin Arslan, “Arslan”lar ailesinin bir üyesi. AKP iktidarı boyunca çokça adından söz ettiren bu grup hakkında basın yayın organlarında haberler çıktı. Kendisini Mücahit Arslan olarak tanıtan, Başbakan’ın danışmanlığını yapan baba
İhsan Arslan’ın Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yakın arkadaşı olduğu ve bu dönem boyunca pek çok devlet ihalesini aldığı yazıldı.

Son 10 yılda Türkiye sağlık alanını her geçen gün biraz daha özel sektöre devreden
ve yeni Sağlık Bakanı ile dümeni iyiden iyiye özele kıran iktidar, doğal olarak alanın sözcülüğünü de özel sektör yöneticilerine devretmiş oldu. Mevcut iktidar için oldukça normal olan bu duruma, önümüzdeki yıllarda giderek daha çok tanık olacağımızı anlıyoruz.

İnşaat sektöründen şirket yöneticisi, iktidarın yürüttüğü Kamu Özel Ortaklığı konusunda şöyle buyurmuşlar:

“Kamu özel ortaklığı sayesinde devasa yatırımlar yapılırken kamuya en ufak bir yük getirilmemektedir.”

Gazetede çıkan sdemecinde, “Ankara’nın, dünyanın en büyük sağlık kompleksine
sahip olacağını” da söyleyen özel sektör yöneticisi, kamu-özel ortaklığı sayesinde
yılda 800-900 milyon TL kar edileceğini de belirtmiş.

Yalnızca Bina 319 Milyon TL

Sözü geçen haberde, Etlik Sağlık Kampüsü’nün devreye girmesiyle kamunun giderinin yıllık 200-250 milyon TL düzeyine düşeceği, yani kamunun 700 milyon TL tasarruf etmiş olacağı söylenmektedir. Bu bilgi ne yazık ki gerçek dışıdır.
Sağlık Bakanı’nın nezaretinde kamuoyu yanıltılmaktadır. Zira Ankara-Etlik’te yapılacak olan tesisin yıllık kira bedelinin 319 milyon TL olduğu bilinmektedir. Bu fiyatın içinde kuru binadan başka hiçbir şey yoktur.

Öte yandan, bu hesaplar bile güvenilir olmaktan uzaktır. “Kamuya yük olmayacak” diye bu ülkenin sağlık ortamını 25 yıl ipotek altına alacak olan “dünyanın en büyük
sağlık kompleksi” girişiminin hesabının şaştığını daha yenilerde hep birlikte gördük.

Sağlık Bakanlığı Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı tarafından yapılan
İstanbul-İkitelli Şehir Hastanesi ihalesinde, Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan fizibilite raporu ile ihale komisyonu kararının onayladığı ihale tutarı arasında 468 milyon 322 bin 591 TL fark olduğu ortaya çıktı.

Devlet, özel sektöre fizibilite raporunun çok üzerinde ihale bedeli sunmuş!

Eğer doğruysa, yalnızca bu hesaba göre söz ettikleri 700 milyon tasarrufun çoğu gitmiş oldu.

Türkiye Sağlık Ortamı Ticari Bir Sırdır!

Bugüne dek yapılan ihaleler ile şirketlere ödenecek kira bedellerinin ne olduğu
resmi olarak açıklanmamıştır.

Kayseri 137 milyon, Ankara-Bilkent 289 milyon, Manisa 64 milyon, Konya-Karatay için 88 milyon TL yıllık kira belirlendiği basın yoluyla öğrenilmiştir.

Yozgat, Elazığ, İstanbul ve Mersin ihalelerindeki tutara ilişkin hiçbir bilgi bulunamamıştır.

Kira bedeli öğrenilebilen beş ihaledeki yıllık kiralar toplamı bugünün rakamlarıyla 898 milyon 770 bin TL’dir. Bu rakam, 25 yılda toplam 22 milyar 469 milyon 250 bin TL olacaktır. Toplam 45 projenin kira bedeli ve ihale karşılığının ise yüzlerce milyar TL tutacağı kestirilmektedir.

Bu Nasıl Bir Ortaklık?

Eski Sağlık Bakanı’nın memleketi Erzurum’da 2011’de 1.200 yataklı devlet hastanesinin yapılması işi 193 milyon 270 bin TL’ye ihale edildi. Aynı yıl
Kamu-Özel Ortaklığı yöntemi ile 1500 yataklı Kayseri Entegre Sağlık tesisi ihalesinde ise yalnızca bir yıllık kira bedeli 137 milyon 73 bin TL olarak belirlendi.
Yani Kayseri’de özel şirkete ödenecek bir buçuk yıllık kira ile
1200 yataklı bir hastanenin yaptırılmasının olanaklı olduğu görülmüş oldu.

Kamu özel ortaklığı diye söz edilen programın, kamu için çok kötü ama özel sektör için çok kârlı bir ortaklık olduğu açıktır. Bu işin sonunda ortaklardan kimin zararlı çıkacağı bellidir.

Kamuyu Kötüle, Özeli Süsle Püsle!

Kendisi de özel hastane patronluğundan gelen yeni Sağlık Bakanı’nın, Türkiye
sağlık ortamının özelleştirilme sürecini hızlandırmak niyetinde olduğu görülmektedir.
Bu amaçla kamu hizmetleri verimsiz, zarar eder gösterilerek, sermayeye peş keş çekmenin yolları oluşturulmaktadır.

Kamu Özel Ortaklığı modeli ile hastane yapımına başlanmadan evvel, Türkiye’nin
10 büyük hastanesinin finansal-mali analiz raporu hazırlanmıştır. Bunlardan birisi Numune Eğitim Araştırma Hastanesi’ninkidir. Hastanenin 2008 yılında gideri 141 milyon 604 bin TL’dir. Bu rakamın önemli bölümünü genel bütçeden gerçekleştirilen
personel giderleri oluşturmaktadır. Sözü geçen haberde, yılda yaklaşık 800-900 milyon TL dolayında olan hastane giderlerinden söz edilmektedir. Ne var ki, Numune dahil
7 hastanenin toplam giderleri hesaplandığında, rakamın kabaca 500 milyon TL dolayında olduğu görülmektedir.

Sağlık Hizmetini Binalar Vermiyor!

Bugün Etlik Entegre Tesisinin yapılacağı söylenen arazide kocaman bir hastane
boş duruyor. Bu binada artık sağlık hizmeti üretilmiyor.
Hastane personeli dört bir yana dağıtıldı. Birçoğu istifa etti, emekli oldu.

SSK tarafından 1997 yılında tamamlanan Etlik İhtisas Hastanesi, kurumun kendi arazisi üzerinde yapılmıştı. SSK’nın tüm malları Sağlık Bakanlığı’na “birleştiriyoruz işte,
ne güzel” diye aktarılırken (Şubat 2005), Etlik’teki bu çok değerli arazi de
Sağlık Bakanlığı’na alındı. Şimdi sermayeye 25 yıllığına verdikleri bu arazinin sahibi
bu ülkenin işçileridir. Sigortalı hastalara nefroloji, kardiyoloji, kalp-damar cerrahisi, hemodiyaliz gibi dallarda hizmet vermek için kurulan hastane, o tarihten kapatılana dek hem Ankara’ya hem de Ankara dışından gelen hastalara çok önemli hizmetler verdi. Daha 15 yıllık bir geçmişi olan Etlik İhtisas Hastanesi, yıkılmak üzere geniş arazisi ile birlikte 2012 Temmuz ayı sonunda Astaldi-Türkerler ortaklığına teslim edildi.

Etlik Kasalar ihalesi sonucunda Astaldi-Türkerler ortaklığının alacağı yıllık kira bedeli 319 milyon TL’dir. Kira bedeli her yıl TEFE/TÜFE oranında güncellenecek.
Toplamda devletin ödeme yapacağı tutar, bugünkü fiyatlardan 8 milyar TL olacak. Kampus içinde tüm inşaatlarla birlikte 2,4 milyar TL’lik yatırım yapılacak.
Bu paraya ek olarak Ankara’daki 11 hastane daha yok edilecek ve sözü geçen şirketlere devredilecek. Kira bedeli her yıl TEFE ya da TÜFE oranında güncellenecek.

Kira bedelleri güncellenirken katkı katılım paylarını da güncelliyorlar.
Maliye Bakanı Şimşek ne güzel demişti:

Güncelleme!

Bu ülkede vatandaştan alınanlar anında güncelleniyor ama vatandaşa verilenlerde güncelleme olmuyor.

Nereden Tasarruf Edeceksiniz?

Kamu Özel Ortaklığı ile 700 milyon TL tasarruf edileceği bilgisi gerçek dışıdır.
Bu ortaklıkla eğer Sağlık Bakanlığı 700 milyon TL tasarrufla harcamasını 200-250 milyon TL’ye indirecekse, nerelerden kesecektir? Personelden mi? İlaçtan mı?
Medikal aygtlardan mı? Tüketim gereçlerinden mi (sarf malzemelerinden mi)?
Taşeronun işçilerinden mi? Elektrik-su-gaz giderlerinden mi?

Kamuoyunu yanıltan tasarruf rakamlarında bu kalemlerden hiçbiri hesaba katılmamış, yalnızca inşaat firmasının alacağı kira bedeli düşünülmüştür. Özel sektörün,
hesabını “ben alacağıma bakarım” diye yapması doğaldır. Fakat Sayın Bakan da mı hesabı böyle yapmaktadır?

Biliyoruz ki, kapatılan ve taşınan hastanelerin bina kullanım hakları ihaleyi alan şirketlere veriliyor. Bu hastane binalarına ne olacak? AVM mi, otel mi, lüks konut mu, otopark mı, ne yapmayı planlıyorsunuz? Ankara’nın farklı yerlerinde halka yakın sağlık kurumlarını Ankara’nın bir ucuna taşıyorsunuz. Hastaların ulaşım giderlerini de
siz mi karşılayacaksınız?

Vatandaşın Cebinden Sermayeye…

Sağlık Bakanlığı’nın 2012 yılı bütçesinin 14 milyar TL, döner sermaye bütçesinin ise
16 milyar TL olduğu ve yalnızca beş hastane inşaatı için ödenecek kira miktarı değerlendirildiğinde, 45 kamu özel ortaklığı projesi için Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi
ve döner sermaye gelirlerinin toplamının yıllık kirayı ödemeye yetmeyeceği anlaşılmaktadır.

Peki bu borçlar nasıl karşılanacak?

Adres ne yazık ki vatandaşın cebidir.

1999’da 4,9 milyar TL düzeyinde olan toplam sağlık giderleri, 2011’de yılında 76 milyar TL’ye yükseldi. Toplam sağlık giderinin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) içindeki payı 1999’da %4,8 iken, 2011’de bu oran % 5,9’a çıktı. Şimdi bu denli artmış olan
sağlık giderlerine Çalışma Bakanlığı ve Maliye’den “dur” denmektedir.
Devlet gider (harcama) sınırını aşmış, bundan sonra vatandaşın sağlık giderlerini
kendi karşılayacağı bir düzeni inşa etmektedir.

Geçtiğimiz ay Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişiklik ile normalde ücret ödenmemesi gereken hizmetler, “istisnai sağlık hizmeti” adı altında
12’den 29 kaleme çıktı. Otelcilik hizmeti zamlandı.

İktidar partisi, 8 Mayıs 2013 günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmelerine başlanan “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa Tasarısı” ile özel sağlık hizmeti sunucularında katılım paylarına % 200 zam yapıyor. Bu da yetmediği gibi; “Öğretim üyesinden sağlık hizmeti” adı altında sağlık alanını ücretlendirmeyi sürdürecekler. “Bıçak parası” diye yıllarca Türkiye gündemini meşgul edenlerin derdi, vatandaşın cebinden para çıkmaması değilmiş. Onların derdi, çıkan paranın nereye gittiği ile ilgiliymiş.
Eskiden çok sınırlı bir kesimin yararlandığı muayenehane sistemini,
aslında tüm vatandaşlar için zorunlu duruma getirdiler.

Anatomi Yetmez, Fonksiyon Gerek!
Yalnızca Para Konuşarak Sağlık Olmaz!

Mevcut iktidar, hayali olan kamu özel ortaklığı ile sağlıkta tüm sorunların çözüleceğini sanıyor! İnsan nasıl anatomisinden ibaret değilse, sağlık hizmeti de binalardan ibaret değildir. Türkiye sağlık ortamının sorununu hastane binalarına indirgemek eğer kötü niyetlilik değilse, bilgisizliktir.

– Bugün sağlık ortamında tıp eğitimi ve uzmanlık eğitiminin niteliği düşmüştür.
– Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet giderek tırmanmaktadır.
– Sağlık çalışanlarının özlük hakları her geçen gün tırpanlanmaktadır.
– Katkı-katılım payları düzenli olarak zamlanmaktadır.
-Hastalar hastane hastane gezmekte, hekimlerle 3-4 dakika görüşmelerde dertlerine derman bulamamaktadır.
– Hastanelerde destek hizmetlerin hepsi, yetersiz sayıdaki, sağlık bilgisi olmayan,
asgari ücrete talim eden taşeron çalışanlara teslim edilmiştir.
– Bugün hem vatandaş hem sağlık çalışanı zorda, Türkiye Sağlık Sistemi Hastadır!

Mevcut iktidar ve Sağlık Bakanlığı, mesailerini özel sektörün çıkarlarını korumak yerine halkın sağlık hakkını korumaya, vatandaşların sağlık hizmeti için para harcamamasına, nitelikli bir sağlık hizmeti için sağlık çalışanlarının koşullarını iyileştirmeye harcamalıdır.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu

Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları Raporu hazırlandı

ATO_logosu

Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları Raporu hazırlandı

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (KKNMK) Anayasal statüsüne ilişkin olarak yürütülen ve yeni Anayasa çalışmalarına da konu edilen tartışmalara katkı sunmak üzere bağımsız hukukçularca hazırlanan rapora destek sunan Ankara Tabip Odası, Ankara Dişhekimleri Odası ve Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odası tarafından 12 Şubat 2013 tarihinde düzenlenen bir basın toplantısı ile kamuoyuyla paylaşıldı. Basın toplantısına,

  • Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları Raporu:
    Anayasa’nın 135. maddesinin Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi ve Bir Öneri 

başlıklı raporu hazırlayan kolektiften Başkent Ünv. İdare Hukuku Öğr. Gör. Orhan Tekinsoy, Av. Dr. Mustafa Bayram Mısır ve Av. Yunus Bakihan Çamurdan’ın yanı sıra Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özden Şener, Ankara Dişhekimleri Odası Başkanı Dr. İlker Cebeci, Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Yrd. Doç. Dr. Oytun Okan Şenel, Genel Sekreter Adil Adıgüzel ve üye Dr. Saffet M. Saraç katıldı.

Rapor Meclis Anayasa Komisyonu üyelerine verilecek

Basın toplantısında konuşan Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özden Şener, raporun bağımsız hukukçular tarafından meslek örgütlerinin demokratik ülkelerde
nasıl olması gerektiğine ilişkin dünyadan örneklerle karşılaştırmalı olarak hazırlandığını kaydetti. Yeni Anayasa çalışmaları esnasında meslek örgütlerinin yok edilmesi amacıyla kamuoyu yaratılmaya ve Anayasa komisyonunun bu şekilde bir düzenleme için yöneltilmeye çalışıldığını kaydeden Şener, bu raporun hazırlanmasındaki temel çıkış noktasının da bu çabadan kaynaklandığını söyledi.

Liberal Demokrasi Topluluğu gibi oluşumların yayımladıkları çeşitli araştırmalarla, meslek örgütlerine üyeliğin zorunlu olmaktan çıkarılıp 1’den çok örgütlenme kurulabilmesini savunduklarını hatırlatan Şener, bu durumun mesleği çökerten ve kamunun zararına sonuçlar ortaya çıkarak bir uygulama olacağını dile getirdi ve hazırlanan raporu bu nedenle çok önemsediklerini ifade etti. Şener ayrıca, hazırlanan raporun Meclis Anayasa Komisyonu üyeleriyle de paylaşılacağını söyledi.

Daha sonra söz alan Ankara Dişhekimleri Odası Başkanı Dr. İlker Cebeci, Anayasa’nın 135. maddesi halen geçerli olmasına karşın meslek örgütlerinin yetkisiz kılınmaya çalışıldığını kaydederken, Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Yrd. Doç. Dr. Oytun Okan Şenel de meslek örgütleri çalışmaktan men edilirse her şeyden çok toplum sağlığının etkileneceğini söyledi.

Denetim, gözetim ve yaptırımdan muaf bırakır uyarısı

Raporun hazırlayıcılarından İdare Hukuku Öğr. Gör. Orhan Tekinsoy yaptığı sunumda, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının önemi ve kamu gücü kullanacak şekilde yasal yetkilerle donatılmasının demokratik toplumlar için gerekliliğini anlattı.

Meslek örgütlerinin, meslek etiğini ortaya koyan, tüm mesleğin yürütülüşünü gözeten kuruluşlar olduklarını ve meslek mensupları üzerinde denetim, gözetim ve yaptırım yetkisi bulunduğunu vurgulayan Tekinsoy, üyeliğin zorunlu olmayışının ise meslek mensuplarını denetim ve yaptırımın dışında tutacağı, bu nedenle de
kamu yararını zedeleyeceği uyarısında bulundu. Tekinsoy, “Ben üye olmuyorum” diyerek bu denetim, gözetim ve yaptırımdan muaf olunabilmesinin söz konusu dahi olmaması gerektiğini ifade etti.

Hazırlanan raporun tam metnine ulaşmak için lütfen tıklar mısınız?

KAMU_KURUMU_NITELIGINDE_MESLEK_KURULUSLARI_ RAPORU_2013 .

Sevgi ve saygı ile.
15.2.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

15 sağlık meslek örgütü KHB’ye karşı ortak bildiri yayımladı


15 sağlık meslek örgütü KHB’ye karşı ortak deklarasyon yayımladı

06 KASIM 2012, http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/khb-3414.html

alt

Sağlık alanında görev yapan 15 emek-meslek örgütü ve sendika, 2 Kasım 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 663 Sayılı KHK’nin içinde yürürlüğe girdikten sonra, bir yıllık geçiş süreci 2 Kasım 2012 tarihinde sona eren ve resmen uygulamaya geçen “Kamu Hastane Birlikleri”ne karşı ortak bir deklarasyon yayımladı. Ortak deklarasyon, bugün (06.11.2012) TTB’de düzenlenen bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu.

Basın toplantısına TTB Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan, SES Başkanı Dr. Çetin Erdolu, Türk Hemşireler Derneği Başkanı Prof. Dr. Saadet Ülker, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Başkanı Murat Altuğgil, Sağlık Hizmetleri Sınıfı Çalışanları Derneği Başkanı Hüseyin Ayhan, Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özden Şener ve
SES Ankara Şube Başkanı İbrahim Kara katıldılar. Basın açıklamasını SES Başkanı Dr. Çetin Erdolu okudu.

TTB Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan, toplantıda yaptığı konuşmada;

“Kamu Hastane Birlikleri”nin devlet hastanesi sisteminin tasfiyesi anlamına geldiğini söyledi. İlgili yönetmeliklerde “devlet hastanesi” kavramının yerine “sağlık tesisi” ifadesinin geçtiğine dikkat çeken İlhan, sağlık alanının artık kamu tarafından finanse edilen bir sistem olmayacağını kaydetti. İlhan, bunun vatandaşlar için daha çok cepten ödeme ve daha sınırlı sağlık hizmeti,
sağlık çalışanları için ise daha çok güvencesizlik anlamına geldiğini söyledi.

Dr. Bayazıt İlhan, Sağlık Bakanlığı ile bazı üniversiteler arasında imzalanan
“ortak kullanım” protokolü nedeniyle sadece devlet hastanelerinin değil, pek çok ilde üniversite hastanelerinin de bu uygulama kapsamı içine gireceğinin de altını çizdi. Sağlık alanındaki emek ve meslek örgütlerinin KHB’ye karşı ortak mücadele başlattıklarını belirten İlhan, programın ayrıntılı eylem ve etkinliklerinin de
önümüzdeki günlerde duyurulacağını bildirdi.

Ankara’da yapılan basın toplantısı ile eş zamanlı olarak illerde de tabip odaları ve sağlık örgütlerinin öncülüğünde basın açıklamaları gerçekleştirildi.

06.11.2012

Basın Açıklaması

CEO’larınıza “Hoşgeldiniz” Demiyoruz

İŞİMİZE, İŞ GÜVENCEMİZE, HASTANELERİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ

BÜTÜN HALKIMIZI DEVLET HASTANELERİNİN TİCARETHANEYE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE KARŞI MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ

02 Kasım 2011 günkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Sağlık Bakanlığı Teşkilat Yapısını Düzenleyen 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)” ile Sağlık Bakanlığı icracı olmaktan çıkarılıp, düzenleyici ve denetleyici bakanlık haline getirilirken; Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yasal alt yapısı da tamamlanmıştır. Şimdi sıra uygulamanın düzenlemesinin yapılmasına, istihdam edilecek kadroların atanmasına ve uygulamanın başlatılmasına gelmiştir ve hızla da gereken yerine getirilmektedir.

Hükümet, Sağlık Bakanlığı’nın yapısını tamamen değiştiren, devlet hastanelerini ticarethane haline getiren, ticarileştiren Kamu Hastane Birlikleri düzenlemesini de içeren bu KHK’yı, TBMM açık olmasına, KHK çıkarma yetkisinin nerede, nasıl ve
ne zaman kullanılabileceği Anayasa’da açıkça belirtilmiş olmasına rağmen,
yasama organını devre dışı bırakarak, bir gece yarısı operasyonu ile ve yangından
mal kaçırırcasına çıkarmıştır.

Şimdi de, 663 Sayılı KHK ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açılmış ve sürmekte iken, Hastane Birlikleri’nin illerdeki CEO’su anlamına gelen “Genel Sekreter” ve 10.300 sözleşmeli yönetici kadroların atamalarını yapıp uygulamayı başlatarak yargıyı devre dışı bırakmaya çalışmaktadır.

Yakın zamanda Danıştay, Başbakan’ın sıkça övündüğü “Sağlık Kampüsleri” anlamına gelen Kamu Özel Ortaklığı ihalelerinden üçünün (Ankara Etlik ve Bilkent, Elazığ)  yürütmesini, “kamu yararına olmadığı” gerekçesiyle iptal etmiştir.
Ancak demokrasi’nin “ileri”sini ağzından düşürmeyen Hükümet, bu yargı kararına rağmen Etlik Kampüsü için Etlik İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’ni boşaltmış, çalışanlarını Ankara’nın çeşitli hastanelerine adeta çil yavrusu gibi dağıtmıştır.

Yasama organını hiçe sayan, yargıyı devre dışına iten bu uygulamalar bir yana,
Kamu Hastane Birlikleri uygulamasının başlatılması amacıyla atanan nitelikleri
başlı başına tartışılır CEO
’lar (Birlik Genel Sekreterleri) ve sözleşmeli yöneticiler incelendiğinde birçoğunun iktidar partisi ile adaylık, yöneticilik gibi siyasi bağlarının, neredeyse tümünün belli bir sendikanın üye ve/veya yöneticileri olduğu görülmektedir.

Kamu yararına olmadığı, sağlık hizmeti için prim, her kademede katkı-katılım payı ve ilave ücret ödeme zorunluluğu getirdiği için sağlığı hak olmaktan çıkardığı, kamu sağlık kuruluşlarını ticarileştirdiği gün gibi açık olan Kamu Hastane Birlikleri uygulaması yalnız özelleştirme değil aynı zamanda partizanca kadrolaşma anlamına da gelmektedir.

Kamu Hastane Birlikleri uygulaması, hastanelerin tamamen “işletme” olarak yönetileceği, çalışanların ise güvencelerine bakılmaksızın, çalıştıkları birliğin verimliliği-kârlılığı üzerinden birliğe bağlı hastaneler arasında dolaşması, gerektiğinde birliğin dışına çıkarılması, sürgünü anlamına gelmektedir.

Kamu Hastane Birlikleri, A B C D E diye sınıflandırılmış hastanelerin,
tıpkı özel hastanelerde olduğu gibi, katkı, katılım payı ve ek ücretlerinin farkı nedeniyle, herkesin parasına uygun olan hastaneye başvurması demektir.

Kamu Hastane Birlikleri, birlik içindeki hastanelerin, hatta içindeki birimlerin performansı üzerinden işletme hakkının devredilmesi, kiralanması ya da pervasızca taşeronlaştırılması demektir. Sözleşmeli yöneticinin “CEO”nun buna yetkili olması demektir.

Artık;

·         Hastaneler işletme,
·         Hastalar müşteri,
·         Çalışanlar sözleşmeli dönemi başlamıştır.

Anayasa Mahkemesi’ne, bu şekilde yargıyı saf dışı bırakan tarzda uygulamaya karşı, kamu yararına olmayan, herkesin parası kadar sağlık hizmeti anlamına gelen bu uygulamaya “DUR” demesi için çağrıda bulunuyoruz.

Bir çağrımız da Meclis’teki vekillere. Yasama organı olarak sizleri devre dışı bırakan, yargı süreci devam etmesine rağmen uygulamanın bu şekilde başlatılmasına karşı bizlerle birlikte olmak ve halkın sağlık hakkını savunmak için yaptığımız bir çağrı bu.

Bizler, sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri olarak;

Devlet hastanelerini ticarethaneye dönüştüren bu düzenleme iptal edilene dek Türkiye’nin bütün illerinin, ilçelerinin tüm hastanelerinde, sokaklarında, meydanlarında mücadele etmeye kararlıyız.

Bu mücadelede toplumun her kesimini bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ (TTB)
SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİ SENDİKASI (SES)
DEVRİMCİ SAĞLIK İŞ SENDİKASI (DEV-SAĞLIK İŞ)
TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ (TDB)
EBELER DERNEĞİ
SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI ÇALIŞANLARI DERNEĞİ
SAĞLIK MEMURLARI DERNEĞİ (SMD)
SAĞLIK TEKNİSYEN VE TEKNİKERLERİ DERNEĞİ
SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARININ SÖZÜ SENDİKASI (SÖZ SEN)
SOSYAL HİZMET UZMANLARI DERNEĞİ (SHUDER)
TÜM RADYOLOJİ TEKNİSYENLERİ VE TEKNİKERLERİ DERNEĞİ (TÜMRAD-DER)
TÜRK HEMŞİRELER DERNEĞİ (THD)
TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ (TPD)
TÜRK MEDİKAL RADYOTEKNOLOJİ DERNEĞİ (TMRT-DER)
TÜRKİYE DİYETİSYENLER DERNEĞİ (TDD)