Gülmen ve Özakça’nın son durumu: Kalp yetmezliği başladı!

Gülmen ve Özakça’nın son durumu:
Kalp yetmezliği başladı!

Açlık grevindeki akademisyenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça 102. güne girdi. Gülmen ve Özakça’da kalp yetmezliği başladığı öğrenildi.

Gülmen ve Özakça’nın son durumu: Kalp yetmezliği başladı!

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

BBC’den Selin Girit, açlık grevindeki akademisyenlerin 102. gününü ve son durumunu yazdı.

“Açlık grevinin 61’inci günüydü. Akademisyen Nuriye Gülmen ve ilkokul öğretmeni Semih Özakça 181 gündür olduğu gibi o gün de işlerine iadeleri talebiyle Ankara Yüksel Caddesi’ndeki insan hakları anıtının önüne gitmişlerdi. Ama Nuriye Gülmen o gün fenalaşmıştı. Bir elin kireç gibi olmuş yüzünü, alnını, bir başka elin avcunu ovduğu, yüzündeki maskeden zorla nefes alıp verdiğinin seçildiği, yanındaki Semih Özakça’nın ona bakakaldığı görüntüler hala birçok kişinin aklında.

Bugün ise Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevlerinin 102’nci günü.

O görüntülerden farklı olarak, bugün insan hakları anıtı önünde değiller. Sincan Cezaevi’nde tutuklular. Yine o görüntülerden farklı olarak bugün sağlık durumları çok daha kötüye gitmiş halde.

“HER GÜN ÖMÜRLERİNDEN YİYORLAR”

Avukatları Engin Gökoğlu, “Her geçen gün ömürlerinden yiyorlar diyebiliriz,” sözleriyle başlayarak sağlıkları hakkındaki son durumu aktarıyor:

Nuriye artık bizim görüşlerimize tekerlekli sandalyeyle geliyor. Normalde avukat görüşleri hücrelerinden çıkıp yürüyerek geldikleri bir yer. Ama artık bir destek olmaksızın, bir gardiyan refakati olmaksızın, tekerlekli sandalyeye binmeksizin asla yürüyüp gelemiyor. Çok ağrı çektiğini, kaslarında ağrı olduğunu söylüyor. Önceleri savunmasına yönelik notlar alıyordu.
İki gün önce gördüğümüzde kalem bile tutamaz haldeydi.

Semih Hoca, Nuriye’ye göre biraz daha iyi. Görüş alanına yürüyerek gidip gelebiliyor ama O’nun da ağız içinde yaralar var. Onlar iyileşmedi hala.

Nuriye gün boyu yatakta. Tuvalete çıkamıyor artık. 46 kiloya düştü. Sağlık durumu gittikçe kötüleşiyor. Zihni açık, morali yerinde ama acılar çekiyor. Nuriye Hoca yatağa bağımlı. Semih açısından da bu süreç çok yakın. Bu durum ilerlerse daha başka yıkımlar olacaktır. Açlık grevinde kritik evreye aslında 45’inci gün itibarıyla giriliyor, 60’ıncı günden sonra ise ölümler görülebiliyor. Ankara Tabip Odası (ATO) geçtiğimiz günlerde yaptıkları açıklamada, açlık grevinin 90’ıncı gününde ortaya çıkabilecek durumları şöyle özetlemişti:

  • Şiddetli karın ağrısı,
  • Yüksek riskli ve ilerleyici kilo kaybı,
  • Kas doku yıkımı,
  • Böbrek işlevlerinde belirgin bozulma ve buna bağlı kan elektrolit değerlerinde dengesizlik,
  • Kan elektrolit değerlerindeki bozulmaya bağlı kas denetiminin ortadan kalkması,
  • Kalp ritminde düzensizlik, kalp kası yıkımı,
  • Kas ve kemik ağrıları,
  • Vücut ısı düzenlemesinin bozulmasına bağlı hipotermi (AS: beden sıcaklığının düşmesi),
  • Kan hücre sayısında belirgin düşme,
  • Bağışıklık sisteminde ciddi zayıflama,
  • Ölümcül enfeksiyonlara karşı düşkün hale gelme,
  • Çoklu organ yetmezliği ve geri dönüşümü mümkün olmayan sekeller.

ATO’nun halen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yı bizzat muayene etmelerine
Adalet Bakanlığı tarafından izin verilmiyor. Ancak ATO Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut, edindikleri bilgiler ışığında, açlık grevinde 102’nci gününde durumun “oldukça kritik” olduğunu söylüyor:

“Özellikle Nuriye’nin durumu daha ağır. Şu anda kalp yetmezliği bulguları var, yataktan kalkamıyor. Semih’in solunum yolu enfeksiyonu vardı, antibiyotik kullanmıyor. Bunların hepsi yaşam süresini kısaltıcı etmenlerdir.

“Şu anda nörolojik bulgular başlamış durumda. Kalp yetmezliği başlamış durumda. Çünkü protein harcandığı ve elektrolit dengesi bozulduğu zaman, sodyum-potasyum dengeleri bozulduğu zaman kalp kasları yeterince işlev görmüyor. Onlar bozulmuş durumda.

“Bir de enfeksiyona, bulaşıcı hastalıklara yatkınlık var. Öteki büyük tehlike de o. Bir hastane enfeksiyonu ne denli tehlikeliyse bir hapishane enfeksiyonu da o kadar tehlikelidir.

  • Hapishanede bulunmaları, tutuklu olmaları yaşam süresini kısaltıcı bir etki yapıyor.”

Prof. Dr. Bulut, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın Wernicke-Korsakoff sendromuna girmelerinin de an meselesi olduğunu söylüyor.

Bu duruma sürüklenen olguların ise %17’sinin yaşamını yitirdiğini, %75’inin de ya enfeksiyonlarla yaşamlarını yitirdiklerini ya da kalıcı hasarla yaşamak zorunda kaldıklarını belirtiyor.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 675 ve 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile işlerinden ihraç edilmiş ve işlerine iade istemiyle önce 120 gün boyunca Ankara Yüksel Caddesi’nde protesto yapmış, ardından da açlık grevine başlamışlardı.

İki eğitimci 23 Mayıs 2017’de ise gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı.

Semih Özakça’nın eşi de açlık grevine girdi

Semih Özakça’nın eşi Esra, istemlerinin halen geçerliliğini koruduğunu, açlık grevlerinin ancak işlerine iadeleri ya da bu yönde somut bir adım atılması halinde son bulacağını söylüyor. Esra Özakça, “İki eğitimcinin hayatları söz konusu. İkisi için de çok endişeliyiz. Bir an önce bir adım atılmasını istiyoruz. Bu bir hukuk skandalı. İşlerine döndükleri an bitirecekler açlık grevini. Bu iş o kadar basit ki. 400-500 insan zaten dönüş KHK’larıyla işlerine iade edildi,” diye konuşuyor.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklanmalarının ardından kendisi de açlık grevine başlayan Esra Özakça sözlerini şöyle sürdürüyor: “Açlık grevi tabii ki hoş bir eylem değil. Biz de istemezdik bunu yapmayı. Ama birçok mücadele yöntemi denedik, olmadı.

75’inci günde Nuriye ve Semih’in tutuklanması üzerine, bunu kabul edemediğimiz için biz de açlık grevine başladık. Zaten bu noktada yemek yemek de mümkün değil açıkçası.”

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın aileleri, 15 Mayıs 2017’de, açlık grevinin 69’uncu gününde Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli ve AKP milletvekili Yasin Aktay’la görüşmelerde bulunmuşlardı. Ancak bu görüşme neticesinde açlık grevinin sonlandırılması yönünde bir uzlaşmaya varılamamıştı. Aileler, bunun ardından hükümetle herhangi bir başka temas olmadığını söylüyor.

Davanın ilk duruşması 14 Eylül’de

Gülmen ve Özakça için hazırlanan iddianamede, haklarında “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından 20 yıla kadar hapis cezası talebinde bulunulmuştu. İddianamede ‘eylemleri masum bir hak arama talebinden çıktı’ gibi ifadeler de yer almıştı. Davanın ilk duruşması için 14 Eylül 2017 tarihine gün verildi. Ancak Avukat Engin Gökoğlu bu tarihi öne çekmeye çalıştıklarını, “müvekkillerinin o tarihte hakim önüne çıkıp çıkamayacaklarının belli olmadığını” söylüyor. Av. Gökoğlu, davanın reddi için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru hazırlığı içinde olduklarını, AYM başvurularının ardından 24 saat içinde tedbir kararı gelmemesi durumunda da konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacaklarını belirtiyor.

Bugün açlık grevinin 100’üncü günü nedeniyle Nuriye Gülmen ve Semih Özakça adına bir iftar sofrası kurulması, insan hakları anıtına 100 adet çiçek bırakılması, 100 avukatın Sakarya Meydanı’nda bir gösteri düzenlemesi gibi etkinlikler planlanıyor.

ATO Başkanı Prof. Vedat Bulut, sağlık emekçileri olarak kendilerinin de insan hakları anıtına çiçek bırakacaklarını belirttikten sonra sözlerini şöyle tamamlıyor:

  • “İnsanlar yaşasın, daha rahat koşullarda işlerine, aşlarına sahip olsunlar, açlık grevlerinde ölmesinler diyerek talebimizi yineleyeceğiz. Ancak hükümetin geri adım atacağı konusunda
    pek iyimser değilim. Önümüzdeki 1-2 hafta içinde bir şey olmazsa Nuriye ve Semih kaybedilebilir. Şu an her gün tehlike var.”
    =========================================
    Dostlar,

    Bu yakıcı sorunu başından beri acı ve kaygı ile izliyoruz.
    Sitemizde kezlerce yazdık.. Manşette tutuyoruz endişe verici gelişmeleri.,
    Uluslararası hukuk bakımından da ulusal hukuk bakımından da hiçbir dayanağı olmayan acımasız bir dayatma hatta göz göre göre İNFAZ yürütülüyor.. Ölüme mahkumiyet..

    İnsanlık tarihinde bunca gaddarlığın örneğini bulmak kolay değil.
    Neredeyse sözün bittiği yerdeyiz.

  • AKP iktidarı, toplumu adeta terbiye ediyor, dahası korkutarak felç edip teslim almayı, muhalefeti bitirmeyi tasarlıyor olmalı bu akıl almaz dayatmasıyla..

    Başkaca bir açıklama bulamıyoruz.
    Hiçbir hukuksal, ahlaksal, etik, medeni, vicdani, dini, insani…. ölçüt kalmamış görülüyor.
    Açlık grevinin = ölüme yatışın 102. gününde olan 2 masum insanın duruşması 14 Eylül’e bırakılabiliyor. Ağzınızı açınca da “bağımsız yargıya dokunamazsınız” deniyor taaa tepelerden.. RTE, Başbakan ve Adalet Bakanından..

    RTE değil miydi Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz – Ergenokon tertip davalarında yıllarca (5+ yıl!) uzatılan gerekçesiz tutukluluk işkencesi için “hak ihlali” kararı verdiğinde bu kararı tanımayan, saygı da duymayan hatta ilgili mahkemelere bu kararı uygulamamalarını apaçık buyuran!?? Bunlar Anayasa’nın ilgili maddelerini apaçık ihlal değil mi??

    AKP iktidarı değil miydi, Prof. M. Haberal kendisini yıllarca kumpas davalarda gerekçesiz tutuklu yargılayan yargıçları dava edip tazminat kazanınca alelacele yasa değişikliği yapıp bu tazminatların devletçe ödenmesini sağlayan?!

    Anayasanın 138. maddesini Adalet Bakanı B. Bozdağ anımsamış görünüyor?? İçişleri Bakanı iken Efgan Ala nam zat TBMM’de kürsüye elini şiddetle vurup “Tanımıyoruz bu anayasayı!” diye gürlerken neredeydiler???

AKP, bu cendere ile toplumu teslim alıp tam totaliter – despotik TEK ADAM rejimine geçebileceğini sanıyor galiba??
Oysa tarih, bu tür şiddet – zulüm sarmalına dolanan iktidarların yürek yakan örnekleriyle dolu. Bütün uyarılar, yıllardır, ne yazık ki duvara çarpıp dönüyor..
Yaşayıp göreceğiz.. Bu halk bedel ödüyor – daha da ödeyecek ama hep kazanıyor..

Yürüyüş başladı, bu Gezi’den daha güçlü!
İktidar panikte.. Kör inadı bırak, HUKUK DEVLETİNE DÖN!

Nuriye ve Semih 102. gündür ölüme yatmış, kritik eşikte..
Bir küçük insani adım at.. 2 masum insanı ölümden döndür.
Sizin zerrece vicdanınız kalmadı mı??

Sevgi, saygı ve derin acı ile. 16 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 4. Ulusal Kongresi

Değerli hekimler,

Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 4. Ulusal Kongresi
16-17 Kasım 2013 günlerinde düzenleniyor.
Yer : Ankara Üniv. Tıp Fak. morfoloji binası..
Kongrenin bildirilerle zenginleşmesi için çaba harcanıyor, bu açıdan önemli bir fırsat olabilir. Bildiri başvuru süresi 11 Ekim’de (2013) doluyor ancak düzenleme kurulu
25 Ekim’e uzatmayı planlıyor, bu nedenle fırsat kaçmış değil.
Kongreye katılım ücretsiz.
Başka kongrelerde (özellikle uzmanlık kongrelerinde sunulmuş bildiriler de)
daha önce sunuldukları kongreye ilişkin bilgi notu ile birlikte başvurabiliyor.
Program ve web sayfası erişkesi (linki) aşağıda.
Bildiri özeti gönderebilmek için “kayıt” başlığındaki “yazılı bildiri/poster” seçeneği tıklanınca dosya yükleme seçeneği çıkıyor. Özetler buradan yüklenebilir.
Bu duyuruyu yaygınlaştırmanız dileğiyle..Meslektaşımız Dr. Figen Şahpaz aracılığıyla ulaştırılan duyuruyu paylaşmak isteriz.

Duyuru aşağıda…

Saglik_Calisanlarinin_Sagligi_Kongresi_2013

Sevgi ve saygı ile.
04.10.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Sağlıkçılar Gezi’yi anlattı

Sağlıkçılar Gezi’yi anlattı

ANKARA – Tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Parkı Direnişi’nde hekimlerin olaylara
nasıl baktığı “Gezi ve Sağlık” paneliyle masaya yatırıldı.

Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Ankara Tabip Odası’nın (ATO) ortaklaşa düzenlediği panelde, TTB Halk Sağlığı Kolu üyesi Prof. Dr. Feride Aksu Tanık ve TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Arzu Erbilici olaylarda hekim ve eylemci olmanın etkilerini konuklarıyla paylaştılar.

TTB_Gezi_ve_saglik_paneli

 

 

 

 

Hekimlerin kadro adaletsizliğinden, cebi ile vicdanı arasında gösterilerek mesleğin itibarsızlaştırıldığından dert yanan Dr. Erbilici, hekimlerin daha çok özgürlük ve demokrasi diyen eylemcilerin yanında yer alarak, onlara güven verdiklerinin altını çizdi.

Erbilici, savaşta bile korunaklı olan revirlere olaylar sırasında saldırılar olduğunu,
bu süreçte 11 tıp öğrencisinin gözaltına alındığını aktardı.

Bu olaylar sonucunda haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkan ve daha yaşanabilir bir dünya için mücadele eden hekimler topluluğunun oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Feride Aksu Tanık da;

Tüm Türkiyeyi etkisi altına alan olaylarda 2,5 milyon insan sokaklara çıktı.
Biz TTB olarak bir sorumluluk duygusuyla resmi internet sayfamızda olaylarda kullanılan
biber gazı ve benzeri silahlarla ilgili değerlendirme formu hazırladık ve amacımız da
bu denli
yaygın kullanılan silahların sağlık etkilerini görünür kılmaktı.
İlk haftada 11 bin 155 kişi bu soruna duyarlı kalarak formu doldurdu.
Olaylara katılanların %69
u gazdan çok yoğun etkilendiğini ve Birlik olarak oluşturduğumuz Bilimsel Danışma Kurulu raporuna göre profesyonel maskelerin de yeterince koruyucu olmadığı gerçeğine ulaştık.” diye konuştu.

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık ise Çankaya Belediyesi hekimlerin duyarlılığıyla koşut olarak halkın yanında olmaya devam edecektir.
Atatürk’ün ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ sözü yabana atılacak
bir söz değildir.
“Her şeyden önce yaşam!” diyen sağlık çalışanlarımız iyi ki varlar. Onlar emanet edilecek yaşamın, emanet edilecek olan kişiler için her zaman
gurur duyduğumuz insanlardır.
 dedi. (Cumhuriyet, 19.9.13)