ATAA Statement on Turkey’s “Operation Peace Spring” in Syria

ATAA Statement on Turkey’s “Operation Peace Spring” in Syria

6003 Tower Court, Alexandria, VA 22304 | 202.483.9090 | 202.483.9092 fx |  www.ataa.org

Community Information Service
October 12, 2019 / # 1157

ATAA Statement on Turkey’s “Operation Peace Spring” in Syria
The Assembly of Turkish American Associations (ATAA), which represents the interests of Turkish Americans living in the United States, is concerned with the recent, biased remarks on Republic of Turkey and its military intervention targeting terrorist organizations in Syria.

In a recent letter to the United Nations Security Council, Republic of Turkey cited article 51 of the UN Charter on self-defense for its intervention, stating that the operation is intended to:

  • ensure the security of its border and aimed to eliminate terrorist organizations ISIS/PKK/PYD/YPG emanating from Northern Syria,
  • establish stability along its Syrian border,
  • save Syrian people from the oppression of ISIS/PKK/PYD/YPG terrorist organizations,
  • ensure the safe return of displaced Syrians including Syrian Kurds to their homes in Syria.
The YPG is an armed wing of the Democratic Union Party (PYD), a group linked to the Kurdistan Workers’ Party (PKK), which has been declared by Turkey, the United States, the European Union, NATO, and major world governments a terrorist organization. The PKK is responsible for the lives 40,000 in Turkey since early 1980s. The YPG poses a direct national security threat to Turkey, a strategic military and political ally of the United States and NATO member since 1952. YPG and PKK’s close ties have been acknowledged by many US officials including the former US Defense Secretary Ash Carter during a Q&A session at the Armed Services Committee hearings (1). An official report prepared by US National Security Director Daniel Coats, presented to the US Congress acknowledged that YPG, the Syrian wing of the outlawed Kurdistan Workers’ Party (PKK), is seeking autonomy in Syria (2).
Turkey has provided refuge for more than 3.5 million Syrians including Syrian Kurds since the start of war in Syria. (AS: since March 2011)
The ongoing U.S. support for YPG and misrepresenting Turkey’s fight against terrorism in Syria jeopardize not only security of Turkey but also security of the region and the long-standing partnership and mutual trust between the U.S. and Turkey.
The ATAA urges the US Government officials and all responsible parties to do its utmost to avoid further deterioration of relations between two NATO allies.

==========================================
Dear website readers,

Despite not entirely sharing of ATAA Statement above, we evaluated that it would be of beneficial publicating this press release through our website..

Thank you for their valuble patriotic efforts..

With love and respect. 12th October 2019, Ankara / Turkiye

Dr. Ahmet SALTIK, MD, MSc, BSc
www.ahmetsaltik.net
==========================
Dostlar,

İçeriğini tümüyle paylaşmamakla birlikte, The Assembly of Turkish American Associations (ATAA)‘nın yukarıdaki basın açıklamasını sitemizde paylaşmayı yararlı bulduk..

Teşekkür ederiz ABD’de yaşayan Türk kardeşlerimizin yurtsever çabalarına..

Sevgi ve saygı ile. 09 Ekim 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Siyaset Bilimci, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Türkiye Barolar Birliği’nden YSK’ye kritik sorular

Türkiye Barolar Birliği’nden YSK’ye kritik sorular

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu YSK’nin İBB seçimlerini iptal etmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Yüksek Seçim Kurulu’nun dün oy çokluğuyla verdiği İstanbul seçimlerinin iptaline ve yenilenmesine ilişkin karardan kamu vicdanı son derece rahatsızdır” ifadelerini kullandı.

[Haber görseli]Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini iptal etmesine ilişkin açıklama yaptı. Feyzioğlu’nun konuşmasından başlıklar şöyle:

Yüksek Seçim Kurulu’nun dün oy çokluğuyla verdiği İstanbul seçimlerinin iptaline ve yenilenmesine ilişkin karardan kamu vicdanı son derece rahatsızdır. YSK’dan; hak ve hukuka uygun millet iradesini koruyan ve vicdanını rahatlatan bir karar vermesini beklemiş idik. En sonuncusu dün olmak üzere bu konuda 31 Mart gününden itibaren defalarca uyarılarımızı yapmıştık.

Bu çerçevede YSK’dan, önceki kararlarına ve uygulamalarına sadık kalmasını istemiştik.  Seçimin iptalinin, usulsüz veya sahte seçmen yazımına dayandırılmadığını görüyoruz. Kısıtlı seçmen ve sair iddiaların reddedildiğini de biliyoruz.

YSK’nın seçimin iptalini bazı sandıklarda sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmamasına ve bazı sandıklarda da bir kamu görevlisi üyenin bulundurulmamasına dayandırıldığını anlıyoruz. Şimdi Yüksek Seçim Kurulu’na tek tek soruyoruz. Bu sorduğumuz sorulara delilleriyle birlikte inandırıcı cevaplar vermek, YSK’nın anayasal görevidir. Türk Milleti’ne karşı boynunun borcudur.

1-YSK seçim takviminde, sandık kurullarının usulsüz oluşturulduğu gerekçesiyle tam kanunsuzluk itirazının 2 Mart 2019 tarihine kadar yapılabileceği yazıyor. Seçim hukuku, usul ve şekil hukukudur. Bu tarihe kadar sandık kurullarının oluşumuna itiraz edilmediği halde, seçim gününden sonra yapılan itirazları YSK, hangi gerekçeyle değerlendirmeye almıştır?

2-YSK’nın yerleşik kararlarında; “seçimden sonra sandık kurulu başkan ve görevlilerinin görevlerini kötüye kullanmalarının söz konusu olması ve suçun oluştuğunun anlaşılması, ilgililerin cezalandırılmalarını gerektirir. Ancak seçimin iptaline neden olmaz” denilmekte iken, ne olmuştur da YSK bu yerleşik kararından sadece İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimi ile sınırlı olarak dönmüştür?

3-Sandık kurulu başkanlarının ve sandık kurullarında görev yapacak kamu görevlilerinin belirlenmesi seçmenin, siyasi partilerin veya adayların iradesine bağlı değildir. Bu kişileri ilçe seçim kurulları belirlemektedir. YSK hangi gerekçeyle kendi hatasını seçmene yüklemektedir?

4-Aynı sandıktan büyükşehir belediye başkan adaylarına, ilçe belediye başkan adaylarına, ilçe belediye meclis üyesi adaylarına ve muhtar adaylarına verilen oylar çıkmaktadır. Yani bir zarfta dört farklı oy vardır. Madem ki sandık kurullarının oluşumunda tam kanunsuzluk vardır; YSK hangi hukuki ve mantıki gerekçeyle aynı zarflardan çıkan üç seçim sonucunu geçerli kabul etmiş, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığı sonucunu iptal etmiştir? Bu soruya verilebilecek tatmin edici hiçbir cevap yoktur. ‘Diğerlerine tam kanunsuzluk itirazı yapılmadı’ gibi bir cevabı halkımızın kabul etmesi mümkün değildir. Bu tipik bir çifte standart örneğidir.

5-YSK; usulsüz belirlendiğini iddia ettiği başkan ve üyelerin, büyükşehir belediye başkanı seçiminde hangi yöntemle seçimin sonuçlarına etki ettiklerini delilleriyle açıklamak zorundadır. Çünkü sandık kurullarının oluşumuna itiraz süreci iki ay önce tamamlanmıştır.

6-İlçe seçim kurulları tarafından usulsüz atandıkları iddia edilen bu görevlilerin seçim sonuçlarına nasıl müdahale ettiklerinin kararda delilleriyle açıklanması zorunluluğu vardır. Böyle bir delilden ve açıklamadan kamuoyu haberdar değildir. Dolayısıyla seçmen, haklı olarak, seçim sonucuna, iddia konusu sandık kurulu başkanlarının değil, doğrudan doğruya YSK’nın müdahale ettiği inancındadır.

Sonuçta;

1950’den bu yana çeşitli şikâyet ve aksaklıklarla da olsa işleyen seçim sistemimiz, seçimlerin güvenilirliğini sağlamakla görevli olan ve üyeleri yüksek hakimlerden oluşan Yüksek Seçim Kurulu tarafından ağır şekilde yaralanmıştır. Bu iptal kararının kazananı yoktur. Sevineni de olmamalıdır. Hangi siyasi partiye veya adaya oy vermiş olursa olsun, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun sandığa inancı maalesef YSK tarafından oy çokluğuyla yerle bir edilmiştir.

YSK kararının oy birliğiyle verilememiş olması, karşı oyların bulunması, Kurul’un kendi içinde de kamu vicdanında oluşan derin yaranın oluştuğunun kanıtıdır.

Umutsuzluğa yer yoktur. Kararın oy çokluğuyla çıkmış olması yine de ileriye dönük umutları yaşatmaktadır. Kamu vicdanını hiçbir şekilde tatmin etmeyen bu karar sebebiyle seçim yenilenecek, seçmen bir kez daha kararını verecektir. Türkiye, ekonomisini toparlamak, dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek zorunda iken yeniden bir seçim sürecine sokulmuştur.

Seçim İstanbul’da tekrarlanacak ama tüm ülke sathında yaşanacaktır. Bu sebeple tüm siyasi partilerin, adayların ve vatandaşlarımızın hiçbir gerginliğe yer vermeden bu zor süreci büyük bir olgunlukla yürütmesi gereklidir.

YSK’nın hukuk mantığını zorlayan kararı, sadece ve sadece Türkiye üzerine nice senaryolar yazan ve oynayan küresel güçler ile onların tetikçilerini sevindirmiştir. Türkiye demokrasisinin aldığı ağır yara; ülkemizi karıştırmak, bölmek, sınırlarımız ötesindeki menfaatlerimizi koruyamaz hale getirmek isteyenlerin işine yaramıştır. Bu sevinci bu çevrelerin kursağında bırakmak, ancak seçim sürecini olgunlukla geçirmeye bağlıdır. Milletimizin sağduyusuna inancımız tamdır.

İstanbul seçimleri iptal edildi

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), cumhuriyet tarihinde bir ilk olan karara imza atarak, ana muhalefet partisi CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini iptal etti. YSK’nın kararını, sandık kurulu başkan ve üyelerinin kanunun açık hükmüne rağmen kamu görevlisi olmaması nedeniyle aldığı öğrenilirken “kanuna aykırı görevlendirme” yaptığı öne sürülen ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile seçim müdürleri hakkında suç duyurusunda bulunulması kararı verdi. YSK, İstanbul’un Maltepe ve Büyükçekmece seçimine yönelik itirazları ise reddetti. YSK, İmamoğlu’nun mazbatasının geri alınmasına karar verdi.
===================================
Dostlar,

TBB Başkanı Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU’nun YSK kararını yerle bir eden hukuksal irdelemesi ve YSK’ya çok net sorularla basın açıklamasını mutlaka izleyiniz…
https://youtu.be/AAYB8H28p0s

Biz en temel soruyu dün gece (6.5.19), YSK kararının kısa gerekçesi yayınlandığında YSK’nın 11 yüksek yargıcına yönelttik ve sitemiz manşetine koyduk :

YSK’ye “basit” bir sorumuz var :

    • Sandık kurullarında kamu görevlisi olmayanlar bulunduğu” gerekçesiyle İstanbul BŞBB seçimini iptal ettiniz. Yasa buna, koşulları oluştuğunda izin verdiği halde. Aynı kurullar ilçe, muhtar, belediye meclisi  seçimlerini de yaptı. Neden 39 ilçenin tümünü iptal etmediniz / edemediniz? Yükseklerden dikte edilen “her ne ise” mot a mot uyuldu mu??!

Nitekim CHP bu gün (7.5.19) YSK’na bu yerinde istemle haklı olarak başvurdu..

  • AKP = Erdoğan kendisini bundan daha hızlı ve daha beter nasıl tüketebilirdi ki?!
  1. Erdoğan gene kandırılıyor mu?
  2. Kimler ve niçin??

    Ayıklanamayan / ayıklanmayan AKP içi çelik / kripto veya manifest FETÖ çekirdeğin hünerleri / altları olabilir mi YSK eliyle yaşanan sefalet ve rezalet??

    Bu 2 soru kritiktir..
    Ve de yolun sonu görünmüştür; Abbas yolcudur..
    Ha gayret Türkiye!
    İmamoğlu’na kazandıran akılla..
    Bir kez daha ve daha sıkıca!

Sevgi ve saygı ile. 7 Mayıs 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com