Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu: Mahkeme, Altan ve Alpay için tahliye kararı vermeliydi

Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu: Mahkeme, Altan ve Alpay için
tahliye kararı vermeliydi

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Anayasa hukuku konusunda Türkiye’nin önde gelen isimlerinden Prof. İbrahim Kaboğlu, gazeteciler Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın tahliye istemlerinin reddedilmesine ilişkin yaptığı değerlendirmede “Anayasa Mahkemesi’nin kararının bağlayıcı olduğunu” vurguladı,
“ilk derece mahkemelerinin tahliye kararı vermesi gerektiğini” belirtti.
(cumhuriyet.com.tr13 .01.2018)

[Haber görseli]

Anayasa hukuku konusunda Türkiye’nin önde gelen isimlerinden Prof. İbrahim Kaboğlu, Anayasa Mahkemesi ‘nin Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında verilen tahliye kararı ve ardından yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

“Altan ve Alpay’ın özgürlüklerinden alıkonulma gibi çok ciddi bir yaptırımla karşı karşıya olduklarını” vurgulayan Kaboğlu, “Mahkemenin ‘Hayır ben gerekçeli kararı bekleyeceğim’ gibi bir rahatlığa girmeden, işi yokuşa sürer gibi bir tavra girmeden, Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir kararı açıklamasını izleyen saatlerde tahliye kararını vermeleri gerekirdi.” diye konuştu.

Kaboğlu, Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde AYM’nin ‘hak ihlali’ kararlarının hemen ardından gerekçeli karar beklenmeden tahliyelerin gerçekleştiğinin hatırlatılması üzerine “Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan etkileniyorlar mı? Ergenekon davası sırasında OHAL yoktu, şimdi OHAL var” yorumunda bulundu.

Prof. İbrahim Kaboğlu’nun T24’e yaptığı değerlendirme şöyle:

Anayasa Mahkemesi kararı bağlayıcı dolayısıyla ilk derece mahkemesi tahliye kararı vermeli idi. Bu bakımdan mahkeme üyelerinin muhalefet şerhleri doğru. İlk derece mahkemesi “Gerekçeli kararı görmek istiyorum” demiş, tabii ki genel olarak mahkeme kararları gerekçeli olur. Gerekçeli kararı görmek mahkemenin hakkıdır kuşkusuz. Fakat burada, Anayasa Mahkemesi’nin bu yönde bir karar verdiği, şu ya da bu biçimde açıklandı. Açıklandığına göre
ve muhataplar da özgürlüklerinden alıkonulma gibi çok ciddi bir yaptırımla karşı karşıya olduklarına göre, mahkemelerin “Hayır ben gerekçeli kararı bekleyeceğim” gibi bir rahatlığa girmeden, işi yokuşa sürer gibi bir tavra girmeden, Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir kararı açıklamasını izleyen saatlerde tahliye kararını vermeleri gerekirdi.”

Gerekçeli karar anlaşılır bir şeydir. Fakat muhalefet şerhlerinde söylendiği gibi hemen tahliye etmeleri, Anayasa Mahkemesi’nin kararının özü itibariyle temenni edilen husustur. (Ergenekon ve Balyoz davalarında AYM’nin gerekçeli kararı beklenmeden tahliyelerin gerçekleşmesine ilişkin) Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan etkileniyorlar mı? Ergenekon davası sırasında OHAL yoktu, şimdi OHAL var.”

Ne olmuştu?
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, tutuklu yazarlar Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmetti.
Ancak Alpay hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza, Altan hakkında ise 26. Ağır Ceza Mahkemesi tutukluluğun devamına karar verdi.

13. Ağır Ceza ret kararı gerekçesinde, AYM kararının Resmi Gazete’de yayınlanmaması ve AYM’nin gerekçeli kararının henüz mahkemeye ulaşmamış olmasını gösterdi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi ise kararında “Mehmet Altan hakkındaki tahliye kararının AYM’nin kısa kararından anlaşılamayacağı ve AYM’nin gerekçeli kararının henüz mahkemeye ulaşmadığını” savundu.

Tutukluluğun devamına oy çokluğuyla karar veren iki mahkemede de karşı oy kullanan üyeler “AYM’nin kısa kararının da mahkemeyi bağladığı” ve “AYM’nin hükmettiği ‘hak ihlali’nin ancak tahliye ile sona erdirilebileceği” yönünde muhalefet şerhi yazdılar.
======================================
Dostlar,

Anayasa md. 153/ son                 : 

  • Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.

Bu maddenin zorlama yorumlarla biryerlere çekilme olanağı var mı??

  1. Anaysa maddesi Anayasa Mahkemesi kararları” diyor, “kararlar” arasında bir ayrım yapmıyor.
  2. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır” diyor, AYM tarafından Resmi Gazeteye yollandığında bekletilmeden “hemen” yayımlanır diyerek mükerrer Resmi Gazete basılmasını bile kapsıyor.. Bekletilme olanağı yok; nitekim karar Resmi Gazetede yayımlandı.
  3. ..yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” diyor, dışarıda kalan var mı? İstanbul 13. ve 26. Ağır Ceza Mahkemeleri bu sayılanların dışında mı?

Devr-i AKP’de Anayasa Mahkemesi’nin bile kararlarının yerine getirilmemesi birilerinin aklından geçiyorsa,geçelim eylemli olarak uygulamamayı,  uygulamamak akılndan bile geçiyorsa o ülkede Hukuk Devletinin kırıntısı kalmamış demektir.

Bu hazin ve ürkünç (vahim) tablodan AKP = RTE sorumludur. Çünkü daha önce Ergenekon – Balyoz davalarında da benzer durum yaşanmış ve Erdoğan çıkıp Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımadığını, saygı da duymadığını belirtmişti. Oysa Anayasa’nın uygulanmasını gözetmek ve  anayasal devlet düzenini korumak, gözetmek, işletmekle yükümlü idi. Devlet organları arasında uyum ve işbirliğini sağlamaktan da..

Erdoğan bununla da yetinmemiş, tam bir gözükaralıkla ilk derece mahkemeleri olan Ağır Ceza Mahkemelerine Anayasa Mahkemesinin “hak ihlali” karaının yerine getirilmesinin doğal tek gereği – yolu olan serbest bırakma (tahliye) kararı vermemeleri konusunda açık telkin hatta baskı yapmıştı. Bu davranış da bir kez daha Anayasayı çiğnem (ihlal) suçu oluşturdu. Bereket ilgili – yetkili ağır ceza mahkemeleri sağduyulu davrandı ve hukuka uygun olarak Erdoğan’ı dinlemedi.

Erdoğan bu suçlarından dolayı görevden ayrıldığında yargılanacaktır / yargılanmalıdır.
Ancak HUKUK DEVLETİ, demokratik gelenekler – değerler ve kurumlar ağır yara almaktadır bu tür çok yanlış ve sorumsuz davranışlar üzerinden. Bunların yıkımını gidermek kolay değildir ve uzun zaman gerektirebilir.

Öte yandan her somut olayda bedel ödeyenler olayın kurbanları kişiler oluyor. Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın dünya görüşlerini ve yapıp – etmelerini, yazılarındaki düşüncelerini büyük ölçüde paylaşmıyoruz. Ancak onların düşüncelerini açıklama – yazma – yayma hak ve özgürlükleri olduğu tartışma dışıdır. Bu temel insan hak ve özgürlüğü Anayasanın 26. ve 28. maddelerince güvence altına alınmıştır. AİHS’nin 5. ve 6. maddeleri uyarınca da aynı haklar güvence altındadır Türkiye bu Sözleşme’yi iç hukukuna katarak taraf olmuş ve kendini bağlamıştır. Tersine uygulamaların yaptırımı AİHM’nde yargılanmak ve sonçularına katlanmaktır.

Ayrıca Anayasa md. 19 kişi özgürlük ve güvenliğini güvence altına almaktadır. Anayasanın en temel maddeleri somut olayda ayaklar altındadır. Üstelik AKP hükümetinden başta hukukçu (?) Başbakan Yrd. Bozdağ olmak üzere hukuk dışı “tuhaf” açıklamalar gelmektedir. İlk göze çarpan korkunç bir temel hukuk bilgisi yoksunluğudur. Bu niteleme yanlış ise, çarpıtma amaçlı istendik sözlerdir ve ilkinden daha az korkunç değildir.

AKP Gn. Bşk. partili CB Erdoğan anlaşılmaz / anlaşılır biçimde ise susmaktadır! Oysa Anayasal düzeni koruyup kollamak başlıca görevidir. Yakın geçmişte ettiği ağır hukuk dışı sözlerin ülkemizi nerelere dek sürüklediğini artık görmesi gerekir. Uygun bir açıklama yaparak, yerel mahkemelerin bu akıl almaz hukuk dışı direnmelerinin gerçekte kendisinden cesaret almadıklarını kanıtlamalıdır.

Bu arada hukuk hocalarından bilimsel – nesnel açıklamalar bekliyoruz doğal olarak..
Ülkemiz, bir başka kritik bunalım batağına daha saplanmak üzeredir.. bu çöküş durdurulmalıdır.

Sevgi ve saygı ile. 13 Ocak 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

686 Sayılı OHAL KHK’si ile 330 Akademisyen Görevden Çıkarıldı

330 akademisyen
KHK ile görevlerinden ihraç edildi

BİRGÜN, 07.02.2017 23:48 GÜNCEL
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Olağanüstü hâl (OHAL) kapsamında 686 numaralı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayımlandı. KHK ile Yüksek Öğretim Kurumu’nda 330 akademisyen ihraç edildi.

Kararnameler hukuksuz ve keyfi

Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde görev yapan Dr. Egemen Cevahir
ihraçları BirGün‘e değerlendirdi. Cevahir,

  • “Bu KHK’larla toplumsal muhalefetin arındırılması amaçlanıyor.
    KHK’lar da bu nokta araçsallaştırılmak için kullanılıyor.” dedi.

Kararnamelerin hukuksuz ve keyfi olduğunu belirten Cevahir, yayımlanan KHK’yı ve ihraçları da, “Tek kalemde
– Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu‘nu ve
– eski TTB Başkanı Prof. Özdemir Aktan‘ı görevlerinden ihraç edilmiş durumda.

Bizler de bu şekilde ihraç edildik. Bu dönemin normalleri..” şeklinde yorumladı.
Bir önceki KHK ile Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden (İLEF) 4 akademisyen ihraç edilirken son KHK ile İLEF’ten 11 akademisyen daha ihraç edildi. İhraç edilen akademisyenler arasında Nur Betül Çelik, Mine Gencel Bek, Funda Başaran Özdemir, Funda Şenol Cantek,
Ülkü Doğanay da yer alıyor.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden (Mülkiye)

1. Prof. Ahmet Haşim Köse 
2. Prof. Dr. İlhan Uzgel
3. Prof. Ayşe Gökçen Alpkaya
4. Prof. Dr. Ay
kut Namık Çoban
5. Prof. Dr. Zeliha Etöz
6. Doç. Murat Sevinç

7. Doç. Dr. Bülent Duru
8. Doç. Dr. Şennur Özdemir
9. Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü
10. Y. Doç. Pınar Ecevitoğlu
11. Yrd. Doç. Dr. Ahmet Murat Aytaç
12. Yrdç Doç. Dr. Eliçin Aktoprak Uzgel
13. Yrd. Doç. Dr. Nilgün Erdem
….
……………………
ihraç edildiler.  Güneydoğu’da yaşanan çatışmalara karşı “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzalayan Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu da ihraç edildi.

KHK ile ihraç edilen akademisyenlerin listesi…
=============================
Dostlar,

07 Şubat 2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 686 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) yayımlandı. Bu OHAL KHK’si ile Yüksek Öğretim Kurumu’ndan
330 akademisyen ihraç edildi. İlgili RG’nin 105-116. sayfaları arasında okunamayacak ölçüde küçük puntolarla listelenen 330 akademik çalışan görevlerinden uzaklaştırıldı.

Araştırma görevlilerinden de 10 kişi görevden uzaklaştırıldı.
Bizim sevgili okulumuz “Mülkiye” den toplamda 23 akademik çalışan görev dışı bırakıldı.
1859 tarihinde kurulan Mekteb-i Mülkiye 1936’da Atatürk‘ün istemiyle Ankara’ya taşınmıştı.
Ünü ve başarıları uluslararası sınırları aşan, gözbebeğimiz, çok yüksek puanlarla girilebilen….
bu saygın ve seçkin, üzerine titrenmesi gereken Bilim Kurumumuza ciddi bir darbe vuruldu.
130 dolayındaki öğretim üyesi kadrosundan 1/10’u tırpanlandı. Hiçbir dönemde olmadı böylesi.
Yandaş yazarlar bile bu infazı haksız, hukuksuz, AKP-RTE’ye tuzak, içinde bit yeniği var.. biçiminde yorumladılar ve YÖK Başkanını sorunu çözmeye çağırdılar.

70’i 686 sayılı OHAL KHK’si ile olmak üzere önceki uzaklaştırmalarla birlikte Ankara Üniversitesi 80’i aşkın akademik elemanını yitirdi. (6673 Akademik Personel var).
Sayfalarca süren uzuuuun mu uzun ihraç listesine erişim için aşağıdaki adres tıklanabilir..

http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/mukerrer/ mukerrer.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/mukerrer/mukerrer.htm

İçlerinde bizim de çalıştığımız Ankara Üniv. Tıp Fak. den tanıdık adlar var.
İçlerinde, Ankara Üniv. Siyasal Bilgiler Fakültesi / Mülkiye‘de öğrenciliğimizde tanıştığımız arkadaşlarımız var..
İçlerinde Hacettepe Üniv. Tıp Fak. den sınıf arkadaşımız eski TTB Başkanı Prof. Özdemir Aktan var; başkaca hekim meslektaşlarımız var..
İçlerinde, masamızın üstünde Anayasa hukuku kitapları olan, web sitemizde yazılarına
yer verdiğimiz Anayasa Hukuku hocası Prof. İbrahim Kaboğlu var…
……….
Saat 01:52 ve hiç keyfimiz yok, uykumuz yok, can ve mal güvenliğimiz gibi
HUKUK GÜVENLĞİMİZ de yok!..

15 yıldır tek başına iktidar olan bir siyasal kadronun ülkemizi sürüklediği ciddi hatta vahim bir karmaşa ortamındayız ve “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” adı altında dünyada ve
bilim dünyasında uygulamalı veya kuramsal örneği olmayan ucube bir sistemle, tek 1 kişiye, tüm ülkenin padişahlıktan da öte yetkiyle devredilmesi halktan isteniyor, halka dayatılıyor
ve koskoca ülke böylesi bir akıl tutulması içinde halkoylamasına sürükleniyor

Bir de AKP’den milletvekillerinden – Bakanlardan FETÖ’ye TV kameraları önünde övgüler dizenler yok listede!.. Neden???

Merhum Prof. Alpaslan IŞIKLI yaşasa ve görevde olsaydı O bile FETÖ bahanesi ile tasfiye edilebilirdi! Oysa 30 Aralık 2013 günü web sitemize koyduğumuz 

SAİD NURSİ, FETHULLAH GÜLEN VE LAİK SEMPATİZANLARI

adlı kitabı AKP-RTE ve AKP’liler okusalardı FG’den uzak durabilirlerdi belki??
Okuyun – okutun.. hala geç kalınmış sayılmaz..
(Bakılmasını dileriz. Bu kitabkaynak oluşturan konuşma metni için..) tıklayınız: SAID_NURSI_FETHULLAH_GULEN_VE_LAIK_SEMPATIZANLARI

fg_ve_akpli_vekiller_ayni_karede

– FETÖ yapılanmasının AKP içindeki üst düzey siyasal köklerine ne zaman inilecek?? AKP evinin önünü hatta içini neden temizle(ye)miyor, temizleyebilir mi??

Erdoğan TV’lerde “Ne istediler de vermedik?
18 Üniversiteyi kendilerine verdik..” demedi mi??

Anayasa değişikliği içinde seçim tarihinin 3 Kasım 2019 olarak belirlenmesi ne anlama geliyor? Dünyanın neresinde Anayasa’da seçim tarihi var?

FETÖ’cü AKP’li vekillere şantaj ve öbürlerine rüşvetten başka anlamı var mı??

Sevgi ve saygı ile. 08 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com