Onur Öymen’in Seçim Sonuçları ve Koalisyon İrdelemesi

Onur Öymen’in
Seçim Sonuçları ve Koalisyon İrdelemesi

Portresi_ATA_ile
Koalisyon hesaplarından önce bu seçimleri bütün partilerin kapsamlı bir şekilde değerlendirmesi gerek. Yani AKP neden
9 puan dolayında oy yitirdi? Halk hangi politikalara ve söylemlere tepki gösterdi?

 
Halk ne mesaj verdi?

Halka göre AKP’siz bir koalisyon, CHP, MHP, HDP arasında kurulabilir. Bu olmazsa CHP, MHP azınlık koalisyonu kurulur, HDP ise bu koalisyona dışarıdan destek verir. Buna da yanaşmayanlar AKP ile bir koalisyon kurulmasının sorumluluğunu da taşırlar. Eğer partiler arasında uzlaşma olanaklı olmazsa erken seçim kaçınılmaz duruma gelir. Seçime dek geçecek süre içinde barajın indirilmesi,
insan haklarında iyileştirmeler, yargı bağımsızlığıyla bağdaşmayan durumların düzeltilmesi, seçim yasasında düzenlemeler, yolsuzlukların üzerine gidilmesi gibi iyileştirmeler yapılabilir. Bu mu daha iyidir, yoksa, şimdiye dek AKP’nin izlediği politikaları sürdürerek, kendi önceliğinde devletin bütün olanaklarını da kullanarak
bir azınlık hükümeti olarak seçime girmesi mi daha iyidir?

Herkes hesabını iyi yapmalı.
Sorun şuradadır                 :
Halkın iradesini yansıtan bir koalisyon mu kurulacak yoksa başka iradeleri yansıtan bir koalisyon mu kurulacak? Daha 1. günden basında Amerika’nın AKP-CHP koalisyonu istediği ile ilgili haberler çıktı. TÜSİAD şöyle bir koalisyon istiyor, medya patronları böyle bir koalisyon istiyor diyorlar. Türkiye’yi onların isteklerine göre mi,
yoksa halkın isteğine göre mi biçimlendireceğiz.

CHP başarılı olmuş mudur?
Maalesef başarılı olmuştur diyemiyorum.

Çünkü Cumhuriyet tarihinde örneği görülmemiş ölçüde yıpranmış bir iktidarla mücadele eden ana muhalefet partisi, iktidar oylarında büyük bir düşüş yaşanmışken kendi oylarını yükseltememişse, bunu başarı sayamayız. Başka bir partinin Meclise girmesi sayesinde iktidar çoğunluğunu kaybetmişse, bu ana muhalefet partisinin başarı hanesine yazılamaz. Hiçbir parti, başka bir partinin başarısına sevinemez. Burada bir yanlışlık var.
Sizin sevineceğiniz, kendi partinizin başarısıdır

İktidar partisi lideri seçimden birkaç gün önce çoğunluğu sağlayamazsa istifa edeceğini söyledi, Bunu ya hiç söylemeyeceksiniz ya da söylediyseniz gereğini yapacaksınız. Bu bütün partiler için geçerli. Türkiye yeni seçimlere çağdaş demokrasilerin ölçüleriyle girebilse, Türkiye’de çok şey değişecek. Burada herkes kendi önceliklerini ikinci plana itip, Türkiye’yi çağdaş bir demokrasi haline getirmeye çalışmalıdır.

Gelişmeleri bir ölçüde HDP’nin tavrı tayin edecek

– Eğer HDP gerçekten bir özeleştiri yapıp da,
– Terör örgütü ile bütün bağlarını kestiğini,
– Şiddeti ve terörü hiçbir şekilde desteklemeyeceğini

ortaya koyarsa göreceğimiz tablo başka olacaktır. Ama hala terör örgütü liderine bağımlı olduğu, hala terör örgütü liderinin söylemlerini, eylemlerini reddetmediği gibi bir izlenim sergilerse başka olacaktır. Bu anlamda, burada kilit parti HDP’dir.

Eğer MHP ile HDP arasında gerçekten bir uyuşmazlık varsa, o zaman demokrasinin eksiklerini giderecek önlemler alıp erken seçime gitmek koşuluyla HDP dışarıdan bir CHP-MHP koalisyonuna destek verebilir. Azınlık hükümeti kurulur. Azınlık hükümeti anti-demokratiktir diyemeyiz.

Dünyada birinci gelen partinin katılmadığı koalisyonların örneği çok

Biz AKP ile koalisyon yaparız dediğiniz takdirde, AKP sizin şimdiye dek eleştirdiğiniz noktalarda geri adım atacak mı, ona bakmak gerek. Örneğin yolsuzluklar,
yargı bağımsızlığı, eğitim konularında sizin ısrarla yakındığınız, açıkça karşı çıktığınız konularda geri adım atacak mı? Yoksa, “şimdiye dek yaptığım her şeyi ben sahipleniyorum, siz onları sineye çekeceksiniz mı diyecek? Bunları içiinize sindirirseniz, şimdiye dek verdiğiniz mücadeleyi kimse ciddiye almaz.

Erken seçime gidilecekse, bütün partilerin bir özeleştiri yapması ve seçimlerde başarılı olmak için belki yeni kadrolarla, yeni politikalarla, yeni söylemlerle ortaya çıkmaları gerek.
*****
Bu gün (12.6.2015) Kanal A’nın son seçimlerle ilgili sorularına verdiğim yanıtlar
özetle böyle

Saygılar, sevgiler.
Onur Öymen

==========================================

Dostlar,

Koalisyon hükümeti kurulması görüşmelerinin “resmen” hız kazanacağı bu günden (13.07.2015) başlayarak.. AKP karşsısındaki 3 parçalı muhalefet partilerinin özellikle dikkate alması gereken noktaları Sn. Öymen 1 ay önce paylaşmıştı..

Anımsamakta ve anımsatmakta yarar var…

Biz ise seçimden hemen sonra bu sitenin manşetine koyduğumuz görüşleri sürdürüyoruz :

AKP DIŞINDA BİR HÜKÜMET KURULMALI ve
YASAL HESAPLAR MUTLAKA SORULMALIDIR!

Geçerli oyların % 60’ı AKP karşıtıdır. Seçime katılmayan %16 da AKP oyu değil elbette!
Toplam 57,7 milyon kayıtlı seçmen içinde AKP oyları 18,863 milyon ile gerçekte 1/3 bile değildir (%32,7)! Her 3 kişiden 2’si gerçekte AKP karşıtıdır. Geçerli oyların %41’ini alan AKP’nin TBMM’de temsil oranı ise, ucube barajlı d’Hond’t sistemi sayesinde % 47 olarak yansımıştır. CHP, MHP ve HDP mut – la – ka uzlaşmalı ve AKP dışında
hükümet olmalıdır. Muazzam yolsuzlukların hesabı mutlaka sorulmalı,
Erdoğan sınırlanmalı, ülke normalleştrilmeli, ve Irak – Suriye’de sürüdürülen
kanlı ve ülkemizi de bölücü serüvene…… derhal son verilmelidir.

Sevgi ve saygı ile.
13 Temmuz 2015, Tunceli

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

ONUR ÖYMEN’in Halk TV’de yaptığı görüşmenin özeti ve videosu


ONUR ÖYMEN’in Halk TV’de yaptığı görüşmenin özeti ve videosu

Portresi_ATA_ile

 

18 Haziran 2015 günü Halk TV’de Semra Topçu’nun programında Sayın Süleyman Demirel’in dış politika konusundaki yaklaşımıyla ilgili kimi gözlemlerimi aktardıktan sonra güncel gelişmelerle ilgili olarak özetle şunları söyledim:

 

Dış politika konusunda, işin esası, Irak’ın ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü destekleyici çözümler aramaktır. Son yıllarda Türkiye’nin bu ülkelere yönelik olarak izlediği politikalar Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumalarına yardımcı olacak nitelikte değildir. Esat yönetimi görevden ayrılsa bile Suriye’nin kimi bölgelerinde kendi devletlerini kurmak isteyenlerin bundan vazgeçeceklerini, kimi terör örgütlerinin de mücadeleden vazgeçip evlerine döneceklerini düşünmek olanaklı değildir.

Yalnız hava operasyonlarıyla terörün sona erdirilemeyeceğini koalisyon ülkeleri de kabul ediyor. O zaman kara operasyonu yapmak gerekiyor. Oysa kara operasyonuna hiçbir devlet katılmak istemiyor. Bu nedenle, Suriye’de terörle mücadeleyi Suriye Hükümeti yürütmek zorunda. Esasen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları da bu görevi Suriye Hükümetine veriyor. Bu durumda siz Suriye Hükümetini devirmek için silahlı mücadelede bulunan gruplara
destek vererek Suriye Hükümetinin terörle mücadelesini de zorlaştırmış olmuyor musunuz? Bugünkü koşullarda Suriye, bir yandan sizin de desteklediğiniz
Özgür Suriye Ordusu ile öbür yandan da terörist örgütlerle savaşmak zorunda. Türkiye’nin de katkıda bulunduğu yanlış politikalardan terör örgütleri
karlı çıkıyor.
Türkiye’nin izleyebileceği faklı politikalar var:

Suriye’yi kınayabilirsiniz, eleştirebilirsiniz, uluslararası kuruluşlara götürebilirsiniz. Ama, bence, o ülkenin şu anda BM’de temsil edilen yönetimine karşı silahlı güçleri desteklemek izlenmesi doğru olan politikalardan biri değildir. 

Ne yazık ki, Türkiye dış politikada Cumhuriyetin ilanından bu yana savunduğu temel ilkelerinden uzaklaştı.

Öncelikle komşularınızın toprak bütünlüğünü savunmalısınız.

İkinci olarak, terörle mücadelede ayrımcılığa müsaade etmeyeceksiniz.

İyi terörist kötü terörist yoktur. Bu mücadeleyi, başta kendi ülkenize saldıranlar olmak üzere bütün terör örgütlerine karşı uluslararası kuruluşlarla birlikte yürüteceksiniz. 

Dış politikada bugünkü yaklaşımların sürdürülmesinin
Türkiye’yi 2. bir Pakistan haline getirme riski vardır.

IŞİD’in mücadelesini Türk topraklarına yaymak işine gelebilir.
En ciddi tehlike budur. Başka terör örgütleriyle, IŞİD arasında Türk topraklarında da çatışma olabilir. Tüm bunları ancak etkili bir kriz yönetimi izleyerek önleyebiliriz. 

Bölgede Türkiye-İran sınırından başlayarak Akdeniz’e dek uzanacak büyük bir Kürt devleti kurulmak isteniyor. Bu devlet ikinci bir İsrail gibi büyük devletlerin stratejik menfaatlerine hizmet edecek bir nitelik kazanabilir.
Bu fikri, Amerikan basını ve devlet adamları da destekliyor. 


ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, kısa bir süre önce Washington’da kendisiyle görüşen Barzani’ye

“Bağımsız bir Kürt devletinin kurulduğunu sizin ve benim hayat süremiz içinde göreceğiz.” dedi.

Bu sözler ABD’nin Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmaktan vazgeçtiği anlamına geliyor. Bir süre önce İsrail Başbakanı Netenyahu da kurulacak bir Kürt Devletini İsrail’in tanıyacağını açıklamıştı. Amerikan basınında Kuzey Irak’ta kurulacak bir Kürt devletine Türkiye’nin, Suriye’nin ve İran’ın Kürtlerin yaşadıkları bölgelerinin de dahil edilmesini savunan yazılar yayınlandı. Aşkale’nin (AS: Akçakale olacak..) güneyinde son olarak yaşanan çatışmalar PKK çizgisindeki PYD örgütünün denetimi altında bulunan toprakların sınırımızın güneyinde 600 kilometreyi aşan bir uzunluğa ulaştığını gösteriyor. Esas hedefin Kürt devletinin sınırlarının
birkaç yüz kilometre daha Batıya taşınarak Akdeniz’e uzatmak olduğu anlaşılıyor.

*****

İç siyasete dönersek, en önemli hedefimiz devletimizi gerçek bir demokratik yapıya ulaştırmak olmalıdır.

Geçen dönemdeki gelişmelere bakarsak bunun ancak AKP’siz bir koalisyon, azınlık hükümeti ya da erken seçim yoluyla olabileceğini anlarız.
Halkın seçimlerde verdiği mesaj doğru okunmalıdır. Halk,

“Tek bir partinin Türkiye’de ilelebet iktidar olmasını istemiyorum..”

diyor ve size AKP’nin dışarıda kaldığı bir koalisyon kurabilme şansı tanıyor.

Türkiye’de siyaset halkın söylediklerini esas almalı; iş adamlarının, medya patronlarının ya da yabancı ülkelerin beklentilerini değil. Halkın tercihlerine saygı göstermek gerek. Büyük devletlerin baskılarıyla İtalya ve Japonya gibi ülkelerde yıllarca aynı partiler işbaşında kaldı. Şimdi biz Türkiye’de bunu mu istiyoruz?
Oysa azınlık hükümetiyle yönetilen veya seçimlerde istikrarlı bir hükümet kurma olanağı çıkmadığı için yeni seçimlere giden birçok ülke var. Mesela Danimarka ve İsveç’te senelerce ülkeyi azınlık hükümetleri yönetmiş. 
MHP, HDP’yi koalisyon dışı bırakmak istediğini, hatta HDP’nin dışarıdan desteğini de istemediği söylüyor. Burada HDP kilit noktadadır.

HDP terörle bağlantılarını tamamen kesmeden Türkiye’de sağlıklı bir demokrasi yürüyemez.

Halk HDP’nin Meclis’e girmesini sağlayarak, aslında bu partiye bir şans tanıdı. Kısacası, burada önemli rol HDP’ye düşüyor. Eğer HDP.

– Ben terör örgütünün sözcüsü olmayacağım ve bu örgüt ile bütün bağlarımı keseceğim..

derse, belki MHP’nin HDP’ye karşı olan tepkisi azalabilir ve AKP’siz bir hükümet kurulabilir.

AKP’yle hükümet kurmaya heveslenenlere hatırlatmak gerekir ki;
bizim anayasamıza göre hükümet kurmak kolaydır, hükümeti düşürmek zordur.
Bu aşamada hata yapmamak gerekir. Son pişmanlık fayda etmez.


Halk TV’deki konuşmamın videosunun linki aşağıdadır.


https://www.youtube.com/watch?v=-GW5HmYb0gI&feature=youtu.be

Saygılar, sevgiler.
Onur Öymen====================================

Dostlar,

Çooook deneyimli ve birikimli yurtsever dış politika uzmanı (E. Büyükelçi ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı) Sayın Öymen, ülkemize son derece değerli katkılar veriyor yorumları ve makaleleri ile, konferansları ile..
Bu konuda son yazdıklarına bütünüyle katılıyoruz.
Esasen biz de benzer içerikte bir makalemize web sitemizde daha önce yer vermiştik :

BİRLEŞİK BÜYÜK KÜRDİSTAN’a =
2. İSRAİL’e ve POSTMODERN ya da
YENİ SEVR’e = BÖLÜNMEYE BEŞ KALA…

http://ahmetsaltik.net/2015/06/20/birlesik-buyuk-kurdistana-2-israile-ve-postmodern-ya-da-yeni-sevre-bolunmeye-bes-kala/

Bir kez daha Türkiye’yi Büyük ATATÜRK‘ün altın öğüdüne uymaya çağırıyoruz..

YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ..

Geç kalmadan..
Bunun ilk koşulu da AKP’siz bir hükümet…

Sevgi ve saygı ile.
23 Haziran 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com