Etiket arşivi: ADD Genel Başkanı Gezi Parkı Direnişini SÖZCÜ’ye Değerlendirdi

GEZİ DAVASINDA YARGILANAN HEKİMLERE DESTEK EYLEMİ


Dostlar
,

Meslektaşlarımızı destekliyoruz..
Onlar suç işlemediler; evrensel – kaçınılmaz görevlerini yerine geetirdiler.
Hekimlik mesleğini gerçekte “hekimlik” kılan eylemi sergilediler.O karmaşada Polis, meydanda cankurtaranlar için koridorlar oluşturmak zorunda idi, yapmadı.Sağlık Bakanlığı olağanüstü duruma olağanüstü önlem almalı ve
olay yerinde acil sağlık hizmeti vermeliydi, vermedi.

Yurttaşlar resmi sağlık kuruluşlarında fişlenecekleri kaygısı ile endişelendiler..

Ne kaldı geriye?? Hekimlerin olay yerinde gönüllü acil sağlık hizmeti vermesi..

Bravo İstanbul Tabip Odası üyesi meslektaşlarımıza..

Yazıklar olsun bu insancıl davranışı dava konusu edenlere..

Sevgi ve saygı ile.
12 Nisan 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==========================================

GEZİ DAVASINDA YARGILANAN HEKİMLERE DESTEK EYLEMİ

"Yine olsa yine yaparım"

İSTANBUL – Gezi Parkı direnişi sırasında yaralılara yardım eden hekimlerin yargılanmasını protesto eden İstanbul Tabip Odası üyeleri, bugün Dolmahçe
Bezm-i Alem Valide Sultan Camisş önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören,
Bu daha başlangıç mücadeleye devam” dedi.

Hakkında dava açılan doktor Erenç Yasemin Dokudan ise, “Yine olsa yine yaparım” diye konuştu.İstanbul Tabip Odası üyeleri tarafından cami önünde yapılan eyleme
CHP’li milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ile Kadir Gökmen Öğüt de destek verdi.
Grup adına yapılan basın açıklamasında,

“Bu işin zaman aşımı olmaz. Bu yargılamada geniş anlamda Anadolu topraklarında yaşadığı bilinen ve kendisinden önceki biriken hekimlik değerlerini toplayarak dillendirdiği kabul edilen Hipokrat ve O’na atfedilen hekimlik etiği kuralları değerleri ve yaklaşımı var. Bu yargılamada yalnızca bu ülkede bu çağda değil binlerce yıllık tarihten süzülüp gelen coğrafya ya da kavimlere göre değiştirilemeyen etik, ahlaki ve vicdani değerler var. Yargılamak bir yana bu değerleri kabul etmek hatta kabul etmek değil saygı da duymak zorundasınız.” denildi.
DOKTORLARA DESTEK

Basın açıklamasının ardından cami önünde bulunan bir kadın;“Burada bir avuç insan olarak sizi karşıladığımız için sizden özür diliyorum.
Burada binler on binler olmalıydık. Yavrularımız bu kapıdan girerken bu kadar az olmamalıydık..” dedi. Kadının bu konuşması doktorlardan alkış aldı.

“YAZILAN İDDİANAMEDE HEKİMLİK MESLEĞİNİN YARGILANDIĞINI GÖRÜYORUZ

Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tanrıkulu,
yıllarca avukatlık yaptığını belirterek, “Böyle bir iddianame görmedim. Hekimlerin
en doğal görevi yaralılara müdahale etmektir. Kendi hekimlik bilgilerini onların yararına kullanmalıdır. Ama bugün gördük ki, yazılan iddianame de hekimlik mesleğinin yargılandığını görüyoruz. Bu iddianame doktorlar tarafından övünç meselesidir,
onur meselesidir. Bunu yazan savcılar bakımından da utanç belgesidir.” diye konuştu.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/yine-olsa-yine-yaparim-h51084.html, 12.4.14

ADD Genel Başkanı Gezi Parkı Direnişini SÖZCÜ’ye Değerlendirdi


Dostlar,

ADD Genel Başkanı Sayın Tansel Çölaşan‘ın SÖZCÜ‘de önceki gün yayımlanan söyleşini, günelliği nedeniyle paylaşmak istiyoruz..

Vali mutlu konuştu: Kalkışma mutlak surette ezilecektir

Hükümeti bir kez daha Taksim’de yasaları çiğneyerek insan haklarını çiğnememeye, kuşatmayı ve şiddeti der-hal durdurmaya çağırıyruz.

Başbakan RT Erdoğan da acilen TV’lerden halkımıza ve kolluk güçlerine

“Sevginizi ve hoşgörünüzü eksik etmeyin”

tümcesini kurmaya çağırıyoruz.

“Kininizi ve dininizi eksik etmeyin” talihsiz kışkırtıcılığına karşılık..
(Hemen belirtelim, bu tümce de Başbakan RT Erdoğan’ın pek çok sözü ve eylemi gibi suçtur ve yasama dokunulmazlığı kalktığında hukuksal hesabı sorulacaktır..)

Onbinlerce insanımızın katili taşeron bölücü örgüt ile sözmümona
“analar ağlamasın” takiyyesi ile mücadeleyi bırakıp müzakereye geçeceksiniiz;

Taksim’de ise Anayasa’nın 56. maddesindeki, başta AİHS olmak üzere uluslararası sözleşmelerdeki  ve daha birçok madde ve yasal dayanakla haklarını kullanan
ve de görevlerini yapan kendi insanınıza AİHM kararlarını hiçe sayarak
vahşet (orantısız şiddet değil artık!) uygulayacaksınız..

Bu olmaz, bu denli ağırlığı ne AKP’nin ne de RT Erdoğan’ın sıkleti kaldırabilir..

İstanbul ayağa Tayyip istifa! Haydi Taksim'e

  • Acilen şiddete son!..
  • Acilen şiddete son,
  • Duyuyor musunuz etkili ve yetkililer

ve de ULUSLARARASI TOPLUM, onun saygın kurumları ve de yetkilileri..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 12.6.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================

ADD Genel Başkanı Gezi Parkı Direnişini SÖZCÜ’ye Değerlendirdi

TANSEL ÇÖLAŞAN

portresi

 

 

 

 

10 Haziran 2013
www.add.org.tr

(S) Taksim Gezi Parkı’nda başlayan olayların, dalga dalga yayılarak Türkiye’nin bütün il merkezlerini, aynı zamanda diğer pek çok ülke başkentini kapsaması neyi gösteriyor?

(C) “Yeni bir durumu” gösteriyor.
İktidarın son 10 yıldır yürüttüğü yanlış, basiretsiz politikalarının sonucu. Öngörülmeyen bir durum bu. Direnişin başlangıçtaki çevresel tepki girişiminin ötesine geçerek siyasal iktidarın “konumunun” tartışılması gerektiğini gösteriyor.

(S) Açar mısınız?

(C) Aslında AKP, hedefindeki Türkiye’ye uzun süre, “yetmez ama evet” çilerin desteğiyle oluşturduğu medya, ele geçirdiği yargı ve diğer kurumlarla yarattığı suni demokrasi ortamında ve takiye politikalarıyla yürüdü. Çağdaş demokrasilerde hiçbir biçimde kabul görmeyecek bu yolla tam 3 kez genel seçim kazanıp iktidarda kalmayı başardı. Son dönemde de, halkın tepki vermemesine ve korkutulmasına güvenerek hızlandı; ve cumhuriyetin kazanımlarını teker teker yok etmeye, yerine ortaçağ zihniyetini hakim kılacak bir diktatörlüğün yapı taşlarını örmeye başladı.

(S) Yeni anayasa da bu çerçevede düşünülebilir mi?

(C) Tabi. Yeni anayasa girişimi de aslında AKP’nin hedefindeki Türkiye’nin Anayasası. “Birilerine” verilen ödünler karşılığında kendi anayasasını hayata geçirmek ve dayattığı “ortaçağ” rejimini meşrulaştırmak istiyor. Barış, kardeşlik, analar ağlamasın reklamları ile milletin birliğini, ülkenin bütünlüğünü pazarlığa açıyor ve karşılığında istediği kendi rejim ilkelerinin kabulü. Ama halk bunu gördü.

(S) Taksim’e dönersek, neden başladı?

(C) AKP halkın yaşam alanına da el attı. Kaç çocuk yapacağına, çocuğunu nasıl doğuracağına, bahçede, parkta nasıl oturacağına, ne içip, içmeyeceğine kadar karıştı, kendi ahlak kurallarını halka dayatırken, Cumhuriyetçi tabanı oluşturan Alevi kesimin değerlerini hiçe sayıp 70.000 Aleviyi evlerinde katleden Yavuz Sultan Selim’in adını 3. Köprüye verme basiretsizliğini gösterebildi. İş Cumhuriyetin kurucularına “2 ayyaş” demek noktasına gelince bu, bardağı taşıran son damla oldu ve halk DUR BAKALIM dedi. aslında olay 10 yıllık birikimin sonucu. Sineye çeke çeke sonunda patladı. Çağdaş bir Cumhuriyet devleti çatısı altında yaşamaya ve kötü de işlese demokrasiye alışkın olan halk, AKP’nin önümüzdeki yerel ve genel seçimleri de alarak bir 10 yıl daha iktidarda kalmak hedefini ve bu yolla kendisini ortaçağ düzenine götürecek otoriter bir rejime sürüklendiğini GÖRDÜ.

(S) Yani Taksim direnişini çağdaşlık ve demokrasi istemi olarak değerlendiriyorsunuz?

(C) Tabii. Halk, Demokrasinin sadece seçimlerden ibaret olmadığını, özgürlük ve eşitlik olmadan Demokrasi olmayacağının bilincinde.

(S) “Yeni durum” dan çıkacak dersler neler olmalı?

(C) İktidar, muhalefet ve kamuoyunu oluşturan tüm yapılanmalar mesajı doğru okumalıdır; 1- Türkiye yoluna demokrasi ile devam etmelidir. İster askeri, ister sivil her türlü geri adım atılmasına izin verilmemelidir. 2- Türkiye hem bir bölgesel dış savaş, hem de etnik-dini- mezhepsel siyasi çatışmalar üzerinden iç savaş senaryolarına karşı sağlam durmalıdır.3- Anayasanın değişmez maddeleri içinde yer alan Cumhuriyetin temel nitelikleri gözetilerek siyasi çözümler üretilmelidir. Ayrıca siyasi partiler ve seçim demokrasinin vazgeçilmezleridir. Ama yetmez, katılımcı Demokrasi için; adil temsili sağlayacak seçim sistemi ile oluşacak meclis, kişi hak ve özgürlüklerine saygı ve eşitlik, muhalefetin korunması için iktidarın sınırlanması gibi yasal mekanizmalar sağlanmalıdır. Halkın isteği budur.

İktidara düşen görev, demokrasiyi işine geldiği gibi değil, kurallarıyla işletmektir.
Ama acilen; seçimlerden önce, 12 Eylül döneminden kalan ve işine geldiği için değiştirmediği, halkın mecliste Adil temsili önleyen, her türlü yasal engelin kaldırılmasını sağlayacak düzenlemeler için düğmeye basmasıdır. Muhalefet hazırdır. İstikrar söylemleri ile ülke son 10 yılda tek adam diktasına yönelmiştir. Koalisyonlardan korkulmamalıdır. Aksine koalisyonlar dengeyi sağlar, demokrasiyi güçlendirir. Ancak bundan sonra yapılacak yerel ve genel seçimler ülkemizde demokrasinin önünü açabilir.

Muhalefete düşen görev ise yine öncelikle bu sürecin yaşama geçirilmesi için çalışmak, seçimde birliktelikler oluşturup iktidarı hedeflemek,
hiçbiri olmuyorsa acilen sine-i millete dönmek olmalıdır.

Çünkü bir kere korku duvarları yıkılmış, nehir akmaya başlamıştır.
Geriye dönüşü olmaz.

Bu sancılı dönem ülkemizde kuralları ile işleyecek bir demokrasiye geçişi sağlayabilirse şansımız olur. Aksi halde Türkiye’yi daha karışık günler bekliyor demektir.

Mesaj iyi okunmalıdır.