RTE Bam teline dokundu…


Dostlar
,

RTE’nin kafası işte böyle “tuhaf” – kendine özgü çalışıyor..

Zorunlu “Din Bilgisi ve Ahlak Kültürü” derslerini bir mezhebin (Sünnilik) öğretisini milyonlarca çocuğun beynini yıkayarak dayatma amaçlı kullanımı karşısında
insanların isyanını olabildiğince çarpıtıyor. Kuran’da salt tebliğ ile sınırlanmasına
karşın, bizim İslamcılar beyin yıkamak için ne gerekse yapıyorlar. Bu zorunlu derslerin “Din Bilgisi ve Ahlak Kültürü” ile zerre ilgisi kalmadı. Artık uzatmanın ve kıvırtmanın anlamı yok, zamanı da geçti. AİHM kararı çok net, derhal uygulamak ve
bu İslami faşizme son vermek gerekiyor..

Durum böyle iken, Başbakan Davutoğlu “Camide uygulamalı din dersi” salvosu ile “en iyi savunma saldırıdır” taktiğini kullanmakta, RTE ise bilerek ya da bilmeyerek tümüyle akıl ve mantık dışı bir kıyaslama ile Kimya – Matematik – Fizik dersleri ile Sünni İslamın ideolojik aletine dönüştürülen “Din derslerini” karşılaştırma garabeti sergiliyor.

Tanrı bu ülkeye yardım etsin..
Dileriz sağduyu egemen olsun..
Bunlar AİHM kararlarını bile deveye hendek atlatarak görmezden geliyor ve
kasten uygulamıyorlar. Peki bu davranışın adını ne koymalı??

Bu dayatmanın adı, siyaset bilimi literatürtünde – terminolojisinde apaçık
İSLAMİ FAŞİZMDİR.. Din faşizmidir! Kuran ve Peygamber dışlanmış,
AKP’nin ilkel – ideolojik – akıl dışı, vahşi Vahhabi yorumu ŞERİAT 80 milyonluk ülkeye Devlet zoruyla dayatılmaktadır.

Türkiye Avrupa Konseyi‘nin kurucu üyelerindendir ve AİHM’nin yargı yetkisini uluslararası hukuka göre kabullenmiş bir ülkedir.

Zırva tevil götürmez..

AİHM’nin bu kararını uygulamamanın önce AKP’ye,
sonra da ülkemize ağır faturası olur.

AKP aklını başına almalı, ya da sağduyulu AKP’liler partinin sapkın – hukuk tanımaz rotasını bir an önce düzeltmelidirler.

Hukuk tanımaz iktidarlar dünyanın her yerinde meşruluklarını yitirirler ve yurttaşların direniş, giderek isyan hakkı doğar.. Bunlar da AKP’yi tam takım süpürür, tarihin çöplüğüne atar, ya da Atlantik ötesi bildik deyimle “deliğe süpürür”..

AKP, yaygın halk kitlerlerini karşısına almayı durdurmalıdır.
Cumhuriyetin temel değerleri ile bilinçl, kavgasına son vermelidir.
12 yıldır sürdürülen bu yıkıcı politikalar artıkduvara dayanmıştır.
Milyonlar burnundan solumaktadır.. Bir yandan yoksullaştırıcı ekonomi politikaları,
bir yandan muazzam yolsuzluklar, bir yandan demokrasi – insan hak ve özgürlüklerinin rafa kaldırılarak giderek koyulaşan faşist – dinci kuşatma toplumu patlama eşiğine taşımıştır.

AKP’ni akillerine – yerli / yabancı danışmanlarına – başdanışmanlarına ve de sağduyulu – vatansever tabanına bir kez daha çağrımızdır.

Basıncı düşürün, tansiyonu indirin.. İç barışı dinamitlemeyin..

Duyuyor musunuz, baskıcı yönetime son verin;
Cumhuriyetin temel değerleri ile barışık olun..

Cizre’de yakılan Atatürk heykelini hemen onarın ve
sorumluları derhal adalete teslim edin..

Sayın Prof. D. Ali Ercan’ın yazısı aşağıda..

Sevgi ve saygı ile.
30.9.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=======================================================

Ölürsem görmeden Millette ümid ettiğim Feyzi
Yazılsın seng-i Kabrime Vatan mahzun, ben mahzun
Namık Kemal

RTE Bam teline dokundu…

Portresi_gulumseyen

 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

 

 

  • “… Yurdumuzu, Dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız.
    Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız… Çünkü,
    Türk milleti, milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir…”

    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
    Ankara, 29 Ekim 1933 (10. Yıl Nutku)

************************

DİN Mi,  BİLİM Mİ?

Bu soru 17. yüzyıldan başlayarak Avrupa’daki Laiklik anlayışını netleştirmişti. Laiklik Demokrasinin olmazsa olmazıdır. Laiklik yalnızca farklı inançlara saygılı olmak veya hoşgörü göstermek değil, hiçbir inancın toplumun ortak yaşamına
“Kural Koyucu” olmaması demektir.

Değerli arkadaşlar, 

RTE okullarda zorunlu Din Dersi eleştirisine karşı “Peki, Matematik, Fizik, Kimya niye zorunlu?” diyerek yaşamın en anlamlı(!) en önemli(!) söylevini verdi.
Buna, eskilerin deyimiyle “baklayı ağzından çıkardı” denebilir.
Evet, RTE kafa yapısını, ufkunu ve hedefini bu sorusuyla açıkça ortaya koymuştur…

Bir zamanlar, “Elhamdülillah şeriatçıyım” diyerek 1994’te İstanbul Belediyesinden kalkan “Demokrasi Treni”ne binmiş ve sonunda, Muhalefet Parti yönetimlerinin beceriksizliği ve de 6 milyon “duygusal muhalif” seçmenin boykotu sayesinde Çankaya’ya çıkmış olan RTE, hayalindeki ana hedefine doğru ilerlemektedir;

“Anadolu İslâm Devletleri Federasyonu”

Evet, açıkça söylensin veya söylenmesin, hatta inkâr edilsin, gidişat bu yöndedir.
Hedef Orta çağ karanlığına iyice çekilmiş, şeriatla (dinsel hukukla) yönetilen muti, mazbut ve âbid bir toplum (Türkçesi sürü) yaratmaktır…
Pozitif bilimlere, çağdaş sanatlara, teknolojiye hiçbir katkısı olmayan,
Ülkesini ipotek ederek, yaşam kaynaklarını satarak, Emperyalizmin tüketici pazarı halinde asalak yaşamına sürdüren amorf (AS: şekilsiz) bir halk yığınıdır
bu gidişatın sonu.

 ***

Değerli arkadaşlar,

Hep söyleyegeldim, Demokrasi, özellikle bir dinci partinin tek başına iktidara geldiği durumlarda, sistemin Şeriata dönüşmesine olanak verecek zayıflığı bünyesinde taşıyan bir sistemdir.

Gerçek demokrasi aslında tek ses, tek parti değil, ama bir koalisyondur…

Ülkedeki değişik çıkar kğmelerinin, farklı düşüncelerin uygarca uzlaşarak bir arada yaşam biçimidir. Tek partili iktidarlar gelişmemiş ülkelerde ister istemez otoriter-diktacı yönetimlere dönüşür, Faşizme yol açar. Şeriat da Faşizmin daha ilkel hali, Orta çağ versiyonudur… Demokrasiden Şeriata geçmek mümkündür, ama Şeriattan Demokrasiye geçiş mümkün değildir.

Avrupa ülkelerinin çoğu Endüstri Devrimiyle birlikte Aydınlama Çağında,
yani bilim ve teknolojinin insan yaşamında ağırlıklı yol göstericiliğinin başladığı
19. yüzyılda Hıristiyan şeriatından zar zor kurtuldu. Bugün uygar Dünya  22. yüzyıla önde girmek yarışı halinde iken, Mustafa Kemal‘in bir zamanlar imrenilerek bakılan ama şimdilerde Uygar Dünya tarafından dışlanmış Ülkesi, ne yazık ki yanlış yolda, İslami Şeriat batağına saplanmak üzeredir.

Kaygılarımla. æ

10. Yıl Söylevinden 80 Yıl Sonra Türkiye Nerede??

 

10. Yıl Söylevinden 80 Yıl Sonra Türkiye Nerede??

“Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti,
bundan sonraki inkişafı ile, atinin yüksek medeniyet ufkundan
yeni bir güneş gibi doğacaktır.” (10. Yıl Söylevi1933)

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa

**********

… VE 80 YIL SONRA BUGÜN, TÜRKİYE DÜNYA’NIN NERESİNDE?

portresi


 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

 

 

Değerli arkadaşlar,

Büyük Atatürk Cumhuriyetin 10. yılında böyle demiş (en üstte),
peki aradan geçen 80 yılda bu Ülke ne yaptı, neleri başardı, nereye geldi?

Bu sorunun gerçekçi yanıtını verecek rakamları toparlamaya çalıştım.

Bugün nüfusu 7,2 milyarı aşan ve ulusal gelirler toplamının 75 trilyon dolara tırmandığı Dünyada irili ufaklı (195’i bağımsız) 243 devlet arasında
Türkiye’nin sıralaması şöyledir:

2014_Turkiye'si_Dunyada_Nerede_Ali_Ercan

Prof. Dr. D. Ali Ercan, 2014 Türkiye verileri…

Dunya'da_Turkiye

 

Değerli arkadaşlar, 

Bu tablo pek iç açıcı değil,
Dünya nüfus sıralamasında 18. olan Türkiye’nin her alanda en azından
ilk olumlu 20’de olması beklenirdi; Türkiye ne yazık ki Silahlı Kuvvetler dışında, hemen bütün alanlarda ortalarda ve gerilerdedir.

 

 

İnsansal Gelişmişlik İndeksi (HDI- UNDP) Dünya  sıralamasında 1. sınıf gelişkin
20 Ülke
 ve onların ardından gelen 2. sınıf 40 ülke, yani ilk 60 ülke arasında değiliz
ne yazık ki…

3. sınıf bir Ülke olarak, “Bizden daha kötüler, 4.ve 5. sınıf Ülkeler var..” diyerek
teselli bulacak durumda da olamayız.

Çünkü Atatürk’ün 80 yıl sonrası için Türkiye düşü (hayali) kesinlikle böyle bir tablo değildi.

Saygılarımla. æ
11.6.14

Notlar                       :

  • Bu tabloda çok değişik kaynaklardan alınan rakamlar zaman içinde değişiklikler göstermektedir…
  • Bor rezervleri bakımından 1. sırada olan Türkiye, aynı zamanda
    Dünya’da en büyük Boron dışsatımcısı (ihracatçısı) durumundadır.
    Bunun dışında kimi tarımsal üretimlerde de (Fındık, İncir, Kaysı, Kiraz..)
    Türkiye Dünyada ilk sıralardadır…
  • Dünya ortalamasına orantılı Gelire (g) göre
    Kadın başına çocuk sayısı: d=1+1,6/g
    Okur – yazarlık: L= 1-exp (-3g) formülleriyle yaklaşık olarak verilebilir.

===================================================

Dostlar,

Çalışkan – üretken – çok birikimli yurtsever hocamız Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan,
ülkemiz için sürekli kafa yormayı sürdürüyor..

3 yabancı dil bilgisi (İng. + Fr. + Alm.) ve odukça iyi matematik bilgisi
(ölçmek benim haddim değil ki!..), Nükleer Enerji Uzmanlığı… köklü Harbiye bilgileri
ve 70 + yılı bulan okuma – yazma uğraşı ile kısa ve özlü, çok öğretici, düşündürücü,
çarpıcı yazılar yazıyor, internette sınırlı sayıda dostlarıyla paylaşıyor.
İletişim kümesine katılabilmek bir ayrıcalık..

Face sitesine BİLİMİN MUM IŞIKLARI diye koyuyor..

Biz de bu şanslı küme içindeyiz.. Bize de gönderiyor ve çooook öğreniyoruz
Ali hocamızdan. Derslerimizde de O’nun çalışmalarını kaynak gösterdiğimiz oluyor, yansılarını kullanıyoruz.. 2 kez (keşke daha çok yapabilsek..)
AÜTF’de öğrencilerimizle de kendisini buluşturduk, çok yararlandılar..

Yukarıdaki kapsamlı tabloda pek çok önemli ölçüt dikkate alınmış.
Bir de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ – WHO), UNICEF, ILO.. gibi kuruluşlar
sağlık verileri bakımından sıralama yapıyorlar.

Bu ölçütlerin başında

5 Yaş Altı Çocuk Ölüm Hızı
ve
(canlı doğup 5. yaşını kutlayamadan ölen çocuklar, binde)
5 Yaş Altı Çocuk Orantılı Ölüm Hızı geliyor.
(canlı doğup 5. yaşını kutlayamadan ölen çocukların tüm ölümler içindeki payı, yüzde)

Bu vb. SAĞLIK ölçütleri bakımından Türkiye Dünyada 90 sıralarda..

Bunu da biz ekleyelim istedik..

Şimdi sorun nerede?

Atatürkçü Düşünce Sistemi = Kemalizm‘de mi??

Nerede??

Bu sorunun doğru yanıtı çok mu yüksek zeka gerektiriyor??

Sevgi ve saygı ile.
11 Haziran 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

 

 

ÇİN ABD’ni Geçer mi??

Dostlar,

Bu sitede, Cumhuriyet’imizin 100. yılında, 2023’te Türkiye, AKP sözcülerinin masalsı anlatımları ile Dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içine girebilir mi.. sorunsalını kapsamlı bir makale ile matematiksel olarak işlemiştik..
(Top 10 Biggest Economies in the World 2013; http://ahmetsaltik.net/2013/09/19/top-10-biggest-economies-in-the-world-2013/, 9.10.13)

Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan da bizim görüşlerimize destek veriyor..

Matematiksel olarak Türkiye’nin Hindistan’ı (2 Tr $) yakalaması, Hindistan’ın bu tempo ile gitmesi (ort. %7 büyüme) durumunda, araya başka bir ülkenin de girmeyeceği varsayımı ile, Türkiye’nin 800 Bn $’dan +2 Tr $’a erişmesi 2023’e dek 10 yıl boyunca sürekli, yaklaşık % 20’ye yakın (yıllık!) büyümesine bağlı… Böylesi bir ekonomik performasn Dünya iktisat tarihinde yok… diye değerlendirmiştik..

Ne var ki, İktisat eğitimli Başbakan R.T. Erdoğan’dan Maliya Bakanı Mr. M. Simsek ve Kalınma Bakanı Cevdet beye dek AKP öncüleri bu masalı halka anlatmayı sürdürüyorlar..

“Apaçık yalan söylüyor” ve az eğitimli, matematik bilmez ve kullanmaz,
halkı kandırıyorlar.. desek suç olur mu?

“Matematiksel düşünce” diye bir olgunun düşsel kaldığı bir kalabalık ülke halkına
bu yolda fantezileri politika adına sunmak mı daha ahlak dışı, bizim bunu yapanlara “yalan söylüyorlar” dememiz mi??

Son olarak;

“Ekonomik büyüme” (Economic growth) ile
“Ekonomik Kalkınma” (Economic Development)

kavramlarının aynı olmadığını belirtelim..
İlki, ekonomik göstergelerin büyümei – şişmesidir; halkın gönencine adaletli yansıması dikkate alınmadan..

İkincisi ise; “Ekonomik Kalkınma” (Economic Development)” büyüyen ekonominin nimetlerinin hakkaniyetle paylaşımı; Gelir Dağılımının Gini katsayısı üzerinden iyileşmesi (küçülüp kuramsal olarak sıfıra yaklaşması; Lorenz eğrisinin tam lineer-doğrusal oluşu – bel vermemesi), UNDP‘nin (UN Development Programme)
BM Kalkınma Programı) İGİ (İnsansal Gelişim İndeksi – HDI; Human Development Index) sıralamasında yukarılara tırmanması.. demektir..

Türkiye Kasım 2002’de HDI sıralamasında 82. sırada idi AKP iktidar olduğunda..
Kasım 2012’de .722’lik skor ile  84. sırada (http://countryeconomy.com/hdi);
yani 11 yıldır ilerlemek şöyle durun, 2 sıra daha gerilemiş durumda..

AKP ekonomisinin somut sınavı bu ölçüt.. gerisi boş laf..
AKP’nin eski Maliye Bakanı ve Başbakan Yrd. Abdüllatif Şener‘in söylemiyle 17 Aralık 2013’te patlayan yüzyılın devlet soygununda mali portre 630 milyon Dolardır..
Prof. Sinan Sönmez’e göre 10 yılın toplam soygunu 342 milyar Dolardır..
(342 Milyar Doları Kim Yedi ??, http://ahmetsaltik.net/2014/01/09/342-milyar-dolari-kim-yedi/, 09.01.2014)

Bu muazzam soygun ile 2013 ve 2014 Türkiye HDI verileri kaç çıkar dersiniz??
Ve de 2023’te hala ilk 10 ekonomi içine girebileceğimizi hülyasına inanıyor musunuz?

Sevgi ve saygıyla
07.02.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

================================

Çin ABD’ni geçer mi? 

 Portresi_gulumseyen

Prof. Dr. D. Ali Ercan
 

“2023’te Türkiye’nin Dünyadaki ilk 10 Büyük ekonomi arasında yer alacağı” yönündeki resmi demeçlere karşın, IMF tarafından yayınlanan kestirimler arasında büyük farklılıklar var. Örneğin IMF‘nin 2018 kestirim listesi (yuvarlatılmış yaklaşık rakamlarla) aşağıdaki gibidir. Türkiye 1 trilyon 200 milyar $ GNP (AS: GNP, İngilizce “Gross National Product” ın uluslararası kısaltması olup GSMH ile eş anlamlıdır..)
ile 17. sırada; daha doğrusu şu andaki sıralamada büyük bir değişiklik yok.
21 trilyon $ ile ABD yine başı çekiyor.

İki ay önce sizlere Çin’in ekonomik sıralamada ABD’yi yakalaması üzerine bir öngörümü yollamış ve şunu sorgulamıştım;

Çin ABD’ni geçer mi?

Çin’in zaman ortalamasında kararlı bir biçimde ilerlediğini,
her yıl ABD ekonomik gücüne biraz daha yaklaştığını söyleyebiliriz.

Cin_ABD_ekonomik_yarisi1975’te Çin’in GSMH’sı ABD’nin 1/5’i kadardı, şimdi yarısına geldi. Dünyanın 2. büyük ekonomisi oldu. Böyle giderse en geç 2040’ta Çin’in ABD’ni yakalayıp geçeceğini söyleyebiliriz. Bir yandan nüfusunu “kadın başına 1 çocuk” programıyla dizginlemeye çalışan Çin, gönenç katsayısını kesinlikle daha da yükseltecektir. Bu koşullarda, 2050’de Çin’in ABD ayarında bir süper güç olacak görünüyor.

Şimdi 1,35 milyar olan  Çin nüfusunun 2050’de 750-800 milyon ve kişi başına
ulusal gelirin 50 bin $ düzeyinde olacağını kestiriyorum. 

IMF’nin bu kestirimine göre 2040’ta değil, çok daha önce,
2030’larda Çin ABD’nin önünde olacak demektir.

Ve iletiyi şöyle bitirmişim:

Çin, kuruluşunun 100. yılında Dünyanın doruğunda olacak.
Peki, Türkiye kuruluşunun 100. yılında hangi düzeyde olacak dersiniz? (æ)

Doğallıkla, hüner Dünyanın ekonomisi en büyük ilk 10 ülkesi arasında olmak değil;
hüner Dünyanın en gelişkin ilk 10 ülkesi arasında yer almaktır.
Türkiye bugün 90-100 arası bir yerde bulunuyor gelişmişlik sıralamasında. æ

 

2018’de Ülkeler ve GNP

ABD 21,0  trilyon $
AB 20,0
Çin 15,0
Japonya 6,0
Almanya 4,0
Brezilya 3,4
Rusya 3,2
Fransa 3,1
İngiltere 3,0
Hindistan 3,0
İtalya 2,3
Kanada 2,2
Avustralya 1,8
G. Kore 1,7
Meksika 1,7
İspanya 1,5
Endonezya 1,5
Türkiye 1,2
Hollanda 0,9
S. Arabistan 0,9
İsveç 0,7
Tayvan 0,7
İsviçre 0,7
Polonya 0,7

Not        : Şu anda ~800 milyar $ GNP olan Türkiye’nin 5 yıl içinde 1200 milyar $’a çıkması için yıllık %8,5 gelişme hızı varsayılmış ki, hiç gerçekçi değil.

2018 Dünya GNP toplamı ~100 trilyon $, 2000 rakamı olan ~40 trilyon $’la kıyaslanırsa,
18 yılda ortalama % 5,2’lik gelişim var demektir; ~ %1,2 nüfus artışını çıkarırsak, küresel ölçekte net % 4/yıl gelişim hızı varsayılmış demektir.

İktisatçılar ne der bilmiyorum ama, bence bu  küresel finans balonunun ~% 4/yıl oranında şişirilişi ve Doların değer yitiğinden başka bir şey değil. Eğer Doların değer yitiği (enflasyon) %2,5/yıl dolayında ise o zaman küresel ölçekte yaratılan gerçek artı değer %1,5/yıl olurdu… æ

19 Mayıs Kutlaması

Dostlar,

19 Mayıs bayramımız bağlamında sitemize konulması dileğiyle bize ulaşan yazılar, makaleler sürüyor ve sizlerle paylaşmaktan sevinç duyuyoruz..

Bunlardan biri de, değerli öğretmenimiz, ADD Bilim – Danışma Kurulu Başkanı
Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan
‘dan.. Sayn Ercan bu sitede bizden sonra
en çok yazısı yer alan yazar bildiğiniz gibi.

Özlü değerlendirmesi aşağıda..

Sevgi ve saygı ile.
22.5.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

=================================

19 MAYIS KUTLAMASI

portresi

 

 

 

 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
ADD Bilim – Danışma Kurulu Başkanı

20’nci yüzyılın en büyük Devlet Adamı Mustafa Kemal Atatürk‘ün önderliğinde,
tüm mazlum milletlere örnek olan bir hareketin, emperyalizme utkulu başkaldırının 94’üncü yıldönümünde esenlikler diliyor, saygılar sunuyorum.

19 Mayıs 1919 tarihi, deyim yerindeyse, Devletimizin,
Türkiye Cumhuriyeti’nin ana rahmine düştüğü gündür.

Yokluklar içinde, kan ve ateşle yoğrulmuş, çetin mücadelelerle dolu,
1682 uzun günün sonunda, işgal altındaki, yıkık ve bitik Anadolu’dan,
29 Ekim 1923’te yepyeni bir Ulus, yepyeni bir Devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşu Dünyaya ilan edilmiştir.

Bu nedenle 29 Ekim Türklerin en büyük bayramıdır.
Elbette bu sürecin ve Devrimlerin mimarı ve önderi, tüm Dünyanın övgüyle,
hayranlıkla, saygıyla andığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘tür…

Tüm Ulusumuza armağan Cumhuriyet Bayramımızın yanı sıra,
Mustafa Kemal ve dava arkadaşlarının Milli Kurtuluş savaşını başlatmak üzere Samsun’a çıktıkları gün olan 19 Mayıs (1919), BMM’nin açılış günü 23 Nisan (1920) ve
Ordularımızın emperyalistleri ve yardakçılarını vatanımızdan söküp attığı 30 Ağustos (1922) günleri de bu sürecin önemli kilometre taşları olarak Ulusal Bayramlarımızdır.

Mustafa Kemal Paşa;

– 23 Nisan’ı çocuklara,
– 19 Mayıs’ı gençlere,
– 30 Ağustos’u askerlere (üniformalı gençlere)  
– 29 Ekim’i tüm ulusa armağan etmiştir.

Durum böyleyken bu 4 önemli günü ne yazık ki bir türlü içselleştirememiş,
Mustafa Kemal’le ve Laik Cumhuriyetle süregen (kronik) sorunlu gerici, bölücü, yardakçı ve yaltakçı kesimi, ellerine geçirdikleri siyasal ve ekonomik olanaklarla ve dışarıdan buldukları desteklerle ve gittikçe artan bir cüretle Ulusal Bayramlarımızın coşkuyla kutlanmasına engeller yaratmaya, onları silikleştirmeye, sıradanlaştırmaya, önemsizleştirmeye, unutturmaya çalışıyorlar.

Buna karşın, Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın ruhunu taşıyan yurtseverler, Kemalistler, onurunu ve vicdanını satmayan yurttaşlar, Cumhuriyeti korumaya azimli,
dirençlerini sürdürüyorlar.

Bu gerçeğin ayrımında olarak bizlere düşen görev;

  • Her şeye karşın Laik Cumhuriyeti, Ulus ve Ülke bütünlüğümüzü
    sonsuza dek korumak ve savunmak,
  • Hurafelerle beyinleri bulandırılmak istenen insanlarımızı somut bilgilerle
    donatmak ve yaşamsal gerçekleri öğretmek, aydınlatmaktır.

Bayramımız kutlu olsun !

Prof. Dr. D. Ali Ercan
ADD Bilim ve Danışma Kurulu Başkanı