Geç Olmadan Harekete Geçmeli

Geç Olmadan Harekete Geçmeli

Marco V. Sánchez CANTILLO
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)
Tarımsal Kalkınma Ekonomisi Bölümü Genel Müdür Yardımcısı
23 Mayıs 2020 Cumartesi

Dünya, Covid-19 yüzünden birçok belirsizlikle karşı karşıya. Ancak bir konuda ise şüphe yok: Küresel ekonomik faaliyetler büyük yara alacak, insanların gelirlerinde ve refah düzeylerinde derin etkiler bırakacak. Özellikle de gerek ekonomik olarak zayıf gerekse de gıdada dışa bağımlı ülkeler için…

Virüsün yol açtığı sorunların çözümüne yönelik gerekli önlemlerin zamanında ve etkili bir şekilde uygulanmaması halinde, dünyada sayıları giderek artan açlıkla mücadele eden kişi sayısı kritik noktalara taşınacaktır.

FAO’nun, BM’nin öbür organizasyonları ve uluslararası ortakları ile birlikte geçen yıl hazırladığı (2019) Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu Raporu’nda (SDG-2 Suistanable Develepmont Goal- Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri) 2011-2017 arasında yaşanan ekonomideki yavaşlama ve gerilemelerin yetersiz beslenme ve açlığa kapı araladığı konusuna dikkat çekmişti. FAO raporunda 2011-2017 arasında yetersiz beslenme sorunu yaşıyan ülke sayısının 65’ten 77’ye yükseldiğine işaret etmişti. Uluslararası Para Fonu da (IMF), küresel GSYH kestirimini 6.3 puanlık bir düşüşle revize ederek, BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün bu analizini, küresel bir tehdit haline gelen sağlık ve açlık krizine karşı geliştirilecek mekanizmaların bir parçası haline getirdi.

IMF, geçtiğimiz ocak ayında küresel ekonomide 3 puanlık bir yükselme öngördüğünü açıklamış ancak bu öngörüsünü salgının dünyayı sarması ve ülkelerin hızla koruma tedbirleri kapsamında kısıtlayıcı önlemlere başvurması nedeniyle yenilemek zorunda kalmıştı. Para Fonu, Covid-19’un küresel ve ulusal piyasalara olumsuz etkilerini göz önüne alarak yaptığı yeni kestiriminde küresel büyüme oranda 3 puanlık bir daralma yaşanmasının beklendiğini duyurdu. Dünyanın halihazırda en yüksek açlık oranlarının bulunduğu, 20 yaş ile ortalaması ile oldukça genç bir nüfusu ev sahipli yapan Sahraaltı Afrika bölgesi, ekonomideki sert daralma sonucun yeni ve derin bir krizle baş etmek zorunda kalacak.

FAO’nun 1995’ten bu yana düzenli olarak tuttuğu, “Yetersiz Beslenme Endeksi (PoU) ve dışarıdan gıda ithalatına bağımlı ülkelerin daha önceki ekonomik göstergeleri temel alındığında,

  • Covid-19’un tetiklediği durgunluk nedeniyle milyonlarca insanın daha açlık sınırına gerileyeceği öngörülüyor.

AÇLIK ORDUSUNA KATILACAKLAR !

Açlık çeken insanlar ordusuna katılması olası bu insanların toplam rakamı, ülke ekonomilerindeki büyüme ve daralma senaryolarına göre 14.4 milyon ile 80.3 milyon arasında değişiyor. Gıdaya ulaşımdaki adaletsiz denge daha da bozulursa sonuçlar, açıklanan projeksiyondan da daha kötü olabilir. Dünya bunun olmasına izin vermemeli.

  • Dünyada, şimdilik bir gıda üretim sıkıntısı görünmüyor.

FAO, tam da bu yüzden bütün ülkelerin gıda tedarik zincirini canlı tutmaları için ellerinden geleni yapmasını öneriyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü, son gelen ekonomik veriler ışığında yaptığı değerlendirmelerde hükümetlere, bölgesel ve küresel gıda tedarik zincirlerinin akışkanlığının sağlanması ve gıdaya erişimin önündeki kısıtlayıcı engellerin kaldırılması çağrısını yapıyor.

  • Yetersiz beslenme ve ekonomik gelişme arasında giderek açılan makas,

BM’nin 2030 yılı için önüne koyduğu açlığı bitirme hedefini de zorlaştırıyor. FAO’nun küresel verilerden derlediği PoU Endeksi uzun yıllara yayılan mücadele sonucu düşüş eğilimindeyken, 2015’ten başlayarak yeniden yükseliş eğilimine girmiş durumda. Ne yazık ki bugün, açlık ve yetersiz beslenme endeksinde yeniden 2010 düzeyine gerilemiş durumdayız.

  • Dünyadaki her 9 kişiden 1’i yetersiz beslenme koşullarında yaşıyor.

Bu oran Asya ve Afrika’da ise çok daha yüksek rakamlarda seyrediyor.

TEDARİK ZİNCİRİNE ODAKLANMALI

Hükümetler, ekonomik sermayeyi korumak ve yeni işsizler için sosyal güvenlik alanlarını desteklemek için benzeri görülmemiş mali ve parasal teşvikler uyguluyorlar. Birçok ülke, bu tür likidite enjeksiyonlarını ve kamu harcama taahhütlerini yerine getirecek araçlardan yoksun. Uluslararası toplumun kendi harekete geçme kapasitesini kolaylaştırması gerekirken, ülkelerde Covid-19’un yarattığı en acil ihtiyaçlara yardım etmenin yanı sıra, kendi kaynaklarını yeniden tahsis etmek için mali sorumluluk bilinci ve objektif bir biçimde hareket etmeli.

  • Sağlık birinci önceliktir. 

Yeterli ve sağlıklı gıda, pandemiye verilen sağlık yanıtının merkezi bir parçasıdır.

Yetersiz eylem, önümüzdeki yıllarda savunmasız nüfusu ciddi şekilde zayıflatacaktır.

Bu, “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”ne ulaşma ihtimalini daha da zorlaştıracaktır.

Dolayısıyla, çabalar yalnızca gıda tedarik zincirlerini canlı tutmaya odaklanmakla kalmamalı, aynı zamanda herkes için gıda erişilebilirliğine odaklanmalıdır. Hükümetler, gerekli resmi teşvik paketlerini en yoksul ve en yetersiz beslenenleri hedefleyerek bu sorunu ele alma şansına sahiptir. Nakit ve ayni transferler, yeni kredi limitleri, güvenlik ağları, gıda bankaları, okul-öğle programlarını canlı tutma gibi araçlar yararlı olabilir.

Varlıkları sınırlı olanlara odaklanmanın, hem en çok gereksinim duyanlara yardımcı olmanın hem de kamu kaynak harcamalarının talep dinamizmini koruma üzerindeki etkisini en üst düzeye çıkarmada etkisinin iki kat olumlu sonucu olacağı her zaman akılda tutulmalıdır.

Olası 3. olumlu etki de, gıdadaki güvensizliği ve yetersiz beslenmeyi önleyecek şekilde açlığı en aza indirmek, durgunluktan kaynaklanan uzun vadeli yara izlerini azaltacak ve gelecekte daha fazla canlılık ve daha az bağımlılık sağlayacaktır. Gerçekten de gıda erişimine yönelik mevcut tehdidi ele alan mümkün olduğunca teşvik edici önlemler, gelecekte ekonomik yavaşlamalara ve gerilemelere karşı onları korumak için gıda sistemlerinin dayanıklılığını artırmaya yönelik bir tasarıma sahip olmalıdır.
****
Aşağıdaki 2 görseli, de biz ekleyelim…

Dr. Ahmet Saltık

Kaynak görüntüyü göster

Kaynak görüntüyü göster

 

Eyy Tayyip Bey

Eyy Tayyip Bey

Şahin Mengü

Şahin Mengü
AYDINLIK (20.02.2016)

On üç yıldır bu ülkeyi tek başına yönetiyorsun. Bu ülkenin hiçbir sorununu çözemediğin gibi ülke her gün bir adım daha ekonomik ve siyasi uçuruma doğru sürükleniyor.
Şişirme büyüme rakamları ile ülke ekonomisini uçurduğunu iddia ediyorsun, yakın çevren dışında ekonomik refaha eren olmadığı gibi, geniş halk kitleleri sayende açlıkla mücadele ediyor.
Eğitim desen çökmüş, alay konusu olacak hale gelmiş. Genç insanlara “Hun Devleti, Türk Vatandaşlarına vizeyi kaldırmış, ne diyorsunuz?” diye soran gazeteciye, “Ne güzel, oraya tatile gideriz..” diye cevap verilir düzeyde.
Aman sakın Arapça eğitimini ihmal etme, çağı yakalamanın tek yolu bu. Varsın senin çocukların İngilizce öğrensinler.
Ekonomi, eğitim çökmüş, toplumun güvenliği deseniz yerlerde sürünüyor. Başkentin göbeğinde güvenliğin en yoğun olması gereken noktasında teröristler bomba patlatıp 28 kişinin ölümüne 60 kişinin yaralanmasına neden oluyor, asayişten sorumlu bakanın saçmalıyor.
“Bakanın” diyorum, zira sen devletin valisine “Benim Valim”, Bakanına “Benim Bakanım” diyorsun da onun için.
Bu arada herkes de seni kandırıyor. Hadi ilk kezinde seni kandıranı kınayalım, ama eğer bu kandırılma durumu süreklilik gösteriyorsa, o zaman bir aynaya bakmak gerek. Galiba sorun sende.
Dış politikada dünya liderliğine soyundun, şu anda dünya da espri konususun. Senin kişiliğin hiç önemli değil, ama maalesef bu ülkenin Cumhurbaşkanısın, espri konusu olman, ciddiye alınmaman, ülkesini seven herkesi, ülkesi adına üzüyor.
Eyy Amerika, Eyy Avrupa diyorsun, diyorsun da, sonunda bir halt olmuyor.
Elbette olmaz, sen bu ülke topraklarından, hem de 29 Ekim gibi çok anlamlı bir günde PYD’ye yardım etsin diye Peşmergenin geçmesine ABD istiyor diye, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde izin verdin mi? Vermedin mi? Liderini Ankara’da kırmızı halılarla karşıladın mı? Karşılamadın mı?
Bundan sonra “PYD terör örgütü” desen de kimse seni ciddiye almaz, bu ne perhiz, ne lahana turşusu derler.
Bütün kurumların içini boşalttın, çalışamaz hale getirdin, sayende ülke sınırları yol geçen hanına döndüğü için, canlı bombalar, teröristler ülkede cirit atıyor, devşirdiğin kifayetsiz muhteris MİT başkanın da sade vatandaş gibi olayları seyrediyor.
Hem teröristlere, şehirlere cephane ve silah doldurdunuz bunların hepsini biliyoruz diyor, ama bilmesine karşın insanların ölmesini engelleyecek önlemleri alamıyor, yani aciz.

Sen de şimdi, başkanlık sistemi gelsin ki, bu kaos bitsin diyorsun.

Bugüne dek hangi yetkiyi kullanamadın da, Başkan olursan ne değişecek. Değişecek tek şey var, sayıları azalmış da olsa, dik durabilen yargıçlar var, onların da sesini keseceksin herhalde.
Tabii sen bilemezsin ama, şu yanında gezdirdiğin danışmanlarından biri açıklasın, “Kuvvetler uyumu” ne menem bir şeydir biz de öğrenelim.
Ama onların ne söyleyeceğini beklemeye gerek yok, sen adı konmamış padişahlık istiyorsun.
Ama her şeye karşın o kadar şanslısın ki, Tanrı bütün iktidarlara bizdeki gibi muhalefet nasip etsin.
Ciddi, vurduğu yerden ses getiren, demokrasiye aşık Türk evlatlarının, demokratik haklarını kullanmasının önünü açan, bir muhalefet olsa, sen bu yaptıklarının hiçbirini yapabilir miydin?
Elbette yapamazdın.

======================================

Teşekkürler değerli hukuk ve siyaset insanı Sayın Av. Şahin Mengü..

Milyonların duygu ve düşüncelerine çevirmen (tercüman) oldunuz..

Yazdıklarınız az bile..
Devlet terbiyemiz ve kendimize saygımız daha fazlasına izin vermiyor..
Bunun da bilinmesini isteriz, biz eklemiş olalım…

Sevgi ve saygı ile.
22 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com