Esra Özakça: Fiziki ve psikolojik olarak sistematik işkence görüyorlar!

Esra Özakça: Semih’e verilen gazetelerin arasına dürüm broşürü koyuldu

[Haber görseli]

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
Açlık grevindeki tutuklu eğitimci Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça, eşine cezaevinde verilen gazetelerin arasına dürüm broşürü koyulduğunu söyledi.

Kendisi de 75 gündür açlık grevinde olan ‘ev hapsi’ndeki Esra Özakça, 150 gündür Nuriye Gülmen’le birlikte açlık grevinde olan eşi Semih Özakça’ya cezaevinde verilen gazetelerin arasına dürüm broşürü koyulduğunu söyledi. Özakça ayrıca AİHM’nin istemi ile muayene edilen eşinin kendisine gönderdiği mektupta “AİHM kararıyla adeta ‘işkence’ yaptılar bize” dediğini de söyledi.

OHAL kapsamında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklandıktan sonra cezaevinde de devam ettikleri açlık grevi eylemi 150’nci gününde (06.08.2017). Eğitimcilerin durumuna ilişkin paylaşımlarda bulunan, kendisi de 75 gündür açlık grevinde olan ‘ev hapsi’ndeki Esra Özakça, eşi Semih Özakça’ya cezaevinde verilen gazetelerin arasına dürüm broşürü koyulduğunu söyledi. Özakça Twitter hesabı üzerinden, “Semih’e verilen gazetelerin arasına dürüm broşürü koyuyorlarmış. Alçaksınız! Bu numara mı irademizi kıracak. Kendinizle karıştırmayın bizi” diye yazdı. Özakça açıklamalarının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Semih ile telefon görüşümüz vardı 17. saniyesinde kesildi. Müdür bu seferlik böyle demiş. Semih 30 dakika hakkımı kullanacağım demiş, kullandırtmamışlar. 1 haftadır refakatçileri yok. Avukat görüşleri kısıtlanıyor. Fiziki ve psikolojik olarak sistematik işkence görüyorlar! Bu yöntemler ne bizi ne Nuriye ve Semih’i yıldırır. İşkence yapmaktan vazgeçin!

Esra Özakça ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istemi ile Numune Hastanesi’nde muayene edilen eğitimcilerden eşi Semih Özakça’nın, “AİHM kararıyla adeta ‘işkence’ yaptılar bize. Hücreye doğru gelirken boynumu dik tutacak dermanım dahi yoktu” dediğini kaydetti. Özakça,

  • “Nuriye ve Semih hastanede fiziki ve psikolojik işkence görüyorlar.
  • Uyutulmuyorlar, tecrit ediliyorlar, zorla müdahale ile tehdit ediliyorlar!” diye yazdı.

(Cumhuriyet web sitesi, 06.08.2017)
==================================================
Dostlar,

Sorun giderek korkulan sona yaklaşıyor..

1. Bilincini yitirmek ve kalıcı zedelenmeler (hasar) gelişmesiyle sürekli engelli kalma
2. Ölüm!

Her ikisi de hem sorumluların hem de toplumun vicdanında ağır yara açar.
Telafi olanağı kolay kolay yaratılamaz.
Toplumsal adalet- barış – dayanışma – hoşgörü – birlik itkilerini yıkar..
Tersine ayrışma – bölünme – ötekileşme – birbirine düşmanlaşma ve kuşaklar boyu sürecek örselenme (travma sonrası stres bozukluğu – PTSD) ve yas sendromuna neden olur. Unutulmasın, Kerbela kırımının yası, on milyonlarca insan tarafından 1400 yıl sonra bile hala yaşanmaktadır!

Semih – Nuriye sorunu siyaset sosyolojisi – psikolojisi…. açısından ağır bir tablodur. B2 masum genç insan, dile kolay 5 ayı aşkın süredir kararlılıkla açlık grevi üzerinden ölüme yatmışlardır!

  • AKP = RTE’nin insancıl bir çözüm için daha fazla oyalanmadan – inat etmeden hemen adım atması zorunludur. Böylesi bir girişim insancıl olduğu gibi siyaseten de doğrudur ve AKP = RTE’nin yararınadır. Sorun artık görmezden gelinecek aşamayı çoktaaan geride bırakmıştır.

Devlet, yurttaşı ile inatlaşıp ona zarar verici biçimde çatışamaz.
Bu trajedi Türkiye’nin uluslararası saygınlığına da ciddi biçimde zarar vermektedir.
Hele tutuklu iken insanlık dışı, zalimce, onur kırıcı, aşağılayıcı… işlemler asla olmamalı!

AKP = RTE‘yi devlet adamı gibi davranmaya, içlerinin insancıl sesini dinlemeye bir kez daha çağırıyoruz.. Yarın sabah geç olmasın.. Lütfen, lütfen…

Sevgi ve saygı ile. 09 Ağustos 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com