Etiket arşivi: 367 krizi

Doğal aday: Kılıçdaroğlu mu, Erdoğan mı?

GÜNCEL15.12.2022, BİRGÜN

-CB seçimini tıkayan madde 96’daki çoğunluk kuralı, TBMM için, “bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır” şeklinde değiştirildi.

-CB’nin halk tarafından seçilmesi (md.101) öngörüldü.

Ne var ki, Anayasa halkoylamasından önce TBMM, Cumhurbaşkanı’nı seçti. 367 krizini yaratan nitelikli çoğunluk kuralı da değiştirildiğinden TBMM, sonraki seçimleri sorunla karşılaşmaksızın yapabilecekti.

Dahası, halkoylaması sürecinde Anayasa’ya CB ile ilgili geçici bir madde eklendi ama, halkın seçmesine ilişkin kuralına dokunulmadı.

Böylece, asıl nedenin 367 krizi değil, siyasal rejim değişikliği yolunu açmak olduğu doğrulandı.

Nitekim, 2014’te seçilen ve Başbakanlık makamından Cumhurbaşkanlığı makamına geçen Sn. Erdoğan, Anayasal rejimi sorgulamaya başladı: “Parlamenter rejim bekleme odasına alınmıştır.

Aynı kişi, 24 Haziran 2018’de 2’nci kez CB seçildi.

Cumhurbaşkanı seçimi, Türkiye kamuoyu gündemini meşgul eden öncelikli bir konu oldu. Nitekim, 2018 seçimlerinden hemen sonra başlayan ve adaylar üzerinde yürütülen tartışma, seçimlere dek sürecek görünüyor.

Bu tartışma da bilgi kirliliği yaratılarak yürütülüyor. Özellikle Cumhur İttifakı çevreleri, Sn. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı üzerinde, yoğun bir karalama kampanyası yürütürken, Sn. Erdoğan “doğal aday”mış izlenimi yaratmaya çalışıyor. Oysa, adaylığı için, kendi deyişi ile “topal ördek” benzetmesi geçerli.

ADAY OLABİLİR…

Görevdeki Cumhurbaşkanı, olağan seçim dönemi başlamadan TBMM 360 oy ile erken seçim kararı alırsa aday olabilir. Çünkü, şu anda CB görevinin 2’nci döneminde.

Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.” (md.116).

Erdoğan’ın ilk dönemini saymayan görüş geçerli değil;

  • Çünkü, “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.” (md.101/2),
    2007 değişikliğinde kabul edildi. Sonraki değişikliklerde bu maddeye dokunulmadı.

Bu nedenle, kişi ile ilgili bu hüküm, Erdoğan için de geçerli. Buna karşılık, eğer TBMM erken seçim kararı alırsa, aynı kişi 3. kez aday olabilir. (AS: Anayasa m.116/3)

HANGİ AT?

367 mağduriyeti benzeri bir mağduriyet üretilebilir mi? Hayır çünkü, ikisi nitelik olarak birbirinden farklı:

– Nitelikli çoğunluk uygulamasına ilişkin olan 367 sorunu, 2007 Anayasa değişikliği ile aşıldı.

-3’üncü kez adaylık ise, Anayasa tarafından açıkça hükme bağlanmış olup, “kişi eksenli” bir düzenlemeye açık bir biçimde istisna getirilmiştir: TBMM’nin erken seçim kararı.

  • Kısacası, görevdeki CB’nin, zamanında yapılacak veya kendi kararı ile yapılacak bir erken seçimde aday olamayacağı gerçeğini dillendirmek, “mağduriyet malzemesi” oluşturmaz.

Buna karşılık, Anayasa’ya aykırı biçimde aday olursa, evet sonucu elde etmek için devlet organları bütününü seferber ederek, “atı alan Üsküdar’ı geçti” sözünü yinelemeye yönelik her türlü aracı meşru göreceği konusunda kuşku yok.

Atı alan Üsküdar’ı geçti” deyişi aslında, ‘alan’ değil, ‘çalan’ olduğu görüşünü de kaydedelim.

DOĞAL ADAY

Buna karşılık, Millet İttifakı ve 6’lı Masa mimarı olarak Sayın Kılıçdaroğlu, hukuken ve siyasal olarak doğal aday özelliğine sahip. Kuşkusuz Millet Masası bileşenleri de bunun farkında. Ne var ki, siyasal sorumluluk sahibi kişilerin öznel açıklamaları, Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme (PBDBY) yanlılarına bulunmaz bir fırsat veriyor. Sorumsuzca yapılan açıklamaları, bilgi kirliliği eşliğinde tepe tepe kullanmak, yandaşlar için bulunmaz fırsat.

Haliyle, siyasal iktidarın el değiştirmesine gölge düşürücü her açıklama, Saray’a yarıyor.

Sivil ölü kadavraları anayasası

TBMM’ye vurulan ters kelepçe olarak Cumhur İttifakı, şimdi Türkiye’yi kelepçelemek istiyor.

Nisanda seçim yasası değişikliği, şimdi basın ve sosyal medya ile sürmekte.

Seçim yasası, serbest yarış ortamına son vererek demokratik siyaset alanını daralttı. Basın ve sosyal medya düzenlemesi ise demokratik toplumu baskılamaya yönelik. Tek kişi iktidarı ve sürekliliği için dayatılan 2017 Anayasa kurgusunun yasal alt yapısı olarak tasarlanan düzenlemelerin amacı, demokratik muhalefete TBMM ve CB seçimlerini kazanma yolunu tıkamak. Bunlara eklenen “sivil anayasa”(!) sloganı ne anlama geliyor?

NE İSTEDİNİZ DE YAPAMADINIZ?

“İçimizde ukde kalan bir diğer mesele de ülkemizi yeni, sivil, demokratik yöntemlerle inşa edilmiş, kapsayıcı, sade ve vizyoner bir anayasaya kavuşturmak. Yeni anayasa konusunda 2013 ve 2021 yıllarında yaptığımız samimi çağrılar maalesef ülkemizi böyle bir kazanımla buluşturmaya yetmedi. İlk çalışma, Meclis’teki ortak komisyonda tıkandı. İkinci çağrımıza da somut hiçbir yanıt alamadık…” (1 Ekim, TBMM, CB Erdoğan).

“Yeni anayasa Türkiye’nin değişmez gündem maddesidir… Dört anayasanın hiçbiri olağan dönemde hazırlanmadı. Anayasalar korku değil güven üstüne bina edilmelidir.” (Adalet Bk. Bozdağ, 3 Ekim).

Bellek bobinini 15 yıl öncesine sarıyor: Başbakan’ın ‘sivil anayasa’ istemi üzerine Prof. Özbudun ve arkadaşlarınca hazırlanan taslak nerede? AKP, bunu TBMM gündemine neden getirme yerine, 2007, 2010 ve 2017 değişikliklerini yaptı.

2007’de, 367 krizi bahanesi ile halkı aldatarak CB’yi genel oyla seçme yolu açıldı. 2010’da yargı erkini yürütme güdümüne koyarken, “ortağımız bizi aldattı” dendi. 2017’de ise, anayasal denge ve denetim düzenekleri silindi. FETÖ ile ilk kapışmaları ardından, “ne istediler de vermedik?” (2014) diyenlere, Anayasa için 2017 değişikliğinde, “ne istediniz de yapamadınız?” sorusu yöneltilmeli.

NEDEN KADAVRA ANAYASASI?

“Allah’ın lütfu” denen darbe girişimi bahanesiyle ilan edilen OHAL ortamı, “anayasa dayatması” için kullanılarak değişiklik, ‘sivil ölü kadavraları’ üzerine inşa edildi.

  • OHAL KHK’leri, bir tür ‘giyotin’ olarak kullanıldı.

Darbe girişimi ile ilişkileri bir yana, cemaat tarzı örgütlenmelere karşı olan on binlerce kişi, ‘yargısız infaz’ yoluyla ‘sivil ölü’ haline getirildi. Dahası, ağaç kabuğu reva gördükleri “sivil ölü kadavraları” savrulurken, kendileri için çok katmanlı yasal sorumsuzluk duvarı ördüler. Değişikliğe ‘hayır’ diyenleri sindirmek için OHAL ortamında devlet olanaklarını seferber ederek kurdukları baskı ile sonuç alamayanlar, YSK gibi anayasal kurumları da kullanarak zorlama ‘evet’ sonucu elde ettiler.

Sözün özü              : 2007’de ‘sivil anayasa’ ile yola çıkanlar, 2017’de Cumhuriyet’in eşit yurttaşlarını zifiri karanlıkta kalleşçe kurşunlayarak ortalığa saçtıkları
‘sivil ölü’ kadavraları üzerine
Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme (PBDBY)’yi kurguladı.

1 ŞUBAT 2021 VE SONRASI

Millet İttifakı, anayasa çalışmalarını somutlaştırmaya başladığı bir sırada 1 Şubat 2021’de yeniden ‘sivil Anayasa’ çıkışı yapıldı. AKP ve MHP, çalışmalara başladıklarını açıkladı. MHP, 100 maddelik metnin ana çizgilerini kamuoyu ile paylaştı.

Demokratik anayasa çalışmalarının, geçiş dönemi programı ile pekiştirmeye çalıştığı bir sırada, 1 Ekim ve sonrası çıkışları, anayasa gündemi yaratmak mı, gölgelemek mi? Kadınların kamu hizmetlerinde kıyafet özgürlüğüne ilişkin CHP’nin yasa önerisine karşı, AKP, anayasal düzenleme önerisi ile karşılık verdi.

YENİ TUZAKLARA HAYIR!

2013’te TBMM’de Anayasa Uzlaşma Komisyonu masasını yıkan AKP.

2017’de, anayasal ve siyasal kazanımlarımızı silen AKP-MHP.

2021’de anayasa çalışması başlattıklarını beyan eden AKP-MHP.

2022’de, “İkinci çağrımıza da somut hiçbir yanıt alamadık” diyen de AKP.

‘Pes’! dedirten bu zihniyet ve tavra karşı, başta CHP ve Millet Masası bileşenleri, her zamankinden daha uyanık olmak tarihsel yükümlülüğü ile karşı karşıya.