Demokrasi İçin Birlik RAPORU : OHAL’in 1. YILINDA DEMOKRASİ ENKAZ ALTINDA

Demokrasi İçin Birlik RAPORU :
OHAL’in 1. YILINDA DEMOKRASİ ENKAZ ALTINDA 

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Demokrasi İçin Birlik
, Olağanüstü HAL (OHAL) ilanın 1. yılı nedeniyle OHAL altında geçen bir yılda yaşanan ihlallere ilişkin raporunu yayınladı. 68 sayfalık rapor parlamenter demokrasi, basın özgürlüğü, akademi, sivil toplum, yayıncılık, emek hareketi, çevre, kadınlar, LGBTİ’ler, yerel yönetimler, sanat gibi alanlardaki çiğnemlere (ihlallere) yer veriyor.
  • Demokrasi İçin Birlik, OHAL’in kaldırılıp Kanun Hükmünde Kararnameler’in (KHK) iptal edilmesi çağrısı yaptı.

Raporun tanıtıldığı basın toplantısına aralarında Halkların Demokratik Partisi milletvekilleri Garo Paylan, Ahmet Yıldırım, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Kadir Gökmen Öğüt,  Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıçlarından Rıza Türmen, Anayasa hukukçusu Prof. İbrahim Kaboğlu, hak savunucusu Melda Onur, Türkiye İnsan Hakları Başkanı  Prof. Şebnem Korur Fincancı, Emek Partisi Merkez Yürütme Kurulu üyesi Levent Tüzel, Prof. Gençay Gürsoy, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, DİSK Koordinatörü Hakan Koçak’ın da aralarında olduğu isimler katıldı.

TIKLAYIN: RIZA TÜRMEN VE İBRAHİM KABOĞLU”KHK’LAR OHAL KANUNU’NA AYKIRI, HAK MÜCADELESİ 25 YILI ALABİLİR”

“Siyasal partiler ve sivil toplum birlikte varolmalı”

TIKLAYIN: ŞEBNEM KORUR FİNCANCI: OHAL, HAK İHLALLERİ İÇİN UYGUN ORTAM HAZIRLADI

Ayşegül Devecioğlu’nun paylaştığı rapor özetinin sonunda siyasal partilerle sivil toplumun birlikte mücadelesi vurgusu yer aldı:

“Siyasetin alanı daraldıkça, Meclis’te siyaset yapma olanağı sınırlandıkça, siyaseti Meclis dışına, yeni bir kamusal alana taşımak kaçınılmazdır. Bu kamusal alan, sivil toplumun var olduğu özerk bir kamusal alandır. Bu yeni siyasal alanda siyasal partilerle sivil toplum birlikte var olmak zorundadırlar.

25 günlük Adalet Yürüyüşü de gösterdi ki, demokrasi mücadelesinin anahtarı halktır. Bu mücadelenin uzun soluklu bir halk hareketine dönüşmesi, mücadelenin başarıya ulaşması açısından büyük bir önem taşıyor. Referandumda ortaya konulan kitlesel hayır iradesinin ve Adalet yürüyüşünün ortaya çıkardığı rüzgârın, demokrasi güçlerinin ortak mücadelesine yeni bir soluk kazandırması gerekiyor. Adalet talebi, OHAL’in kaldırılması, demokratik toplum örgütleri ve siyasi partilerin eşit aktörler olarak aynı zeminde buluşmasıyla, birbirini beslemesiyle, güçlenip toplumsallaşabilir. Bu ortaklaşma zeminini yaratmak için Demokrasi İçin Birlik olarak biz varız; hazırız.”

“Binlerce işsiz”

Raporda yer verilen OHAL dönemindeki hak ihlallerinden bazıları şöyle:

* Binlerce kişi hukuksuz şekilde işsiz bırakıldı. Kendileri ve aileleri açlığa mahkûm edildi. 20 Temmuz itibariyle kamu kurumlarından ihraç edilenlerin sayısı 112 863 Bu sayıya özel öğretim kurumların da çalışma izni iptal edilenler de eklenince rakam 135 337’e ulaşıyor. Mahkeme kararı olmadan maaşlarını ve emeklilik haklarını kaybettiler. İşlerine iade edilmeleri talebiyle açlık grevine başlayan iki kamu emekçisi Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevlerinin 134. gününde, hapishanede ölümle pençeleşiyor. Onlara destek olmak için açlık grevine başlayan Esra Özakça ise 59. gününde, İsmail Erdoğan 57. gününde.

* Seçme ve seçilme hakkı ihlal edildi. Anayasaya aykırı olarak Halkların Demokratik Partisi milletvekilleri ve eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ tutuklandı. CHP milletvekili Enis Berberoğlu’yla birlikte 12 milletvekili hapiste bulunuyor.

“Dört grev ertelendi”

* Çeşitli işkollarında dört grev ertelendi. Grev hakkı ihlal edildi.
* 15 üniversite kapatıldı, KHK’larla 5 644 akademisyenin işine son verildi; üniversitelerde çalışanlar dahil edildiğinde bu rakam 7 800 kişiyi aştı.
* Seçilmiş Yerel Yöneticiler görevden alınarak, cezaevlerine konuldu ve yerlerine seçilmemiş kişiler atandı. Kayyum atanan Belediye sayısı 86’ye ulaştı.

“965 şirkete kayyum”

* Malvarlıklarına hukuksuz biçimde el kondu. KHK’lar kapsamında Türkiye’nin 43 ilinden toplam 965 şirkette kayyumlar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredildi, 107 gerçek kişinin malvarlıklarına da kayyum olarak TMSF getirildi.

“168 801 kişi hakkında adli işlem”

* Binlerce kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların avukat görüşleri sınırlandı. İşkence ve kötü muamele yaygınlaştı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ 7 Temmuz 2017’de yaptığı açıklamada,
15 Temmuz’dan sonraki süreçte, 168.801 kişi hakkında adli işlem yapıldığını söyledi.

“İhraç edilenlerin yüzde 20’si kadın”

* Kadınlara karşı hak ihlallerinde artış yaşandı. Hak arama kanalları tıkandı. KHK’lar ile 50’yi aşkın kadın sivil toplum kuruluşu kapatıldı. KHK’lar ile kamu kurumlarından ihraç edilenlerin yüzde 20’sini kadınlar oluşturdu. Kadın cinayetlerinde artış ve nitelik değişikliği dikkat çekti.

* OHAL kültür sanat alanına yayınevi kapatmaları, yazarların tutuklanması, konserlerin festivallerin, tiyatro oyunlarının yasaklanması, kültür merkezlerinin kapatılması inanç merkezlerine yönelik baskılarla damgasını vurdu.

  • Alevilerin inanç merkezlerine ve kutsal günlerine yasak kondu.
  • Laik, özgür bilimsel eğitimi ortadan kaldıracak adımlar atıldı. Eğitim kurumlarından başlayarak sistematik biçimde toplumu muhafazakarlaştırma ve dincileştirme çabaları hız kazandı.

* LBGTİ+ bireylerin mağduriyetlerini artırdı militarizm, homofobi ve transfobiyi yükseltti. Cezasızlık teminatı, hukuksuz uygulamalar, homofobik saldırıları ve polis şiddetini artırdı. LBGTİ+ yurttaşlar arasında korku ve yılgınlık yaygınlaştı, örgütlenme, toplanma ve gösteri yapma hakları kısıtlandı.

“180 medya kuruluşu kapandı”

* OHAL döneminde hükümet 180 medya kuruluşunu kapattı. Gazeteciler tutuklandı. KHK’larla 180 medya kuruluşu kapatıldı.  2017 Nisan- Mayıs- Haziran dönemini kapsayan Bia Medya Gözlem Raporu’na göre Türkiye’de136 medya temsilcisi hapishanede.

“445 yatırımcı lehine ÇED kararı”

* Çevreye zarar veren başta Termik santraller ve HES’ler olmak üzere yatırım ve projelerin çevreye etkisini değerlendiren Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarını ayak bağı olan gören iktidar, OHAL’i fırsata çevirdi. SİT kavramı tarihe karıştı. Doğal, tarihi varlıklar yıkıma uğradı. 445 ÇED kararı yatırımcı lehine çıktı.
* Sivil topluma yönelik yaptırımlar ve verilen cezalar açısından tüm dönemlerin en büyük kıyım ve baskısı gerçekleşti. 1401 dernek ve 122 Vakıf kapatıldı.

“30 yayınevi kapatıldı”

* OHAL ilan edilmesinin ardından yazarlara, yayınevlerine keyfi gerekçelerle davalar açıldı, yazarlar hapse atıldı. 34 yazar tutuklu bulunuyor. Kitap toplatma ve yasaklamaları arttı. 30 yayınevi kapatıldı. Binlerce yayıncılık çalışanı işsiz kaldı.
* Güneydoğu bölgesinde çok geniş kamulaştırmalarla kitleler göçe zorlandı, mülksüzleştirildi. Diyarbakır Sur’da tarihi miras yok edildi, kamulaştırmalarla yoksullar kent merkezinden sürgün edildi, demografik yapı değiştirildi.
=========================================
Dostlar,

OHAL’in 1. YILINDA AKP = RTE’YE ÇAĞRI!

“Demokrasi İçin Birlik” çalışma kümesinin 68 sayfalık kapsamlı raporundan bir özet yukarıdakiler; BİANET web siesinde yer verilen (http://bianet.org/bianet/insan-haklari/188441-ohal-in-bir-yilinda-yasanan-ihlaller-raporlandi, 20.7.14)
Raporun tümüne erişim için lütfen tıklayınız :
1._YILINDA_OHAL_DEMOKRASI_ENKAZ_ALTINDA_BIANET_RAPORU

Öylesine kritik bir aşamaya gelindi ki, iktidarın FETÖ ile savaşımı ciddi düzeyde sorgulanır oldu. FG Cemaatını yıllarca sırtlayan ve birlikte iktidar olan, Başbakan iken bizzat Erdoğan’ın örneğin “Ne istediler de vermedik, 18 üniversiteyi kendilerine / emirlerine verdik…” vb. içerikli sözleri kayıtlardadır. Erdoğan’ın da, AKP kurucuları / Belediye başkanları / yöneticileri / Milletvekilleri / Bakanlarının da bu örgüt ve başı ile doğrudan ve yakın ilgi ve ilişkileri olanak ölçüsünde yayınlanıyor birkaç TV kanalıda.. Halk TV, Tele 1, KRT ve yer yer – düne kadar Ulusal Kanalda.. Yandaş basın / yazarlar da zaman zaman isyan ediyor ve kovulup işlerinden oluyorlar.. (Örn. STAR’dan Lütfü Oflaz vd.)

Fakat AKP = RTE, AKP’nin “şimdiki” vekil ve bakanlarında FETO’cu olmadığını savlayarak sorunu geçiştirmeye çabalıyor..

Olanaksız! Ne mızrak ne de minare çuvala sığar!

Daha dün Bakanlar Kurulunda yenilenmede bir kez daha AKP = RTE pervasızca FETÖ’yü açıkça öven TBMM vb. yerlerde konuşmaları ha bire yayımlanan kişileri Bakan yaptı,
korudu ya da terfi ettirdi.. Bu pervasızlık açık bir meydan okumadır ve AKP = RTE de bunu yapmaktadır. Bu durumda akla doğan sorular bastırılabilir mi??

1. FETÖ bahane mi, kayıkçı kavgası mı yapıyorsunuz?

2 OHAL kalkanı ve FETÖ ile mücadele masalı ile ülkedeki tüm karşıtlarınızı tasfiye mi edip rejimi kökten sultanileştirecek misiniz?

3. 16 Nisan 2017 deli saçması halkoylamasının YSK’nın açık hukuksuzluğu ile gayrı meşru biçimde ilan ettiği sonuçlara göre seçmenlerin en az %48,5’i HAYIR dedi.. Bu seçmen kitlesi yaklaşık 25 milyon.. Oy kullanmayanlar da sizin yandaşlarınız değil.. FG 12 Eylül 2010 Anayasa halk oylamasında “ölülere bile oy kullandırın” diyerek size bugünleri hazırlamıştı!
Dolayısıyla aileleriyle birlikte 80 milyonun kesin olarak 40 milyondan fazlası;

  • sizlerin izlediği çağ dışı – gerici politikalara ve dayatmak istediğiniz dinci/dincileştirici – piyasacı – özelleştirmeci – emek düşmanı ama patron yandaşı, laiklik düşmanı, demokratik – sosyal hukuk devletini tanımayan, HİLAFET ÖZLEMCİSİ, “Türk Milleti” demeyerek “tek millet” lafıyla gerçekte “ümmeti kodlayan” ve her ne akılsa Türkçü MHP – Bahçeli’nin sadık stepneniz olduğu, Türkiye’yi iç – dış savaş eşiğine sürükleyen, ekonomiyi çökerten, İstanbul’u sele veren, akıl ve bilim yerine sözde inanç ve nakili koyan İmam Gazali bendesi, ATATÜRK’ü ve Milli Mücadeleyi silmek isteyen, gerçek niteliği hakkında ciddi sorular ve kuşkular olan 15 Temmuz’u balon gibi şişirerek neredeyse Kurtuluş Savaşı’na denk tutacak??!!! …………………………………………………………………………………………
    ………………………………………………………………………………………………
    …………………………………………………………………………………………………..

Daha da saymak olanaklı ama biz yazarken yoruluyor ve bunalıyoruz..

Bu enkaz tablosunu nasıl sürdüreceksiniz??

  • Ülkenin yarıdan çoğunu “yok mu” sayacaksınız?

FETÖ ile savaşım gerekçesiyle ülkeye – mazlumlara kan kusturmaya devam mı edeceksiniz?

FETÖ mücadelesi “gerçek” ise (!?) ve “içtenlikli” (!?) iseniz kılı kırk yaracaksınız efendiler!
Zerrece yeni adaletsizlik ve mağduriyet yaratmayacak; mazlum ahı almayacaksınız.
Ve de koskoca devlet olanaklarıyla, OHAL silahıyla oyalanmayacak, temizleyeceksiniz bu Örgütü devletten hızla. Önce kendinizden başlayarak.. Ama kendinize dokunamıyorsunuz?!
Bu çıkmaz sokaktır ve tüm kredinizi hızla tüketirsiniz..

Her hal ve koşulda mutlaka ama mutlaka HUKUK DEVLETİ kalarak!

Dün (19.7.17) TBMM’de CHP Mersin Milletvekili Çocuk Hekimi Prof. Aytuğ Atıcı söz aldı ve birkaç dakikalık hakkını aşağıdaki tek tümceyi 11 kez yineleyerek kullandı :

  1. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  2. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  3. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  4. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  5. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  6. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  7. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  8. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  9. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  10. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..
  11. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmemelidir..

    (http://video-cdn.mncdn.com/t24/219679_240p.mp4)
    Tarihe ibrettir efendiler, derstir..
    ………………………..1. Duydunuz mu?
    2. Duydunuz mu?
    3. Duydunuz mu?
    4. Duydunuz mu?
    5. Duydunuz mu?
    6. Duydunuz mu?
    7. Duydunuz mu?
    8. Duydunuz mu?
    9. Duydunuz mu?
    10. Duydunuz mu?
    11. Duydunuz mu?
    ………………………………………..

    Kör, sağı ve dilsiz mi oldunuz? Vicdanlarınız mı mühürlendi??
    Ne zaman kendinize geleceksiniz eyyy AKP’lile ne zaman ??????

Sevgi, saygı, ya sabır ve sizlere hidayet duası ile. 20 Temmuz 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Bu makalenin word biçimi : OHAL’in_1._YILINDA_AKP= RTE’YE_CAGRI

RIZA TÜRMEN: Eski AİHM Yargıcı-Yürüyüş ve sonrası

Yürüyüş ve sonrası

RIZA TÜRMEN
Eski AİHM Yargıcı
Cumhuriyet, Olaylar ve Görüşler, 13.7.17

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü ve Maltepe Mitingi baskıya, tahakküme, haksızlıklara karşı bir demokrasi, adalet talebi. Mitinge ve yürüyüşe katılan halk kitlesinin büyüklüğü ve çeşitliliği, demokrasi ve adalet talebinin toplumda ne denli yaygın olduğunu gösteriyor. Adalet ve hukuk devleti demokrasiyle yakından ilişkili. Hukuk devleti demokrasinin omurgası. Hukuk devletinde iktidarın sınırlarını hukuk çizer. Hak ve özgürlükler hukukun koruması altında, devletin giremeyeceği bir alan oluşturur. Bu sınırlar aynı zamanda iktidarın meşruiyetini belirler.

Hukukun özü adalettir

Hukukun özü de, amacı da adalettir. Yargı iktidarın denetimi altına girmişse, hukuk araçsallaşmışsa, hukuk adalete değil, siyasal iktidara hizmet eder. Hukuk devleti ve onunla birlikte demokrasi ortadan kalkar. Onun yerine hukukun tek bir adama odaklandığı, otoriter-totaliter bir rejim gelir. Bugün Türkiye’de yaşanan budur.

  • Hukuk devleti çökmüş, demokrasi, insan hakları değersizleşmiştir.
  • OHAL başkanlık sistemiyle birleşince ortaya tüm gücün tek bir elde toplandığı,
    bu tek adamın aynı zamanda hukukun ne olduğuna karar verdiği,
    keyfi, otoriter- totaliter bir rejim çıkıyor.Şimdi sorun, böyle bir rejime karşı en etkili toplumsal mücadelenin nasıl gerçekleştirileceği.

Mücadelenin anahtarı halktır

Siyasetin alanı daraldıkça, Meclis’te siyaset yapma olanağı sınırlandıkça, siyaseti Meclis dışına, yeni bir kamusal alana taşımak kaçınılmaz oluyor. Bu kamusal alan, sivil toplumun var olduğu özerk bir kamusal alan. Bu yeni siyasal alanda siyasal partilerle sivil toplum birlikte var olmak zorundalar. 25 günlük Adalet Yürüyüşü gösterdi ki, demokrasi mücadelesinin anahtarı halktır. O nedenle bu mücadelenin uzun soluklu bir halk hareketine dönüşmesi, mücadelenin başarıya ulaşması bakımından büyük bir önem taşıyor.

  • Adalet Yürüyüşü’nü,
    Kılıçdaroğlu başlattı ve büyük bir azim ve yüreklilikle sonuna dek sürdürdü.

Bu bakımdan her türlü övgü ve saygıya layıktır. Ancak, yürüyüşe halk kitlelerinin katılımı olmasa cılız bir protesto hareketi olarak kalırdı. Yürüyüşe anlam veren halkın katılımı oldu. Dolayısıyla, bir halk hareketinin doğması ve demokrasi mücadelesini sahiplenmesi için gerekli potansiyel var.

  • Yeter ki, yürüyüşün dinamiğini yürüyüşten sonra da sürdürebilelim ve
    bu amaçla bir araya gelip örgütlenelim.
    Halk, bir ortak yarar çevresinde birleştiği ve ortak bir talep ileri sürdüğü ölçüde bir insan kalabalığından ayrılır. Halkın ortak eylem yapan, ortak talebi olan bir siyasal özne olarak üretilmesi kendi uygulamalarıyla olur.

Böyle bir halk, değişimi gerçekleştirecek olanın kendisi olduğunu gören, siyasetin seyircisi değil oyuncusu olmak isteyen aktif yurttaşlardan oluşur.

Halk hareketinin oluşmasında, mevcut otoriter düzeni reddeden siyasal partiler ve sivil toplum örgütlerinin birlikte hareket etmesi önemli. Bu ortaklık, bir zincirin halkalarının eşit bir biçimde birbirine eklenmesi gibi yatay bir ortaklık olmalı. Zincirin halkaları arasında hiyerarşik bir ilişki bulunmamalı. Bir lider çevresinde örgütlenmiş bir hareket niteliği taşımamalı. Siyasal partilerle sivil toplum örgütlerinin hedefleri elbette aynı olamaz. Siyasal partiler, iktidara gelmeyi hedefler. Sivil toplum örgütlerinin iktidar hedefi olamaz. Günümüz Türkiye’sinde sivil toplumun hedefi iktidarı ele geçirmek değil, iktidarın tahakkümüne boyun eğmemek, onu eleştirmek, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygının geçerli olduğu bir Türkiye’nin kurulmasına katkıda bulunmak.

Ortak hareket etmek için, siyasal partilerle sivil toplum örgütlerinin ya da sivil toplum örgütlerinin kendi aralarında aynı ideolojik yapıya sahip olmaları gerekmez.
Önemli olan tek bir hedef, demokrasi hedefi üzerinde birleşmek.

Söz konusu olan farklılıkların birleştirilmesi. Bir ilişkiler ağı içinde, özgürce tartışarak, birbirini etkileyerek ortak bir mücadele yürütmek. Şunu bilmek gerekir ki;

  • Herkes kendi mücadelesini yürütürse mücadeleler parçalanmış olarak kalırsa,
    mevcut hegemonik düzenin değiştirilmesi, demokrasinin inşası gerçekleşemez.

Birliğin somuta dönüşmesi

Referandumda, yürüyüşte, Maltepe Adalet Mitingi’nde halkla siyasal partiler arasında bir kaynaşma doğdu. Şimdi bu beraberliğin somuta dönüşmesi, kurumsallaşması gerekir. Bu amaçla, mevcut hegemonik düzeni reddeden siyasal partiler ve sivil toplum örgütlerinin katıldığı bir kurultayın toplanması yararlı olabilir. Bu kurultayda ortaklar arasında nasıl bir bağlantı kurulacağına karar verilir. Siyasal parti ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir yürütme kurulu oluşturulabilir. Bu kurul ortak çalışma stratejisini belirler. Örneğin demokrasi ve insan haklarının önündeki en önemli engellerden biri OHAL KHK’leri.

  • Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne açıkça aykırı olan bu KHK’lerle
    yüz binlerce insan mağdur edildi
    .

O zaman OHAL’in kalkması için nasıl bir kampanya yürütmeliyiz? Kurulda bu ve buna benzer birçok konu tartışılabilir. Böyle bir ortaklık projesi benimsendiği takdirde, sadece mücadele yöntemleri değil, demokrasiyi inşa edecek ortak projeler üzerinde de çalışılabilir. Örneğin yeni bir anayasanın dayanacağı temel ilkeler üzerinde ortak bir çalışma yapılabilir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü bir dönüm noktası oldu.
Bir toplumsal diriliş yarattı.
Bu diriliş, demokrasi mücadelesinin başarıya ulaşmasında en önemli etken.
Şimdi bu diriliş rüzgârını arkamıza alarak, ortak bir amaç, ortak bir heyecan,
ortak bir çaba çevresinde birleşmeliyiz.
=========================================
Dostlar,

Şu dizeleri 4 gün önce biz yazdık :

“… Bu “örgüt arayan” milyonları istim üstünde tutarak seçme taşımak üzere bir
TEMSİL HEYETİ oluşturulmalıdır. İllerde yapılanma sağlanmalı, YEREL KONGRE İKTİDARLARI tohumlanmalıdır. Buralarda üretilecek politikalar Merkezde Temsil Heyetince olgunlaştırılarak kamuoyuna sunulmalıdır. AKP saçmalamaya başlamıştır…” (Lütfen tıklayınız : http://ahmetsaltik.net/2017/07/10/orgutlu-halkin-onunde-durulmaz/)

Sayın Türmen, engin birikimi ve AİHM’nde Uluslararası Yargıç olmanın sağladığı deneyim ile Türkiye gerçeğini ve fotoğrafını çok net ve isabetli biçimde koymuş sağolsun.

Yakın çözümlere varıyoruz; insanlığın ortak birikimi ve deneyimlerden – acılardan, onyılların yoğun bilimsel okumalarından… imbiklenen reçeteler bunlar..

Az önce de yine sitemizde Dreyfus davasını işlemiş ve “Gerçek Yürür” vurgusu yapmıştık. (Lütfen tıklayınız : Dreyfus Davası; Emile Zola’nın Mektubu ve Gerçek Yürür)

Yineleme pahasına bu yazımızın son bölümünü bir kez daha paylaşalım :

Sabır, örgütlenme ve dezenformasyonu aşmak vazgeçilmez 3 koşuldur.
Bu toprakların saygın Fransız aydını ve mücadele adamı Emile Zola‘dan
geri kalmayacak aydınları, yurtseverleri, adalet aşıkları, önderleri….
hep olmuştur. Halen de vardır..

CHP Genel Başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu bunlardan biridir.
CHP bir ideoloji değil kitle partisidir. Temel ilkeleri olan “6 Ok“ tan saptırmak için
bu partinin içinde sürekli ve ciddi iç – dış kökenli ve çok yönlü operasyonlar yapılmaktadır.

Bu süreçte CHP’yi köklerine uygun doğrultuda tutmak için içtenlikli ve
yoğun çaba harcamak gerçek görevdir.

Kılıçdaroğlu da bu kuşatmada elbette hata yapabilir..
Yapıcı eleştiri, destek ve somut öneriler ile O’na ve CHP’ye yardım etmek gerekir.
Kuşku yok Kılıçdaroğlu  ve CHP de azami dikkatli olmak zorundadır.
Yeni hatalara yer, zaman ve tahammül yoktur.

AKP = RTE eliyle yürütülen kuşatmayı aşmada temel kurum, stratejik araç CHP’dir.
Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP eminiz ağır tarihsel, kritik-stratejik sorumluluklarının bilincindedir.”

Sevgi ve saygı ile. 14 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com