EINSTEIN’IN ATATÜRK’E MEKTUBU ve KÜRTÇÜLÜK


Dostlar
,

Meslektaşımız Dr. Ceyhun Balcı önemli bir tarihsel belgeyi paylaşıyor..

  • EINSTEIN’ın ATATÜRK’e MEKTUBU

Biz de bir yansı ile katkı verelim..

Erich_Frank'in_sadik_sozleri

“Atatürk döneminde neden Türkiye’de demokrasi yoktu??”

diye anakronik saçmalıklar sergileyenlere sunuyoruz..

Prof. Frank’ı Atatürk Türkiyesi assimile mi etti?
Hadi canım sen de!
Yoksa Prof. Frank Türk Toplumu ile bütünleşti, integre mi oldu?

O, Atatürk‘ün ilgili yasaya koydurduğu hüküm ile 1 yıl içinde Türkçe öğrendi ve bizim de 1977’de mezun olduğumuz ve TANI (Teşhis) adlı arı Türkçe kitaplarını okuduğumuz İstanbul Tıp Fakültesi’nde derslerini Türkçe verdi.. Bugün İnglizce vb. eğitim vermeyi hüner sayan sömürge ruhlu olduk..

Prof. Frank, sözcüklere dikkat;
“Alman asıllı Türk” oldu..
Alman asıllı Türkiye Vatandaşı,
Alman asıllı Türk yurttaşı oldu!
“Ben Alman asıllıyım / kökenliyim ama Türk’üm, Türk yurttaşıyım..” diyordu..

Hatta öldüğünde İstanbul’daki pek çok Gayrımüslim azınlık mezarlığı veya
Almanya yerine Müslüman gömütlüğüne gömülmeyi vasiyet etti, öyle de yapıldı.
İşte vefa budur..

Atatürk’e hayasızca dil uzatan soysuzlara bir örnek olur mu acaba??

Nasıl, kavramlar silkeliyor mu??

Bin yıllı Kürt kardeşlerimize ne oluyor??

“Kürt asıllı Türk” olmak..
Kürt asıllı Türkiye Vatandaşı, Kürt asıllı Türk yurttaşı olmak.. ??

Neden rahatsız ediyor ki?
Düne de böyle bir sorun yoktu??!
Sorun, emperyalizm güdümünde kardeş halkları birbirine kırdırmak, Türkiye’yi bölmektir.
Bu denli nettir.
Emperyalizmle işbirliği yapılarak özgürlük savaşı verilebilir mi??
Emperyalizmin tarihte hangi halkı özgürleştirdiği görülmüştür?
Emperyalizmin tarihsel onaylı misyonu halkları özgürleştirmek değil, bölerek yönetmektir:

* DİVİDA ET İMPERA... ünlü Batı atasözüdür… Böl ve yönet..

İyi niyetle / safça KÜRTÇÜLÜK – KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİ yapan kardeşlerimize anımsatmak isteriz..

Bu işi meslek tutmuş profesyoneller ise işlerini yapıyor..
Onları da en başta Kürt asıllı kardeşlerimizin teşhir edip dışlaması gerek..
Sevgi ve saygı ile.
04 Şubat 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==============================================

EINSTEIN’IN ATATÜRK’E MEKTUBU

Ceyhun_Balci_portresi

Dr. Ceyhun Balcı
Son yıllarda değinilen bir belge oldu Einstein’ın Atatürk’e mektubu.
Yakın tarihimizle ilgili bilindik kişilerce bilinmez olmayan gerekçelerle sayısız karalama ve saptırma söz konusu.
Bu mektup bile tek başına bu gibi sapkınlıkların hakkından gelmeye yeter!
Nazi Almanyası Yahudi avı konusunda kararlıdır. Nazi iktidarı bir yaşını doldurmadan Yahudileri kovmaya başlamıştır. Sıradan olanların işi daha da zordur.
Toplama kampları, fırınlar ve gaz odaları çekilen sıkıntının yanında kurtuluş bile sayılabilir. Akademik konumda olanların hiç olmazsa ülkeyi terk etmek gibi bir şansı vardır.
Türkiye’ye faşist yaftası yapıştırma meraklısı aydın müsveddelerinin vermesi gereken bir yanıt var! Neden Türkiye?

Faşizmden kaçanlar, neden bir başka faşist ülkeye sığınsınlar? 

Mektup özenle okunduğunda çaresiz insanların çıkış yolu arayışının
genç Türkiye Cumhuriyeti’ni onurlandırdığı anlaşılabiliyor.Kabul etmek gerekir ki;
1933 Üniversite Reformunu gerçekleştiren Türkiye için bu insanlar ilâç gibi gelmiş.
Mektup ve mektubun ayrıntılarına ilişkin bilgilere bağlantılardan erişilebilir.
Onlara kapıları açanların da, Türkiye’yi vatanları gibi gören konukların da ruhları
şad olsun!
Portresi

Dr. Reşit Galip Bunları Hak Etmiyor


Dostlar
,

Eğitimbilimci Sayın Mutafa Gazalcı, belglere dayanarak Dr. Reşit Galip hakkında gerçekleri aşağıdaki yazısında aktarmış. Kalemine sağlık.

Bizzat Başbakan’ın kin ve intikam kokan bir eda ile kamuoyu önünde tarihsel gerçekleri saptırması ve az okuyan / okumayan / seyreden ve duyduğuna inanma eğiliminde olan kitleleri yanlış yönlendirmesi, ayrımcılığa koşullandırması, Sn. Gazalcı’nın nezaketli söylemi ile “ne kadar acı” olmanın ötesinde ayıptır, utanç vericidir, iftiradır ve sözde uğruna anlamsız bir savaş verdikleri dinleri adına da ağır bühtandır..

Hele kendisini savunamayacak bir faninin ardından..

“Türkçe ezan” ın neresi zulümdür??

Arap ülkesinde insanlar Arapça olarak namaza ağrılmaktadır.
Ezan bir çağrıdır, araçtır, kutsallık yüklemek ya aptallıktır ya da kasıtlıdır.
Türk ulsalcılığını Arap milliyetçiliğine kurban eden ümmetçi teslimiyetçiliğin özgüvensizlği, sığlıpı ve zavallılığıdır.

Kafatası ölçümleri..

Tümüyle bilimsel Fizik Antropmetrik çalışmalardır.

Bu tür ölçümler günümüzde de yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bu sayede elbise, şapka, ayakkabı, eldiven, bina yükseklikleri, kapılar, merdiven trabzanları, tıp araç – gereçleri, otomotiv…. hemen hemen yaşamın her alanında
bu standartlar istatistik dağılım hesaplarıyla geliştirilmektedir.

Toplumların boy ortalamaları uzadıkça ve bedende organ oranları değiştikçe
standartlar güncellenmektedir. Örn. çene, el ve ayaklar küçülmekte;
gözler ve baş büyümektedir.

Kaldı ki, Arkeolojik buluntularda yapılan Fizik Antropmetrik ölçümler ile
tarihsel zamanlarda farklı ırkların yaşam alanları, göçleri, kaynaşmaları…
inceleme aracıdır.

Tabii bunlar bilimsel bilgilerdir.
Biraz – epey matematik ve muhakeme… ister, zahmetlidir; ezberle olmaz..

Okullarda Arapça, Sier, Fıkıh, Ahlak-Din Kültürü (??!!).. Felsefe – Mantık – Matematik – Yabancı diller – Sanat – Estetik’in önüne geçerse,
böylesi sorgulamayan bağnaz (fanatik) kafalar yetişir.

O kafalar ki; Afganistan’da heykeleri parçalayan anlayıştan daha vahşi
ve ilkel biçimde heykellerin kafaları “Allahu ekber” nidaları eşliğinde kesilir!.

  • Türkiye,
    – insanlık tarihinde ender görülen bir dinci karanlığa ve
    – etnik boğazlaşmaya sürükleniyor..

Başlıca ağır vebal de AKP ve Başbakan RT Erdoğan’ın omuzlarında..

Tarih, Başbakan RT Erdoğan‘ı ne yazık ki bu yönleriyle de kaydedecektir.

***************

Meslektaşımız, gerçek yurtsever ve devrimci, yurt savunmasında tıbbiyeye ara veren 20’li yaşlarında bir öğrenci kahraman, 1933 Üniversite Reformu‘nun mimarı,
Mustafa Kemal Paşa ile Sofra’sında yüzüne cesaretle ve edeple tartışmasını bilen ve
o Büyük Mustafa Kemal ki, kendisindeki cevher farkedilerek Milli Eğitim Bakanı yapılan bir değer… (çoğu lider bu tür davranışlar göstereni aforoz ederdi değil mi!?) olan
Dr. Reşit Galip‘i derin hürmet, şükran ve minnetle anıyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
Yozgat, 17.10.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

Resit_Galip_jpg

 

Dr. Reşit Galip Bunları Hak Etmiyor..

Mustafa_Gazalci

Mustafa GAZALCI

Atatürkçü Düşünce Derneği
Bilim Danışma Kurulu ve Yazı Kurulu Üyesi

 

 

Başbakan, 8 Ekim 2013 tarihli partisinin grup toplantısında yine esti yağdı.
Gerçekleri çarpıttı. Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip’i, “Türkçe ezan zulmünün mimarlarından”, “insanları kafataslarına göre sınıflandıran anlayışı destekleyen sözüm ona bir bilim insanı” olarak tanıttı.

Salondakiler de Başbakan’ın bu sözleri üzerine Dr. Reşit Galip’i yuhaladılar.

***

Kimdir bu “zulümcü”, “kafatasçı” olarak tanıtılan Dr. Reşit Galip, ne yapmıştır?
O’nun kim olduğunu, neler yaptığını anlamak için “Atatürk’ün ‘Fikir Fedaisi’
Dr. Reşit Galip” adlı yapıta bakalım: (*)

. Dr. Reşit Galip; 1893 yılında Rodos’ta doğdu.

. Liseyi İzmir’de okudu,1911’de İstanbul Tıp Fakültesine girdi, öğrenciyken çıkan Balkan ve 1. Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katıldı, Kafkasya cephesinde savaştı,
daha sonra İstanbul’a dönerek okulunu bitirip doktor oldu.

. Köycülük Derneği’nde çalıştı, gelişmenin köylerden başlamasını savundu.
Bu yüzden adı “Köycü Galip” e çıktı.

. 1923’te Mersin’de serbest doktorluk yanında, aynı zamanda Türk Ocağı Başkanlığı, Ticaret Lisesinde öğretmenlik yaptı, Mersin gazetesinde başyazılar yazdı.

. 1925’ten sonra üç dönem Aydın Milletvekilliği, iki yıl İstiklal Mahkemesi üyeliği yaptı.

. CHP Genel Yönetim Kurulu üyesi olarak, partinin gençlik, eğitim, Halkevleri, Türkçe çalışmalarını yürüttü.

. Dolmabahçe’deki bir yemekte zamanın Milli Eğitim Bakanını sert bir dille eleştirince, Atatürk, “Yoruldunuz, biraz dinlenin..” diyerek sofradan ayrılmasını istedi.

Dr. Reşit Galip, “Burası sizin değil, milletin sofrasıdır,
herkes gibi benim de oturma hakkım var.” diyerek kalkmadı.

.Bu olaydan kısa bir süre sonra 1932 yılında, Atatürk’ün önerisiyle Milli Eğitim Bakanlığına getirildi. Rahatsızlığı nedeniyle bakanlıkta 11 ay kaldı.

. 1933’te İstanbul Üniversitesi reformunu gerçekleştirdi,
okullarda okunan Andı kaleme aldı.

. Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu çalışmalarına katıldı.

. 1934 yılında daha 41 yaşındayken öldü, öldüğünde cebinden 5 lira çıktı.

***

Dr. Reşit Galip hakkında söylenenler                              :

Atatürk     :

  • “O hem doktordur, hem hukuk doktorudur, hem siyaset doktorudur,
    hem edebiyat doktorudur ve güzel arkadaştır.”

Hasan Âli Yücel: “Sapına kadar devrimciydi…
Bizzat yüzüne tenkit ettiği Atatürk’ün devrimci ruhuna, hayatın her anında sadık kaldı.”

Saffet Arıkan: Dr. Reşit Galip, Cumhuriyet Türkiye’si tarihinde,
adı daima sevgi ve saygı ile anılacak bir devlet ve fikir adamıdır.”

Yunus Nadi: “Dr. Reşit Galip, bir çalışma örneği olarak daima gözlerimizin önünde yaşayacaktır.”

***

Cumhuriyete, dilimize, tarihimize, eğitimimize kısacık yaşamında bunca hizmeti olmuş bir değerin yeni kuşaklara zulümcü, kafatasçı olarak tanıtılması ne kadar acı.

Aslında Cumhuriyet’e, Atatürk’e doğrudan söz söyleyemeyenler,
dolaylı olarak O’nun değerlerlerine saldırıyorlar.

***

  • Andın kaldırıldığı, türbanın devlette, okullarda özgür olduğu gün
    Dr. Reşit Galip de “zulmün mimarı, kafatasçı” olarak tanıtıldı.

Kalıcı olan yalanlar değil, gerçeklerdir.

* Yener Oruç, Atatürk’ün Fikir Fedaisi Dr. Reşit Galip,
Günümüz Gözüyle, Gürer Yayınları, 3. Baskı 2008

Cumhuriyet Devrimleri ve Sağlık Bilimlerinde Dönüşümler / Revolutions of Turkish Republic & Transformation in Health Ssciences

Cumhuriyet_devrimleri_ve_saglik_bilimlerinde_donusumler