Prof. İbrahim Kaboğlu, ‘yeni anayasa’ tartışmalarını Cumhuriyet’e değerlendirdi

Prof. İbrahim Kaboğlu, ‘yeni anayasa’ tartışmalarını Cumhuriyet’e değerlendirdi

  • 15 Temmuz sonrası “eşi benzeri olmayan tek kişi yönetimine geçildiğini” belirten Kaboğlu,
    “12 Eylül darbesi ile 15 Temmuz girişimi arasında, ‘toplum mühendisliği’ hedefindeki paralellik dikkat çekmektedir”
    dedi.

Erdem Sevgi, Cumhuriyet, 21 Şubat 2021
CHP’li İbrahim Kaboğlu, ‘yeni anayasa’ tartışmalarını Cumhuriyet’e değerlendirdi

CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 15 Temmuz sonrası yapılan anayasa değişikliğiyle hesap verebilirlik, yargı bağımsızlığı ve erkler ayrılığından uzak; çoğulcu siyasal rejimler dışında, eşi benzeri olmayan tek kişi yönetimine geçildiğini belirtti. Kaboğlu,
“Demokratik hukuk devleti, ‘15 Temmuz Anayasası’ndan dönüşle inşa edilebilir” dedi.

CHP’li Kaboğlu, yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede, darbeler, darbe girişimleri, muhtıralar ve müdahalelerin, Türkiye Cumhuriyeti anayasal düzeninin kesintisiz sürdürülmesine ve demokratik siyasal yaşamın kökleşmesine büyük zararlar verdiğini anlattı. Kaboğlu, “Bu darbeler içinde özellikle 12 Eylül darbesi ile 15 Temmuz başarısız darbe girişimi arasında, aktörleri bakımından değil, sonuçları bakımından ‘toplum mühendisliği’ hedefindeki paralellik dikkat çekmektedir. Her ikisi de ara dönemde yaptıkları hukuki düzenlemeler ve kurumsal müdahaleler yoluyla meşru olmayan yol ve yöntemlerle otoriter ve totaliter bir siyasal yönetim kurmayı hedeflemiştir” dedi.

‘KAZANIMLAR YADSINDI’

12 Eylül ve 15 Temmuz arasında nitelik farkı bulunduğu gibi gelişmelerin de farklı olduğunu vurgulayan Kaboğlu, “1987- 2004 yılları arasında TBMM’de uzlaşma yoluyla yapılan değişikliklerle 1982 Anayasası’nda vesayet kurumları ve iktidar tasfiye edildi, sınırlandırıldı. Hak ve özgürlüklerin güvence ölçütleri pekiştirildi. İnsan haklarında Avrupa hukukuna belirgin bir açılım sağlandı ve anayasal hak ve özgürlükler bütünü için insan hakları uluslararası hukuku kapısı açıldı” ifadelerini kullandı.

DİN İSTİSMARI UYARISI

2017 Anayasa değişikliğinde bütün demokratik siyasal karar düzeneklerinin tasfiye edilerek devlet ve hükümet yetkilerinin tek kişiye verildiğine dikkat çeken Kaboğlu, şöyle konuştu:

“15 Temmuz sonrası OHAL ortam ve koşullarında çıkarılan 6771 sayılı kanun ile 16 Nisan 2017’de halkoyuna sunulan anayasa değişikliğiyle geçilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, demokrasinin asgari standartlarını yansıtmamakta ve Türkiye Cumhuriyeti için sürdürülemez bir nitelik taşımaktadır.

Kısaca, 12 Eylül darbe anayasası, 1987-2004 iyileştirmeleri sonucu ‘demokratikleştirilmeye’ elverişli bir zemine kaydırıldığı halde, 15 Temmuz sonrası anayasa değişikliği ise demokratikleşme hedefini tersine çevirdiği gibi ne restore ne de rehabilite edilebilir bir metin ortaya çıkardı. Şu halde öncelikle tartışılması gereken, 140 yıllık (AS: 1876-2021 arası 145 yıl!) kazanımları yadsıyan 15 Temmuz Anayasası ve arkasındaki ittifaktır.”

Kaboğlu, demokratik anayasal geleceğin hedeflerin doğru belirlenmesi ile inşa edilebileceğini belirterek

  • “Aksi halde; mezhepler, şeyhler, cemaatler eşliğinde din istismarcılarının güdümünde 2023’e sürüklenmeye rıza gösterilmiş olur. OHAL ortamında yapılan ve OHAL ruhunu taşıyan 15 Temmuz Anayasası’nın arkasındaki demokratik hukuk devletini ortadan kaldıran dayatmacı ve çatışmacı irade karşısında, anayasanın toplumsal uzlaşı metni olduğunu ve demokratik, laik, sosyal, hukuk devletini inşa iradesi, gelecek kuşaklara karşı yerine getirilmesi gereken bir görev olarak açıkça ortaya konulmalıdır.”

değerlendirmesini yaptı.