Sabahattin Önkibar : İşte Tayyip’in Gül’e karşı çıkma nedeni?


İşte Tayyip’in Gül’e karşı çıkma nedeni?

 Sabahattin Önkibar
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ – Aydınlık, 14 Ağustos 2014
sonkibar@gmail.com 

Tayyip Erdoğan da biliyor ki Abdullah Gül ile, AKP’ye yeni bir heyecan gelir
ama buna karşın ona son derece katı ve karşı!

Niçin mi?

Gül palazlandığı saat ipimi çeker diye düşünüyor…

Bu saptama doğrudur…

AKP kurulalı beri Erdoğan’ın gölgesinde kalan Abdullah Bey,
iktidarı yani gücü eline geçirdiği an Erdoğan hakkındaki dosyaları bile açtırır.

Tabii olay yalnızca psikolojik değil…

Abdullah Gül’ün Beykoz Konakları, Localar ve F tipi örgütle Erdoğan’ın aksine iyi ilişkileri sürüyor.

Keza İsrail ile olan bağları hâlâ sağlam.

Bir başka boyut çok bilinmez, Erdoğan-Gül ikilisinin ilişkisi sevgiye ve dava’ya değil, çıkara endeksliydi.

Yakından biliyorum; ikisi birbirini hiç sevmedi

Buradan hareketle danışman Vekil Yalçın Akdoğan gibi isimlerin Gül’ü hedef alan açıklamalarını aslında Tayyip Erdoğan’ın vur emri diye okumak gerekiyor.

FETHULLAH İLE APO’YA KUYRUK SALLAYAN CHP’LİLER!

Kılıçdaroğlu’na göre, bozguna tepki koymak hastalıklı yapı imiş!

Son seçim sonuçlarına itiraz eden vekillere bu suçlamayı yaptı.

Evet Kılıçdaroğlu’na göre, devleti kuran Atatürk’ün partisi CHP‘yi Fethullah’a kuyruk yapmak, PKK’ya ve Apo’ya cici görünmek, vatanını koruyan Beşar Esad’a mesafe koymak, ABD elçisiyle gizli görüşmeler yapmak hastalıklı yapı olmuyor ama seçimde ağır bir yenilgi alındığında sorgulama talep etmek öyle oluyor.

Açık yazacağım, Kılıçdaroğlu bu partinin başında olmaya devam ederse
CHP ya baraja takılır ya da bölünür
.

CHP’deki asıl hastalıklı anlayış ise bu partiyi tarihsel misyonundan çıkarıp
neo-liberalizme kuyruk yapmak, yani kimliksizleştirmektir.

Bu arada önümüzdeki seçimde listeye girmek adına genel başkana yalakalık için CHP’nin sorgulama talep eden onurlu vekillerine hücum eden kimi isimler bilmelidirler ki; gerçek ev sahibi, Fethullah’a ve Apo’ya kuyruk sallayan sizler değil, o yiğit isimlerdir…

FENER’İN TAYYİP’İ OLMA!

Aziz Yıldırım son üç yıldır AKP ve F tipi örgüt faşizmine karşı verdiği net mücadele ile kahramanımız oldu.

Ancak bu durum, onun her şeyine evet diyeceğimiz anlamına gelmiyor.

Son olarak Ersun Yanal’ın ipini niye çekti anlamış değiliz.

Hayır, Ersun’u hiç tanımam ve iyi bir Fenerbahçeli olarak kendi camiamızdan İsmail Kartal’ın gelmesine sevindik; lakin metot yanlış!

Diktatör ile mücadele geçmişine sahip olmak hiç kimseye diktatör gibi davranma imtiyazını vermez!

Açın bakın arşive, Aziz Bey’in her senesine bir teknik direktör düşüyor ki bu yanlıştır ve kurumlaşmayı sabote eder.

Maalesef Yıldırım, “Fener’in her şeyi benim” psikozunda ki böyle bir şey kabul edilemez!

Haddini bil Aziz Efendi, Fenerbahçe olmasa kim takardı seni!

BİLİŞİM SEKTÖRÜ F TİPİ ÖRGÜTE TESLİM

Aktaracaklarım devlet bilgisidir.

Buna göre bilişim sektörü F tipi örgütün kontrolü altında.

Dramatik olan, bu tablo ile beraber pek çok mahremiyetin dışarıya sızmasıdır.

Evet, Türkiye’nin istisnasız her türlü bilgi ve rakamı başka ellerdedir.

Üzücü olan husus, devlet erkini kullanan AKP’nin üzüm yemekten ziyade bağcının peşinde olması, yani örgütün üstüne hâlâ gerektiği gibi gitmemesi ve işgali bitirmemesidir.

Eğer dinlediklerim mübalağa değilse Kozmik Oda sırları bile servis edilmiştir.

Basit bir örnek, AKP devleti sanal medya’da aylardır Fuat Avni isimli malum servisçiyi arıyor ama bulamıyor ki bu durum F tipi örgütün bilişim sektöründeki üstünlük teyididir.

Casuslukta günümüzün realitesi bilişim ise failler bellidir ve gereği için acele edilmelidir…

ADD’nin 25. Yılında 19 Mayıs Etkinlikleri..

ADD’nin 25. Yılında 19 Mayıs Etkinlikleri..

Dostlar,

ADD, Büyük ATATÜRK‘ün Ulusal Kurtuluş Savaşımızı başlatmak üzere,
işgal altındaki başkent İstanbul’da bir sonuç alamayacağını görerek bu savaşımı Anadolu’nun bağrından başlatmak üzere Samsun’a çıkışının 90. yılında
yaygın etkinliklerle kutluyor.

Ayrıca bu yıl, ADD’nin, Devrim Şehidimiz Kurucu Genel Başkanımız
rahmetli Prof. Dr. Muammer AKSOY ve 49 yiğit tarafından kuruluşunun 25. yılı..

Dile kolay, Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütlerinden olan
Atatürkçü Düşünce Derneği – ADD 25 koca yılı gerilerde bıraktı..

Bu süre içinde epey şehit verdi..
Bu yoldaşlarımızın acısı yüreğimizi hala yakmakta..
Katilleri yakalanmadı ve toplumun vicdanı kanamakta..

En ürkünç (vahim) olanı ise,
yurtseverler üzerinde örtük – kanlı tehdidin südürülmesi!

Ne yazık ki bu ülkede, Türkiye’de  ATATÜRK DEVRİM ve İLKELERİNİ savunmak
– AYDINLAMADAN YANA OLMAK  kan ve can pahasına bir savaşımı gerektiriyor!

Biz de kuruluşunun ilk yıllarından başlayarak bu savaşımın (mücadelenin) içindeyiz.
50 saygın kurucunun içinde dostlarımız – hekim meslektaşlarımız ve hatta
yakın akrabalarımız var (Rahmetli Hüseyin Emre.. gibi).

Üyeliğimiz 1993 tarihli ve ülke genelinde ilk 3 bin üye içindeyiz.
22 yılı bulan bir süredir ADD bünyesinde her basamakta hizmet verdik vermekteyiz.
Yurt içi ve dışında 1500’e (bin beş yüz!) yakın görsel AYDINLANMA konferansı verdik, yüzlerce makale yazdık. Davalara muhatap olduk, tazminatlar ödedik..

  • Ölüm tehditleri aldık; yakın polis korumasında yaşadık.

Edirne’de sade üyelikten başlayarak Şube Başkanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığına dek geldik ve halen Ankara – Çankaya Şubesi Genel Kurul Delegesi olarak görevdeyiz.

AKP iktidarının Ulusal Bayramlarımızı gözü kara ve hoyratça görmezden gelerek sönümlendirmek istediği, Ulusal Andımızı yasakladığı, Bayrağımıza ve Atatürk‘ün adına – posterine tahammül edemediği, dolayısıyla bu iklimde türeyen çooook sayıda
“meczup” un (?!) bu değerlerimize saldırageldiği… bunaltıcı bir dönemde bulunuyoruz.

Halkımız direniyor ve 90 yıllık Cumhuriyet değerlerine AKP iktidarına karşın
sahip çıkıyor..

Şehit ve gaziler veriyor…

Gezi direnişinin vahşice katledilen 8 şehidinin anıları taptaze..

Gözünü yitiren 16 dolayında yurttaş, ağır yaralanan ve engelli, kalanlar..

Polis, inatla ve ısrarla, nişan alırcasına plastik mermiyle ateş ediyor,
gaz fişeklerini hedef gözeterek atıyor.
Basınçlı – ilaçlı su insanların bedenine doğrudan sıkılarak ayakları yerden kesiliyor..

Bunlar suç ve temel insan hak ve özgürlüklerine açıkça aykırı..
Ama iktidarın başı “destan yarattınız” diyerek bu şiddeti ödüllendirebiliyor!?
Dünya kamuoyuna ve Türkiye’ye adeta meydan okunuyor;
bunu adı “AKP’nin ileri demokrasisi” (!?) oluyor..
Fişlenen, işinden olanlar.. Ayrımcılıkla yıllardır işe alınmayanlar..
İşe alınmak, sadakalardan yararlanmak için AKP’ye ailece zoraki üye yapılanlar
ve oyları gaspedilenler..

4 bakanı büyük yolsuzluklara bulaşanlar ve istifa ettirilen – görevden alınanlar..

Üllkenin asker – sivil öncü aydınlarınıın yıllarca bir tertip – kumpas ile hapsedilmesi ve
bu arada AÇILIM adı altında ülkenin adım adım bölünme eşiğine sürüklenmesi..

  • ANALAR AĞLAMASIN edebiyatı – duygu sömürüsü – retoriği (takiyyesi) ardına saklanarak VATANIN ANASINI AĞLATMAK;
    adım adım ülkesi ve halkı ile bölünmeye sürüklemek..

İşimiz öyle çoooook ki..

Ama siyasal partilerde ama derneklerde, vakıflarda, sendikalarda…
mutlaka örgütlü olarak uğraş vermek zorundayız.

En etkilisi elbette siyasal partilerde politik uğraş vermek..
Kesin olan bir olgu var ki; ayağımızı uzatarak oturma ve olacakları izleme şansımız yok..
Nasıl olsa birileri uğraşıyor..” tümcesini kurma ve kendimizi aldatma olanağımız da..

ADD’nin 25. yılı ve 19 Mayıs 1919’un 95. yılı etkinliklerine destek verilmesi çağrımız ve dileğimizdir.

Sevgi ve saygı ile.
13 Mayıs 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Not : Görevdeki Sayın Genel Başkanın kimi eylem ve işlemlerine ilişkin çekincelerimizi koruyarak ve erteleyerek..

29 Ekim 2012; Cumhuriyet Kadını en önde ve başrolde..

Dostlar,

29 Ekim 2012’yi “bir bütün olarak” unutmayalım..

Oradaki toplumsal enerjiyi mut-la-ka çok akıllıca örgütlemek zorundayız..

1. görev Atatürk’ün partisi CHP’nin değil mi??

29 Ekim 2012; Cumhuriyet Kadını en önde ve başrolde..

Satır içi resim 2

Sevgi ve saygı ile.
26.11.12, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net