Doğa, Emekçi Kadın ve İneği..

Türk Tabipleri Birliği Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, • 2012 • cilt 21 • sayı 2 • 66
Dostlar,

Arada gevşememiz gerek..

Enerji toplamamız ve çoook gerilen sinirlerimize egemen olmamız gerek..

Bir maraton yaşam..

Uzun mesafe koşmak zorundayız..

Koşacağız ve Türkiye Cumhuriyetimizi sonsuza dek yaşatacağız..

Ülkesi ve ulusuyla bir bütün olarak..

Onurlu ve başı dik..

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ümüzün kutsal emanetinin gerektirdiği her türlü özen ve özveriyi akla ve bilime dayalı olarak sürdüreceğiz..

Bu savaşımda kadınlarımız yaşamsal işlevler yüklenecekler dün olduğu gibi..

Tıpkı Kurtuluş savaşımızın kağnıları, Elif kadınları gibi..

AYDINLANMA kazanacak..

Sevgi ve saygı ile.
8.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Hakkari’de verdiğimiz 8 şehidin düşündürdükleri

Hakkari’de verdiğimiz 8 şehidin düşündürdükleri

Dr. Onur Öymen

Hakkari’de 8 şehit daha verdik.

İçimiz kan ağlıyor.

Bölgede terörist saldırılar sürüyor.

Açılım politikalarının, Oslo görüşmelerinin sonuç vermediğini, terörü büsbütün azdırdığını kabul etmek için daha kaç şehit vermemiz gerekiyor?

Hükümet, Irak Hükümetinden Kuzey Irak’taki terör örgütünü tasfiye etmediği için niçin
hesap sormuyor?

Her gün çok sayıda şehit vermemize rağmen Amerika niçin hala Türkiye’nin PKK’yı Kandil’den tasfiye etmesine karşı çıkıyor?

Niçin hiçbir gazetecimiz bu soruyu Amerikalı yetkililere soramıyor?

Genelkurmay niçin Amerika’nın izni olmadan Kandil’e operasyon yapamayacağımızı söylüyor?

Irak’ı Amerika’nın egemenliği altındaki bir ülke gibi mi görüyoruz?

Muhalefet, Meclisin verdiği yetkiye rağmen Hükümetin Kuzey Irak’a niçin hala kapsamlı bir kara operasyonu yapamadığını sormak için ne bekliyor?

Hala Meclis’te Komisyon kurarak, akil adamları toplayarak terörü bitirebileceğimizi düşünenler var mı?

Onbinlerce vatandaşımızın canını alan terörün, Kürtçe’nin eğitim dili olmaması, anayasamızda Türk kelimesi bulunması gibi gerekçelerden kaynaklandığuına inanmak
mümkün mü?

Dışişleri Bakanının Barzani’yi Erbil’de ziyaret etmesinden hemen sonra bu son saldırının gerçekleşmesi acaba bir tesadüf mü?

Belli ki, Barzani ya terörü önlemek istemiyor veya buna gücü yetmiyor.

Kuzey Irak’ta terörü önleyemeyen Barzani’den Suriye’nin Kuzeyindeki terörün önlemesini beklemek gerçekçi mi?

Bu olumsuzluklar ve felaketler yaşanırken kendimize her fırsatta öğünme payı çıkartmak
doğru bir yaklaşım mı?

Dışişleri Bakanı’nın bu ortamda, Erbil’den Kerkük’e geçmesi, tarihimizde yaşanmamış bir başarı öyküsü gibi sunulmak isteniyor.

Oysa Rafet Ballı’nın hatırlattığı gibi, 1955’te Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, 1967’de Başbakan Süleyman Demirel, 1967-68’de Cumhurbaşkanı
Cevdet Sunay, 1976’da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, 1977’de tekrar Başbakan
Süleyman Demirel Kerkük’ü ziyaret etmişlerdi.

Üstelik Davutoğlu gibi Barzani’nin izniyle değil, meşru Bağdat hükümetinin davetlisi olarak.

Şimdi böbürlenmenin değil sonuç alıcı politikalar üretmenin ve uygulamanın zamanıdır.

Bu ortamda siyasetçilerin bu soruları dile getirmekten çekinmeleri,
sorumluluğu paylaştıkları anlamına gelir.

Bu Cumhuriyet dış baskılara korkusuzca direnen insanlar tarafından kuruldu.

Terör şehitlerimiz korkmadan canlarını vererek Cumhuriyeti savunma görevleri yaptılar.

Beyzbol sopasından korkanlar maça çıkmasın.

Saygılar, sevgiler.
5.8.12

KARDEŞLİK HUKUKU

KARDEŞLİK HUKUKU

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. (Anayasa md. 104)

Cumhurbaşkanı Gül, Ankara turu sırasında şunları söyledi;

“Günü geldiğinde de biz kendi aramızda otururuz, konuşuruz ne yapılacaksa en doğrusunu hep beraber yaparız. Ayrıca şunu sizler de biliyorsunuz, bir kez daha hatırlatmak isterim herkese. Sayın Başbakan Tayyip Bey ile olan arkadaşlığımız, ilişkilerimiz kardeşlik hukukunun da ötesindedir…”

Bu sözler, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir kabile devleti, bir çadır devleti gibi yönetildiğinin en açık ifadesidir.

Cumhurbaşkanı ile Başbakan, ister oturarak, ister ayakta durarak, ister yatarak konuşsunlar, hukuk devletinde ikisi arasındaki resmi ilişkinin sınırları Anayasa
ve yasalarla çizilmiştir.

Bu çizgilerin aşılması veya yok sayılması tümüyle cehalet ve çapsızlık örneği olur.
Cumhurbaşkanlığı makamını “Devremülk Yazlık Ev” sananlar, neredeyse biraz ben oturayım, sonra sen gene oturursun, daha sonra da çocuklar gelsinler, diyecekler!…

Birbirlerinden kaçırmaya çalıştıkları koltuk, babalarından bu ikiliye miras kalmamıştır. O makamın sahibi Türk Milletidir. Türk Milletinin bu kez kendisinin seçeceği bir makam için, iki sene önceden pazarlık ve polemik yapmak, Türk Milletine yapılabilecek en büyük hakarettir. Bu da kimsenin haddi değildir.

Gelelim aralarındaki “özel hukuka…”

Cumhurbaşkanı Gül;

“Tayyip Beyle arkadaşlığımız, ilişkilerimiz, kardeşlik hukukundan da ileridir” demektedir.

Kardeşlik Hukukundan daha ileri bir yakınlık ne olabilir? İnsana, kardeşinden daha yakın kim olabilir? Sevdiği, eşi desek bildiğimiz kadarıyla bunlar arasında öyle bir ilişki yok !…

Aile Hukuku desek, iki Sayın Hanımefendi’nin birbirlerinden hiç haz etmedikleri,
Emine Hanımın eline ilk fırsat geçtiği anda gereğini yapacağını bilmeyen yok!..

Bir zamanlar Beşşar Esad’a da “Aile Hukuku” kapsamında yaklaşmışlardı.
Şimdi Esad, Esed oldu, neredeyse adamın ipini bizimkiler çekecek…

O zaman, kardeşlik hukukundan daha ileri olan hukuk nedir? Ne olabilir?

“Menfaat Hukuku” veya “İhanet Hukuku” olabilir mi? Olamaz, olmamalı…

Devletin 1 ve 2 numaralı koltuklarında oturan bu ikilinin “menfaat” veya “ihanet” ilişkileri içinde olmaları düşünülebilir mi? Elbette düşünülemez, düşünülmemeli !…

“Tarikat Hukuku”, “Cemaat Hukuku”, “Şeriat Hukuku” olabilir mi?

Lâik Cumhuriyeti koruyacağına, “namus ve şeref” üzerine yemin eden bu ikili için bence olamaz, olmamalı…

O zaman Sayın Cumhurbaşkanı, “Kardeşlik Hukuku”ndan daha ileri olan ilişkinin adını ve sebebini Türk Milletine açıklamak zorundadır.

Bu ilişki nedir ki, Cumhurbaşkanı seçmek için oy kullanacak Türk Milletini yok sayacak kadar önemlidir?…

Hz. Adem ile Hz. Havva’nın büyük oğulları Kabil’in, kardeşi Habil’i öldürmesine aralarındaki “kardeşlik hukuku” engel olamamıştı.

Danışmanlar kanalıyla yürütülen bu kavganın, ileride Kabil-Habil kavgasını aşacak
bir konuma dönüşmemesi ve bizleri üzecek bir sonuca varmaması için bu
“Özel Hukukun” mutlaka Türk Milleti tarafından bilinmesi gerekir.

Haydi Sayın Cumhurbaşkanı;

Oturun ve bize anlatın. Nedir bu meselenin gerçeği?…

Sağlık ve başarı dileklerimle.

07 Ağustos 2012

Tarihe tanıklık etmeye ve içimizdeki hainleri tanımaya çağrı..

Dostlar,

Çok hoş hazırlanmış bir sunu..

Emek veren ve dağıtan arkadaşlara teşekkür ediyoruz..

Özenle okuyalım ve paylaşalım diyorum..

Sevgi ve saygı ile.
7.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================================

TURK_HALKINI_TARIHE_ TANIKLIK_ ETMEYE_VE_ ICIMIZDEKI_ HAINLERI_ TANIMAYA_ CAGIRIYORUZ