Ata’nın 10. Yıl Söylevi’ni Yorumlamak / Interpretation of the Speech for 10th Anniversary of Turkish Republic by ATATURK

Yüce Atatürk’ün 29 Ekim 1933’te, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 10. yılında Ulusuna seslenişini tümüyle okumak çok yerinde olacakkır..

FELSEFİ YAKLAŞIM TÜRLERİ..

FELSEFİ YAKLAŞIM TÜRLERİ

KLASİK TEPKİ : “Sıraya geç kardeşim.”
NEOKLASİK TEPKİ : “Şeker kardeşim sıraya geçiver.”
REALİST TEPKİ : “Sıra var.”
SURREALİST TEPKİ : “Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay’da bak bir daha yapabiliyorlar mı?
ROMANTİK TEPKİ : “Beyefendi galiba sırayı görmediniz.”
NATURALİST TEPKİ : “Sırana geç.”
MODERN TEPKİ : “Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa’da…”
POST-MODERN TEPKİ : “Sırana geç lan ayı .”
UZLAŞIMCI TEPKİ : “Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi.”
DEVRİMCİ TEPKİ : “Alt yapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez.
Devrim olunca herkes hizaya gelecek.”
KADERCİ TEPKİ : “İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür.”
FELSEFECİ (SEPTİK-KUŞKUCU) TEPKİ : “Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir.”
KANT’CI TEPKİ : “Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur.”
KÖTÜMSER VAROLUŞÇU TEPKİ : “Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin.
Bir gün o adam da ölecek.”
İYİMSER VAROLUŞÇU TEPKİ : “Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın.
Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor.”
HUMANİST TEPKİ : “İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.
Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluruz.”

(Dosyayı paylaşan S. Gürkem’e teşekkürlerimizle..)

ATATÜRK’ün SOFRASI / ATATURK’s night time dining table

Atatürk’ün sofrası, günün koşullarında bir tür “think tank” idi. Fazla mesai, gece mesasisi idi yanmış-yıkık yurdun kalkınması için. Büyük Atatürk’ün dehasının ürünü bir beyin fırtınası ortamı idi. İnsanlar O’nun kuşatıp-teslim alan büyülü karizmasından sıyrılarak özgürce görüşlerini sunardı. Hatta kafa tutarlardı Dr. Reşit Galip gibi.. (Bu kişi kısa süre sonra Milli Eğitim Bakanı yapılmıştır!) Herkesin çatal-kaşığının yanında kurşun kalem ve not defteri olurdu. Hiç kimse 2 dubleden fazla alkol almaz ve asla sarhoş olan görülmezdi. Alınan notlar ertesi sabah uygulamaya konurdu..Atatürk’ün sofrası, TÜRK DEVRİMİ’nin İŞLİĞİ (atölyesi-hamamı!) idi..
Ataturk’un_Sofrasi

Fazıl Hüsnü Dağlarca : Mustafa Kemal’in Kağnısı / Poem by Fazil Husnu Daglarca, Mustafa Kemal’s tumbrel

Kurtuluş savaşında kadınlarımız hem cephane ürettiler hem de İnebolu’dan Afyon ovasına dek geceleri kağnılarla cepheye taşıdılar.. Zaferi onlara borçluyuz..
Mustafa_Kemal’in_Kagnisi