Tuncay Özkan’a Kızı Nazlıcan’dan doğum günü iletisi

Dostlar,

Tuncay Özkan 23 Eylül 2008’de tutuklandı..
1 ay sonra 4 yıl bitecek..
Tutsaklıkta 5. yıl..
Kızı Nazlıcan, 4 yılda 40 yıl büyüdü, olgunlaştı.
2. bir ergenlik çağı yaşadı sanki.. 14’ü ile 18’i arasında..
Babasını bir ziyaretinde elbisesinin boncukları söküldü Silivri “Bastil”inde..
Lise yaşamında bile ayrımcılığa uğradı ve ağır bedeller ödedi, ödüyor.

Bu zulmü sürdürenler, cehenneme sonsuza dek yanacak kendi ateşlerini de götürecekler..
Pir Sultan’ın deyişiyle..

Dayan evladım Nazlıcan, dayan kardeşim Tuncay ve öbür tutsak dostlar..

Bunlar da geçecek..

Sevgili Tuncay, iyi ki doğdu 46 yıl önce..
Sakın unutma; oradan zincirlerini kırarak özgürleşecek
ve ülkemize daha çok hizmet edeceksin..
Daha borcun bitmedi vatana ve millete..

Gözlerinden öperim sevgili kardeşim Tuncay Özkan..

Sevgi ve saygı ile. 14.8.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================================
Tuncay Özkan’a Nazlıcan’dan

Nazlıcan ÖZKAN

82 yılının Tuzluçayır lise yıllığına 16’lık bir genç adam Sait Faik’ten alıntılıyor:
“Her şey bir şeyi sevmekle başlar, diyor Sait Faik. Siz de sevin sayın ki, sevgi ve saygı olsun payınız.”

30 yıl geçiyor; 46’lık bir genç adam anlatıyor, ben dinliyorum.
O hayatı anlattıkça, insanı seviyorum.
O direnişi anlattıkça, umudu seviyorum.
O başkaldırdıkça, Camus’yü seviyorum.
O dürüstlüğün ardından cesaretle gittikçe, Foucault’yu seviyorum.
Sonra onu tecride atıyorlar, ben Nâzım’ı seviyorum…
Çoğu zaman görüyorum ki şairler, hikâyelerimizi tamamlıyorlar.
Cam ardında yutkunduklarımızı ya da görüş süresinin yetmediklerini,
yıllar öncesinden bir sayfada önümüze koyuyorlar.
Zaman, sanırım yalnızca şairleri yutmuyor.
Bugün de benim elimden tutuyorlar. Dershanemin ikinci gününde Orhan Veli
imdadıma yetişiyor…

“Kargalar, sakın anneme söylemeyin!
Bugün toplar atılırken evden kaçıp
Harbiye nezaretine gideceğim.
Söylemezseniz size macun alırım,
Simit alırım, horoz şekeri alırım;
Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,
Bütün zıpzıplarımı size veririm.
Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!”

Bugün toplar atılırken Kadıköy’de dershaneden kaçıp 46’lık bir genç adamın doğum gününe,
Silivri nezaretine gideceğim.

Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!

Benim kargalara simit ve macun rüşvetlerimin hesabını önceden yapan Orhan Veli’nin,
16’lık bir genç adamken lisede tanıştığı dostu Melih Cevdet Anday da
zamanın günü yutmasını engelliyor, niye kargalar işin içinde, açıklıyor.

Ve burada, sanki bir tanıdıktan bahsediyor…

“Uyumayacaksın

Memleketinin hali
Seni seslerle uyandıracak
Oturup yazacaksın
Çünkü sen artık o sen değilsin
Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin
Durmadan sesler alacak
Sesler vereceksin
Uyuyamayacaksın
Düzelmeden memleketin hali
Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku giremez ki…
Uyumayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın.”

Ben gördüm; bu tanıdık, hep çaldı bir sis çanı gibi gecenin içinde.
Baktım, hiç uyumadı. Memleketin, dünyanın hali uykusundan uyandırır, yazdırırdı.
Ama düzelmedi memleketin hali, girmedi onun da gözüne uyku.

Biliyorum, 14 Ağustos 2012 günü, Silivri nezaretinde bu uyuyamayan adamı bırakmış dönerken
her zamanki soru olacak aklımda:

Acaba ne patlatır kocaman bir insanlığın afyonunu?
Ve özgürlüğümden utanarak döndüğüm yolda mırıldanacağım yine yolun ardında kalan
nezaretin B/3 tecrit hücresine doğru:

“Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin” Silivri’de,

“Vakur metin sade” çalmaya devam eden…

İyi ki doğdun!


(Cumhuriyet 14.08.2012)

Pir Sultan : Cehennemde ateş yok, herkes kendi ateşini götürür

Demiri demirle dövdüler;
Biri sıcak diğeri soğuktu!
İnsanı insanla kırdılar;
Biri aç diğeri toktu…
Pir Sultan Abdal

Bir Kişi Özünde İkilik Olsa

Bir kişi özünde ikilik olsa
Hakk’ın didarını görmez billahi
Hor bakarsa evliyanın yoluna
Eli bir gerçeğe ermez billahi

Cihanı seyahat edip gezerse
Doksan bin kelamı okur yazarsa
Bir mümin yezide kuşak çözerse
Derdine dermanı bulmaz billahi

Eli ile komadığın alırsa
Yalan söyler Hakk’a asi olursa
Tövbe etmez günah gümrah olursa
Cehennem oduna yanar billahi

Bir mümin yezide kızını verse
Anası babası ilayık görse
Yüz bin kere başı secdeye varsa
Hak da günahından geçmez billahi

Bir mümin yezidin yüzüne baksa
Gayet gökçek olsa şol meyli aksa
Ol müslim bacıdan zürriyet doğsa
Arsız meydanında kalır billahi

Pir Sultan’ım der ki Hakk’ın emrini
Koyuverse bir kişi avradını
Mümin olan bilir bunun dadını
Yedi başlı hınzır olur billahi

Pir Sultan Abdal

Masum Türker : “Atatürkçü düşünceye sahip çıkmalıyız”

DSP Genel Başkanı Masum Türker;
“Türkiye’de parti ayrımı gözetmeksizin herkesin Atatürkçü düşünceye sahip çıkması gerek…” (Cumhuriyet, 11.8.12)

Cumhuriyet 12.08.2012

DSP GENEL BAŞKANI TÜRKER:

Atatürk’e sahip çıkalım

DSP Genel Başkanı Masum Türker, Türkiye’de parti ayrımı gözetmeksizin herkesin Atatürkçü düşünceye sahip çıkması gerektiğini belirterek“Türkiye’yi bekleyen tehlikelere karşı el ele vererek her türlü tedbiri almalıyız” dedi.

“Atatürkçü düşünceye sahip çıkmalıyız”

DSP Genel Başkanı Masum Türker, Türkiye’de parti ayrımı gözetmeksizin herkesin Atatürkçü düşünceye sahip çıkması gerektiğini belirterek, “Türkiye’yi bekleyen tehlikelere karşı el ele vererek her türlü tedbiri almalıyız.” dedi.

Türker, Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya Şubesi Başkanı Tuğba Acer ve beraberindeki heyeti DSP Genel Merkezi’nde kabul etti.

Ziyaret sırasında ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Masum Türker,

“Ülkemiz çok zor bir dönemden geçiyor. Gerek içerde gerekse dışarıda yaşananlara bakıldığında, Türkiye’nin her zamankinden çok dik duruşa ihtiyacı olduğu görülüyor.
Bunun için Atatürkçülük ve ulusalcılığın birleştirici unsurlar olarak en çok sahip çıkılması gereken değerler olduğu ortada” dedi.

Dünyada Atatürk’ü tartışılır hale getirmeye çalışan bir lobi olduğuna dikkat çeken DSP Genel Başkanı, şöyle dedi:

“Neden? Çünkü Atatürk dünyada emperyalistlere karşı başkaldıran tek liderdir.

Bu nedenle Atatürk’ü karalamaya çalışanlar var. Bunlara izin vermemeliyiz. Atatürkçü düşünceye parti ayrımı gözetmeksizin, iktidar partisi de dahil, herkesin sahip çıkması gerektiğine inanıyorum. Gerek ülkemizde yaşananlar gerekse ülkemiz etrafında yaşananlar gösteriyor ki ulusalcı çizgide hepimiz birbirimizi desteklemeliyiz. Ülkemizi bölmek isteyenlere izin vermemeliyiz. Türkiye’yi bekleyen tehlikelere karşı
el ele vererek her türlü tedbiri almalıyız.”

Şemdinli’de çatışmanın ortasındaki Bağlar Köyü sakinleri…

Şemdinli’de çatışmanın ortasındaki Bağlar Köyü sakinleri:

Seçimde gelenler halimizi sormadı..

11 Ağustos 2012, AYDINLIK

Çatışmaların yaşandığı bölgede köylüler ilçeye giden yol kapalı olduğu için yaşamlarını sürdürmekte zorlanıyor. Köylüler evde un kalmadığı için günlerce bahçelerdeki domateslerle karın doyurduklarını söyledi

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 19 gündür devam eden çatışmalar nedeniyle bölgedeki köylülerin bağ ve bahçeleri yandı. Şemdinli’ye 12 km uzaklıkta yer alan çatışmaların ilk başladığı yer Bağlar Köyü yaşananların izlerini taşıyor. Köylere ulaşımın sağlandığı Şemdinli-Derecik yolu 19 gündür kapalı. Köye ulaşım 30 km’lik patika yolla sağlanıyor.

Yol güvenli değil.
Patlatılan mayınların açtığı çukurlar taze.

‘Domatesle karın doyurduk’

Bağlar Köyü sakinleri 23 Temmuz’da evlerine çok yakın bir bölgeden top sesleri gelmesi üzerine Derecik’teki yakınlarının yanına sığındı. Ancak yanlarına hayvanlarını ve yedek giysilerini alamayan köylülerden bir bölümü bir süre sonra köye geri döndü.

Köye bağlı Muş mezrasında yaşayan ve evine geri dönen Menaf Güngör, Şemdinli-Derecik yolunun açılmasını istedi. Güngör, “Üzüm bağlarımız hep yakılmış durumda. Gıda sorunu yaşıyoruz. Unumuz yok. Günlerce iftarlarımızı bahçelerimizde kalan domates ve salatalıklarla açtık.” dedi.

Altmış yıldır köyünü hiç terk etmediğini çatışmalar sırasında da köyde kaldığını söyleyen Abdurrahman Güngör yetkililere sitem etti. Güngör, “İftarda yiyecek ekmek bulamıyoruz. İsteseler bize yardım ederlerdi. 1 ekmek bile getirmediler. 150 fidem, 4 üzüm bağım yandı.” diye konuştu.

‘Türk de Kürt de ölmesin’

Abdurrahman Güngör Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan ve 550 milletvekiline seslendi:

“Seçim günü gelip boyunlarını eğip oy isterler, o oylarla milletvekili olurlar. Ama bugün gelip halimizi sormazlar. Bu kardeş ölümlerini durdursunlar. Rezilliğe, işkenceye bir çözüm bulsunlar. Türk ya da Kürt ölümü fark etmez. Kimsenin ölmesini istemiyoruz. Buradaki insanların bir günahı yok.”

Kardeşleri ile birlikte köy içine düşen şarapnel parçaları ile oynayan 8 yaşındaki Kader Güngör çatışma günü çok korktuğunu belirterek, “Babamıza ‘nolur gidelim’ diye yalvardık. Bütün üzümlerimizi yakmışlar, sadece domateslerimiz kalmış. Biz ne yiyip ne içeceğiz?” dedi.

Öte yandan Yüksekova ve Şemdinli arasındaki yolda güvenlik güçlerinin kaçakçılığa karşı önlem amacıyla kurduğu 3 kontrol kulübesi 1 aydır çalışmıyor. Güvenlik görevlileri 2 ilçe arasındaki ana yolda bu denetim noktalarında araçları durdurarak arama yapıyordu. Güvenlik gerekçesiyle bir aydır bu denetimler yapılmıyor. Hakkari’de sevkiyat, bir süredir karayoluyla değil helikopterlerle sağlanıyor.

Suay Karaman : TERÖR ÜZERİNE..

Suay Karaman
TERÖR ÜZERİNE

Suay Karaman
TÜMÖD Genel Sekreteri
www.ilk-kursun.com/haber/114668, 13.8.12

Ülkemizde son günlerde hemen hemen her gün bir terör olayı yaşanmaktadır.
Öldürme, yaralama, insan kaçırma, yol kesme, bombalama ve yakma gibi olayların gerçekleşmesi, olağan bir durum olarak algılanmaya başlanmıştır.

23 Temmuz 2012’den beri Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde PKK terör örgütüyle çatışmalar sürmektedir. PKK terör örgütü dış ilişkiler sözcüsü Ahmet Deniz, çatışmalar hakkında şunları söylemişti:

“Birkaç gün içinde ilçelerde kaymakamlık, askeri birimler, emniyet birimleri ve kamu kuruluşlarını ele geçirip bazı ilçelerde yönetime el koyacağız!”

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında şehit sayısı yalnızca 10’du ve terör durma noktasına gelmişti. AKP’nin on yıllık iktidarında ise şehit sayısı toplam 1170’tir ve terör hızla artmaktadır. Bu sürekli artan korkunç şehit sayısı, iktidarın uyguladığı yanlış politikaların sonucudur. Yıllardır yanlış yönetilen ülkemiz, tarihinde ilk kez terör karşısında sıkıntılı bir duruma düşürülmüştür. Ne olduğu belli olmayan “Amerikan Projesi” açılım, Habur’da kurulan çadır mahkemesi, PKK terör örgütü ile görüşme ve “sıfır sorun” denilen yanlış dış politikalar sonucunda terör tırmandırılmıştır.

Terör o kadar tırmandırılmıştır ki, Şemdinli ile etrafındaki geniş arazide neler olup bittiğini bilmiyoruz ve bu bölgeye Ekim ayına dek giriş yasaklanmıştır. Terör o denli azdırılmıştır ki, PKK terör örgütü, bir milletvekilini kaçırmıştır! Kaçırılan milletvekili, savunduğu fikirlerle terör örgütüne yakın biridir, bu yönüyle olayın ardında farklı boyutların olma olasılığı çok yüksektir. TBMM’nin manevi kişiliğine yönelik bu girişim sonucunda, terör örgütüyle barış dilinde konuşmak isteyenlerin, Oslo’da görüşme yapanların, PKK terör örgütünün başı için “dört parti uzlaşırsa, ev hapsi uygulanabilir; uzlaşılan her konunun başımızın üstünde yeri var” diyenlerin söyleyecek sözlerinin olmaması gerekir.

Başbakan’ın; “terörle mücadelede alınan mesafe fevkalade olumlu..” söyleminde, olumlu olan bir şey gözükmemektedir. Milli Savunma Bakanı’nın; “terörle mücadele çok iyi gidiyor” söyleminde ise, iyi gidenin ne olduğu belli değildir. Her gün bir terör olayının meydana geldiği, şehit ve yaralının olduğu bir ülkede, terörle mücadelenin olumu olduğunu, iyi gittiğini söylemek, aymazlıktır.

AKP iktidarı, on yılda 7.730 cami yapıldığını gururla söylemektedir. Ancak terörle mücadele edilen bölgelerdeki yaklaşık 400 sınır karakolunun camlarının kurşun geçirmeyen, duvarlarının havan ve roket saldırılarına dayanıklı olarak yapılması işine gereken önem verilmemiştir. Sınır karakollarının hedef alındığı saldırılar üzerine beş yıl önce başlatılan karakol yenileme projesinde ilerleme sağlanamamıştır. Terör saldırılarına dayanıklı sınır karakollarının yaklaşık üçte biri inşaat halinde, yarısı da ihale aşamasındadır. Geçen yıllardan bugüne dek yapılan 94 karakol baskınında 332 şehit verildiği düşünüldüğünde, Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ), Samsun’da sele teslim olan konutlar yerine, ivedilikle sınır bölgelerinde terör saldırılarına dayanıklı “kalekol” yapması gerekmektedir. Bu, terörle mücadele için ön koşuldur.

5 Ağustos 2012’de Hakkari’deki Geçimli Jandarma Karakolu’na yapılan baskında 8 şehit, 20 yaralı verdik. Bu baskın üzerine yandaş medya şu yorumu yaptı:

“Mehmetçiği, Suriye’nin verdiği silahlarla vurdular.”

Emperyalizmin maşası olarak, Suriye’de hükümet darbesi yapmak isteyenlerin, bunu tüm dünyaya ilan edenlerin, bu yüzden Rusya, Çin ve İran ile karşı karşıya gelenlerin medyasının, bu sızlanmayı yapması komiktir, gülünçtür ve saçmadır.

Bu baskında beline şarapnel gelerek gazi olan onbaşıyı, Ankara’dan Bursa’daki evine otobüsle gönderen Jandarma Genel Komutanlığı için yazacak bir sözcük bulmak olanaksızdır. Libya, Mısır, Tunus, Yemen, Somali gibi ülkelerden yaralı muhalifleri özel uçaklarla Türkiye’ye getirtenlerin, bu durum karşısında utanmaları gerekir.

Terörle mücadele eden ya da etmiş olan generalleri, subayları sahte belgelerle hapse yollayanların, artan terör olaylarındaki sorumluluğu büyüktür. Hapiste bulunan 40 generalin emekli edilmesi üzerine New York Times Gazetesi;

“Hükümet orduyu evcilleştirmenin son adımını attı.” yorumunu yapmıştır.

BDP Hakkari milletvekili Adil Kurt, ölen bir PKK terör örgütü üyesinin evine yaptığı ziyarette Devlete meydan okuyarak, şunları söyledi:

“Türkiye’de bir iç savaşın ayak sesleri bu coğrafyadan duyulmaya başlandı.
Ey Başbakan, 28 yıldır Kürdistan dağlarında süren bu savaş, eğer aklını başına almazsan, Kürdistan sokaklarına, Türkiye’nin metropollerine taşınmak üzeredir. Bunu bir tek tanımı vardır, bu bir iç savaştır.”

Büyük işgal projesinin (BOP!) eş başkanı olmakla övünenler, deliğe süpürülmekten korkanlar, yurtseverlere karşı zulüm yaparken, PKK terör örgütüne ve yandaşlarına ses çıkaramamaktadırlar. Emperyalizm ile yerli işbirlikçileri, ülkemizi bölmek ve yeni Sevr haritasını dayatmak için tüm güçleriyle çalışmaktadır.

Ancak yurtsever ve Atatürkçü güçler, dün olduğu gibi, bugün de emperyalizme geçit vermeyeceklerdir.

Terörden beslenenlerin, emperyalist güçlerin ve işbirlikçilerinin bu topraklardan Mustafa Kemal Atatürk’ün geçtiğini anımsamalarının zamanı gelmiştir.