Kınıyoruz : Büyükçekmece ADD’ye saldırı.. Sorumlular derhal bulunmalıdır! / Condemnation : Attack on Ataturk Society of Buyukcekmece-Istanbul, Suspectcs must be captured urgently

Hükümetin, caydırıcı ve suç işlenmesini engelleyici her türlü önlemi eksiksiz almasını, Derneğimiz binalarının ve üyelerinin tüm güvenliğinin sağlanmasını ivedi
ve asal dileğimiz olarak bildiriyoruz. Sorumlular derhal yakalanarak olayın içyüzü aydınlatılmalıdır. Saldırganlar-provokatörler gene işbaşında; beyinlerine güveniyorlarsa gelsinler, özgür tartışma ile birbirimizi ikna edelim. Zor acizliktir!
Cumhuriyet 08.07.2012

Büyükçekmece ADD’ye saldırı

Kimliği belirsiz kişiler şube binasındaki bütün eşyaları kırdı, belgeler ve
elektronik eşyaların üzerine su dökerek kullanılmaz hale getirdi

İstanbul Haber Servisi – Atatürkçü Düşünce Derneği Büyükçekmece Şubesi,
kimliği belirsiz kişilerce yağmalandı, tüm eşyaları kırıldı ve belgelerin üzerine
su dökülerek kullanılamaz hale getirildi.

Geçen çarşamba sabahı, şubeyle aynı katta bulunan ziraat odasında görevli sekreter,
ADD şubesinin kapısının kırılmış ve açık halde olduğunu görünce, ADD Büyükçekmece Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Nazliye Çayla’yı arayarak bilgi verdi. Olay yerine gelen Çayla, büronun adeta tersyüz edildiğini gördü. Çayla, şubeyi, başkan masası karıştırılıp kilitli çekmeceler açılmış, tüm çekmecelere su dökülmüş, belgeler ıslatılıp yerlere atılmış, yönetim odasındaki koltuklar ters çevrilip ıslatılmış, şubede bulunan faks makinesi kırılmış, başkan masasında kullanılan bilgisayar
ve diğer bilgisayarın kasasına su dökülmüş, yönetim odasının kapısı da
kırılmış olarak buldu.

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan Çayla,
olayın “yağma ve örtülü tehdit” olduğunu belirterek şubede
bilirkişi eşliğinde tespit yapılmasını istedi.

İBRETLİK BİR PROF. RASİM ADASAL ÖYKÜSÜ.. / An exemplary anectode from Prof. Rasim Adasal

From: ilhami savaş
To: undisclosed-recipients:
Sent: Friday, March 02, 2012 12:17 PM
Subject: Muhteşem Ders…………….

İBRETLİK BİR RASİM ADASAL ÖYKÜSÜ

Tarih: 30 Kasım 1957 Cumartesi.
Yer: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Konser ve Konferans Salonu.

Durum: Her yer tıklım tıklım. İğne atsanız yere düşmez. Ben öne yakın sıralardan birinin ortalarındayım. Kürsü tam karşımda. Konuşmacı, merhum Em Tab. Alb. Prof. Dr. RASİM ADASAL.

Konferansın konusu: İnsanların yetkileri ve bu yetkilerin kullanılması.

Konferans başladı. Salonda sineğin kanat sesi duyulacak kadar sessizlik var.
Bundan sonrası RASİM ADASAL’ın özet ifadeleridir.

———————————————————————————————

“Muhterem konuklar ve talebeler…”

“Bazı insanlara yetki verilir; bazıları da yetkiyi kendileri ararlar ve üstlenirler. “
“Ben bugün yetkiyi kendi arayıp bulanlardan söz edeceğim…
Ve size bana intikal eden bir hikâyeyi anlatacağım.”

“Adamın biri yabancı olduğu bir kasabada dolaşırken büyük abdesti gelir.
Fena halde sıkışmıştır. Oraya-buraya seyirtir. Tuvalet arar, bulamaz. Sonra aklına gelir.
Burası bir Müslüman kentidir ve her caminin müştemilatında mutlaka bir umumi tuvalet olması gerekir. Gözlerini havaya çevirir ve bir minare görür. O yana doğru seyirtir ve tuvaleti bulur.
Boş iki kabin; kapılarında birer su ibriği ve çubuğunu tüttüren; bir sandalyenin üstüne adeta tünemiş bir tuvaletçi görür. İbriklerden birini kaptığı gibi kabinlerden birine dalar.
İbrikçi arkasından var gücüyle bağırır.”

“- Bırak o ibriği, ötekini al…..”

“ Adamın tartışacak hali yoktur. Bırakır aldığı ibriği, ötekini alır ve içeri girer…
Ooohhhh… rahatlamıştır. Taharetlenir, dışarı çıkar, ellerini yıkar, parasını da verdikten sonra ibrikçiye sorar… ”

“- Yahu arkadaş içeride merak ettim, düşündüm. Bu ibriği değil de ötekini alsaydım ne olurdu?”

“İbrikçi mağrur bir ifadeyle çubuğundan iki nefes daha çeker; sandalyesine iyice gömülür ve
soruyu yanıtlar…

“- BIRAK!… BİZİM DE BU KADAR FORSUMUZ OLSUN….”

“ İşte muhterem misafirlerim ve sevgili talebelerim. Bazı insanlar hayatta zorla ya da hasbelkader aldıkları yetkiyi böyle kullanırlar. Onun için bu tiplere aldırış etmeyeceksiniz ve üzülmeyeceksiniz..

=====================================
www.ahmetsaltik.net

MÜSLÜM GÜNDÜZ EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ OLMALI..

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11
9 Temmuz 2012

*MÜSLÜM GENEL MÜDÜR OLMALI*

Aczmendi’lerin Lideri Müslüm Gündüz, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”nin Emniyet Genel Müdürü olmalıdır. Yakışır. Hem AKP’ye, hem Eşbaşkan Türkiyeli Başbakan Erdoğan’a,
hem de büyük devlet adamı Cumhurbaşkanı Gül’e böyle bir atamaya imza koymak,
çok ama çok yakışır…

Polis Akademisine Başkan olarak, Profesör Remzi Fındıklı’yı atayan kafanın, Müslüm’den başka birini Emniyet Genel Müdürü ataması hem yazıktır, hem ayıptır.
Genel Müdür, Gündüz- Akademi Başkanı, Fındıklı. İkisi de aynısının tıpkısı, ikiz gibi tosunlar!…

Genel Müdür adayım Gündüz, televizyon canlı yayınında;

*”Lâik ve Demokratik Rejim yıkılacak ve şeriat gelecektir. Şeriat’ın gelmesi için
üç aşama vardır. Kalple isteme-dille söyleme-elle düzeltme. Şeriata geçişte elle düzeltme aşamasına gelinmiştir. Ordunun, günü geldiğinde bunu durdurmaya gücü yetmeyecektir. Çok kan aksa da bir aşamadan sonra İran’da olduğu gibi istenilen sonuç alınacaktır*” demişti.

Gerçi; İslamcı basın bu yobazı masum göstermek için onu “Fadime’nin bacakları” arasına saklamıştı ama Müslüm, defalarca bu sözlerini tekrarlamıştı…

Çağdaş- Demokrat- AB Üyesi Adayı Türkiye’nin İçişleri Bakanı-Başbakanı-Cumhurbaşkanı, üçlü kararname ile canımızı-namusumuzu-malımızı emanet edeceğimiz polisleri yetiştirecek Akademi’nin başına Profesör Remzi Fındıklı’yı atadılar.
Fındıklı, geçen sene yazdığı kitabının önsözüne şunu yazmış;

*”Bu eser çalakalem, bir anda makaslanarak yazılmış bir çalışma değil.
Denizde inci ararcasına uzun bir birikim, titiz bir çalışma ve emeğin ürünüdür…” *

Bakalım Fındıklı Hoca, bu titiz ve özenli çalışmasında neler demiş;

* Anayasa gizli bir devlet yapılanmasıdır.
* Türkiye’de anayasa yok, paşa yasa var.
* Rektör, Hıristiyanlıkta doğru yolu gösteren adamdır.
* Cumhuriyetin değil, Hukuk Devletinin ilkeleri olur. Cumhuriyet kalplerde değil,
sadece metinlerde ise çökme yolundadır.
* Demokrasi vasat insanlar rejimidir.
* İslami Demokrasi, çoğunluğa değil çoğulculuğa dayanmaktadır.
* Demokrasi bir sağduyu rejimidir, sol kulağını kapatırsan sağduyulu olursun.
* Dinsiz insan, dengesiz ve densiz insandır.
* Lâiklik, din dışı bir hayat şeklidir.
* Türk olmak kader, Müslüman olmak ise takdirdir.
* Bal arıdan, kavga karıdan olur.
* 15’inde kız ya er’de, ya yerde olmalıdır.
* Erkeğin göbeklisi, kadının da bebeklisi makbuldür.

İsteğimde ne kadar haklı olduğumu gördünüz mü?
Allah rızası için söyleyin, Başkan Fındıklı’nın amiri olarak,
Fadimeli Müslüm yakışmaz mı?..
Fındıklı’yı sağına, Müslüm’ü soluna, Feto’yu arkasına, Cübbeliyi önüne,
Kayseriliyi de ayağının altına alan Erdoğan’a, İslam aleminin halifesi olmak
yakışmaz mı? Yakışır, yakışır tosunuma karpuz kabuğu…
Ah, ah erken gittin be Mazhar Osman Hoca, sana öyle ihtiyacımız var ki…

Gelelim zurnanın zart dediği yere;

Müslüm’ün “*elle düzeltmesi*” ile, Fındıklı’nın “*Denizde inci araması”* aynı şeydir.
Elle düzeltme, İslam devrimine karşı olanların ve kendilerinden olmayanların kafalarının kesilerek yok edilme safhasıdır, tıpkı İran’da olduğu gibi.
Denizde inci arama ise, şimdilik söylenebilecek sözlerin dikkatle seçilmesi ve
İslam Mücahidi olacak polis ordusunun büyük bir titizlik içinde yetiştirilmesidir!…

Sayın Rektörler, Sayın TÜSİAD Başkanı, Sayın TOBB Başkanı nasıl memnun musunuz?
Ya siz, Özel Paşa, siz memnun musunuz?
Çünkü öncelikle ve ivedilikle “elle düzeltilecek” olanlar sizlersiniz.
Haydi gazanız mübarek, yolunuz açık olsun.
Nasılsa, beraber yürümüştünüz sizler bu yollarda…

Sağlık ve başarı dileklerimle.

Ahmet Saltık : 2012 Yılı ilk 6 ay Aydınlanma Makaleleri / Enlightenment papers in the 1st half of 2012 by Ahmet Saltik

“ Bütün Dünya bilsin ki, benim için bir taraflılık vardır : Cumhuriyet taraftarlığı, düşünsel ve toplumsal devrim taraftarlığı. Bu noktada, yeni Türkiye topluluğunda 1 bireyi, dışarıda düşünmek istemiyorum. ” (1924) Gazi Mustafa Kemal Paşa
2012_Yili_ilk_6_ay_Aydinlanma_Makaleleri

Ahmet Saltık : 2012 Yılı İlk 6 ay Aydınlanma Konferanslarımız / Enlightenment Conferences by Ahmet Saltik in the 1st half of 2012

“ Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; önce onurlarını, sonra özgürlüklerini ve daha sonra da bağımsızlıklarını ve geleceklerini yitirirler..” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
2012_Yili-ilk_6_ay_Aydinlanma_Konferanslari