2.2 milyon kişi icra kâbusu yaşıyor!

Cumhuriyet 22.08.2012
CHP’li Sinan Aygün:

Ankara Ticaret Odası eski başkanı, CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün

2.2 milyon kişi icra kâbusu yaşıyor

CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün, bu yılın ilk altı ayında 580 bin kişinin kredi kartı ve tüketici kredisi borcunu ödeyemediği için kara listeye alındığını ve 2.2 milyon kişinin icra kâbusu gördüğünü bildirdi. Aygün, “Yeni bir kart fırtınası geliyor” uyarısında bulundu. Aygün yaptığı açıklamada, şu bilgileri verdi:

• Ekonominin büyüme hızının yavaşlamasıyla batık kredi kartı ve tüketici kredisi borçları da arttı. Kredi kartı borcunu ödeyemediği için kara listeye alınanların sayısı bu yıl haziranda 82 bin kişiyi geçerek aylık bazda rekor kırdı.

• Resmi rakamlara göre 1 milyon 350 bin kişi kredi kartı, 842 bin kişi tüketici kredisi borcunu ödeyemediği için icra kâbusu görüyor. Her sabah icra kâbusuyla uyananların sayısı 2 milyon 200 bin kişi. Aileleriyle birlikte düşündüğümüzde sorun yaklaşık 9 milyon kişiyi ilgilendiriyor.

Türkiye’nin asıl sorunu EKONOMİ… Ve bıçak sırtında, ipler tümüyle Batı sermayesinin elinde.. 2001’de olduğu gibi bir gece İMKB – Bankalardan birkaç milyar doları götürmeleri ülkemiz için yıkım (felaket) olabilir. Öte yandan halk da yoksullukla terbiye edilerek demokrasicilik oynanmakta.. Yazık..
23.8.12, www.ahmetsaltik.net; Dr. Ahmet Saltık

Tufan Türenç isyan etti : Bu Hükümet çekip gitsin !

Tufan Türenç isyan etti :
Bu Hükümet çekip gitsin
Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tufan Türenç,
son günlerde yoğunlaşan şehit cenazelerine Twitter’dan isyan etti.

Tufan Türenç’e, yaklaşık olarak son 1 yıldır yazı yazdırılmıyor..
HÜRRİYET’in yazı işleri müdürlüğü kızak kadrosunda..
AKP basını tar-u mar etti.. İleri demokrasi bu herhalde..
Çok yazık.. Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net, 23.8.12

Tufan Türenç, Twitter’dan yaptığı açıklamada;

“Bu Hükümet ya durdursun ya da çekip gitsin!” dedi.

Tufan Türenç şu twitleri geçti :

*Yeter artık! Bu hükumet ya durdursun ya da çekip gitsin.
İstifa denen onurlu bir müessese vardır.

*İnsanlar, Mehmetçikler ölüyor. Başbakan seyrediyor. Dünyada bunun bir örneği yok.
Meclis’e bile gelemiyor..

*Cumhurbaşkanı da bu günaha ortak oluyor. Sen devletin başısın.
Neden liderleri, kabineyi toplamıyor?

*Cumhurbaşkanı neyi bekliyor merak ediyorum. Ülke yangın yerine dönmüş. Yazık, yazık.

*Bu milleti anlayamıyorum. Ülke çocukları patır patır öldürülüyor, Hükümet öyle bakıyor.
Halk da susuyor.

*Dilerim ülkemiz bir felakete sürüklenmez. Gelişmeler kötü. Bu terörü durdurmamız lazım.

İşte bu nedenle yıkamazsınız…

İşte bu nedenle yıkamazsınız…

Çetin Ünsalan
cetinunsalan@yahoo.com
www.ulusalkanal.com.tr
22.8.12

Türkiye çok can sıkıcı bir süreçten geçiyor. Her gün verilen şehitler, patlayan bombalar, siyasilerin kendi aralarındaki kısır ve basiretsiz tartışmaları; birilerinin bu ülke üzerinden yaptığı hesaplar konusunda adım adım ilerleyen halleri, bu milletin her evladının canını yakıyor.

Öylesine bir kısır döngüye girildi ki, iktidarıyla muhalefetiyle ortaya konulan performans, herkesin ‘eyvah’ noktasına götürüyor. Bazıları buna siyaset dese bile, böylesi siyasi bir anlayışın, bir devletin, bir milletin etnik ve dini anlayış bakımından parçalanmasına verilen uğraşın en tepe noktasına çıkıldığı günlerdeyiz.

Bayram günü bile patlayan bombalar, ölen masum siviller ve Türkiye’yi Suriye’ye sokmak adına yapılan kamuoyu hazırlıkları, daha zor günlerin habercisi gibi adeta… Fakat tüm bunların içinde öyle olaylar yaşanıyor ki, ‘Burası Anadolu ve mutlaka yine oyunu bozacaktır’ dedirtiyor insana…

Fillerin tepişip, çimlerin ezilmediğini kanıtlarcasına cereyan eden olay bayramın üçüncü günü Şırnak’ta yaşandı. Muhtemelen BDP’ye oy verdiği anlaşılan ve Uludere’de hayatını kaybedenlerin olduğu Gülyazı Köyü’ne taziyeye giden BDP’li vekilleri karşılamak için yola koyulan köylülerden bahsediyorum.

Bu köylülerin karşılamaya gittiği milletvekillerini koruyacak olan kim? Hepimizin askerleri, bizim Mehmetçiklerimiz… Yolda giderken beklenmedik bir olay oluyor ve askerleri taşıyan korucu Mehdi Tosun’un kullandığı minibüs kaza yapıp, devriliyor.

İşte ne oluyorsa ondan sonra oluyor… BDP’li milletvekillerini karşılamaya giden köylüler, konvoyu durdurup, askerleri kurtarmaya, devrilen araçtan tek tek çıkartarak, kendi araçlarıyla Gülyazı Sağlık Ocağı’na götürmeye başlıyorlar. Oradan da hastaneye sevk ediliyorlar.

Uludereliler, devrilen minibüsteki askerlerimizi ağıtlar yakarak çıkardılar..
Kazanın ardından, 28 Aralık 2011’de savaş uçakları tarafından yanlışlıkla vurulan köylülerin yakınları yaralıları kurtarmak için seferber oldu.
’BENİ BİR TEYZENİN YANINA GÖTÜRÜN…’
Geçtiğimiz yıl savaş uçakları tarafından yanlışlıkla vurulan 34 köylünün yakınları Mehmetçik’i kurtarmak için büyük çaba gösterdi. Yaralıları sivil araçlarla hastaneye ulaştıran köylüler, bazılarının da son isteklerini yerine getirdi. Bu sırada yürek dağlayan hadiseler yaşandı. Bir asker, yanına gelenlere, ’Geçen yıl annemi kaybettim, ona kavuşacağım. Beni bir teyzenin yanına götürün.’ dedi. Bunun üzerine süt sağmaya giden ve ’Berivan’ diye anılan Emine Ürek’ten yardım istendi. Asker, Uludere’deki bombalama sırasında oğlunu kaybeden Ürek’in dizine başını koyduktan sonra hayatını kaybetti. Herkes gözyaşlarına boğuldu. Evli olduğu öğrenilen bir diğer askerin ise sürekli telefonu çalıyordu. Yaralıyı hastaneye götüren köylüler, ’annem’ ve ’babam’ adıyla kayıtlı numaraya bir türlü cevap veremedi. ’Komutanım’ adıyla kayıtlı numara aradığında ise telefonu açtılar ve askeri Uludere’ye yetiştirdiklerini söylediler. Ancak yaralı Mehmetçik tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Fotoğraf altı notları: Dr. Ahmet Saltık, arşivi, www.ahmetsaltik.net, 23.8.12

Orada ortaya çıkan görüntü, siyasetçilerin ayrışma politikalarına inat, iktidarın içi boş açılımlarındaki etnisiteyi tek tek sayan ve ayrıştıran söylemlerinin aksine bir anlam ortaya koyuyor. Kazada 9 asker ve 1 korucu şehit oldu. Fakat bu ülkenin tek bir millet olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Günlük kısır tartışmaların ötesine geçen, dar zamanda kenetlenen görüntü çok önemliydi. Yine sıcak tartışmaların gölgesinde Van’daki deprem sonrasında da benzer bir manzara yaşandığı, oraya tüm ülkeden yardım yağdığını hatırlayınız.

Küresel sermaye bu ülke üzerinde hesaplar yapıyor olabilir, başka devletler ucu parçalanmaya gidecek senaryoları hayata geçirmeye uğraşıyor olabilir, bu amaca ulaşmak için siyasetçiler yaratıp, elde ettikleri güçle yasaları kendilerine uydurup, bir milletin çıkarlarının tersine işlem gördürebilirler.

Ama her şey bir yana, bayramın üçüncü günü Uludere’den çıkan fotoğraf,
acısı ciğerimizi yaksa da, farkında olmadan tüm dünyaya haykırıyordu:

“Burası Anadolu, bizi yıkamazsınız, bu milleti parçalayamazsınız.”

Sağlıkta dövizle vurgun

SGK yolsuzlukları abartılarak işleniyor.. Amaç, bunlar olmasa SGK işleyecek izlenimi vermek.. Sistemin özündeki hastalık, sistemik talan (Devlet eliyle yurttaşın parasını özel sağlık şirketlerine aktarma) böylelikle örtülmeye çalışılıyor.. Çok yazık..
Dr.Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net, 23.8.12

Dostlar,

Yabancı hasta başına 1000 dolara dek şirketlere destek ??!

Nereden, ülkenin hazinesinden..

Kim ? Gene AKP..

Haziran 2012 sonunda TAMAMLAYICI – DESTEKLEYİCİ SİGORTA adı altında SGK’nın
temel güvence paketini iyice daraltarak insanımızı ayrıca özel sağlık sigortalarının kucağına iten AKP hükümeti, yerli-yabancı sermayeye ise çok cömert!

SGK açıklarını finanse edemediği için prim = ek vergi karşılığı sağlık hizmetlerini iyice daraltırken yabancıya bol keseden teşvik..

Bu harami düzenidir..

Söz konusu genelge geri çekilmelidir.

1000 Doların yarısı kadar ülkemizin yoksuluna kişi başına yıllık sübvansiyon verilse,
TAMAMLAYICI – DESTEKLEYİCİ SİGORTA tuzağı denen sefillik, vahşet ortadan kaldırılabilir.

SGK’nın ilgili genelgesinde ne deniliyor biliyor musunuz ?

“Özel sağlık sigortasına sahip olan genel sağlık sigortalısı”..

Maskaralığa bakar mısınız ?

Ne denmişti, verebilenden prim (= EK VERGİ!) alacağız, veremeyeninkini
Devlet ödeyecek..

Veremeyen kim,

“Yoksul”un tanımı ne?

“Yoksul” un 2012’nin 2. yarısında tanımı :
Brüt asgari ücretin 1/3’ünün altında kalan aylık gelir..

Yani ? 940 TL/ 3 = 313 TL! Aylık geliriniz 314 TL ise “yoksul” değilsiniz ve
GSS primi (EK VERGİ!)ödeyeceksiniz!

Öte yandan, sağlık şirketlerini teşvik için, yurtdışından belli ülkelerden (??) gelecek hasta başına 1000 $ Devlet desteği, ballı kaymaklı teşvik..!
(22.8.12, Cumhuriyet)

Sormak zorundayım : Ey AKP, SİZ KİMİN HÜKÜMETİSİNİZ ??

Necip milletim, gözün hala açılmayacak mı??

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net, 22.8.12

===========================================================================

Yoksulları bile GSS ile prim ödemeye zorlayan hükümet,
sağlık tekellerine dolarla kaynak aktarmaya hazırlanıyor

Sağlıkta dövizle vurgun

İktidara geldiği günden beri fakir fukaraya kömürle makarna yardımı yapan
AKP hükümeti, sağlık tekellerine bavulla döviz ödemeye hazırlanıyor. SES İzmir
Şubesi’nden Dr. Ergün Demir ve İstanbul Tabip Odasından Dr. Güray Kılıç’ın,
Haziran 2012 sonunda Resmi Gazetede yayımlanan;

“Döviz Kazandırıcı Hizmet Ticaretinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (No 2012/4)” üzerine yaptıkları çalışma hükümetin, bir yandan yıllardır uyguladığı
sosyal politikalarla yoksulluğu kaldırmak yerine makarna, kömür dağıtarak önce şükretmelerini sonrasında da dağıtılan makarna ve kömürün oya dönüşümünü hedeflerken; öbür yandan ülkenin kaynaklarını birtakım tekellere aktarmanın mekanizmalarını
dâhice formüllerle yaratmaya devam ettiğini ortaya koydu.

Demir ve Kılıç’ın yaptığı çalışmaya göre, tebliğ ile Türkiye’nin döviz kazandırıcı hizmet gelirlerinin artırılması ve hizmet sektörlerinin (sağlık, bilişim, eğitim) uluslararası rekabet gücünün geliştirilmesi için Türkiye’de yerleşik yararlanıcıların gerçekleştirdikleri faaliyetlere ait giderlerin bir kısmının “pazara giriş”, “yurtdışı tanıtım”, “yurtdışı birim”, “belgelendirme”, “ticaret heyeti”, “alım heyeti” ve “danışmanlık” adı altında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan karşılanmasının yolunu açtı.

Tebliğin, Ekonomi Bakanlığı’nın protokol yaptığı sağlık turizmi şirketleri ile hastane işleten sağlık kuruluşlarına yönelik sağladığı destekler şu şekilde sıralanıyor:

Yatırım raporu desteği: Uluslararası mevzuat veya yatırım konularında satın alacakları veya hazırlatacakları raporlara ilişkin giderler için sağlık turizmi şirketleri ve sağlık kuruluşları için % 60, yıllık toplam en fazla 100.000 $ tutarında; işbirliği kuruluşları için % 70 ve yıllık toplam en fazla 300.000 dolarlık tutar karşılanacak.

Tedavi masrafı: Bakanlığın belirlediği hedef ülkelerden sağlık kuruluşlarınca Türkiye’ye getirilen hastaların uçuş giderlerinin yarısı ve toplam tedavi masraflarının % 20’sini geçmemek üzere hasta başına en fazla 1.000 dolarlık tutar karşılanacak.

Yurtdışı tanıtım: Yurtdışında düzenlenen fuar, kongre, konferans ve/veya bağımsız tanıtım programı kapsamında yapılan tanıtımlara ilişkin sponsorluk, reklam, danışmanlık, katılım ve organizasyon giderleri; sağlık kuruluşları veya sağlık turizmi şirketleri için %50 ve yıllık toplam en çok 300.000 $, işbirliği kuruluşları için % 70 oranında ve yıllık toplam en çok 500.000 $ karşılanacak.

Reklam gideri: Sağlık kuruluşları, sağlık turizmi şirketleri ve işbirliği kuruluşlarının arama motorlarında yapacakları, arama ağı reklamları da dahil olmak üzere reklam ve tanıtım giderleri; %50 ve sağlık kuruluşu, sağlık turizmi şirketi veya işbirliği kuruluşu başına yıllık en fazla 100.000 dolar ödenecek.

Yurtdışı birim ve kira gideri: Sağlık kuruluşlarının, sağlık turizmi şirketlerinin veya işbirliği kuruluşlarının doğrudan veya yurtdışında faaliyet gösteren şirketleri ya da şubeleri aracılığıyla açtıkları birimlerin kira giderleri 4 yıl karşılanacak.

Danışmanlık: Sağlık turizmi şirketleri veya sağlık kuruluşlarının Bakanlığın ön onay verdiği konularda satın aldıkları danışmanlık hizmetlerine ilişkin giderler %50 oranında ve yıllık en çok 200.000 doları ödenecek. Bakanlık, bu tebliğ çerçevesinde desteklenen veya destek kapsamına alınacak yararlanıcıların döviz kazandırıcı hizmetlerin desteklenmesi konularındaki stratejilerin oluşturulması, geliştirilmesi ve uygulanması konularında gerçek ya da tüzelkişilerden yıllık en fazla 5 milyon Doları tutarında danışmanlık hizmeti satın alabilecek.

(Cumhuriyet, 22.08.2012)

Erdoğan’a Yanıtı TCDD arşivleri veriyor

Cumhuriyet 22.08.2012

Erdğan’a Yanıtı TCDD arşivleri veriyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın demirağları sahiplenmesine ilişkin yaptığı açıklamanın ardından Cumhuriyet döneminde yapılan demir yolları uzunluğu ile AKP iktidarı döneminde yapılanlar karşılaştırıldığında, açıklamaların gerçeği yansıtmadığı anlaşıldı.

Erdoğan, Kadıköy-Kartal metro hattının açılışında yaptığı konuşmada 10. Yıl Marşı’nı anımsatarak, “Neyi ördün? Hiçbir şey örmüş falan değilsin. Ortada duranlar belliydi. Demirağlarla Türkiye’yi şimdi biz örüyoruz” demişti. Cumhuriyetin ilk 10 yılında hiçbir şeyin yapılmadığı sonucunun ortaya çıktığı açıklamanın ardından TCDD verilerine göre Cumhuriyetin ilk 17 yılı ve AKP iktidarı döneminde yapılan demir yolları karşılaştırıldı. Sayısal sonuçlar Başbakan’ın demirağları sahiplenmesini yalanladı.

TCDD verilerine göre Osmanlı devleti 4559 km ray döşedi. Bu rakama Cumhuriyetin ilanından sonraki 17 yılda 4078 km demiryolu daha eklendi.

AKP iktidarının 10 yıl boyunca döşediği raylar ise
1085 km olduğu belirlendi.

Hızlı tren hattının ise 888 km olduğu ortaya çıktı.

İşte TCDD verilerine göre Atatürk döneminde yapılan demiryollarının bir kısmı:

• Devlet Demir Yolları 1924’te faaliyete geçirildi.

• Eskişehir Cer Atölyeleri’nde demiryolu malzemesi üretecek birimler 1925’te hizmete girdi.

• Ankara-Kayseri, Samsun-Havza-Amasya demiryolları 1927’de yapıldı.

• Anadolu Demiryolları Şirketi ile Haydarpaşa-Eskişehir-Konya ve Yenice-Mersin demiryolları yabancılardan 1928’te satın alındı. Amasya-Zile-Kütahya-Tavşanlı demiryolları açıldı.

• Mersin-Adana, Anadolu-Bağdat, Mersin Tarsus demiryolları, Haydarpaşa Limanı yabancılardan 1929’da alındı. Kütahya-Emirler, Fevzipaşa-Gölbaşı demiryolları açıldı. Fatih-Edirnekapı tramvay hattı hizmete girdi.

• Ankara-Sivas ve Kayseri-Şarkışla demiryolu 1930’da açıldı. Bursa-Mudanya demiryolu yabancılardan satın alındı.

• Gölbaşı-Malatya, Samsun-Sivas demiryolları 1931’de açıldı.

• Kütahya-Balıkesir, Ulukışla-Niğde demiryolu 1932’de açıldı.

• Samsun-Çarşamba, Bandırma-Menemen-Manisa demiryolu yabancılardan 1933’te satın alındı. Adana-Fevzipaşa, Ulukışla-Kayseri demiryolu açıldı.

• Basmane (İzmir)-Afyon demiryolu yabancılardan 1934’te satın alındı. Demiryolu Elazığ’a dek ulaştı.

• Aydın Demiryolları yabancılardan 1935’te satın alındı. Fevzipaşa-Ergani-Diyarbakır, Afyon-Isparta demiryolları işletmeye açıldı.

===================================================
Not : Cumhuriyet’in 10. Yılı İle Yarışan Psikoloji / Öner Tanık
başlığıyla ADD web sitesinde 22.8.12 günü yayımlanan yazıya da bakılması önerilir.
http://www.add.org.tr/index.php/yaz-lar/379-cumhuriyet-in-10-y-l-ile-yar-san-psikoloji-oener-tan-k

Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net, 23.8.12