Dağlara kayalara yontusu yapılan başka bir lider tarihte var mı? / Is there any other leader in the history who was scalped on rocks and mountains

Yeryüzünde dağlara taşlara yontusu yapılan başka bir toplumsal önder var mı? Bu olgu, sosyal psikoloji açısından halkın önderine derin bağlılığının açık, somut dışa vurumudur. 1 olguya
daha dikkat.. Yontunun altına konan ileti..
Ne saldırganlık, ne ırkçılık.. zaten bunlar Atatürkçü düşünce sisteminde yok.. Onca söylem içinden özenle seçilmiş ve evrensel bir ileti veriliyor :

YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ..

Yüce Atatürk’ün ışığı tüm insanlığı aydınlatacak..

Sevgi ve saygı ve şükran ile.
2.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

T.C. Dışişleri Bakanı A. Davutoğlu’ndan : Stratejik Sığlık..

“STRATEJİK DERİNLİK” adlı kitabın yazarı Prof. Ahmet Davutoğlu..Kuram ile uygulama örtüşmüyor galiba.. Stratejik bir sığlık yaşıyoruz gerçekte.. Yazık.. Irak’ın Kuzeyindeki kukla devletçiğin başını bu resmi ziyaretle tanımış oluyorsunuz.. Son ABD ziyaretinde Obama “office boy” çağırır gibi sizi parmak işaretiyle çağırdığında mı planlandı bu ziyaretiniz? Bir an önce Kürsünüze dönün Sn. Davutoğlu, Kürsünüze.. Daha iyisi anılarınızı yazmaya.. Yazık oluyor bu ülkeye. Dr. Ahmet Saltık, 2.8.12

SENİNKİ İYİ BENİMKİ KÖTÜ..

E. Tuğamiral, Deniz Harp Okulu eski komutanı..
TÜRKER ERTÜRK
E. Tuğamiral

SENİNKİ İYİ BENİMKİ KÖTÜ

25 Temmuz 2012, İlk kurşun

Geçen hafta Çarşamba günü komşumuz Suriye çok büyük bir terör saldırısına sahne oldu.
Şam’da Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına yapılan bombalı saldırı sonucunda Suriye’nin ulusal güvenliğinden sorumlu en üst düzey beş insan yaşamını yitirdi. Bunlar; Savunma Bakanı Davut Raşa, Savunma Bakan Yardımcısı ve Esad’ın eniştesi
Asıf Şevket, Devlet Başkanı Yardımcısı ve eski Savunma Bakanı Hasan Türkmani,
İçişleri Bakanı İbrahim El Şaar ile Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Hişam Bahtiyar’dır.

Öldürülen bu insanların kimliklerini incelediğimizde dikkat çeken farklı özellikleri; Arap, Türk, Hıristiyan, Sünni Müslüman ve Alevi Müslüman olmalarıdır. Örneğin yaşamını yitiren Savunma Bakanı Hıristiyan Arap’tı. Bir önceki Savunma Bakanı ise Sünni Türk’tü.Ülkemizde %20’yi aşan oranda Alevi yurttaşımız vardır. AKP 10 yıldır iktidardadır. Bu süre içinde Alevi bir bakana tanık oldunuz mu? Suriye’deki rejimin Batı tipi bir demokrasi olmadığı muhakkaktır. Fakat bu rejim, bir azınlık mezhebinin toplumun tamamını kucaklayamayan yönetim biçimi midir? Yorumu sizlere bırakıyorum.

Bu bir terör saldırısıdır

Bu bir terör saldırısı olup amacı idarenin ve halkın moralini çökertmek, ülkeyi yönetim boşluğuna, kaosa, iç çatışmaya ve dolayısıyla iç savaşa sürüklemek ve dış müdahale için elverişli ortamı hazırlamaktır.

Bunun böyle olduğu çok açık belli olmasına karşın Batı, Şam’daki bombalı saldırı olayını terör olarak görmemiş hatta isyancıların yönetime karşı bir zaferi olarak değerlendirmiştir. Bu en hafif deyimi ile ikiyüzlülüktür ve çifte standart uygulamaktır.

Geçtiğimiz hafta Şam’da Ulusal Güvenlik Konseyi Karargahı’na yapılan saldırı ile
11 Eylül 2001’de Pentagon’a yapılan saldırı arasında hiç fark yoktur. İkisi de terör saldırısıdır, ikisi de lanetlenmelidir. Eğer bu insanlık dışı suçu işleyenleri
farklı gözlükten bakarak senin teröristin iyi benimki kötü yaklaşımı ile görürsek
terör sorununu çözmemiz olanaklı olamaz.

Evet, Batı Şam’daki bu terör saldırısını isyancıların yönetime karşı askeri bir başarısı olarak görmüştür. Ama Batı’nın böyle davranmasının bir gerekçesi vardır.
Orta Doğu’daki, Suriye’deki ve ardından Türkiye’deki çıkarları, Batı’nın ikiyüzlü davranmasını gerektirmektedir. Bir terör örgütü olduğundan şüphe bile edilemeyecek olan PKK’ya da bu nedenle örtülü destek verilmektedir.

Batı’yı anlayabiliyorum ama bizi!

Batı’yı anlayabiliyorum ama AKP yönetimi altında Türkiye’nin ne yaptığını
siz anlayabiliyor musunuz? Suriye’ye müdahale Türkiye’ye müdahale iken,
Suriye’nin bölünmesi Türkiye’nin bölünmesi iken siz nasıl Batı’ya destek verirsiniz.

Biz yıllarca terörden çeken bir ülke olarak komşumuza karşı yapılan bu terör saldırısına karşı nasıl duyarsız kalır hatta Batı tarafından ipotek altına alınan zihinler aracılığı ile içten içe nasıl sevinç duyarız. Lütfen birisi bana,
Sayın Abdullah Gül’ün ve Sayın Tayyip Erdoğan’ın Şam’da meydana gelen müessif olayı kınadıklarını ve taziye mesajı gönderdiklerini ama benim atladığımı söylesin.
Aynı olay bizim ülkemizde olsa ne yaparsınız? Komşularımızdan biri veya birkaçı bize olan bu saldırıyı kınamaz ve taziye mesajı göndermez ise onlar hakkında ne düşünürsünüz? İşte AKP iktidarında Türkiye’nin geldiği yer burasıdır.

Bu köşeyi takip eden sevgili okurlarım bilirler, geçtiğimiz Nisan ayı içinde Suriye’ye gitmiştim. Amacım hem davet edildiğim televizyon programlarına katılmak hem de çeşitli toplum kesimleri ile görüşerek daha berrak bir Suriye resmini sizlere intikal ettirebilmekti. Bu kapsamda görüştüğüm isimlerden biri de bombalı terör saldırısında öldürülen Savunma Bakan Yardımcısı ve Esad’ın eniştesi Asıf Şevket’ti.

Bakan bana Türkiye’nin Suriye’deki teröre nasıl destek verdiğini örneklerle anlatmıştı. Konuşmamız sırasında en çok dikkatimi çeken husus ise, Sayın Erdoğan’ın ihanet olarak değerlendirdikleri tavır değişikliği ve onlarda yarattığı travma idi. Asıf Şevket bende sakin, işini bilen, yurtsever bir insan izlenimi bıraktı. Ayrılırken masasının yanında bulunan büyükçe bir resme gözüm takıldı, fark etti ve ben sormadan “eşim ve çocuklarım“ dedi. Bende selamlarımı ailesine iletmesini söyledim. Gülümseyerek başını salladı “mutlaka ileteceğim“ dedi. Hala gözlerimin önünde çok canlı!

Şam’da yapılan bombalı terör saldırısında yaşamını kaybedenlere Allahtan rahmet kederli ailelerine başsağlığı, sabır ve uzun ömür diliyorum. Bu vesile ile her türlü terörü kınıyorum ve lanetliyorum.

Osmanlı’yı bölenler ile Türkiye’yi bölecekler aynı!

Şu anda Suriye’nin iç barışı ve toprak bütünlüğü ağır saldırı altındadır.
Dolayısıyla ülkemizin de iç barışı ve toprak bütünlüğü tehdit altındadır.
Geçmişte Batılılar Osmanlı Devleti’ni bölmek için Yunanlıları, Makedonları,
Bulgarları, Ermenileri, Arapları silahlandırdılar ve isyan ettirdiler.

Bunu uygarlık adına yaptılar çünkü “ Osmanlı barbardı. “

Şimdi özgürlük, insan hakları ve demokrasi getirmek adına yapıyorlar. Niyet aynı,
böl ve yönet. Geçmişte uydurma gerekçelerle bizi böldüler, parçaladılar ve birbirimize düşman ettiler, şimdi ise başka uydurma gerekçelerle ve aynı maksatla yine aynı bölgeyi daha yönetilebilir daha da küçük parçalara ayırmak istiyorlar.

Geçmişin bu acı tecrübesini yaşayan biz, ama bize bu tecrübeyi yaşatanlar ile ele ele ve diz dize aynı acıyı yaşamaya çalışan yine biz. Bu ancak gaflet, dalalet ve hıyanet ile açıklanabilir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olan ve bugün 89’uncU yılını kutladığımız
Lozan Barış Antlaşması’nda katkısı olanları saygı ve minnetle anıyorum.

AB-D Emperyalizmi ve BOP ve de ARAP BAHARI ???

BOP-Büyük Ortadoğu (gerçekte Büyük İsrail-Bİ Planı) veya GOKAP (Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi) 18 Aralık 2010’da Tunus’ta başlatıldı.. Yürüyor.. T.C. Başbakanı RT Erdoğan bu emperyalist yıkıcı kanlı planda Eşbaşkan! İşin acısı, yayımlanan BOP haritalarında Türkiye de parçalanmış görünüyor.. Hedef bu, Türkiye mezbaha koçluğu yaparak kendi infazını hazırlıyor.. Bu meş’um (lanetli) BOP süreci durdurulmak zorunda.. Türkiye bu BOP harakirisi sehpasından indirilmeli.
Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net 2.8.12
AB-D Emperyalizmi ve BOP ve de ARAP BAHARI ???

En kolay aldatabileceğiniz insanlar, her şeyi bilenlerdir.
Roth BROWN

Değerli arkadaşlar,

AB-D emperyalizmi tarafından 22 ülke için böl ve yönet mantığı ile planlanan ve uygulanan BOP ve de ARAP Baharı projesi ikinci yılına girdi. İlk olarak

18 Aralık 2010’da Tunus’da başlamış daha sonra Mısır, Yemen, Cezayir veÜrdün’e sıçramıştır. Sonra Libya ile devam etmiştir. Bu dönemde, AB-D emperyalizmi tarafından askeri ve ekonomik katkılarla kışkırtılan halk ve paralı askerler tarafından Tunus, Mısır ve Libya gibi ülkelerdeki iktidarlara son verildi.

Tunus’la başlayan, kanlı proje Suriye ile bizim de komşumuz oldu. Irak ve Libya gibi Suriye’nin de bölünmesi gündemde. Yani bölünme sırası bize mi geliyor?

Güya halk hareketi ile yönetimleri devrilen ve hala büyük bir yönetim kaosu yaşayan
bu ülkelerin eski yöneticilerini inceleyecek olursak;

• Tunus’da Zeynel Abidin Bin Ali, 23 yıl iktidarda kaldı. İhtilal sonrası Suudi Arabistan’a kaçan Bin Ali, yanında 1,5 ton altını götürmüş. Kanada’dan Güney Amerika’ya kadar ülkelerdeki mal varlığı araştırılıyormuş. İsviçre hükümeti ise 5 milyar $’lık serveti donduracağını açıklamış.
• Libya’da Muammer Kaddafi, 42 yıl iktidarda kaldı. Kaddafi’nin tüm mal varlığı 168 milyar $ değerindeymiş. Ağustos ayının sonunda Trablus’taki karargahından kaçarken,12 milyar $ nakit para ile 5 milyar $’lık altını yani yaklaşık 17 milyar $’ı, tünellerden Nijer’e kaçırmayı başarmıştı. Bu para şimdi eşi Safiye, kızı Ayşe ve hayatta kalan oğullarının denetiminde. 17 milyar $’ın dışında İspanya, Amerika ve İngiltere’deki banka hesaplarında 70 milyar $’ı bulunuyormuş.
• Mısırda Mubarek El Baraday, iktidarda 30 yıl kaldı. Yaklaşık 67 milyar $’lık serveti ABD ve İsviçre bankalarındaymış. İsviçre hükümeti Mübarek’in mal varlığını donduracağını açıklamış.

Söz konusu ülkelerde, AB-D emperyalizmi tarafından demokrasi gelecek vaadi ile yapılan eylemlerde binlerce masum insan hayatını kaybetti, sağ kalanlar da yerlerinden göç etmek zorunda kaldı. NATO’yu da kullanarak yaptıkları bombalamalar sonucu, kentlerde binlerce konut ve yerleşim yeri yıkıldı. Bakalım, harabeye dönen ve giderek bölünen bu ülkelerde yönetime gelen kişilerle demokrasi oluşabilecek mi? Hep beraber göreceğiz.

Bu aşamada demokrasi getireceğiz yalanı ile büyük hasarlara neden olan AB-D emperyalistlerine sormak gerek :

• 2008’den beri büyük bir ekonomik sıkıntı çeken AB-D emperyalizmi, neden bu dönemde Arap Baharını başlattılar ???
• Onlarca yıl bu ülkelerin liderleri ile ilişkilerini sürdüren AB-D emperyalizmi, acaba çektikleri para sıkıntısını hafifletmek için mi bu yönteme başvurdular ???
• Devirdikleri liderlerin paralarını ne zaman o ülkelere iade edecekler ???
• Yoksa bu paralara el koyup, kendi ihtiyaçları için mi kullanacaklar ???
• Arap Baharı gibi halk devrimleri olarak sunulan eylemlerle, Suudi Arabistan ve
diğer petrol zengini ülkelere de gözdağı verilerek, biriken dolarlarını yalnızca
AB-D ülkelerinde tutmaları için mi uyarılıyorlar ???

Özellikle büyük bir maddi sıkıntı çeken ve yüzlerce bankası batan ABD ile neredeyse Euro’dan vazgeçmeye hazırlanan ve de büyük bir borç krizi ile ekonomik deprem yaşayan
AB ülkeleri için bu hazır paralar bence büyük bir fırsat sayılmalıdır.

Değerli arkadaşlar,

Birilerinin kendi ülkelerini kurtarmak için uyguladıkları emperyal projeler yüzünden,
gerek Libya’daki yatırımlarımızda ve gerekse de Suriye üzerinden yaptığımız ihracatımızda oluşan milyarlarca $’lık zarar, ekonomimizi oldukça sarsacaktır.

Şimdi bu vahşi kapitalistlerin eylem ve projeleri iyi irdelenmeli, dünyamızın mutlu geleceği açısından üst seviyede yorumlanmalıdır. Yani projelerin esas hedefleri iyi algılanmalı ve ona göre önlemler alınmalıdır. Dünya petrol ve doğal gaz rezervini kontrolü altına almak isteyen AB-D emperyalizminin piyonu olmayalım. Aksi halde ulusal çıkarlarımızı korumak için vakit geçmiş olabilir.

Umarım, yöneticilerimiz ve danışmanları, önümüzdeki süreçte güzel ülkemizin mutlu geleceği için AB-D emperyalizminin vahşi çıkarlarına karşı alacakları kararlarda, yukarıdaki uyarılarımızı dikkate alırlar.

Sevgi ve saygılarımla (01.08.2012).

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

NOT:
AB-D emperyalizmi, demokrasi vaadi ile yaratmış oldukları kaotik ortamda diğer ülkelere de silah satarak köşeyi dönmektedir. Örneğin, ABD bu yıl başta Suudi Arabistan’a 29,4 milyar $, Kuveyt ve Katara da 11,3 milyar $ olmak üzere toplamda 50 milyar $’lık silah satarak rekor kırdı.

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR