Yine Terör

E. Korg. Erdoğan Karakuş
www.add.org.tr, 22.8.12

Yine Terör

Bugün Büyük Türk Milleti, Türk Ulusu uğursuz bir saldırıyla karşı karşıya.

Şimdi bu saldırılardan kurtulmanın tek yolu var.

O da ulusun en azından büyük çoğunluğunun, kimin doğru, kimin yanlış söylediğini
artık kavraması. Eskisi gibi uzun zaman da yok.

Biz doğruları söylüyor ve diyoruz ki:

– Sakın Büyük Ortadoğu Projesinin peşinden gitme.
– Sakın birilerine uyup zaten zayıflamış ordunu daha fazla zayıflatma.
– Sakın yargını daha fazla zayıflatıp adaletsizliğin esas kaynağı olma.
– Sakın Avrupa Birliği yasalarına uyum uydurmalarıyla yapılan yasalarla,
terörle mücadelede güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlama.
– Sakın terörle müzakereye müsaade etme. Mücadele et.
Güvenlik güçlerine destek ol. Terörü bitir.
– Sakın “Analar ağlamasın, Açılım”uydurmalarına kanma. Ödün verdikçe ödün
isteyeceklerini unutma. “Ver kurtul”un kurtulmak olmadığını bil ve
ona göre mücadele et.

Üç gün önce büyük bir kitle “Açılım” uydurmasına inandı. Söz dinlemedi.
“Ver kurtul”cuların yanında yer aldı. Şimdi analar daha çok ağlıyor.
Analar ağlamasın istiyorsak, şimdi terörle mücadele zamanıdır. Ancak o zaman
on yıl önceki gibi terörsüz bir Türkiye yaratabiliriz.

– Sakın “Yurtta barış dünyada barış” sözlerini unutma. “Komşularla sıfır sorun”
uydurmalarına kanma. Yönetimdekilerin Türkiye’yi, üç gün önce dost olduğumuz
ülkelerle savaş noktasına getirmesine müsaade etme.

Gaziantep’teki melun terör olayının ana nedeni :

Bugün Türk Silahlı Kuvvetlerinin dış güçlerin de girişimiyle zayıflatılmış olmasıdır.

Büyük Ortadoğucular hala içte ve dışta yandaş ve yardakçılarıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

Onlarla mücadele et.

Yoksa zayıflamış bir silahlı kuvvetlerle milletin-ulusun yaşaması söz konusu olamaz.
================================

Teşekkürler Erdoğan Karakuş paşam;

Umarız milletimiz gerekli dersi çıkarır..
Bu yalın söylem, öğüt-uyarı işe yarar dilerim.

Sevgi ve saygı ile. 22.8.12, Tekirdağ

Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net

Gaziantep’te katliam : Bu Hesabı kim verecek?

9 ölü, 66 yaralı. Aralarında masum çocuklar ve kadınlar var. 66 yaralıdan ölenler olacak belki de, yaşam boyu engelli kalabilecekler.. Böylesine tek bir vahşi, insanlık dışı eylem bile, davanız her ne ise, tüm meşruluğunu sonsuza dek ortadan kaldırmaya yeter de artar da! Yazıklar olsun Antep vahşetini kurgulayanlara da, alet olanlara da, halkını koruyamayan, saldırıyı engelleyemeyen yetkililere de.. En başta da bu zemini yaratan AKP iktidarına yuh olsun!
“Çözüm siyasi” diyen gafil ve sapkınlara, “bu kanlı menüyü” ikrahla ikram ediyoruz.
Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net, 22.8.12

Gaziantep’te katliam : Bu Hesabı kim verecek?
9 ölü, 66 yaralı..

Önceki gün Şemdinli, dün Foça, bugün Gaziantep.
(Ahmet Saltık’ın katkısı : Beyzbol sopası güya RT Erdoğan’ın kafasına iniyor
BOP Eşbaşkanlığı yaptırmak için ama bedelini kanı ve canı ile masum yurttaş ödüyor..)

Birileri tahrik ediyor, halkı birbirine düşürmek, bir iç savaş ortamı yaratmak
ve ülkeyi bölmek istiyor.

Yanlış, sığ politikalarla bu sürece hizmet eden bir iktidarın iş başında olması,
Türkiye için büyük talihsizlik.

Türkiye aslında bugün bir iktidar sorunu yaşıyor.

Ülkesini kendi özel amaçları uğruna bölünmenin eşiğine getiren bu iktidar,
Suriye üzerinde başaramayacağı tehlikeli oyunlar oynamaktan vazgeçmeli,

Güneydoğu sınırımızın güvenliği için muhaliflerle, ayrılıkçılarla değil,
doğrudan muhataplarıyla bir “devlete” yaraşır ilişkiler kurmalı,

Türkiye’nin yitirilen onurunu iade etmeli,
vatanı ve milleti sonu olmayan maceralara sürüklemekten bir an önce vazgeçmeli..

Ya da Anayasa kuralları işletilerek istifaya zorlanmalı ve
ulusal bir hükümetin kurulmasının yolu geç kalmadan, acilen açılmalıdır.

ADD Genel Merkezi
21.8.12

ADD – Atatürkçü Düşünce Derneği 19 Mayıs 1989’dan bu yana şehitler vererek Atatürk devrim ve ilkelerini, Aydınlanmayı, çağdaşlaşmayı savunuyor..
ADD kamu yararına çalışan bir dernek.
Üye ol, destek ver.. Geleceğine sahip çık..

Gaziantep’teki terörist saldırının düşündürdükleri

Teşekkürler deneyimli, yurtsever diplomat Sn. Dr. Onur Öymen..
Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net, 22.8.12
==================================================
Gaziantep’teki terörist saldırının düşündürdükleri

Ülkemizde son zamanlarda büsbütün artan ve son olarak Gaziantep’te 9 vatandaşımızın canını alan insanlık dışı terörist saldırı, halkın güçlü tepkisiyle karşılandı.

Siyasetçiler lanet yağdırdılar.

Ne var ki, tek başına lanetlemek terörü bitirmeye yetmiyor.

Önce doğru teşhis koymak gerekiyor.

Acaba bazılarının dediği gibi terör yalnızca Güney Doğu Anadolu’da yaşayan vatandaşlarımızın yıllardan beri yaşadıkları kimi sosyal ve kültürel
sıkıntılardan mı kaynaklanıyor?

Bunu savunanlar “sorumlu olan siyasetçilerdir, teröre siyasi çözüm bulunmalıdır.” diyorlar. Yabancılar da siyasi çözüm öneriyor.

Bu yaklaşım, terörü haklı nedenlere dayanan bir eylem saymak anlamına gelir.
Bu tuzağa düşmemek gerekir.

Maalesef terör, Türkiye’nin komşu olduğu coğrafyada bazı devletlerin
siyasal amaçları için kullandıkları, besledikleri ve yönlendirdikleri
bir araç haline gelmiştir.

Başbakan 6 Ağustos’ta verdiği demeçte nihayet bu gerçeği kabul etmiş,
bazı bölge devletleriyle adını vermediği Batılı ülkeleri suçlamıştı.

Türkiye’ye terörist saldırılarda bulunulmasından medet uman ülkeler hangileridir?

Bunların teşhis ve ilanı çözümün başlangıcı olabilir.

Türkiye’nin başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’daki çatışmalara sürüklenmesi,
terörist saldırıların artmasına yol açabilir.

Zira terörü siyasi bir silah olarak kullanan ülkeler,
Türkiye’yi yeniden hedef seçebilirler.

Suriye Hükümetinin kimyasal silahlara sahip olduğunu açıklaması,
durumu daha da vahim hale getirdi.

Birleşmiş Milletler Kimyasal Silahların Yasaklanması Sözleşmesi’ni
imzalamayan veya onaylamayan 7 ülkeden biri Suriyedir.

Özetle, Türkiye’nin Suriye’deki iç savaşta taraf durumuna gelmesi
hem terör riskini artırıyor hem de Güney bölgemizde ciddi sorunlar yaratıyor.

Üstelik sorunun çözümüne de hiçbir katkı sağlamıyor.

Atatürk’ün, “ülkenin savunması için yapılmadıkça savaş bir cinayettir”
sözünü aklımızdan çıkartmamalıyız.

Şimdi yapılması gereken :

– Suriye’deki gelişmelerle aramıza mesafe koymak,
– Silahlı muhaliflere yardımdan vazgeçmek,
– Sığınmacı kamplarını zaptı rapta almak ve onların yükünü başka ülkelerle
paylaşmaktır.

PKK terörünün de siyasal ödün verilerek çözülebileceği gibi
hayali düşüncelerden vazgeçmektir.

Hükümet, kriz yönetiminde başarılı olamamıştır.

Muhalefetin ve basının büyük bölümünün söylemleri de,
siyasal çözüm arayışını önerenleri destekleyici yönde olmuştur.

Bu sarmaldan daha çok gecikmeden çıkmak gerekiyor.

Yabancıların önerilerini değil, aklımızı, ddeneyimimizi ve
ülkemizin çıkarlarını ön plana çıkartmalıyız.

Yurt içindeki gereksiz çekişmeleri ve gerginlikleri bir yana bırakıp,
terörle savaşımı birlik içinde yürütmeliyiz.

Sevgiler, saygılar.
22.8.12

Onur Öymen
ooymen@hotmail.com

Cumhuriyet ülkeyi nasıl demir ağlarla ördü?

“Cumhuriyet ülkeyi nasıl demir ağlarla ördü?”

Prof. Dr. İzzettin Önder, İstanbul Üniv. İktisat Fak. Cumhuriyet Gazetesi yazarı

Erdoğan’ın 10. Yıl Marşı’na çatmasına Oda TV öyle bir yazı ile yanıt verdi ki;
işte çok konuşulacak o tarihi yazı… 2012-08-20

Prof. Dr. İzzettin Önder
Odatv.com, 20.8.12

Özal’ı ilk ve son kez TBMM’de, davetiye ile gittiğim dinleyiciler locasından gördüm. Konuşmasında, iktidarları döneminde neler yaptıklarını ballandıra ballandıra anlatıyordu. Ardından bir muhalefet milletvekili de, yanıt olarak şöyle dedi:

“Düşünün ki, bir anababa, çocuklarının üç yaşına geldiğini, yürümeye ve konuşmaya başladığını belirterek, çocuklarına ne kadar çok emek verdiklerini anlatsa, demezler mi, bu gelişme doğaldır, siz bunun üzerine ne koydunuz?”

Aynı zihniyetin devamını da günümüz siyasetçilerinde, Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımı (!) olan, metroyu yapmış olmakla övünürken görüyoruz. Büyüklük veya küçüklük mutlak değil, göreli kavramlardır. Saygısızca ve istihza ile anılan, “yurdun demir ağlarla örüldüğü” Cumhuriyet’in ilk dönemlerindeki yatırımlarla günümüzdeki yatırımlar birbiri ile karşılaştırılamaz. Her dönemin yatırımı o dönemin ulusal gelirine oranı olarak ve dönemin teknoloji olanakları bağlamında karşılaştırılır. Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde – 1932 ile 1941 yılları – kamu yatırımlarının
ulusal gelire oranı ortalama % 2,9’dur. Bugünlerde ise bu oran, % 1,6 dolayında gezinmektedir.

Geçmişte kazma ve küreklerle yapılan yollar ve aylar süren tünel açma işlemlerine karşın, bugün ithal iş makineleriyle anında yollar yapılmakta, tüneller kazılmaktadır. Bu nedenle, siyasileri pervasız konuşmayı terk edip, dürüst karşılaştırmaya davet ediyorum.

Başbakan Londra Olimpiyatlarında madalya alan gençleri “ufak bir odada” kutlamış.
Sporcularımızı biz de kutluyoruz; onlarla gurur duyuyoruz. Ne var ki, vatandaş olarak bizim görev anlayışımız burada biter. Oysa siyaseten sorumlu yöneticilik anlayışı ve ülke sorunlarına duyarlılık, kazananların ufak odada kutlanmasına simetrik olarak, büyük bir odada spor sorumlularından hesap sorulmasını gerektirirdi. Bunu yapmayan siyasiler topluma karşı sorumludur.

Küreselleşen dünyada, bir ulusun ayakta kalabilmesi için eğitim ve teknolojik atılımlar birinci derece önem taşır. Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü’nün yayınladığı son istatistikte Türkiye, geçen yıla göre, 59 ülke arasında 39 uncu sıradan 38 inci sıraya yükselmiş. Ancak bu bir başarı değildir. Çünkü 59 ülke arasında, Türkiye, öğrenci başına öğretmen sayısında 52 inci; insani kalkınma endeksinde 51 inci; kişi başına bilgisayar sayısında 55 inci; ileri teknoloji içeren ihracatta ise sondan ikinci, yani 58 inci ve teknoloji altyapısında ise 49 uncu sırada yer almaktadır.

Genel sıralamada bir puan yükselten ise % 4 olarak öngörülen fakat % 2,5’lar dolayında kalacak olan büyüme oranı, teşvikler, şirketlerin uyum yeteneği (ne demekse!) vb. gibi, altı boş ticari ve finans işlem alanları olarak gösterilmektedir. Ne var ki, ticari ve finansal alanda görece fena olmayan görüntü, “cari açık” konusunda bozuluyor; bu ölçütte sondan 2.yiz, 58. sıradayız!

Cumhuriyet’in çağdaş aydınlığından uzaklaşarak nurlu ufuklara yöneliş, tabii ki eğitimin çökertilmesi ile gerçekleştirilecektir. Bu gidişle, siyasette ve yönetimde gördüğümüz örnekleri, ileriki yıllarda hemen her alanda tüm toplumu sarmalamış durumda bolca göreceğiz.

Kapitalizmin ve onun efendileri emperyalistlerin toplumu sokmaya çalıştığı derin karanlık, yeni kuşakların felsefeden, spordan, sanattan yoksun, itaate hazır robotlardan oluşturulması yoludur.

Eğitimde yapılmak istenen ufak bir ayarlama olmayıp, böylesi çok önemli bir ray değişikliğidir.

 Kısa süre sonunda zorunluya dönüşecek olan “şimdilik ve göstermelik seçimlik” dersler programı, laiklik ilkesini çekirdek dokudan yıkan bir ihanettir.

Bu gidişin varacağı nokta, toplumda dinsizliğin önlenmesi değil; tam tersine, dinsizliğin ikizi, yobazlığın hortlatılması ve yaygınlaşmasıdır.

Sınavlarda kaç bin gencin matematikten sıfır çektiği yakınması ile karşılaşıyoruz.

Matematikten sıfır çekmek kadar acı olan, felsefeden yoksun olmaktır.

Peki, neden matematik üzerinde duruyoruz da, spor, resim, öbür sanat kolları
ve en önemlisi felsefe üzerinde durmuyoruz?

Çünkü kapitalist düzen ve onun emperyalist patronları çevresini algılayamayan
ve yorum yapamayan, emre ve itaate hazır robotlar istemektedir.

Yetiştirilmek istenen ürün bilgisayar mühendisi, doktor vb. gibi teknikleri bilen,
fakat yorum yapamayan kölelerdir!

Bunun için ezbere bağlı ve sorgulamaya dayandırılmayan imam hatip öğretimi gereklidir ve yeterlidir. Böyle bir öğretim sisteminin ürünlerinin çapı ve derinliği (!) ise, günümüz siyasi yapısında yansıdığı biçimiyle ortadadır.

“Hukuk devleti ilkesi”, “sosyal devlet ilkesi” ya da “laik devlet ilkesi” gibi
çok temel anayasal ilkelerin yasalarla ya da fiili uygulamalarla aşamalı olarak yaşama sokulduğu bir dönemde; sendikaların, üniversitelerin ve halkımızın
genel sessizliği de çevremizi saran karanlığı giderek daha korkunç bir duruma sokmaktadır.

Anayasanın çağdaş temel ilkeleri siyasal işgal altında bu denli açıkça çiğnenirken,
hâlâ yeni anayasa hevesi ile yanıp tutuşan “ampul aydınları”nı, siyasal partileri
ve sivil katılımcıları dehşetle izliyorum.

Umarım, halkımızın korkunç sessizliği, karanlığı parçalama potansiyelinin
birikim aşamasıdır.

Bu duygu ile Mutlu Bayramlar!

Ancak, lütfen CUMHURİYET BAYRAMI’na hazırlanalım;

2023 yılını kurtarmak zorundayız!

Prof. Dr. İzzettin Önder
Odatv.com, 20.8.12
=====================================
Kalemine sağlık İzzettin hocam..
Zaten sizin yazılarınızın lezzeti doyumsuz..

İzzet’li bir Cumhuriyet aydınının yazısı..
İşte Cumhuriyet’in erdemi..
AKP kabinesinde bu kıratta makale yazabilecek bir var mı?

Sevgi ve saygı ile, 22.8.12

Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net