Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe toprağa verildi..

Yüce Atatürk’ün sevgili manevi kızı Ülkü Adatepe.. Nur içinde yat.. manevi baban, tüm ulusumuzun babası Büyük Atatürk’e selam söyle.. Ellerinden öp bizim de yerimize. Halimizi anlat, son durumlarımızdan haberi olsun, belki bize gene el atar….
Bu son sözüm şaka.. her birimiz birer Atatürk olacak ve O’nun kutsal emanetini sonsuza dek onurlu ve tam bağımsız yaşatacağız..
Sevgi ve saygı ile.
5.8.12, Ankara
Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Adatepe son yolculuğuna uğurlandı

Geçirdiği trafik kazası sonrası yaşamını yitiren Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Çukurluoğlu Adatepe (80), dün Teşvikiye Camisi’nde ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Adatepe’nin cenazesine ailesi, sevenleri ve dostlarının yanı sıra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi ve yurttaşlar katıldı.

Adatepe’ye hüzünlü uğurlama

Atatürk’ün manevi kızı, gözyaşlarıyla toprağa verildi. Törene Adatepe’nin yakınlarının yanı sıra yurttaşlar da yoğun bir katılım gösterdi

İstanbul Haber Servisi- TEM otoyolunun Sakarya-Akyazı mevkisinde geçirdiği trafik kazası sonrası yaşamını yitiren Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Çukurluoğlu Adatepe (80), dün Teşvikiye Camisi’nde ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Adatepe’nin cenazesine CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu siyasiler, ailesi, sevenleri ve dostlarının yanı sıra yurttaşlar da yoğun katılım gösterdi.

Ülkü Adatepe’nin cenazesi polis ve zabıta ekipleri eşliğinde dün Teşvikiye Cami’ne getirildi. Adatepe’nin Türk bayrağına sarılı tabutunun başına sevenleri gelerek dua etti. Teşvikiye Camisi’ndeki törende Ülkü Adatepe’nin oğlu Dr. Ahmet Doğançay ile ABD’den gelen oğlu Ali Kemal Doğançay ile kızları Betül, Arzu ve Ebru Doğançay taziyeleri kabul etti. Aynı kazada yaralanan Adatepe’nin eşi Emin Öke Adatepe, hastanede tedavisi sürdüğü için törene katılamadı. Ülkü Adatepe’nin tabutu Türk bayrağına sarıldı ve üzerine “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır” yazısı bulunan bir çelenk konuldu.

Törene CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran,
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil, CHP’li milletevekilleri Haluk Eyidoğan, Aykut Erdoğdu, Süleyman Çelebi, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hilal Dokuzcan, MHP İstanbul İl Başkanı Abdurrahman Başkan, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, gazetemiz imtiyaz sahibi ve TGC Başkanı Orhan Erinç, gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız, gazetemiz yazarı Zeynep Göğüş, İsmet İnönü’nün kızı Özden İnönü Toker, İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan, Onur Öymen, Prof. Dr. Sacid Yıldız, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Kartal Belediye Başkanı Dr. Altınok Öz, İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal, Atatürk Vakfı Başkanı Gül Karyaldız, eski CHP İBB Meclis üyesi Hüseyin Sağ, sanatçı Müjdat Gezen, Ali Rıza Binboğa, İlham Gencer, manken Şebnem Schaefer’in de aralarında bulunduğu çok sayıda isim katıldı. Cenazede aralarında 3. Kolordu Komutanı Korgenaral İsmail Serdar Savaş’ın da bulunduğu çok sayıda asker de hazır bulundu. Özellikle kadınların ağırlıklı olduğu cenaze töreninde, Teşvikiye Camisi’nin bulunduğu caddeye, Şişli Belediyesi tarafından, Adatepe’nin çocukken Atatürk’le çektirdiği bir fotoğrafının bulunduğu ve “Atamızın yadigarı Ülkü Adatepe’yi kaybettik, başımız sağ olsun” yazılı büyük boy afişi asıldı. Adatepe’nin cenazesine Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık’tan çelenk gönderilmemesi dikkat çekti. (Cumhuriyet, 4.8.12)

Tutuklu subaylar 2012 YAŞ’ta emekli edildi..

Başta Başbakan RT Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Hüseyin Özel, tarihte örneği az görülür ölçekte ağır bir vebal aldılar.. AİHM’den dönecek çok sayıda davanın faturası ağır olabilir.. Bir de manevi-vicdani sorumluluk boyutu var..
2 asli sorumlunun yaşamları boyunca rahat uyuyamayacalarını düşünüyoruz..
Büyük bir adaletsizliğe hatta zulme uğrayan subaylarımızın acısını paylaşıyor, dayanma gücü ve iradesi diliyoruz.
Sevgi ve saygı ile.
5.8.12, Ankara
Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net
Tutuklu subaylar 2012 YAŞ’ta emekli edildi..

Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinden yapılan yazılı açıklamada, YAŞ ağustos ayı olağan toplantısında, 30 Ağustos Perşembe gününden itibaren geçerli olmak üzere, 29 general ve amiralin bir üst rütbeye, 47 albayın ise general ve amiralliğe yükseltildiği, 33 general ve amiralin görev sürelerinin 1 yıl uzatıldığı belirtildi.

Bu yıl rütbe bekleme süresini dolduran 55 general ve amiralin kadrosuzluk nedeniyle, 1 amiral ise yaş haddini doldurduğu için 1 Eylül 2012 tarihinden itibaren emekli olacakları bildirildi.

Açıklamada, bir üst rütbeye yükselen general ve amiraller ile görev süreleri bir yıl uzatılan general ve amirallerin yeni rütbe ve görevlerinin millete, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve ailelerine hayırlı ve uğurlu olmasını dileğinde bulunuldu.

Mendi’ye kritik görev

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları açıklandı. Suriye’de ve Irak’ta önemli gelişmelerin yaşandığı bu dönemde, Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde askeri faaliyetlerin yönetildiği 2. Ordu Komutanlığı’nın başına 8. Kolordu Komutanı Galip Mendi getirildi. Mendi korgenerallikten orgeneralliğe yükseltilmiş oldu.

YAŞ kararlarıyla beraber 29 general ve amiral bir üst rütbeye terfi ederken, 33 general ve amiralin görev süresi bir yıl uzatıldı. 47 albay ve general ve amiral rütbesine yükselirken, biri yaş haddi olmak üzere toplam 56 general ve amiral 30 Ağustos 2012 tarihinden emekliye sevk edilmiş oldu.

Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Aslan Güner’in yaş haddinden emekliye sevk edilmesiyle beraber, Korgenerallik düzeyine düşürülmüş oldu. Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlıklarında orgeneralliğe terfi eden tek isim Korgeneral Galip Mendi oldu. Böylece Harp Akademileri Başkanlığı boş bırakılmış oldu. Kadroları Akademi Komutanlığı bünyesinde olan ancak çeşitli davalar nedeniyle tutuklu bulundukları için Hasdal ve Hadımköy’de cezaevlerinde bulunan 5 ad, terfi eden olmadığı için bu kadro boş bırakıldı.

40 komutan Hasdal ve Hadımköy’den Silivri’ye

Üç gün süren YAŞ kararları Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayından sonra Genelkurmay’ın internet sitesinden yayınlandı. 56 general ve amiral’in emekliye sevk edildiği şura da, Suriye bölgesinin içinde bulunduğu 2.Ordu Komutanlığı görevine, Orgeneralliğe terfi eden 8.Kolordu Komutanı Korgeneral Galip Mendi, getirildi.
Bu görevi yürüten Orgeneral Servet Yörük EDOK Komutanı oldu.

Emekliye sevk edilen general ve amiraller

Orgeneral Aslan Güner(yaş haddinden),

Korgeneraller: İsmail Hakkı Pekin, Nejat Bek, Korkut Özarslan, Mehmet Eröz,
Tevfik Özkılıç, Yurdaer Olcan, Korcan Pulatsü, Ziya Güler.

Tümgeneraller: Ahmet Yavuz, Gürbüz Kaya, Salim Erkal Bektaş, Abdullah Dalay,
İhsan Balabanlı, Berkay Turgut, Bekir Memiş, Fehmi Canan, Beyazıt Karataş,
Güngör Kurubaş, Halil Helvacıoğlu.

Tuğgeneraller: M. Ali Yıldırım, Kasım Erdem, Lokman Ekinci, Gökhan Gökay, Mustafa İlhan, Ali Aydın, Bulut Ömer Mimiroğlu.

Koramiraller: Mehmet Otuzbiroğlu, Kadir Sağdıç.

Tümamiraller: Mücahit Şişlioğlu, Cem Gürdeniz, Fikret Güneş.

Tuğamiraller: Abdullah Gavremoğlu, Ahmet Türkmen, İsmail Taylan, Nadir Hakan Eraydın,
Serdar Okan Kırçiçek, Cem Aziz Çakmak, Levent Erkek, Mehmet Fatih Ilğar,
Turgay Erdağ.

Genelkurmay Başkanlığı sitesinden yapılan açıklamada,

“Bir üst rütbeye yükselen general ve amiraller ile görev süreleri bir yıl uzatılan general ve amirallerin yeni rütbe ve görevlerinin Milletimize, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve ailelerine hayırlı ve uğurlu olmasını dileriz.” denildi.

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) ağustos ayı olağan toplantısında, 33 general ve amiralin görev süreleri 1 yıl uzatıldı. Şura kararlarına göre, görev süreleri uzatılan general ve amirallerin görev yerleri, rütbeleri ve adları şöyle:

Kara Kuvvetleri Komutanlığı

Korgeneral Raif Akbaş
Tümgeneral Yüksel Öztekin
Tümgeneral Yaşar Bal
Tümgeneral Mehmet Daysal
Tümgeneral Ömer Paç
Tümgeneral Veysi Sunal
Tuğgeneral Levent Gözkaya
Tuğgeneral Ersun Altunsoy
Tuğgeneral Ömer Faruk Küçük
Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu
Tuğgeneral Ferhat Özgen
Tuğgeneral Orhan Çınar
Tuğgeneral Muhittin Yenikeçeci
Tuğgeneral Gürsel Öztürk
Tuğgeneral Cengiz Demirci
Tuğgeneral Veli Yıldırım
Tuğgeneral İsmail Gümüştekin
Tuğgeneral Müjdat Uzun

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Tümamiral Serdar Dülger
Tuğamiral Mustafa Ekmel Özdengil

Hava Kuvvetleri Komutanlığı

Korgeneral Abidin Ünal
Tümgeneral Atilla Özler
Tümgeneral Atilla Gülan
Tuğgeneral Haşmet Cihangir Kadakal
Tuğgeneral Mustafa Avcı

Jandarma Genel Komutanlığı

Korgeneral Osman Eker
Tümgeneral Mehmet Çörten
Tuğgeneral Ümit Yılmaz
Tuğgeneral Ünal Karaosmanoğlu
Tuğgeneral Zeki Es

Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığı

Tuğgeneral Mustafa Başbozkurt
Tuğgeneral Dilaver Erşanlı
Tuğamiral Mehmet Ali Özgüven

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarına göre, 1 korgeneral orgeneralliğe, 8 tümgeneral korgeneralliğe, 17 tuğgeneral tümgeneralliğe, 39 albay tuğgeneralliğe, 1 tümamiral koramiralliğe, 2 tuğamiral tümamiralliğe, 8 albay da tuğamiralliğe terfi etti.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yapılan terfiler şöyle:

Korgeneralliğe yükseltilen tümgeneraller

Tümgeneral Metin İyidil
Tümgeneral Erdal Öztürk
Tümgeneral Alpaslan Erdoğan
Tümgeneral Ferit Güler
Tümgeneral Musa Avsever

Tümgeneralliğe yükseltilen tuğgeneraller

Tuğgeneral İzzet Çetingöz
Tuğgeneral Hamza Koçyiğit
Tuğgeneral Baki Kavun
Tuğgeneral Ethem Büyükışık
Tuğgeneral Osman Erbaş
Tuğgeneral Sadık Piyade
Tuğgeneral Osman Ünlü
Tuğgeneral Halit Günbatar
Tuğgeneral Salih Sevil
Tuğgeneral Burhanettin Aktı
Tuğgeneral Taci Kurul
Tuğgeneral Ali Sivri

Tuğgeneralliğe yükseltilen albaylar

Piyade Kurmay Albay Şener Topuç
Hava Savunma Kurmay Albay Kemal Cuştan
Kara Pilot Kurmay Albay Murat Yetgin
Topçu Kurmay Albay İrfan Özsert
Piyade Kurmay Albay Halil Tamer Gedik
Topçu Kurmay Albay Aydoğan Aydın
Topçu Kurmay Albay Yılmaz Yıldırım
Topçu Kurmay Albay Atilla Gökesaoğlu
İstihkam Kurmay Albay Mustafa Yaşar
Topçu Kurmay Albay İlhan Kırtıl
Tank Kurmay Albay Nihayet Ünlü
Topçu Kurmay Albay Mehmet Büker
Topçu Kurmay Albay Yavuz Ekrem Arslan
Piyade Kurmay Albay Lütfü İhsan Yanıkoğlu
Topçu Kurmay Albay Erhan Sipahioğlu
İstihbarat Kurmay Albay Mustafa Kurutmaz
Topçu Kurmay Albay Yüksel Durak
Piyade Kurmay Albay Mustafa Yılmaz
Topçu Kurmay Albay Vahap Özoğlu
Topçu Kurmay Albay Metin Tokel
Topçu Kurmay Albay Ertuğrulgazi Özkürkçü
Piyade Albay İhsan Başbozkurt
Bakım Albay Sıtkı Varlı
Mühendis Albay Erdal Torun
Maliye Albay Adnan Baksı

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Tümamiral Atilla Kezek’in koramiralliğe yükseltildiği kuvvet komutanlığındaki
diğer terfiler şunlar:

Tümamiralliğe yükseltilen tuğamiraller

Tuğamiral Adnan Özbal
Tuğamiral Ercüment Tatlıoğlu

Tuğamiralliğe yükseltilen albaylar

Deniz Kurmay Albay Oğuz Karaman
Deniz Kurmay Albay Cihat Yaycı
Deniz Kurmay Albay Ercan İnceoğlu
Deniz Kurmay Albay İrfan Arabacı
Deniz Kurmay Albay Nejat Atilla Demirhan
Deniz Kurmay Albay Tayyar Ertem
Deniz Kurmay Albay Ömer Bayram Çetin
Deniz İkmal Kurmay Albay Hasan Kulaç

Hava Kuvvetleri Komutanlığı

Tümgeneral Mehmet Şanver ile Tümgeneral Hasan Küçükakyüz’ün korgeneralliğe yükseltildiği Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda diğer terfiler şöyle:

Tümgeneralliğe yükseltilen tuğgeneraller

Tuğgeneral Kubilay Selçuk
Tuğgeneral Mehmet Özlü
Tuğgeneral Cevat Yazgılı

Tuğgeneralliğe yükseltilen albaylar

Hava Pilot Kurmay Albay Hakan Evrim
Hava Pilot Kurmay Albay Mehmet Arif Pazarlıoğlu
Hava Pilot Kurmay Albay Aydemir Taşcı
Hava Pilot Kurmay Albay Emin Ayık
Hava Pilot Kurmay Albay Hüseyin Fazla
Hava Pilot Kurmay Albay Recep Sami Özatak
Hava Pilot Kurmay Albay Bekir Ercan Van
Hava Piyade Kurmay Albay Celal Başoğlu
Hava İkmal Kurmay Albay Reha Ufuk Er”

Jandarma Genel Komutanlığı

Tümgeneral Mustafa Kemal Alataş’ın korgeneralliğe yükseltildiği Jandarma Genel Komutanlığı’nda, diğer terfiler şöyle:

Tümgeneralliğe yükseltilen tuğgeneraller

Tuğgeneral İbrahim Aydın
Tuğgeneral Murat Kırkaya

Tuğgeneralliğe yükseltilen albaylar

Jandarma Kurmay Albay Mehmet Tural
Jandarma Kurmay Albay Aytekin Şahin
Jandarma Kurmay Albay Hamza Celepoğlu
Jandarma Albay Halis Zafer Koç

===================================================
Ve Köşk’te YAŞ-2012 üyelerine iftar seremonisi…

YAŞ-2012 üyelerine Köşk’te geleneksel ziyafet.. Bu kez daha da hak edildi eminiz.. Tarihte görülmemiş biçimde en yüksek sayıda paşa, tam 40 tutuklu, hüküm giymemiş Paşa emekli edildi.. Üyeler çoook yoruldu. İftarı hakettiler..
Vatana millete hayırlı olsun..
4 Ağustos 2012
www.ahmetsaltik.net

Vatana millete hayırlı olsun..

Dr. Ahmet Saltık
4.8.12, www.ahmetsaltik.net

4+4+4 sistemindeki sorunların çözüm yeri hastaneler değildir!

Türk Tabipleri Birliği son derece yerinde bir bilimsel açıklama yaparak 4+4+4 zorlamasında 66 aylık çocukların ilköğretime başlatılmalarının ciddi sağlık sakıncalarına dikkat çekti.. Aileleri ve hekimleri tıbbi rapor için zorlamayın.. Akla ve bilime uygun uygulamalar yapın.. Yasada değişiklik yapın.. Minnacık bebelere Kuran’ı ezberleteceğim.. diye ruh ve beden sağlıklarını kalıcı olarak bozmayın..
Sevgi ve saygı ile.
5.8.2012, Ankara
Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net
4+4+4 sistemindeki sorunların çözüm yeri hastaneler değildir!

04 AĞUSTOS 2012

Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği ve Eğitim Sen, 4+4+4 eğitim sistemini başlatan Milli Eğitim Bakanlığı’nın, endişeleri nedeniyle çocuklarını erken yaşta okula göndermek istemeyen ailelere çocukları için doktor raporu alma yolunu göstermesiyle ilgili olarak ortak basın açıklaması yaptı. TTB’de bugün (4 Ağustos 2012) gerçekleştirilen basın toplantısına TTB Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan, Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derrneği Başkanı Prof. Dr. Füsun Çuhadaroğlu ve Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız katıldılar. Ortak açıklamayı Prof. Dr. Füsun Çuhadaroğlu okudu.

Basın toplantısında, bilimsel açıdan 72 ayını doldurmamış olan çocukların okula başlamasının doğru bulunmadığı bir kez daha hatırlatılırken, bu konuda kaygısı olan ailelerin rapor almaya yönlendirilmesinin dayatma ve bilim dışı olduğu vurgulandı.
Bu konunun hekimlik meselesi değil, eğitim meselesi olduğunun kaydedildiği toplantıda, “Milli Eğitim Bakanlığı topu hekimlere atmaktan vazgeçmelidir.” denildi.

04.08.2012

BASIN BİLDİRGESİ

4+4+4 Uygulamasına Ailelerin Gösterdikleri Tepkilerin Çözüm Yeri Hastaneler Değil Eğitim Kurumlarıdır!

4+4+4 uygulamasıyla 66 ayı doldurmuş çocuklarımızın ilköğretime başlamasının gündeme gelmesi, ailelerin buna karşı çıkmaları ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın konuya çözüm bulmak yerine aileleri çocuk psikiyatristlerine yönlendirerek soruna hastanelerden çözüm beklemesi üzerine bu toplantıyı düzenlemiş bulunuyoruz. Eğitimcilerden ve sağlık bilimcilerden görüş alınmaksızın hazırlanan bu yasanın çocuklar açısından sakıncalarını ve çözüm önerilerimizi iletmek dileğindeyiz.

*Gelişim dönemi açısından henüz oyun çağında bulunan 66 aylık çocuğun okul öncesi eğitim almadan ilkokul disiplinine girmesi, onun ruhsal, duygusal ve bilişsel gelişimini sekteye uğratarak yıllarca sürecek olan akademik hayatı açısından olumsuz sonuçlar doğuracaktır..

*5 yaş çocuğu (60-71 aylar arası) zihinsel, fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak ilkokula henüz hazır değildir. Çocuğun okul eğitimine katılabilmesi için gerekli sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor becerilerinin gelişimi 6 yaştan (72 ay) önce tamamlanmaz. Bu bilimsel ortalama dışında kalan çok az çocuk vardır.

* Çocukların bu gelişimleri tamamlanmadan ilkokul 1. sınıfa başlamaları ruh sağlığını pek çok yönden olumsuz olarak etkileyecektir:

-Küçük yaşta okula başlayanlarda ayrılık kaygısı rahatsızlığı görülme riski, altı yaşında ilkokula başlayan çocuklara göre daha fazladır. Özellikle bu çocuklar okul öncesi eğitim almadılarsa risk daha da artmaktadır.

-Dürtü kontrolü 5 yaşındaki bir çocukta tam gelişmediğinden davranışlarının kontrolünü sağlamakta zorlanacak, sınıfta sırasında bekleyemeyecek ve ilkokulda uyması gereken kurallara uymakta güçlükler yaşayabilecektir.

-Beş yaşından önce el-göz kordinasyonunun, ince motor becerilerin, işlemsel düşüncenin tam gelişmemiş olması, soyut düşüncenin yetersizliği ve dikkati sürdürmedeki güçlükler nedeniyle bu yaştaki çocuklar öğrenme becerilerinde zorlanacaklardır. Bu yaştaki çocukların okulda belli seviyede başarı elde etmekte zorlanmaları gelişimsel açıdan normal olmasına karşın okul programları kapsamında beklenen kazanımları karşılamamaları nedeniyle, başarısızlık olarak yorumlanacak ve gereksiz olarak ‘zeka geriliği’, ‘öğrenme güçlüğü’ veya ‘dikkat eksikliği’ olduğu gibi tanımlara maruz kalacaktır.

*Ayrıca bu çocukların 6 yaş grubu (72-83 aylar) ile aynı sınıflarda eğitime alınacağı açıklanmıştır. Bu da ayrı bir sakınca getirmektedir. Bu demektir ki aynı sınıfta 60-83 aylar arasında, yani aralarında yaklaşık 2 yıl fark olabilen çocuklar olacaktır.
Bu durumda gelişimsel özellikler açısından 72-83 aylık çocuklar doğal olarak 60-66 ay arasındakilere göre çok önde olacak, onlardan daha hızlı öğrenecek, beklenenleri daha kolay yerine getirecektir. 60-66 aydakiler de bu durumda zorunlu olarak sınıfın daha başarısız ve geriden gelen grubunu oluşturacaklardır, yani bu grup daha okula başlarken başarısızlık duygusuna mahkum edilecek ve bu duygu onlarla eğitim yaşamları boyunca gidecektir. Erken dönemde kazanılan başarısızlık duygusunun çocukların daha sonraları da kendilerine güven duymalarını engellediği bilimsel olarak gösterilmiştir. Erken dönemde başarısızlık duygusu edinen çocukların okuldan soğudukları ve okul yaşamını kısa sürede bıraktıkları yapılan araştırmaların çok net olarak ortaya koyduğu bir gerçektir. Dolayısıyla eğitime başlama yaşını aşağıya indirmenin önemli bir sonucu kendini başarısız görerek büyüyen ve dolayısıyla kendine güvensiz ve başarılı olabileceğine inancı kalmamış nesiller yetiştirmek olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı böyle bir sorumluluk aldığının da farkında mıdır?

* Ayrıca 5 yaş uygulaması 1983-1985 yıllarında zaten ülkemizde denenmiş ve olumsuz sonuçlarından dolayı vazgeçilmiştir,

* Ülkemizde yapıldığı gibi okul öncesi eğitimi ilkokulun ilk yılına sıkıştırmak ve sınıf öğretmenlerini okul öncesi çağı çocuklarıyla eğitim yapmaya zorlamak gibi bir uygulama dünyada kabul görmemekte, gelişmiş ülkelerde yaygın ve ücretsiz okul öncesi eğitim ve kreş imkanları sağlanmaktadır. Eğitimin bu evreleri çocuğa temel oluşturduğundan vazgeçilmez önemdedir, geçiştirilemez.

*Daha önce de duyurmaya çalıştığımız tüm bu gerçeklere karşın okullarda ve müfredatta hiçbir yeterli hazırlık olmadan uygulama başlatılmaktadır. Okulların maddi koşulları, sıraları, tuvaletleri, tahtaları bu denli küçük çocuklar için hazır değildir. İlköğretim öğretmenleri 5 yaş çocuklarla çalışmaya ve aralarında 2 yaş fark olan iki farklı grubu aynı sınıf ortamı içinde eğitmeye hazır değildir. Bu sınıflar köy okullarındaki her yaştan 1-2 çocuğun bulunduğu sınıflarda çok daha farklı olacaktır ve öğretmenler için de buna uygun mesleki eğitim programı yapılması gerekir. Veliler de endişelidir. Birçok velinin çocuğunu okula göndermek istemediğini basından da duymaktayız. Milli Eğitim Bakanlığı ise bu uygulamanın yanlışlığını ve sakıncalarını görmek ve çözüm aramak yerine “çocuğunu okula göndermek istemeyen nörologlardan ya da psikiyatrlardan çocuk zihnen okula başlamaya uygun değildir, diyen rapor almak zorundadır.” diyerek çözüm bulma işini, hiç danışmadan doktorlara atmıştır.

*Bu duyurular ve düzenlemeler çocuğunun durumu hakkında kaygılanan pek çok ailenin, çocuğunu okula bu yıl başlatmamak için doktor kapılarına dayanmasına yol açmıştır. Plansız, programsız, bilimi ve tarafların itirazlarını dikkate almadan dayatılan uygulamalar nedeniyle hekimler zor duruma sokulmakta, hatta ailelerle karşı karşıya bırakılmaktadır. Sayısı 600.000’i bulduğu belirtilen bu çocukların çocuk psikiyatrisi veya çocuk nörolojisi kliniklerinde değerlendirilmesinin ne demek olduğunun Milli Eğitim Bakanlığı’nca yeterince düşünülmemiş olduğu kanısındayız. Bir çocuğun çocuk psikiyatrisi kliniğinde değerlendirilmesi en az 30-45 dakikadır. Bu değerlendirme için ailelerin önceden randevu alması gerektiğinden randevu sıraları yoğun başvuru nedeniyle çok uzayacak, çocukların bir kısmı okul açılma zamanı geldiğinde bile değerlendirilememiş olabilecek ve yanlış sınıfa verilme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca bu grubun randevuları doldurması kliniklerde tedavisi sürdürülmekte olan hastaların randevularını aksatacak ve tedavileri de yarım kalmış olacaktır. Milli Eğitim Bakanı’nın bu önerisi pratik uygulamada yaratacağı önemli sorunlar nedeniyle uygulanabilir görünmemektedir. Bu sadece milli eğitim kurumlarında çözüm bulması gereken bir sorunun sorumluluğunu başka bir meslek grubuna yükleyerek çözüm aramaktan sıyrılmaya çalışması ve kendi çaresizliğiyle hekimlerden medet ummasıdır.

*Milli Eğitim Bakanı geçtiğimiz günlerde bir açıklama daha yapmıştır: “Orta ve alt gelir grubundan vatandaşlar çocuğunu okula göndermek isterken, üst ve orta gelir grubu ve eğitimli kesimin çocuğunu okula göndermekten çekindiğini” ifade etmiştir. Bu sözler, eğitimde iyice belirginleşen sınıfsal ayrışmanın ve fırsat eşitsizliğinin göstergesidir. Belli ki “eğitimli kesim”den birçok veli mevcut sorunları görmekte ve çocuğunu okula geç başlatmak istemektedir.. Az eğitimli ve dar gelirli ailelerin çocuklarını ‘bir an önce yetiştirmek kaygısı’ büyük olduğundan onların ‘çocukları erken okula gönderip, bir an önce bu sorumluluğu tamamlamak’ endişesi anlaşılır birşeydir. Çocuklarını okula erken başlatan üst ve orta gelirli, eğitimli aileler belki özel dersler ve diğer destekleyici eğitimlerle erken başlamanın dezavantajlarını ortadan kaldırabileceklerdir. Ancak yoksul ve daha az eğitimli kesimin erkenden noksan koşullarda eğitime başlayan çocuklarını ise bekleyenler:

-Eğitim sürecinde yaş farkından doğan açıkların kapatılamaması ve mevcut konumlarının daha da dezavantajlı hale gelmesi,

-Okul eğitimi aşamasında yaşanan zorluklar sonucunda zorunlu olarak mesleki eğitime yönelme ve daha erken yaşta çıraklıkla, işyerleriyle tanışmaları, ve

-Özellikle kız çocukları için; daha erken bir yaşta açık lise uygulaması ile mekânsal olarak okuldan koparılmalarıdır.

*Sonuç olarak: şimdiye dek, eğitim fakültelerinin, meslek örgütlerinin ve eğitimcilerin hiçbir önerisini dikkate almayan Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve çocuklarımızı yeni dönemin başlamasıyla okullarda bir kaos ortamı beklemektedir. Endişemiz bu kaostan öğrencilerimizin onarılamayacak zararlar görmesidir. Çocukların 72 aydan önce ilkokul 1. sınıfa başlamaları başta kaygı bozuklukları, okul başarısızlığı, kendine güvensiz olarak büyümeleri ve davranış sorunlarının gelişmesi açısından sakıncalıdır. Bu yaştaki çocukların okul öncesi eğitim almaları daha doğrudur.

Saydığımız bilimsel gerekçeler ışığında ilkokula başlama yaşı 72 ay ve üstü olarak ivedilikle düzeltilmelidir. Önümüzdeki eğitim-öğretim yılı için söz konusu yasal düzenleme yetiştirilemeyecek ise Milli Eğitim Bakanlığı taraflarla bir araya gelerek çocuklarımızın zarar görmeyeceği bir çözümü ortaya koymalı, aileleri hekimlere yönlendirmekten vazgeçmeli, ülkenin eğitim sorunlarına çözüm için hekimlerden çare bekler duruma düşülmemelidir.

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

Türk Tabipleri Birliği / Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği / Eğitim Sen (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası)

Özkök : Darbe Girişimi Yok..

Çok geç olmadı mı Özkök paşa, çoook geç..??
Vicdanınız elvermedi daha fazla susmaya değil mi?
Ama daha erken de gelseydiniz tertip gene bildiği gibi yürüyecekti anlaşılan..
Huzur-u mahşerde bu Ergenekon hesabı nasıl verilecek ??
Dr. Ahmet Saltık, 4.8.12 www.ahmetsaltik.net