ADD, TÜRKİYE ORTALAMASINDAN 3 KAT HIZLI BÜYÜYOR..

ADD, TÜRKİYE ORTALAMASINDAN 3 KAT DAHA HIZLI BÜYÜYOR..

Türkiye’deki her 10 bin seçmenden 15’i ADD üyesi

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
ADD Bilim Kurulu Başkanı
(ADD Eski Genel Başkan Yardımcısı)

Değerli arkadaşlar,

Eskisi kadar yüksek oranda olmasa bile Derneğimize özellikle genç yurttaşların üye oluşları kıvanç vericidir.. Ülkenin üzerine bir karabasan gibi çökmüş umutsuzluk bulutları altında hemen herkesin pısırık ve çekingen davrandığı, Atatürkçü düşünceyi savunmanın mesleksel açıdan risk olarak algılandığı bir dönemde, Gerçek Atatürkçüler kendilerini göstermeye başlamışlardır..

Genel Merkezden son aldığım istatistik bilgilere göre her ay ortalama 450 yeni üye kaydı yapılmaktadır (2007’de bu rakam 800’ler dolayındaydı). Dernek, kurulduğu günden bu yana toplam 161 bin üye kaydetmiş, ancak geçen 20 yıllık sürede bu mevcudun yaklaşık yarısı eksilmiştir..

ADD’nin şimdiki etkin üye sayısı (ödentilerini düzenli ödeyen üyeler) ne yazık ki kağıt üzerindeki sayının yaklaşık sekizde biri kadar, yani 10-12 bin dolayındadır (Bunu Kurultay sonrası yaptığım değerlendirme yazısında paylaşmıştım.)

Aylık 450, yıllık 5400 yeni üye kazanımı yine de önemli bir atılıma işarettir. Bu aynı zamanda ADD’nin türlü engellemelere ve halkla iletişim konusundaki kopukluklara karşın Yurttaşların katında ADD’nin saygınlığının gittikçe yükseldiğinin de bir işaretidir.

Bunda katkısı olan tüm yöneticilerimizi ve üyelerimizi kutluyorum. Türlü nedenlerle yıllık üye düşümü 1500 – 2000 arasındadır; Buna göre Üye sayısındaki yıllık net artış en az 3 bindir; bu artış ADD üye sayısının yıllık % 4,5’lik artışına karşılık geliyor ki; bu Türkiye’nin yıllık nüfus artış hızının 3 katına eşit bir artış hızı demektir.

Eğer nominal üye sayımız 75-80 bin kadarsa, bu Türkiye’deki toplam nüfusun binde birine,
18 yaş üstü seçmen kitlesinin ise binde 1,5’ine karşılık gelir. Yani Türkiye’deki her 10 bin seçmenden 15’i ADD üyesi anlamına gelir.

Ağır adımlarla da olsa, güvenli bir ilerleme kesinlikle var.. æ

Bir Kürdistan haritası daha!

Bir Kürdistan haritası daha!

Dün New York Times‘taki haritanın ardından bugün de Avrupa’dan Kürdistan haritası geldi.

SÖZCÜ – Eylül 29, 2012

Amerikan gazetesi The New York Times’in dün yayınlamış olduğu ‘yeni dünya haritası’nın ardından bir harita da Devletsiz Uluslar ve Avrupa Ulusal Azınlıkları Derneği (Eurominority) tarafından yayınlandı.

HARİTANIN BİR UCU AKDENİZ’DE

Eurominority ile Paris Kürt Enstitüsü’nün hazırladığı harita Kürtçe ve İngilizce olmak üzere 2 dilli. Haritada sözde Kürdistan’ın bir ucu Hatay’ı da içine alarak Akdeniz’e dek inerken, öbür ucu Maraş, Elbistan, Koçgiri, Erzincan, Erzurum, Kars, Iğdır ve Ağrı’ya kadar uzanıyor.

SURİYE SINIRINDAKİ KENTLERİ de DAHİL ETMİŞLER

Haritada Musul ve Kerkük de sözde Kürdistan toprağı olarak gösterilirken, Suriye’de geçtiğimiz aylarda Kürtlerin denetimine geçen Türkiye sınırındaki kentler de haritaya dahil edilmiş.

Son dönemlerde Türkiye gündemiyle ilgili analizler yapıp ve bunu Türk gazetelerinde manşetlere taşıyan yabancı basının son 2 günde ardı ardına böyle haritalar yayınlaması son derece dikkat çekiyor.

İşte tartışma yaratacak o harita;

AMERİKAN GAZETESİ YENİ DÜNYAYI BÖYLE ÇİZMİŞTİ

NYT’nin yeni dünya haritası, SÖZCÜ – Eylül 27, 2012
Amerikan gazetesi The New York Times, “yeni dünya haritası”nı çizdi.

Haritada Kuzey Irak’taki Özerk Kürt Yönetimi bağımız devlet olarak gösteriliyor. Suriye ise Şam, Halep ve Lazkiye olarak şehir devletlerine bölünüyor. Frank Jacobs ve Parag Khanna imzalı haberde, “Yeni Dünya”
etkili bir haritayla da tanıtılıyor.

The New York Times’ta yer alan analizde, Amerika’nın Irak’tan çekilmesinden sonra bölgedeki Özerk Kürt Yönetimi’nin devletleşebileceği iddia edildi. Suriye’de yaşananlar sonrası bölge haritalarının yeniden çizileceğinin kaydedildiği analizde 3 bin yıllık tarihi olan Kürtlerin bölgede bağımsız bir devlet kuracağı belirtildi.

BÜYÜK KÜRDİSTAN HAYALİ

Amerikan gazetesindeki haritada ise dikkat çekici bir ayrıntı var.
Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi, bağımsız Kürdistan’a dönüyor ve bölge
KURDISH REGION olarak adlandırılıyor.
Gazete açık açık belirtmese de haritada, ileride Büyük Kürdistan’ın kurulacağına yönelik işaretler var.

Kuzey Doğu Asya’da Rusya ve Çin sınırında yeni bir devlet kurulabilir.

DERTLİ DOLAP..

DERTLİ DOLAP

Dolap niçin inilersin,
Derdim vardır inilerim
Ben Mevla’ya aşık oldum,
Onun için inilerim

Benim adım dertli dolap,
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreyledi ÇALAP,
Derdim vardır inilerim

*** ***

Beni bir dağda buldular,
Kolum kanadım kırdılar
Dolaba layık gördüler,
Derdim vardır inilerim

Ben bir dağın ağacıyım,
Ne tatlıyım ne acıyım
Ben Mevlaya duacıyım,
Derdim vardır inilerim

*** ***

Şol dülgerler beni yondu,
her azam yerine kondu
Bu iniltim Hak’tan geldi,
Derdim vardır inilerim

Yunus Emre

Sitemizin 5 aylık bilançosu..

Dostlar,

www.ahmetsaltik.com ilk sitemizdi.
70’lik delikanlı Rahmetli Ahmet Selçuk Acunsal‘dan çok destek almıştık.
Rahmet ve şükranla anıyoruz..
O sitemize çok sataşıldı, Acunsal da biz de çok yorulduk..

Sayın Acunsal bizleri acıya boğarak erkenden ayrılınca bir süre ara verdik..

29 Nisan 2012 günü deneme amaçlı başladık ve 30 Nisan’ı izleyerek,

1 Mayıs 2012 günü, İŞÇİNİN ve EMEKÇİNİN BAYRAMI gününde yayına başladık.

Bu sitemizin açılmasına çok anlamlı destek veren dostlarımıza şükranımız büyük mü büyük..

Özet sayısal veriler aşağıda..

Toplam ziyaretçi : 30312
Toplam okunan : 70770

Aylık ziyaretçi sayımız 6 bini aşıyor.

Aylık dosya okuma sayımız ise 12 bine yakın..

Ancak;

– Facebook
– Google1+
– Linked in
– Tweeter

üzerinden de dosyalarımızı paylaştığımız için, gerçek okunma – izlenme sayılarının burada verilenin birkaç katı (belki 10’larca katı!) olduğunu kestirebiliyoruz.

Günde ortalama 10’a yakın dosya koymaya çabalıyoruz..

Sitedeki toplam dosya sayısı 1040’ı buldu..

Kolay olmuyor, epey emek ve zaman alıyor.

Ama ülkemiz AYDINLANMASINA 1 damla olsun katkı sağlıyorsa, bırakın ağır yükü, her türlü mihnete değer..

Dostlarımıza teşekkür eder,
İlgilerinin artarak sürmesini dileriz..

BİLİMSEL AKILCILIK ve YURTSEVERLİK pusulamız olmayı sürdürecek..

Bu ilkelere uygun, sorumlu ve ağırbaşlı bir dille kaleme alınmış güncel yazılara da sitemizde yer vermeyi sürdüreceğiz.

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 29.9.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==================================================================

Sitemizin 5 aylık bilançosu..

www.ahmetsaltik.net adresli web sitemizin son 5 aylık özet bilançosu :

29 Nisan 2012 – 29 Eylül 2012

Toplam ziyaretçi
Toplam okunan.: 70770
• Bugün okunanlar: 453 (29.9.12, saat 23.20)
• Dün okunanlar:525
• Geçen hafta okunanlar:4126
• Okunma Eylül:20975
Toplam ziyaretçi:30312
• Bugünkü ziyaretçiler:256
• Dünkü ziyaretçiler:309
• Geçen haftaki ziyaretçiler:2418
• Ziyaretçiler Eylül:8058
• Ø Günlük ziyaretçi:309
• Sayaç başlıyacak:30 Nisan 2012
• En çok ziyaret edilen gün: 08 Eylül 2012
7523 Okunma
• En ziyaret edilen gün: 14 Ağustos 2012
402 ziyaretçi

Aylık ziyaretçi
• 2012-09 8058
• 2012-08 8719
• 2012-07 6396
• 2012-06 3749
• 2012-05 3347
• 2012-04 43

Değişik ülkelerde okuma
• United States 30837
• Turkey 21287
• Senegal 7324
• Israel 2906
• ??? 1882
• Russian Federation 1414
• Germany 1023
• United Kingdom 955
• Japan 535
• France 338
• Netherlands 312
• Iceland 270
• China 235
• Ukraine 227
• Europe 118
• Austria 110
• Australia 80
• Switzerland 80
• Ireland 58
• Indonesia 49

Değişik ülkelerden ziyaretçi
• Turkey 12608
• United States 12239
• Russian Federation 1256
• United Kingdom 856
• Germany 660
• ??? 428
• Japan 404
• Netherlands 272
• Iceland 228
• France 179
• Ukraine 131
• China 130
• Austria 86
• Europe 83
• Switzerland 51
• Ireland 51
• Australia 46
• Indonesia 46
• Satellite Provider 45
• Azerbaijan 37

Aylık okunma

• 2012-09 20975
• 2012-08 19904
• 2012-07 12034
• 2012-06 10540
• 2012-05 7246
• 2012-04 71 (30 Nisan 2012, ilk gün)

ADAM OLMAK..

Dostlar,

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültei Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyelerinden bilge adam,
sevgili dostum Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı Doğan‘dan nefis bir deneme daha sunmak istiyoruz size..

ADAM OLMAK… Sindire sindire okumalar..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 30.9.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================================

ADAM OLMAK

Prof. Dr. Yıldırm Beyatlı Doğan

• Bu yazımda adam olmaktan söz etmek istiyorum. Bu yazı okunduktan sonra ‘Adam’ kılığında dolaşmayı sürdürenlerin başına geleceklerden sorumlu değilim. Onların kıllarına bir şey olmadı ama kılıkları döküldü. Ürktükleri şey başlarına geldi: Sonunda çıplak kaldılar! Oralarını buralarını örtmeye çalıştıklarından birbirlerine bakacak halleri kalmadı. Başta söylediğim üzere başlarına gelenlerden kendileri sorumlu. Neden benim sorumluluğumda olsun? Ortalarda dolaşmasalardı ya da
onlara uygun giyinselerdi.

Babasının sen adam olamazsın dediği adam sonra ‘baş’ olmuş. İlk işi babasına tükürdüğünü yalatmak istemiş. Adamcağızı yanına çağırtmış. Garibim, berikinin böbürlendiğini görünce;

‘Ben sana baş olamazsın demedim. Adam olamazsın dedim!’ diyerek oradan çıkmış.
Günümüzde kimi babaların bir an önce çıkıp gitmek isteyeceği o kadar çok post mekânı var ki!

Say say bitmez! O makamlar ya yüksek tavanlı kısa ya da alçak tavanlı uzun koridorlara açılır. Öyküdeki baba nasıl bir koridordan doğru kendisini dışarı attı bilemiyorum.

Adam olmak dendiğinde post modern tahayyülün öncelediği bir örüntü var. Mutlak sözü edilmeli! Adam olmak denilince çoğu kez başkalarınca değerlendirilip derecelendiren bir nitelik akla gelmektedir. Köşe dönücülerin miras bıraktığı ve murislerinin delicesine hala güttükleri bir yol var: Tribünlere oynamak dedikleri sahtecilik, adam olamayanların kendileri gibi olduğuna inandıkları yozlara bol keseden dağıttıkları alkış demektir. ‘Seyirci böyle istiyor’ ‘İzleyicinin tercihi bu’ ‘Halkımız böyle istiyor’ Söz konusu bu ibarelerin nasıl oluştukları sır değil yani.

Pek çok yazımda dile getirdiğim bir husus var. Psikoterapide de geçerlidir.
Karşınızdaki ile ilgili şu iki soruyu yanıtlamadan başka bir şey ne düşünün ne de söyleyin:

1. Kişinin ne söylediği değil nasıl söylediği önemlidir.
2. Kişi, söylerken, söylediğine kendisi inanıyor mu?

Adam olan kişi, nasıl üzerinde daha çok durur. Beklendiği üzere adam olan kişi inanmadığı bir şeyi asla söylemez. Reel politik, retorik gibi saçma sapan anlamlara çıkacak biçimde kullanılan sözcükler adam olamamış olanların söylem ve edalarını gizlemek amacıyla kullanılan silahlardan yalnızca birkaç tanesi.

Adam olmaya dair başka bir ölçütten daha söz etmek istiyorum.

İnsanlar konuşurlarken göz teması sürekli değildir. Süre ve sıklık o iki kişinin ilişkilerinin niceliğine ve niteliğine bağlıdır. Ebeveyn çocuk, karı koca, nişanlılar, evliler, boşanmışlar, boşanacak olanlar, ilk kez karşılaşanlar, son kez karşılaştıklarını bilenler ve daha binlercesi birbirlerine bakarken bakışmaları kısa ya da uzun, seyrek ya da sık mutlak değişir. Bakışma değişeceği vakit göz teması kaybolur.

Oysa insan, küçücük bir el aynasına baktığında, yalnızca kendi bakışlarını görür.
Kendisi ile bakışır. Kendi ile bakışması süresini belirleyemeyeceği bir bakışmadır.
Çünkü insan kendisi ile bakışırken göz temasını sonlandıramaz.

Adamlık, insanın kendisiyle bakışabilmesinin hem nedeni hem de sonucudur.
İşi gücü bırakıp aynada kendinizi seyredin demiyorum. İnsanın kendisi ile bakışması dediğim kendisi ile aynada göz göze gelmesidir. Kendi gözlerine bakarken ne düşündüğü değil nasıl düşündüğü önemlidir. Kendisiyle bakışabilmesi düşündüğü ve söylediği ile ilgili taşıdığı inancı yansıtmaktadır.

Aksi takdirde aynada oluşan buğu insanın kendisiyle bakışmasını olanaksız kılar. Buğulanan aynada çoğu kez görüntü de bozulmuştur. Adam olan kişinin baktığı ayna buğulanmaz. Çünkü içerisi ve dışarısı arasında ısı farkı yoktur. Kişinin görünür kaldığı iklim ile olduğu iklim arasında fark yoktur. Kişi, adamsa eğer, baktığında kendini görür. Bakışlarını aklına teslim ettiği için baktığı vakit aynasında gördüğü gerçeğin kendisidir. Dolayısı ile

• Üstlendiği sorumluluk,
• Sürdürdüğü rol,
• Tanımlı ödev ve görevleri,
• Kendine yakıştırdığı işlevsellik gibi şu an aklıma gelen başlıklar konusunda tereddüt yaşamaz.

Yok olan değerler arasında aynasında kendisiyle bakışabilen insan halini, gerçek adamlığı da saymak gerekir. Adamlık bireysel ve toplumsal gerçekliğin belli bir yüksekliği iken şimdilerde yalnızca ‘iş’ oldu. Eskinin ‘ne iş olsa yaparım’ açlığı ve panayır kurnazlığı buna da talip oldu.

Onlar, bir iş olarak gördükleri adamlığın peşindeler!
Oysa ne iş olsa yaparım diyenler neyin iş olabileceğine karar verenler arasında artık.
Seçerken ve seçilirken izlenmesi gereken asıl doğrultu adamlıktır diye düşünüyorum.

Seçmek denince hemen akla gelen reel politiğin oy adını verdiği sopa ucunda sallanan meyve işlevselliği değil tabi. Söylediğim şu; kişi, başlangıçta kendini seçememişse başka bir seçimde bulunması olanaksızdır. Ayrıca kendini seçen insanlar düşüncelerini seçen insanlardır.

Sonucu belli seçimler, kralların ya da benzerlerinin ille de kendilerinin olduğu belirlenmiş süreçlerdir. Şimdi krallar azaldı. Padişahlar yok oldu.

Ancak…

Post modern tahayyül var. Hem rezil, hem vezir olabilirsiniz. Hatta krallığınızı kimse engelleyemez. Ancak mekânınıza, küçük ya da büyük, asla ayna sokmayın. Onun yerine gidin dere kenarına; kendinizi görmek için eğilin suya bakın. Bir tarafınız bakan tarafınızdan ağır değilse suya düşmesiniz.

Velev ki düştünüz. Dipteki çamurda sizi karşılayacak yağdanlığın adı fırıldak nergistir.

Post modern tahayyüle göre onun adı Narsisos’tu.

Saygıyla. 26.8.11

Prof. Dr. Yıldırm Beyatlı Doğan