Etlik ve Bilkent Sağlık Kampusu İhalelerinin Yürütmesi Durduruldu

Dostlar,

TTB (Türk Tabipleri Birliği), çok önemli bir davada başarılı bir sonuç alarak şu kasvetli ortamda biraz rahatlama olanağı sağladı.

Ülkemizin dar kaynaklarını vicdansızca yerl-yabamcı sermayey peş keş çeken anlaşyış mahkum edildi.

Cafcaflı laflarla kamu-özel ortaklığı diye kamuoyunun beyni yıkanmaya çalışılıyor.

Danıştay 13. Dairesi, bu büyük talan için yürütmeyi durdurma kararı vermekle kalmadı, Kamu Özel Ortaklığı ihalelerine zemin oluşturan 3359 Sayılı Yasa’nın ek 7. maddesinin 8. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verdi.

TTB’yi bu savaşımı için kutluoyoruz içtenlikle.

Danıştay 13. dairesinin sayın yargıçlarına da teşekkür ediyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
6.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===================================================================================

Etlik ve Bilkent Saglik Kampusu İhalelerinin Yürütmesi Durduruldu

Değerli Meslektaşımız,

Danıştay 13. Dairesi, Türk Tabipleri Birliği’nin açtığı davalarda Ankara Etlik, Ankara Bilkent ve Elazığ’daki “Kamu Özel Ortaklığı” yöntemiyle açılan sağlık kampüsü ihalelerinin yürütmesini durdurdu.

Danıştay 13. Dairesi;

– Etlik Sağlık Kampüsü ile Etlik Kadın Doğum Hastanesi, Dışkapı Eğitim Araştırma Hastanesi, Etlik İhtisas Hastanesi, Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi, Ulus Devlet Hastanesi, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dışkapı Çocuk Hastanesi, Ulucanlar Göz Hastanesi, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ulucanlar Ek Poliklinik Binası, Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Doğum Hastanesi ve Dr. A.Y. Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinin;

– Bilkent Sağlık Kampüsü ile Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, FTR Hastanesi, Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinin;

– Elazığ Sağlık Kampüsü ile Harput Devlet Hastanesi, Cüzzam Hastanesi, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin yer aldığı alanların ticari alan olarak özel şirketlere devredilmesini de hukuka aykırı buldu.

TTB’nin bu yöndeki itirazlarını değerlendiren Danıştay 13. Dairesi ayrıca, Kamu Özel Ortaklığı ihalelerine zemin oluşturan 3359 Sayılı Yasa’nın ek 7. maddesinin 8. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verdi.

Sağlık kampüsü ihalelerine yürütmeyi durdurma

03 AĞUSTOS 2012
Danıştay 13. Dairesi, Türk Tabipleri Birliği’nin açtığı davalarda Ankara Etlik, Ankara Bilkent ve Elazığ’daki “Kamu Özel Ortaklığı” yöntemiyle açılan sağlık kampüsü ihalelerinin yürütmesini durdurdu. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, 03.08.2012 düzenlediği basın toplantısında “Kamu Özel Ortaklığı” projeleri ve Danıştay kararı hakkında bilgi verdi. Basın toplantısına TTB Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan,
TTB Merkez Konseyi üyeleri Dr. Zülfükar Cebe, Dr. Fatih Sürenkök, Dr. İsmail Bulca ve TTB Hukuk Bürosu’ndan Av. Özgür Erbaş katıldı.

Danıştay 13. Dairesi, Etlik Sağlık Kampüsü ile Etlik Kadın Doğum Hastanesi, Dışkapı Eğitim Araştırma Hastanesi, Etlik İhtisas Hastanesi, Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi, Ulus Devlet Hastanesi, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dışkapı Çocuk Hastanesi, Ulucanlar Göz Hastanesi, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ulucanlar Ek Poliklinik Binası, Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Doğum Hastanesi ve Dr. A.Y. Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin; Bilkent Sağlık Kampüsü ile Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, FTR Hastanesi, Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi’nin; Elazığı Sağlık Kampüsü ile Harput Devlet Hastanesi, Cüzzam Hastanesi, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin bulunduğu alanların ticarı alan olarak özel şirketlere devredilmesini de hukuka aykırı buldu.

TTB’nin bu yöndeki itirazlarını değerlendiren Danıştay 13. Dairesi ayrıca, Kamu Özel Ortaklığı ihalelerine zemin oluşturan 3359 Sayılı Yasa’nın ek 7. maddesinin 8. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verdi.

03.08.2012

BASIN AÇIKLAMASI

TTB’nin sağlık kampüsleri ile ilgili açtığı davalarda yürütmeyi durdurma kararı çıktı

Kamu Özel Ortaklığı: 5 Yıldızlı Soygun

Danıştay 13. Dairesi Ankara-Etlik, Ankara-Bilkent ve Elazığ’daki “Kamu Özel Ortaklığı” yöntemiyle açılan sağlık kampüsleri ihalelerinin yürütmesini durdurdu. Yürütmesi durdurulan kamu – özel ortaklığı yöntemi Sağlık Bakanlığı tarafından bütün kamu hastanelerine yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Bu yöntem hastane binasının, kamu tarafından tahsis edilen arazilerde özel şirketler tarafından yapılarak devlete kiraya verilmesi, devletin de hem şirketlere kira ödemesi hem de bu tesiste verilecek “çekirdek hizmet” dışındaki otopark, otel, banka şubesi, restoran, kafeterya, konferans ve kültür merkezi, yaşlı bakımevi, kreş, personel servisi, taksi hizmetleri, zayıflama ve diyet merkezi gibi alanları ile tıbbi destek hizmetleri, bilgi işlem, hasta danışmanlığı, sterilizasyon, çamaşırhane, temizlik, güvenlik, yemekhane, arşiv, binaların tamiri, bakımı, işletilmesi, park ve bahçe bakımı, ambulans gibi bütün hizmetlerin, yirmi beş yıldan kırk dokuz yıla kadar, bu şirketlere devredilmesidir.

Bu yöntem dünyada İngiltere başta olmak üzere kimi ülkelerde uzun yıllar önce uygulamaya konuldu. Kamu Özel Ortaklığı’nın (Public Private Partnership-PPP) yaklaşık 20 yıldır uygulandığı İngiltere’de hastaneler kiralarını ödeyebilmek için hekimlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda çalışanı işten çıkarmaya başladı. Kirasını karşılayabilmek için yüksek gelir elde edeceği hizmetleri verip diğer gelir getirmeyen hizmetlerden vazgeçmeye başladı. Bu yöntemle işletilen kimi hastaneler toplum için gerekli ancak şirket için karlı olmayan sağlık hizmetlerini vermemeye yatak sayılarını azaltmaya başladılar.

Greenwich’te 2001’de kamu özel ortaklığının ilk hastanesi olarak yapılan Queen Elizabeth’in 2005 yılında teknik olarak iflas ettiği açıklandı. Gelişmeler ve eleştiriler üzerine İngiliz Parlamentosu, yolsuzluk, hatalı muhasebeleştirme, kamu maliyesi açısından ciddi risk oluşturması, kamu yararına aykırı uygulamalar konusunda yoğun şikâyetleri dikkate alarak Nisan 2011’de bir Araştırma Komitesi kurulmasını kararlaştırdı. Kanada’da ve İskoçya’da halkın tepkisi üzerine son yıllarda bu yolla yapılması planlanan projelerden vazgeçildi. Türkiye ise ilk kamu özel ortaklığı ihalesini Nisan 2011’de yaptı.

Beş Hastane: 22.5 Milyar TL Borç

Sağlık Bakanlığı Türkiye’yi 29 sağlık bölgesine ayırdı. Aralarında Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu idari binalarının da bulunduğu, toplam 45 proje için Kamu Özel Ortaklığı ihale süreci devam ediyor. Bugüne kadar Kayseri, Ankara-Etlik, Ankara-Bilkent, Manisa, Konya-Karatay, Yozgat, Elazığ, İstanbul-İkitelli ve Mersin kampüslerinin ihalesi yapıldı.

Bugüne kadar yapılan ihaleler ile şirketlere ödenecek kira bedellerinin ne olduğu resmi olarak açıklanmamıştır. Kayseri 137.73 Milyon, Ankara-Etlik 319 Milyon, Ankara-Bilkent 289 Milyon, Manisa 64.25 Milyon, Konya-Karatay 88.79 Milyon TL yıllık kira belirlendiği basın yoluyla öğrenilmiştir. Yozgat, Elazığ, İstanbul ve Mersin ihalelerindeki tutara ilişkin hiçbir bilgi bulunamamıştır. Kira bedeli öğrenilebilen beş ihaledeki yıllık kiralar toplamı bugünün rakamlarıyla 898 Milyon 770 Bin TL’dir. Bu rakam 25 yılda toplam 22 Milyar 469 Milyon 250 Bin TL olacaktır. Toplam 45 projenin kira bedeli ve ihale karşılığının ise yüzlerce milyar TL tutacağı tahmin edilmektedir.

Oysa Erzurum’da, 2011 yılında 1.200 yataklı devlet hastanesinin yapılması işi 193 milyon 270 bin TL’ye ihale edildi. Aynı yıl Kamu Özel Ortaklığı yöntemi ile 1500 yataklı Kayseri Entegre Sağlık tesisi ihalesinde ise sadece bir yıllık kira bedeli 137 milyon 73 bin TL olarak belirlendi. Yani Kayseri’de özel şirkete ödenecek bir buçuk yıllık kira ile 1200 yataklı bir hastanenin yaptırılması mümkün.

Sağlık Bakanlığı’nın 2012 yılı bütçesinin 14 Milyar TL, döner sermaye bütçesinin ise 16 Milyar TL olduğu ve sadece beş hastane inşaatı için ödenecek kira miktarı değerlendirildiğinde, 45 kamu özel ortaklığı projesi için Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi ve döner sermaye gelirlerinin toplamının yıllık kirayı ödemeye yetmeyeceği anlaşılmaktadır.

Türkiye’de İngiltere’de uygulanan yöntemden farklı olarak şirketlere bazı yeni avantajlar da sağlanmıştır. Sağlık Bakanlığı kamuya ait hastaneleri kapatarak yerlerini alışveriş merkezi veya otel yapmak üzere özel şirketlere devrediyor. Görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerini de ihaleyi alan firmalara veriyor.

Hekimler ve Sağlık Çalışanları Sözleşmeli İşçi, Hastalar Müşteri, Soygun 5 Yıldızlı

İhaleler yoluyla sağlık alanı tümüyle dönüştürülürken, hekimlerin, sağlık personelinin sözleşmeli çalışması, giderek taşeron işçisi olması öngörülüyor. Yapılacak sağlık kampüslerinin yıllık kiraları döner sermayeden ödenecek. Kiraların ödenmesi için hekimlerin, sağlık personelin döner sermayeden aldıkları ücretleri “azaltılacak”. Ayrıca bu hastanelerde eğitim ve araştırma yapacak asistan hekimlerin statüsünün ne olacağı, özel şirketlere devredilen eğitim birimlerinde nasıl eğitim alabilecekleri de belirsiz.

Üstelik Sağlık Bakanlığı “beş yıldızlı otel konforunda hastaneler” olarak tanıtım yapıyor, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu 5510 sayılı Yasanın 73. Maddesine göre “Kurumca belirlenmiş standartların üstündeki talepleri karşılayan otelcilik hizmetlerinin” hizmeti alanlarca karşılanmasını kabul ediyor. Yani SGK “5 yıldızlı otel konforunu” değil pansiyon odasının ücretini ödüyor. Aradaki fark ise vatandaşın cebinden alınacak. Üstelik Kamu özel ortaklığında hastanelerin morg, gasilhane, tıbbi destek hizmetlerinin de özel şirketler tarafından verilmesi kararlaştırılıyor. Özel şirketlerin doğrudan verdiği bu hizmetlerin parasının nasıl ve kim tarafından ödeneceği de belirsiz. Bu durumda vatandaşların “devlet hastanesi” diye başvurdukları sağlık tesisinden taburcu olurken çıkarılan faturalar sayesinde yeniden hastaneye yatmaları söz konusu olabilecektir.

Danıştay: İhaleler Hukuka, Düzenleme Anayasaya Aykırı

Türk Tabipleri Birliği’nin açtığı davalarda Danıştay 13. Dairesi Etlik, Bilkent ve Elazığ sağlık kampüsü ihalelerinin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Mahkeme kararında mevcut hastanelerin ihaleyi alan şirketlere ticari alan olarak devrinin açıkça hukuka aykırı olduğu ve ihale şartnamesinin mevzuata aykırı olduğunu belirledi.

Mahkeme ayrıca Kamu Özel Ortaklığı düzenlemesinin yapıldığı 3359 Sayılı Yasanın Ek/7. maddesinin 8. fıkrasının Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğuna ilişkin TTB itirazlarını değerlendirmiştir. Danıştay İtiraz Yolu ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Kanunda yeterli belirlemenin yapılıp sınır çizilmediği, yürütmeye sınırsız bir alanda ilk elden düzenleme yetkisi verildiği, uygulamaya konulacak sistemde öngörülen kira ilişkisine esas olan temel ilkelerin, tarafların hak ve yükümlülüklerinin, uygulanacak ihale usulü ve sisteminin genel çerçevesinin, sözleşmenin niteliği ve kapsamına ilişkin temel belirlemelerin yapılmadığı, bu durumun Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilmiştir.

Sağlık Bakanlığı’na Çağrımızdır: Bütün İhaleleri Durdurun

Danıştay 13. Dairesi’nin verdiği kararlar ışığında, tespit edilen hukuka ve Anayasa’ya aykırılıklar nedeniyle yapılmış ve yapılması düşünülen bütün ihalelerin durdurulması gerekir.

Kanada’da ve İskoçya’da olduğu gibi Sağlık Bakanlığı’nın da Kamu Özel Ortaklığı adı altındaki yanlış yoldan bir an önce dönmesi için çağrı yapıyoruz. Ülkemiz, İngiltere gibi zararı fark etmek için 20 yıl beklemek zorunda değildir. Üstelik işsizliğin ve yoksulluğun tırmandığı ülkemizde şirketleri zengin etmek için ayıracak kaynağımız yoktur.

Birbiri ardına getirilen sayısız katkı payı uygulamaları, cepten ödemeler ve yurttaşların ödediği vergilerden oluşan kaynakları konsorsiyumlara rant olarak dağıtmaya çalışanlar her zaman için Türk Tabipleri Birliği’ni karşılarında bulacaklardır.

Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ

Ankara Tabip Odası : Hekimler İçin Güncel Tıbbi Bilgiler

Ankara Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği’ne bağlı 65 Tabip Odası’ndan en çok üyeye sahip olan 2. büyük odadır.. Üye sayısı 15 bini aşkındır..
Değerli hekim meslektaşlarım,

Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu, meslektaşlarımıza kısa bilgi notları hazırlıyor. Bunları Oda’nın web sitesinde, ana sayfada

Hekimler İçin Güncel Tıbbi Bilgiler kutusunu tıklayarak okuyabilirsiniz..

http://ato.org.tr/#/bilgi/hekimler-icin-guncel-tibbi-bilgiler

Hazırlanmasında Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu üyelerinden biri olarak bizim de naçizane katkılar vermeye çabaladığımız metinlerden birkaçı özetle aşağıda..

Okunup okutulması dileğiyle..

Sigara Dumanından Pasif Etkilenim Gebelik ve Yenidoğan Etkilenimi
=================================================================
Gebelik döneminde sigara içiminin önlenmesi, gebelik süresince ve sonradan yaşanan, sağlıkla ilgili riskleri önlemek adına, en önde gelen “değiştirilebilir” riskler arasında yer almaktadır. Gebelikte sigara içimi yeni doğan ölümlerinin %5’inden, erken doğumların %10’undan, düşük doğum ağırlığının da %30’undan sorumludur [1].

Gıda Güvenliği
==============
GIDA GÜVENLİĞİ; sağlığı yakından ilgilendiren çok disiplinli bir alan…
Gıda güvenliği; tarladan (çiftlikten) sofraya kadar, çevre ve insan sağlığına zarar vermeyen, üretimin her aşamasında gerekli kontrolleri yapılmış, sağlıklı ve güvenilir ürünlerin temin edilme süreci olarak tanımlanmaktadır. Bu konuda yapılan bir başka tanım da “gıdalarda olabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve her türlü zararların bertaraf edilmesi için alınan tedbirler bütünü”dür (1,2).

Sezeryana kim karar veriyor:
Kadınlar mı, Hekimler mi, Sağlık Uygulama Tebliği mi?
=====================================================
Kadınların yaşadıkları sağlık sorunları konusunda son dönemlerde “yaşam boyu yaklaşım” felsefesi öne çıkmaktadır. Bu yaklaşım bebeklik ve çocukluk, adolesan (ergen), erişkin ve yaşlılık gibi dönemlerin sorunlarını bir bütünsellik içinde değerlendirmeyi ve sorunlara çözümü de aynı mantıkla çözebilmeyi önceler.

Dünyada ve Türkiye’de Beslenme
==============================
​Beslenme bireylerin ve toplumların yaşamlarını etkileyen, biyolojik, sosyal, kültürel ve ekonomik bütün faktörlerden etkilenen temel bir gereksinimdir. Sağlıklı toplumların oluşması için yeterli ve dengeli beslenme tartışmasız bir önkoşuldur. Bir başka ifadeyle bireyler hem gereksinimleri kadar besinleri (besin gruplarını) tüketmeli; hem de bu tüketimi bir denge içinde..

Özürlülük Sağlıklı Yaşamayı Engelleyen Bir Durum Olmamalıdır..
==============================================================
​Özürlülük ya da yetiyitimi; olağan bir durumda bir işlevi yapma kabiliyetinde azalma ya da kaybolma (bireyin iş-güç görememe hali) olarak tanımlanmaktadır.

Ankara Tabip Odası – Toplumda Sık Görülen Hastalıklarla Mücadele Çalışma Grubu
===============================================================
​Ankara Tabip Odası TOPLUMDA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLARLA MÜCADELE ÇALISMA GRUBU akademisyenlerden ve sahada çalışan hekimlerde oluşan bir ekiple çalışmalarını sürdürmektedir.

Bazı Sağlık Göstergeleri ve Türkiye Değerleri
=============================================​
Bilindiği gibi sağlık pek çok faktörden etkilenmektedir. Bireysel-bünyesel özelliklerin yanı sıra sosyal, ekonomik, kültürel, politik,vb. süreçler sağlığın belirleyicileri olarak kabul edilir.

Zayıf Olmak, Sağlıklı Olmak Değildir!
=====================================
​Dikkat: Zayıf Olmak Her Zaman Sağlıklı Olmak Anlamına Gelmemektedir !!

********************************

Değerli meslektaşlarımızın daha çok katkısını bekler,
bu mütevazi çalışmaların yararlı olmasını dileriz..

Sevgi ve saygı ile.
6.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Mehmet Haberal’dan kamuoyuna açık çağrı

CHP Rize Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal
Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü, 3,5 yıldır Silivri’de tutuklu..
Kendisini yargılayan yargıçları tazminata mahkum ettirdi ama serbest bırakılmadı.
Saygıdeğer meslektaşım Haberal’a dayanma gücü ve sağlık diliyor, dayanışma
duygu ve düşüncelerimi sunuyorum. 3.8.12, Ahmet SALTIK www.ahmetsaltik.net
Mehmet Haberal’dan kamuoyuna açık çağrı

Haberal’dan kamuoyuna açık çağrı Tahliye talebi reddedilen CHP Zonguldak Milletvekili
Prof. Dr. Mehmet Haberal,

“Bir bilim insanı ve milletvekili olarak bu haksızlığa, bu zulme ve bu adaletsizliğe niçin
maruz bırakıldığımı, aziz milletimizin takdirine sunuyorum.” dedi. (Vatan, 1.8.12)

CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, tahliye talebinin soyut ve adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle reddetmesinin milli iradenin tutsak alındığının göstergesi olduğunu ifade etti. Mahkeme kararıyla yargılamanın sürüncemede bırakıldığını belirten Haberal, “Bir bilim insanı ve milletvekili olarak bu haksızlığa, bu zulme ve bu adaletsizliğe niçin maruz bırakıldığımı, aziz milletimizin takdirine sunuyorum” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 3. Yargı Paketi kapsamında “kaçma ve kuvvetli suç şüphesi” nedeniyle tahliye talebi reddedilen CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal kamuoyuna açık çağrıda bulunan bir mektup kaleme aldı. 3. Yargı paketi olarak bilinen 6352 sayılı Yasa’nın 97. ve 98. maddeleri ile tutuklama kararlarında kuvvetli suç şüphesinin somut olguya dayandırılması zorunlu hale getirilmiş ve adli kontrol uygulamasındaki üst sınır kaldırılarak Türk hukuk sisteminin çağdaşlaşması yönünde önemli bir adım atıldığını anımsatan Haberal,

“3 yıl 4 aydır tutuklu olarak yargılandığım İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın son duruşmasında da, 6352 sayılı Yasa ile getirilen bu kanun değişiklikleri tamamıyla göz ardı edilerek, her bir sanığın hukuki ve fiili konumu, dosyadaki deliller ile somut olarak irtibatlandırılmaksızın, önceden olduğu gibi basma kalıp, müşterek ve soyut gerekçeler gösterilmek suretiyle tutukluluk halimin devamına karar verilmiş ve böylece, keyfi muamele ile milli iradenin tecellisi bir kez daha engellenmiştir” dedi.

DELİLLERDE SUÇ UNSURU BULUNAMADI

Hukuksal hiçbir gerekçe gösterilmeksizin 3 yıl 4 aydan beri tutuklu olarak devam eden yargılama sürecinde, tarafına isnat edilen suçlamaların tamamıyla gerçek dışı iftiralardan ibaret olduğunu, bu durumu da mahkeme huzurunda somut belgelerle kanıtladığını belirten Haberal, duruşmadaki çapraz sorgusu sırasında, tarafına terör örgütü ile ilgili tek bir sorunun dahi sorulmamasının, iddiaların mesnetsiz olduğunun açık bir göstergesi olduğunu savundu. Evinde ve işyerinde yapılan kapsamlı aramalarda en küçük bir delil dahi bulunamadığını ifade eden Haberal, şahsına ait sadece tek bir
el bilgisayarı bulunduğunu, söz konusu bilgisayar üzerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nce yapılan inceleme sonucunda “herhangi bir suç unsuruna rastlanılamadığını” vurguladı. Savcılık aşamasında bilgisayarının avukatlara iade edildiğinin altını çizen Haberal, kurucusu olduğu üniversiteye bağlı kuruluşlar ve televizyon kanalında, başkalarına ait odalarda yapılan aramalar neticesinde
el konulan ve kendisiyle bir ilgili bulunmayan CD/DVD ve disket üzerinde herhangi bir
suç unsurunun bulunamadığına ilişkin bilirkişi raporu bulunduğunu hatırlattı.

“YARGILAMAYI SÜRÜNCEMEDE BIRAKMAYA YÖNELİK SUNİ BİR GEREKÇE”

Haberal, “Tüm bu gerçeklere rağmen, mahkemenin tutukluluk haliminin devamına ilişkin kararında, halen dahi bilgisayarımda ve diğer sanıkların bilgisayarlarında elde edildiği ileri sürülen, ancak hiçbir şekilde var olmayan belgelerin, sözde gerekçe gibi gösterilmeye çalışılması maddi gerçeğe aykırı ve inandırıcılıktan yoksundur” değerlendirmesinde bulundu. Haberal, merhum Başbakan Bülent Ecevit’in, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’ndeki tedavisi süreci ile ilgili tanıklar tarafından ortaya atılan ve somut hiçbir belgeye dayanmayan mesnetsiz iddiaların Rahşan Ecevit tarafından defalarca yalanlandığını, belgelerle çürütüldüğünü ifade ederek, şu ifadeleri kullandı:

“Yargılama aşamasında, şahsımla ilgili tüm deliller toplanmış ve tanık ifadeleri tamamlanarak, iddiaların tamamen mesnetsiz oldukları somut biçimde kanıtlanmış olmasına rağmen, mahkemenin
halen daha ‘tanıkların tamamının dinlenilmediğini’ ileri sürerek tutukluluk halimin devamına
karar vermesi, yargılamayı sürüncemede bırakmaya yönelik suni bir gerekçedir.”

“AZİZ MİLLETİMİZİN TAKDİRİNE SUNUYORUM”

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen kararda “bazı sanıkların yurtdışına kaçmaları” gerekçe gösterilerek, ilk kez “kaçma şüphesi” nedeniyle adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağının ileri sürülmesinin “ceza ve güvenlik tedbirlerinin şahsiliği ilkesine” açıkça aykırılık teşkil ettiğini savunan Haberal, 2007 genel seçimlerinde tutukluyken milletvekili seçilmesinin ardından tahliye edilen Sabahat Tuncel’in durumunu hatırlattı. Haberal, “İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin
soyut gerekçeler ile adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağından bahisle tutukluluk halimin devamına karar vermesi milli iradenin tutsak alındığını ortaya koymaktadır” dedi. Haberal,
şu değerlendirmede bulundu:

“Bazı sanıkların, tanıkları ve itirafçı sanıkları etkileme çabalarından bahisle, şahsımın da delilleri karartma şüphesi altında olduğumun ileri sürülmesi, hukuki dayanaktan yoksun olmasının yanı sıra, insaf sınırlarını da zorlayan kabul edilemez bir yaklaşımdır. Bütün bu gerçekler çerçevesinde, bugüne kadar devam eden yargılama sürecinde şahsıma isnat edilen suçlamaların tamamıyla gerçek dışı iftiralardan ibaret olduğunu somut belge ve tanık beyanları ile ispatlamış olmama ve son 13 aydır milletvekili sıfatıyla milli iradeyi temsil etmeme rağmen, mahkemenin
6352 sayılı Kanun değişikliğini de tamamıyla göz ardı ederek tutukluluğuma devam kararı vermesinin yasal hiçbir dayanağının olmadığı açıktır. Tüm bu gerçeklere rağmen, bugüne kadar ülkeme hizmet etmekten başka hiçbir amacı olmayan bir bilim insanı ve milletvekili olarak bu haksızlığa,
bu zulme ve bu adaletsizliğe niçin maruz bırakıldığımı, aziz milletimizin takdirine
saygılarımla sunuyorum.” 01 Ağustos 2012

Ankara Tabip Odası’ndan Halkımıza Sağlık Eğitimi..

Ankara Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği’nin 2. büyük odasıdır ve 15 bin dolayında hekim üyesi vardır.. Dr. Ahmet Saltık, 2.8.12

Dostlar,

Kamu Kurumu Niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Ankara Tabip Odası (Anayasa md 135 ve 6023 sayılı yasa), halkımıza sağlık eğitimi çabalarını sürdürüyor.

Oda’nı Halk Sağlığı Komisyonu, temel konularda halkımızı bilgilendirecek kısa metinler hazırlıyor.

2 Ağusto2 2012 günü Oda’nın www.ato.org.tr adresli web sitesinde aşağıda adlarını ve giriş paragraflarını verdiğimiz konular var. Metinlerin tümü, belirttiğimiz sitede.

Halk Sağlığı Komisyonu üyelerinden biri olarak naçizane bizim de katkı vermeye çabaladığımız bu metinleri okuyalım okutalım.. Sağlığımızı koruyalım..

Sevgi ve saygı ile.
2.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
========================================================

Hepatit Size Düşündüğünüzden Daha Yakın Olabilir!

Hepatit, aynı adı taşıyan virüslerin yol açtığı bir karaciğer hastalığı olup virüsün A, B, C, D, E tipleri bulunmaktadır. Her tipin hastalık seyri farklıdır.

========================================================

Yaz Dönemi İshalleri ve Korunma

İshal, günde üç ya da daha çok kez sıvı/normalden daha sıvı dışkılama olarak tanımlanmaktadır. İshal çoğunlukla mikropların (bakteri, virüs, parazit) neden olduğu mide-bağırsak sistemi enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişen bir hastalık belirtisidir.

========================================================

“ŞİŞMAN” OLMAK DA “ZAYIF” OLMAK DA SAĞLIK AÇISINDAN RİSKLİ
HEDEF: YAŞAM BOYU YETERLİ VE DENGELİ BESLENME

Sağlıklı olmak için hemen her yerde yazan, Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu çalışanları olarak da her ortamda yüksek sesle söylediğimiz bir konuyu bir kez daha gündeme taşımak istiyoruz: SAĞLIKLI OLMAK İÇİN YETERLİ VE DENGELİ BESLENME şart!

========================================================

Enerji İçeriği Yüksek İçecekler: Sağlık Açısından Riskler

Enerji içeriği yüksek içecekler konusunda yazılmış olan bu dokümanda okuyucuların konuya ilişkin güncel bilgilere sahip olmalarının yanı sıra, ergenlerin / gençlerin içecek tercihinde bulunurken su, süt ve taze sıkılmış meyve sularını seçmelerinin niçin uygun olacağının gerekçeleri açıklanmaktadır.

========================================================

Dünyada Beslenme Sorunları Çok Büyük Boyutlu

Yaşam için zorunlu bir gereksinim olan beslenme ile ilgili sorunlar, Dünyada nüfusun çok önemli bir bölümünün (neredeyse yarısının!) sağlığını tehdit etmektedir. Ölümler, yeti yitimleri, hastalıklar özellikle az gelişmiş ülkeler için tehdit oluşturma riskini ne yazık ki artarak korumaktadır.

========================================================

Dünya Anne Sütü ile Beslenme Haftası
DÜNYA ANNE SÜTÜ ile BESLENME HAFTASI: 1-7 AĞUSTOS 2011

Her yıl 1-7 Ağustos günleri arasında DÜNYA ANNE SÜTÜ ile BESLENME HAFTASI etkinlikleri 170’ten fazla ülkede sürdürülmektedir. Bu yıl üzerinde durulan konu; Benimle konuş ! Anne sütü “3D deneyimi”dir. Bu konu çerçevesinde anne sütü ile beslenmenin bütün yararlarının topluma anlatılması ve yaygınlaştırılmasının önemi vurgulanmaktadır.

========================================================

Çocukluk Dönemi ve Sağlıklı Beslenme Temel Sorunlar ve Öneriler

​Günümüzde yeterli ve dengeli beslenme; sağlığın korunması ve geliştirilmesi için temel bir davranış olarak kabul edilmekte ve bu davranışın olanaklı olan en küçük yaşta öğrenilmesi gereği hemen bilimsel olarak sunulmaktadır. Temel sağlık hizmetlerinin tümünde olduğu gibi, önemli bir bileşen olan sağlıklı beslenmenin toplumda gerçekleşmesi için başlıca sorumluluk devlete aittir.

========================================================

Sivil Toplum’un Gözü Sigara Satış Noktalarının Üzerinde!

​Sigaraların Satışına ve Sunumuna Yönelik Yeni Yönetmelik 7 Temmuz’da Yürürlüğe Giriyor.
Sigara Satış Noktalarının Yönetmeliklere Uyup Uymadıkları Sivil Toplum Yetkilileri Tarafından Yakından İzlenecek.

========================================================
Sıcak Havalarda Beslenme

​​Sıcak havalarda beslenme konusunda dikkat edilmesi gerekenler …

========================================================
Yüzme Havuzları ve Sağlık

​Yaz mevsimiyle birlikte yüzme havuzları, özellikle büyük kentlerde sık kullanılan rekreasyon alanları arasındadır. Bu konuda Türk Standartları Enstitüsü bazı standartlar geliştirmiş olup değerlendirmeler yapılırken bu kriterlerin esas alınması önemlidir. Kişilerin rahatlamasını sağlayan bu tür etkinlikler sırasında dikkat edilmesi gereken kimi sağlık-güvenlik önlemleri…

========================================================

Yaz İshalleri, Su-Gıda Hijyeni ve Korunma

​Yaz döneminde görülen ishallerden korunmak için ve bu sorunun altında yatan nedenleri ortaya koyabilmek için aşağıda kimi bilgi, veri ve görüşler yer almaktadır:
========================================================

Yaz Döneminde Sıcaklardan Korunmak İçin Bazı Öneriler

Yaz döneminin gelmesiyle birlikte sıcak havaların sağlık için yarattığı bazı riskleri de ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda sıklığı giderek artan sıcak hava dalgaları sağlık için önemli tehditler oluşturmaktadır.
========================================================

CEP TELEFONLARI ve BAZ ĠSTASYONLARI MERAK EDĠLEN SORULAR ve YANITLARI

Dünyada ve Türkiye‟de cep telefonu kullanımı yaygınlığı ne
düzeydedir?
Baz istasyonu nedir?
Radyo frekans radyasyon nedir? Kaynakları nelerdir?
Cep telefonları ve baz istasyonlarından yayılan Radyo
Frekans ve Mikro Dalga (RF/MW) radyasyonunun biyolojik
etkileri nelerdir ?
Cep telefonları ve baz istasyonlarının olası sağlık etkileri
nelerdir?
Cep telefonu güvenlik standartları nelerdir?
Bu standartlar olumsuz sağlık etkilerini önleyecek düzeyde
midir?
SAR değeri nedir?
Çocuklar ve gebeler daha fazla risk altında mıdır?
Olası etkilerden/risklerden korunmak için neler yapılmalıdır?
Başlıca önlemler neler olmalıdır?
Bireysel düzeyde önlemler nelerdir?
Kurumsal düzeyde önlemler nelerdir?
Konuya ilişkin yargı kararları var mıdır?
========================================================

Yararlı olması dileğiyle..

1 Ağustos 2012 günü de ilgili meslek odaları ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte
Ankara ve İstanbul’un su sorunu hakkında bir basın açıklaması yapıldı. Bizim de
Halk Sağlığı Komisyonu adına katıldığımız toplantıda basın mensuplarının soruları yanıtlandı. Bu metnin de kısa sürede ATO web sitesinde yer alacaktır.

Hekimler için de benzer teknik eğitim metinleri yine ATO webinde, Halk için olan metinlerin logosuyla yan yana duran bölümde. Bir başka dosyada da onlardan söz edeceğiz.. Tüm emek verenlere şükranla.

Sevgi ve saygı ile.
2.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Baz istasyonları ve sağlık üzerindeki olası etkileri / GSM Base stations and potential effects on human health

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI :
ESAS NO : 2012/4-147
KARARNO : 2012/327
.. “Dava konusu tesisin cep telefonlarının kullanımı için zorunlu olduğu ve bu tesisin geniş bir kitleyi ilgilendirmesi nedeniyle kamuya hizmet vermeyi amaçladığı tartışmasız ise de insan yaşamında tehlike yaratma ihtimalinin bulunması halinde insan yaşamına, sağlığına üstünlük tanınması gerekir. Başka bir deyişle; ‘Yaşama Hakkı’ en kutsal ve birincil hak olup tehdit altında olma şüphesi dahi diğer Anayasal haklardan önce gözetilmesi gereğini doğurur. Aksi halde yaşam hakkının tehlikede olduğu bir yerde diğer tüm temel hak ve hürriyetlerin hiçbir değeri kalmayacaktır.” (Dr. Ahmet Saltık, 31.7.12, www.ahmetsaltik.net)
Cumhuriyet Bilim Teknik 27.07.2012

İlginç SORULAR

Baz istasyonları ve sağlık üzerindeki olası etkileri

SORU 1: Baz istasyonu nedir?

YANIT 1: Kaynak: Ankara Tabip Odası ve TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası “Cep Telefonları ve Baz İstasyonları Merak Edilen Sorular ve Yanıtları” başlıklı rapor
Baz istasyonları, cep telefonu kullananların ses ve görüntü dalgalarını almalarını sağlayan düşük güçlü radyo istasyonları olarak düşünülebilir. Hücre bölgelerinin her birinde bir veya daha çok baz istasyonu bulunmaktadır. Hücresel terimi, kurulan
baz istasyonlarının hücre olarak tanımlanan bölgelere ayrılması nedeniyledir. Telefon kullanıcısı bir hücreden öbürüne yer değiştirdiğinde, hücresel çağrılar da baz istasyonundan baz istasyonuna aktarılmaktadır. Antenin güç düzeyine bağlı olarak baz istasyonları, makrosel, mikrosel ve pikosel olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Makroseller baz istasyon ağında ana yapıyı oluşturmaktadır. Genellikle 35 km. mesafeyle bağlantı kurabilmektedir. Mikroseller ana ağın etkinliğinin artırılması amacıyla kullanılmaktadır. Sınırları genellikle birkaç yüz metredir. Pikoseller ise genellikle binanın içine yerleştirilen birkaç wat güçte baz istasyonlarıdır.

SORU 2: Radyo frekans radyasyon nedir, kaynakları nedir?

YANIT 2: Radyo frekans ve mikrodalga (RF/MW) radyasyon, elektromanyetik alan yelpazesinde 300 KHz ile 300 GHz arasındaki frekans bandına karşılık gelmektedir.
Radyo frekans radyasyon kaynakları arasında radyo televizyon vericileri, elektronik haberleşme araçları, uydular ve uydu istasyonları, radarlar, tıpta kullanılan bazı cihazlar, mikrodalga fırınlar, endüstriyel ısıtıcı makineler, taşınabilir radyolar,
baz istasyonları ve cep telefonları bulunmaktadır.

SORU 3: Cep telefonları ve baz istasyonlarından yayılan Radyo Frekans ve Mikro Dalga (RF/MW) radyasyonunun biyolojik etkileri nedir?

YANIT 3: Radyo frekans radyasyon etkilenimlerine bağlı olumsuz fizyolojik etkiler “elektriksel ve/veya manyetik” alanlarla ilişkilidir. Ancak etkilenim altında kalan bireydeki örselenmeler bazı özgül organ ya da vücut bölümlerinin yüksek yerel ısınmaya yol açabilecek yeterince büyük miktarda enerji soğurmasına da (absorbe etmesi) bağlıdır. Cep telefonu sinyallerinin düşük dozda bile hem canlı hayvanlarda hem de hücre kültürlerinde DNA zedelenmesine yol açtığını gösteren araştırmalarla birlikte, bir etkisi olmadığını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.

Cep telefonunun yaydığı radyasyonun kanser oluşturma mekanizması henüz kanıtlanmamış olsa da, pek çok bilim insanının değerlendirmesinden geçmiş ABD dahil en az 7 ülkede yapılan çalışma sonuçlarına göre cep telefonundan yayılan radyasyonun DNA kırıklarına yol açabileceği gösterilmiştir.
========================================

Raporun tümüne www.ato.org.tr adresinden erişebilirsiniz. Hazırlanmasında Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu Üyesi olarak naçizane bizim de katkılarımzın olduğu raporu size birkaç gün önce sitemizde tanıtmıştık. Şimdi de bir özetine Cumhuriyet Gazetesi Bilim Teknik ekinin yer verdiğini görüyoruz..

Bu gün sitemizde baz istasyonları hk.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararına da yer verdik..

İyi okumalar.. 31.7.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
www