Tecavüzcüleri değil, çocukları koruyun!

Tecavüzcüleri değil, çocukları koruyun!

TTB Merkez Konseyi ve TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, Hükümet tarafından TBMM Genel Kurulu’na getirilen “Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir…” önergesinin derhal geri çekilmesini istedi.
TECAVÜZCÜLERİ DEĞİL ÇOCUKLARI KORUYUN!

Hükümet tarafından TBMM Genel Kurulu’na getirilen “Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir…” önergesi derhal geri çekilmelidir.

Kız çocuğunu cinsel nesne olarak gören ve erken evlendirilerek eğitim başta olmak üzere yaşamın olanaklarından yoksun bırakan bu düzenleme, kadın-erkek eşitliğine darbe niteliğindedir.

Bu yasanın  kabul edilmesi, çocuk tecavüzcülerinin aklanmasına, tecavüzcüsüyle evlendirilen çocuğun ise her gün tecavüzü yaşamasına yol açacak, yaşamlarını söndürecektir.

İnsan haklarına, çocuk haklarına açıkça aykırı olduğu görülen bu düzenleme, çocukları istismardan korumak amacıyla imza verdiğimiz uluslararası sözleşmeler ve bu sözleşmelere bağlı olarak ulusal hukukumuzda gerçekleştirilen değişikliklere de aykırıdır. (AS: BM Çocuk Hakları Sözleşmesi..)

Başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı olmak üzere Çocuk Hakları doğrultusunda çalışmalar yapan ve sorumluluğu olan tüm kurum ve kuruluşları; tecavüzcüleri değil, çocuklara kıyan anne babaları değil, çocukları korumaya çağırıyoruz.

Bu önergeyi hazırlayan ve onay verecek olan tüm milletvekillerine, bu ülkenin hekimleri, çocuk hakları ve kadın hakları savunucuları olarak insani ve vicdani sorumluluklarını hatırlatmak istiyoruz.

Kamuoyuna çağrımızdır:

Cinsel saldırıları “kutsal aile” söylemleriyle örtmeye çalışan bu önergeye ülkemizin onurlu ve vicdan sahibi yurttaşları olarak sessiz kalmayalım.
Önerge bir an önce geri çekilmelidir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu
(http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/tecavuz-6406.html)

TBB : “KADININ TECAVÜZCÜSÜ İLE EVLENDİRİLMESİ ÖNERGESİ”

tbb_logosu

“KADININ TECAVÜZCÜSÜ İLE EVLENDİRİLMESİ ÖNERGESİ” HAKKINDA
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
KADIN HUKUKU KOMİSYONU (TÜBAKKOM) TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMA

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na aşağıdaki haliyle sunulmuş olan;

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının Geçici 1. maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesiniz ve teklif ederiz:

“(2) Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suçtan azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazının ortadan kaldırılmasına karar verilir” şeklindeki önergeyi şiddetle kınıyoruz.

Kadının tecavüzcüsü ile evlendirilmesi fikri, hem evlilik kurumunun hem tecavüzün hem de tecavüz sonrası kadın psikolojisinin bilinmemesinden ve hafife indirgenmesinden ve en önemlisi de kadının bir kimlik olarak kabul edilmemesinden kaynaklanmaktadır.

Bu öneri, ancak ve ancak kadına yönelik işlenen suçları özendirir. Çünkü bu bakış açısı tecavüzü cinsellik olarak görmekte ve tecavüzleri normalleştirmektedir. Oysaki tecavüz bir cinsellik değildir, temel insan haklarına yapılmış alçakça bir saldırıdır.

Tecavüze veya şiddete uğrayan kadının, tecavüzcü ile evlendirilmesi deve kuşunun başını toprağa gömerek kendini tehlikelere karşı korumasına benzemektedir. Birey hak ve özgürlüklerini korumak ve gözetmekle görevli olan devletin bu şekilde davranması kesinlikle kabul edilemez.

2005 yılına kadar Türk Ceza Kanununda yer alan bu ilkel madde, 2005 yılında yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Kadın ve çocuk hakkı ihlalleri için evrensel hukuk normları çerçevesinde mücadele ederken; bugün önümüze konulan önergede somutlaşan fikir ve zihniyet 10 yıl geriye gidiştir, asla kabul edilemez.

TBMM’ye sunulmuş olan bu utanç önerisinin ivedilikle geri çekilmesini, Türkiye Barolar Birliği Kadın hakları Komisyonu olarak talep etmekteyiz. Kamuoyunun bilgilerine sunarız.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ KADIN HUKUKU KOMİSYONU
TÜBAKKOM
====================================
Dostlar,

AKP gene yapacağını yaptı ve Türkiye gündemini kilitledi.. Son 2 gündür ülkemiz bu faciayı tartışmakta. Adıyaman Gerger’de İHL öğrencilerine cinsel saldırı örtüldü, ENSAR Vakfı – Karaman’daki rezalet geçiştirildi… geçmiş yıllarda da pek çok yerde sayısız mide bulandıran olay yaşandı ve bu utanç verici sorunların çözümü için AKP’den kapsamlı, uygar, laik, temel insan haklarına uygun hemen hemen hiçbir kalıcı çözüm üretilmedi. Hatta 4+4+4 ucube eğitim sistemiyle 1 milyona yakın kız çocuğu ilk 4 yıldan sonra eğitimine devam edemedi.  ÇOCUK GELİNLER olağanlaştırıldı. Açıkça söylemek gerekirse ÇOCUKLARIN TÖRENLE IRZINA GEÇME yaygınlaşıyor. AKP hiç sıkılmadan imam nikahını meşrulaştırmaya, medeni nikahı anlamsızlaştırmaya çabalıyor. Bir Başbakan yardmcısı hiç sıkılmadan, Medeni Yasa’ya aykırı biçimde 2. bir yabancı kadınla karı – koca yaşamı sürdürüyor ve açıklamasını “dini vecibeler yerine getirilmiştir..” diye yapabiliyor özürü kabahatından büyük olarak.. Medeni nikahlı eşi de bu onur kırıcı durumu = zinayı dava konusu etmiyor, edemiyor nedense??!

16 Kasım 2016 öncesinde 3-4 bin “aile” bu duruma düşmüşmüş.. Yani kurban – mağdur kız çocukları tecavüzcüleri ile evlendirilerek oluşturulan “aileler” bunlar.. Ahlak ve hukuk dışı kurulan, tecavüze uğrayan “çocuk kurbanların” özgür ve ergin iradesine dayanması son derece kuşkulu olan “zoraki nikahlar” gerekçe yapılarak dolaylı bir af yasası çıkarılmak isteniyor. Bataklık sürüyor ama deyim yerinde ise sivrisineklerle uğraşılıyor. Bu “af” yasası çıksa bile, birkaç yıl içinde, ülkemizin içine sürüklendiği bu ahlaki sefalette yeniden birkaç bin “zoraki aile” nin oluşmayacağının güvencesi yoktur.

Sorunun çözümü için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı öncülüğünde uzmanların, meslek kuruluşlarının, toplum temsilcilerinin, tarafların temsilcilerinin… katılımıyla danışma toplantıları ve bilimsel oturumlar düzenlenmelidir. TBMM kimsenin oyuncağı değildir ve yasa çıkarmak ciddi, çok ciddi, sorumluluk isteyen bir iştir. Bir yasa tasarısı / teklifi görüşülürken punduna getirip madde eklemeler siyaset ve hukuk etiğine sığmaz. TBMM’ye, milletvekilliğine, Ulusa ve hukuka açık saygısızlıktır..

Hafta başında sağduyunun egemen olmasını, AKP’nin inatlaşmayı ve restleşmeyi bırakmasını ve ucube tasarının geri çekilerek üst paragrafta belirttiğimiz doğrultuda akılcı, hukuka ve etiğe uygun, adil, kalıcı çözümler üretilmesini diliyoruz.

Çok kıdemli, halen emekli bir tıp hocamızdan gelen çarpıcı ileti :

  • TECAVÜZ  YASASI  ÇIKINCA ERKEK ÇOCUĞA TECAVÜZ EDENLERİN DURUMU NE OLACAK? ACABA EŞCİNSEL YASASI MI ÇIKARILACAK?   PEKİYİ HAYVAN TECAVUZCÜLERİ NE OLACAK..? KEDİ ÖLDÜ!….
    EŞEĞE TECAVÜZ ÇOK SIK DUYULMAKTADIR. O ZAMAN BU ERKEKLER
    EŞ OLARAK BİR EŞEKLE Mİ EVLENECEKLER??.. AMA EŞEĞE DE YAZIK!
    Prof Dr Siber Goksel…

Sevgi ve saygı ile.
19 Kasım 2016, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR ! Ama ne kadar ?

DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR ! 
Ama ne kadar ?

portresi

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
Nükleer Fizik Uzmanı

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Değerli arkadaşlar,

Büyüklük / küçüklük göreli (izafi) bir kavramdır… Matematik anlamda örneğin 100  elbette 99’dan büyüktür, ama belirsizliklerle dolu pratik yaşamda eşit sayılır…  (bir tutamak olarak vermek gerekirse, bir şeyin 2 katından büyük olana belirgin “Büyük”,  yarısından küçük olana da belirgin “Küçük” demek daha uygun olur) Son zamanlarda medyada duyduğumuz “Dünya 5’ten büyüktür” söyleminde 5 ile kastedilen, Birleşmiş Milletler sürekli Üyesi (AS: Güvenlik Konseyi üyeleri kastediliyor-5P) ve Veto hakkı olan 5 Ülkedir. Bakalım, bu söylem ne derece tutarlı bir söylemdir   🙂
***
Nasyonal-Sosyalist Diktatör Adolf Hitler‘in başında bulunduğu Alman Nazi ordularının 1 Eylül 1939 da Polonya’ya girişi ile başlayan ve  2 Eylül 1945’te Japonya’nın (Almanya 3 ay önce teslim olmuştu) koşulsuz teslim oluşu ile son bulan 2. Dünya (AS: Paylaşım) Savaşı insanlık tarihinin en büyük yıkımı oldu; çoğu sivil olmak üzere yaklaşık 80 milyon insan öldü. ‘Gezegende bir daha böyle  büyük felaketler yaşanmasın’ dileği ile bütün ülkelerin bir Çatı altında Güvenlik işbirliği yapmasını öngören düşünce, ABD, Birleşik Krallık (İngiltere), Rusya ve Çin’in liderliğinde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 51 Kurucu üye ülke tarafından yaşama geçirilerek 24 Ekim 1945’te Birleşmiş Milletler (United Nations)  New York’ta kuruldu.  2016’da BM çatısı altında 193 üye ülke var. Tüm Dünyada irili ufaklı 233 ülke bulunuyor; nüfusu 10 milyonun üzerinde 90 ülke, nüfusu 5 milyonun üzerinde 120 ülke var; en küçük ülke 800 (AS: sekiz yüz!) nüfuslu Vatikan.

Bugün Dünyada Nükleer silahlara sahip olan ve “Nuclear Powers”  olarak tanınan 8 Ülke var… (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Hindistan, Pakistan, K. Kore) bunlara yüz kadar nükleer başlık sahibi olduğu bilinen İsrail’i de eklemek gerek. ABD’nin fisyon tipi (Uranyum-235 veya Plutonyum-239 atom çekirdeklerinin parçalanması) Nükleer patlamayı gerçekleştirmesinden 4 yıl sonra, 1949’da Rusya da Atom bombasını patlattı. Arkasından İngiltere, Fransa ve Çin Atom Bombalarını patlattılar…

1952’de ABD ilk Füzyon tipi (döteryum ve trityum atomlarının birleşerek Helyum atomunu oluşturması) Termo-nükleer bombayı patlattı. Halk arasında Hidrojen bombası olarak da bilinen bu daha yüksek enerjili Bomba, Atom bombası olarak bilinen bombadan kat be kat daha güçlü bir bombadır. Bunun üzerine öbür 4 ülke de hemen harekete geçti ve ardı ardına bu zor teknolojiyi başararak Termo-nükleer kulübe üye oldular (Termo-nükleer bombanın patlaması için gerekli tetikleme enerjisini küçük bir nükleer bomba sağlıyor). İşe en geç başlayan Çin en becerikli çıktı; normal Nükleer Bomba yapımından 3 yıl sonra, Fransa’dan 1 yıl önce, Termo-nükleer Bomba üretimini başardı.

Ülkeler Atom Bombası

Hidrojen Bombası

ABD 1945 1952
Rusya 1949 1953
UK 1952 1957
Fransa 1960 1968
Çin 1964 1967

1970’ten bu yana Dünyada artık 5 “Super Nuclear Power”  Ülke var. Ve Birleşmiş Milletlerdeki 193 eşit üye ülke arasında bu 5 ülke “öbürlerinden daha eşit” olarak sürekli veto” hakkına sahiptirler. Aslında Anayasaları izin verse (ve isteseler) 2. Dünya savaşının yenik ülkeleri Japonya ve Almanya da bu listeye çoktan katılabilecek kapasitede bilimsel ve teknolojik olanaklara sahip  zengin ülkelerdir. Zaten son zamanlarda uluslararası önemli yaptırım kararlarında, “5+1” şeklinde bir diplomatik formülasyonla artık Almanya da 5’li Veto Grubuna katılıyor. Olasılıkla yakında Japonya da Almanya ile aynı statüde  “5+2”olacaktır.

Peki bu Dünya 5’ten (yani 5+2’den) ne denli büyük?

  • Dünya nüfusunun %30’unu oluşturan
  • (ABD + Çin + Rusya + UK + Fransa + Almanya + Japonya)
  • (Antarktika ve Grönland dışındaki) yaşanabilir toprakların %27’sine,
  • Dünya GDP toplamının yaklaşık %60’ına,
  • Dünyadaki tüm Fizik ve Kimya Nobel ödüllerinin %75’ine,
  • Küresel Teknolojik üretimin yaklaşık % 95’ine,
  • Uzay kontrolünün %100’üne sahiptir ve
  • Dünyadaki tüm konvansiyonel silahların %90’ı,
  • Tüm nükleer silahların %99,5’i bu ülkelerin (5+2) elindedir…

Bu gerçekler karşısında “Dünya 5’ten büyüktür” demek,
“Yumurta, sarısından büyüktür” demek gibi komik bir ifade oluyor….

Sevgilerimle. æ
=====================================

Teşekkürler değerli Ali Ercan hocamız..

Yine merak eden ve dolayısıyla sorgulayan akıl..
Doğal sonucuyla çözümleyici (analitik) ve sürekli soru soran..
Budur işte insanı – aklını özgürleştiren..
Kant‘ın deyimyle kendi toyluğuyla aklını ve kullanmayı unutan ve zavallılaşan insanın bu ergin olamayıştan kurtulması aklını farkederek soru sorması ile olacak.

Gerçek bir aydın (entellektüel..)olan Ali hocamız sıklıkla çevresindekilere sorar :

  • Güneş neden üçgen biçimli değil de yuvarlak, hiç merak eden var mı??

Biz de Köle Spartaküs’ün ayağındaki zinciri ayrımsaması (farketmesi) ve

  • “Bu zincir benim ayağımda ne arıyor??” (MÖ 73)

sorusunu sormasını örnekliyoruz özgürlük için başkaldırıya örnek olarak..

İnsana yapılacak en büyük katkı – iyilik, merak ederek soru sormasını öğretmek ve bunu yaşam boyu bir davranışa dönüştürmesini sağlamak.. O’na verilecek en büyük armağan bu bize göre.. Kuşkusuz aileden başlamalı bu beceri eğitimi ve örgün eğitimde, toplumda hep beslenip – desteklenerek kalıcılaşması sağlanmalı..

İnsanlığın kurtuluşu, Büyük ATATÜRK‘ün de ısrarla vurguladığı üzere akıl ve bilim ya da BİLİMSEL AKILCILIK!

Sevgi ve saygı ile.
21 Kasım 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Siirt’te bakır madeninde işçi katliamı

Siirt’te bakır madeninde işçi katliamı!

Siirt Şirvan’a bağlı Maden köyündeki bakır madeni ocağında 17 Kasım akşamı saat 20.30’da meydana gelen heyelanda 16 işçi toprak yığını altında kaldı. Maden bölgesinde toprak kayması tehlikesinin sürmesi nedeniyle güçlükle yürütülen kurtarma çalışmalarında 4 işçinin cenazesine ulaşıldı. Kalan 12 işçiye ulaşabilmek için çalışmalar devam ediyor. Heyelanın aşırı yağış nedeniyle gerçekleştiği ifade ediliyor. Aynı bölgede 25 Temmuzda meydana gelen heyelanda iş makineleri toprak altında kalmış ve can kaybı olmamıştı.
İş cinayetleri konusunda sicili bozuk olan Ciner Grubuna ait Park Elektrik’in taşeron şirketi Anıtlar İnşaat’ın maden sahasındaki çalışması sırasında, binlerce ton toprak ve kaya parçasının yamaçtan koparak sahaya akması sonucu işçiler iş makineleriyle birlikte toprak yığını altında kaldı. İş cinayetinin ardından açıklama yapan Park Elektrik yönetimi, işçi ölümlerine hiç değinmeden heyelan nedeniyle üretime ara verdiklerini duyurdu. Ciner Grubuna ait Park Elektrik tarafından işletilen Elbistan’daki Çöllolar kömür üretim sahasında 2011 yılında 6 Şubat ve 10 Şubatta art arda iki kez toprak kayması meydana gelmiş, toplam 10 işçi toprak altında kalmıştı. Bu işçilerden yalnızca birinin cansız bedenine ulaşılabilmişti. 9 işçi hâlâ toprak altında. Çöllolar’daki işçi katliamına dair dava sürüyor.
 
Facianın gerçekleştiği bakır madeni 2004’te Başbakanı R. Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle açıldı. Madeni işleten Ciner Grubu başkanı Turgay Ciner, açılışta yaptığı konuşmada “bizim önümüzü açın başka hiçbir şey istemiyoruz” demişti. Ciner’e yanıt olarak Erdoğan da Türkiye’de kurumsal tutuculuğa karşı mücadele ettiklerini söylemişti. İhaleyi alarak madeni işletmeye başlayan grubu da kutlamıştı. Bir süre üretim yapıldıktan sonra kapanan maden 2010’da yeniden faaliyete geçti.
Maden ocağının 2004’te faaliyete başlamasıyla birlikte, çevre ve insan sağlığı olumsuz etkilendi. Bakır çıkarılırken kullanılan kimyasalların kullanma suyuna karışması, hayvanların telef olmasına, tarım alanlarının kirlenmesine ve hastalıklara neden oldu. Madende patlatılan dinamitler, köylülerin evlerinde büyük çatlaklar oluşturdu. Konuyla ilgili 2010’da İnsan Hakları Derneği (İHD) Siirt Şubesi hazırladığı raporu bakanlıklara ve cumhuriyet savcılığına teslim etti.
İHD raporu, geçim kaynakları ve yaşam alanları zarar gören köylülerin kaymakamlık ve valiliğe başvuruda bulundukları halde çözüm üretilmediğini, tersine dışarı atıldıklarını, köyün içinde sürekli nöbet tutan asker ve kaymakamlık tarafından tehdit edildiklerini aktarıyor.
İnceleme ve araştırma sonucu hazırlanan raporun aradan geçen 6 yıla karşın AKP hükümeti tarafından dikkate alınmadığı, insan ve çevre sağlığının önemsenmediği anlaşılıyor. Geçen Temmuzda meydana gelen heyelana karşın bu durumun bir kez daha gerçekleşerek işçilerin ölümüne yol açması, çevre halkının hem şirket, hem de bu şirketin “önünü açan” hükümet tarafından hiç önemsenmediğini gösteriyor.
 
Toprak altında kalan 16 maden emekçisinin adları şöyle              :

1. Savaş Kızılkan: Ekskavatör operatörü (Diyarbakır)
2. Kerem Arat: Ekskavatör operatörü (Şirvan ilçesi Derinçay köyü)
3. Murat Ant: Ekskavatör operatörü, (Şirvan ilçesi Madenköy)
4. İbrahim Kılınç: Ekskavatör operatörü, (Siirt)
5. Kasim Tari: Ekskavatör operatörü (Diyarbakır)
6. Şefik Tuncer: Ekskavatör operatörü (Batman)
7. Sedat Bulut: Rok operatörü (Şirvan ilçesi Otluk köyü)
8. Abdurrahman Sönmezsoy: Rok operatörü (Batman)
9. Reşit Can: Kamyon şoförü, (Siirt Yağmurtepe köyü)
10. Halil Başer: Kamyon şoförü (Siirt Kurtalan ilçesi)
11. Mahmut Batumak: Kamyon şoförü (Şirvan ilçesi Taşkaya köyü)
12. Bedrettin Caylı: Kamyon şoförü (Şirvan ilçesi Yatağan köyü)
13. Nusret Beyazalma: Kamyon şoförü (Van Edremit)
14. Yavuz Yıldız: Kamyon şoförü (Şirvan ilçesi)
15. İsmail Tekin: Kamyon şoförü (Siirt Eruh ilçesi)
16. Abdulbaki Aydın: Kamyon şoförü (Siirt Eruh ilçesi)
(AS: Numaralandırmayı biz yaptık..)
===================================
Dostlar,
Aşağıdaki çizim her şeyi açıklamaya yeter sanırız… İlk 10 ayda 1596 kurban!
Bu rakama Kasım 2016 iş cinayetleri katılmış değil. (Yaklaşık 160 eklenebilir!)
Ortalama 150 gibi aylık iş cinayeti kurbanımız oluyor.. 2016’da aylık ortalama 160!
(http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=17
982:ekim-ayinda-en-az-165-yilin-ilk-on-ayinda-ise-en-az-1596-isci-yasamini-yitirdi& catid=149:is-cinayetleri-raporlari&Itemid=236, 20.11.16)
Yaşasın AKP-RTE iktidarı!!
İzlenen politikaların emekten mi sermayeden mi yana olduğuna başka kanıt ister mi??!
AKP Siirt milletvekili ve Genel Başkan yardımcısı sosyoloji profesörü Yasin Aktay.. sonuna dek Müslüman değil mi!? Öyle ki, R.T. Erdoğan’ı gördüklerinde neredeyse Peygamberi görmüş gibi selavat getirdiklerini gururla belirten bilim ve siyaset insanı.. Siirt – Şirvan – Maden köyünden maden emekçilerinin bu apaçık iş cinayetine kurban edilmesinde nasıl tutum alacaksınız bakalım??
Yasin hoca, hemşehriniz köylüleriniz mi, siyasi ikbal beklentiniz mi? Vicdanınız ne söylüyor Yasin hoca? Çıkın yiğitçe gerçeği söyleyin, masum maden emekçilerinin kanına sahip çıkın, siyasi çıkarlarınıza kurban etmeyin garipleri, haydi, haydi..
6 yıl önce (11.11.2010) “Türban Sorunu” başlıklı oturumda Beyaz TV’de (Sağduyu Prog.) Av. Mustafa Karaman ile birlikte ikiniz, eski DSP Milletvekili Hasan Erçelebi ve bize karşı canhıraş biçimde, gerçekleri bildiğiniz halde, Türban’ı siyaseten savunuyordunuz.. Ödülünüzü de aldınız, Vekil hatta AKP Genel Başkan Yrd. oldunuz.. Dolayısıyla çok da umutlu değiliz bilim etiği bağlamında doğruyu bulacağınızdan?!
Ekleyelim : Başbakan Yıldırım “Devlet millete değil, kendisine olağanüstü hal ilan etmiştir” dedi ama… OHAL’de en az (saptanabilen) 513 işçi yaşamını yitirdi!
Sevgi, saygı ve acı ile.
20 Kasım 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Eski Yeraltı Maden İşletmesi İşyeri Hekimi
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

ŞİRVAN’da MADEN FACİASI : 16 EMEKÇİ GÖÇÜK ALTINDA!

Şirvan’da 1 işçinin daha
cansız bedenine ulaşıldı!

SİİRT (İHA)

Siirt‘in Şirvan ilçesindeki maden ocağında meydana gelen heyelanda göçük altında kalan işçilerin bulunması için çalışmalar sürüyor. Kayıp işçilerin facia sırasında çalıştığı değerlendirilen bazı iş makinelerinin gömülü olduğu bazı yerler tespit edildi. Bu gelişme üzerine enkaz altında kalan işçilere ulaşmak için aramalar bu noktalarda yoğunlaştırıldı. İşçi ailelerinin acılı bekleyişi ise sürüyor. Bu gün bir acı haber daha geldi. Kayıp 11 işçiden birinin daha cenazesine ulaşıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, “Umudumuzu kesmeyeceğiz ama süre olumsuz etkiliyor.” dedi.

Siirt‘in Şirvan ilçesindeki bakır madeninde meydana gelen heyelanda toprak altında kalan işçilerin bulunması için çalışmalar sürdürülüyor. Daha önce toprak altında kalan 16 işçiden 5’inin cansız bedenine ulaşılmıştı. Bu gün 1 işçinin daha cenazesine ulaşıldı. 10 işçinin bulunması için çalışmalar sürdürülüyor. Bu gün çıkarılan cenazenin işçilerden Sedat Bulut’a ait olduğu belirlendi. Sedat Bulut’un bekar olduğu, madende Rok Operatörü olarak çalıştığı belirtiliyor.

Toprak altından daha önce Murat Ant, Reşit Can, Abdulbaki Aydın, Ali Sönmezsoy ve Şefik Tuncer‘in cenazeleri çıkarılmıştı.

Siirt Şirvanda 1 işçinin daha cansız bedenine ulaşıldı

CENAZE TOPRAĞA VERİLDİ

Sedat Bulut’un cenazesi otopsi için Siirt Devlet Hastanesi Morgu’na götürüldü. Burada yapılan otopsinin ardından Bulut’un cenazesi, ailesine teslim edildi. Yakınları tarafından Şirvan’ın Otluk Köyü’ne getirilen Sedat Bulut’un cenazesi, burada gözyaşları arasında toprağa verildiği öğrenildi.

Siirt Şirvanda 1 işçinin daha cansız bedenine ulaşıldı Aile yakınları gözyaşlarına boğuldu

 İŞ MAKİNELERİNİN OLDUĞU YERLER ARANIYOR

Kayıp işçileri arama çalışmaları toprak altında kalan bazı iş makinelerinin yerinin belirlendiği bölgeye kaydırıldı.

Kayıp işçilerin bir bölümü kamyon şoförü, bir bölümü ekskavatör operatörü olarak görev yapıyordu. İşçilerin, iş makinelerinin yanında, yakınında olduğu tahmin ediliyor. Şantiye Şefi Ramazan Azboy, çalışmaların yoğunlaştırıldığı bölgede heyelan sırasında toprağa gömülen 4 iş makinesinin olduğunu söyledi. Azboy, şunları kaydetti: “Bu heyelanda 16 arkadaşımız maalesef toprak altında kaldı. 5 cesedimizi çıkardık, 11 kişiye de ulaşmak üzereyiz. Yukarı bölümdeki hafriyatları hafiflettik ki ikinci bir kazaya sebebiyet vermeyelim. Burada 1 milyon m3’e yakın bir hafriyat var. İnşallah arkadaşlarımıza ulaşırız, umudumuz odur ki canlı ulaşalım. Gerçekten zor bir şey, acı veren bir durum. İnşallah bir iki gün içinde bütün arkadaşlarımıza ulaşmayı hedefliyoruz.” AFAD Başkan Vekili Mehmet Halis Bilden, beraberinde Enerji Bakanlığı uzmanları ile çalışmaların yoğunlaştırıldığı alanda incelemelerde bulunarak durum değerlendirmesi yaptı. Çalışmaların aralıksız devam ettiğini dile getiren Bilden, “İnşallah en kısa sürede kardeşlerimize ulaşırız.” dedi.
(http://www.hurriyet.com.tr/siirt-sirvanda-kayip-isciler-araniyor-40282983?utm_source=wpush&utm_medium=breaking#webPushId=Mzc4, 20.11.16)
====================================
Dostlar,

Hürriyet‘in haberi böyle. Suya sabuna dokunma yok. Heyelan (toprak kayması) olmuşmuş Siirt / Şirvan’daki bakır madeninde. Göçüğün nedeni buymuş!? Kimsenin sorumluluğu yok. Gene Allah’tan, kader işte! Oysa aşağıda da okunacağı üzere Maden Mühendisleri Odası’nın olay yeri incelemelerine göre;

  • ..yaşanan olayın heyelan ya da başka bir doğa olayı değil şev kayması olduğu…

vurgulanıyor.. Tayyip beyin hikmetli buyrumuna göre “ölüm bu mesleğim fıtratında var..” İçtihatımız, ezberimiz budur o tarihten bu yana. Zonguldak Karadon’da 30 maden emekçisi grizu patlamasında -540 metrede feci biçimde öldüklerinde (17 Mayıs 2010) zamanın Başbakanı R.T. Erdoğan böyle buyurmuşlardı. Dönemin Çalışma Bakanı Prof. Ömer Dinçer daha da ileri giderek “güzel öldüler..” buyurmuşlar ve tarihe geçmişlerdi! (http://www.ntv.com.tr/turkiye/olen-madencilerin-ardindan-guzel-olduler,F 1Z6RlljTUy8svorYsAkdA?_ref=infinite, 28.05.2010)

Öte yandan Siirt – Şirvan’ın Maden köyünde meydana gelen göçüğe ilişkin şirket tarafından görevlendirilen bir yetkili “Allah’ın takdiridir” açıklaması yaparken, maden sahasını incelemeye gelen Enerji Bakanı Berat Albayrak köylüler tarafından protesto edildi. İki köylü gözaltına alındı. Gözaltına alınan işçi yakınlarının adları öğrenilmezken, nereye götürüldükleri hakkında da bilgi verilmedi. (http://sendika12. org/2016/11/siirt-isciler-gocukte-damat-berati-protesto-eden-isci-yakinlari-gozaltinda/, 20.11.2016)
*****

Maden Mühendisleri Odası’nın değerlendirmesi şöyle           :

Maden Mühendisleri Odası, Siirt’te 5 kişinin yaşamını yitirdiği 11 işçinin hala toprak altında olduğu facia sonrası yaptıkları incelemeyi paylaştı. Siirt’te yapılan incelemenin ardından Oda’nın düzenlediği eğitim çalıştayı için Adana’ya gelen Oda yönetim kurulu burada bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısında konuşan Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, yaşanan olayın heyelan ya da başka bir doğa olayı değil şev kayması olduğunu ihmallerin belirlenmesi için gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini ifade etti.

Maden cinayetlerinin sebebi taşeron ve özelleştirme!

ÜRETİM TEKNİK OLARAK YETERSİZ OLAN TAŞERONA BIRAKILDI

4 taşeron bulunan işletmede çevre köylerden 800 işçinin çalıştığı bilgisini veren Yüksel, – özelleştirme,
– taşeronlaştırma,
– rodövans

gibi uygulamalarla üretimin kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar boyunca elde edilmiş bilgi ve deneyim dağıtılarak üretimin altyapı ve teknik olarak yetersiz olan taşeron firmalara bırakıldığını söyledi.

ARAMA ÇALIŞMALARINDA MÜHENDİSLİK DESTEĞİ ŞART

Arama ve kurtarma çalışmaları sırasında organizasyon ve koordinasyonda yaşanan olumsuzluklar gözlemlediklerini aktaran Yüksel, bu durumu yetkililere ileterek sorunun çözümüne katkıda bulunduklarını ve mühendislik desteği ile arama çalışmalarının hızlandığını ifade etti. Soma ve Ermenek’te arama kurtarma çalışmalarını siyasilerin, Siirt’te de bürokratların yürüttüğünü dile getiren Yüksel, AFAD’ın madenlerde arama kurtarma çalışmalarında yetersiz kaldığını, maden mühendisi desteği almadan doğru aramanın yapılamayacağını söyledi. Olayın gerçek nedeninin ortaya çıkarılması için gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini ifade eden Yüksel,
– özelleştirmelerin durdurulmasını,
– taşeron uygulamalarının iptal edilmesi gerektiğini
dile getirdi. (Adana/EVRENSEL, https://www.evrensel.net/haber/296339/maden-cinayet lerinin-sebebi-taseron-ve-ozellestirme)
*****

Şirket 3 ay önceki göçüğün ‘zararı’nı kapatıyormuş!

Siirt’te meydana gelen maden faciasına, 3 ay önce yaşanan göçük nedeniyle şirketin uğradığı zararın kapatılması için önlem alınmadan çalışmanın neden olduğu ileri sürüldü. Madende oluşan çatlakların üstünün toprakla dolgu yapılarak kapatıldığını, kepçe ile açılması gereken basamakların dinamitle açıldığını belirten işçiler, daha fazla kâr için ölüme gönderildiklerini söyledi.

Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Maden köyünde Ciner Grubuna bağlı Park Elektrik’e ait bakır madeninde 2 gün önce gece vardiyasında işçiler çalışırken meydana gelen göçükte 9’u kamyon şoförü, 7’si kepçe operatörü olmak üzere 16 işçi göçük altında kaldı. Şu ana dek işçilerden 4’ünün cansız bedenine ulaşıldı. Bu 4 işçi, hemen olay anında arkadaşları tarafından toprak altından çıkarıldı.

Siirt Valisi yaptığı açıklamada 1 milyon m3 toprağın kaydığını, ancak göçüğün meydana geldiği alanda mühendislerin yaptığı ölçümlerde ise 7 palyenin (basamak) çöktüğünü ve bunun da ortalama 2,5 milyon m3 toprağa denk geldiğini aktardı. Arama-kurtarma çalışmalarına başlanması için açılan yol açma işlemi halen tamamlanmadı. Çalışmaların çok ağır ilerlemesinden dolayı işçilerin aileleri zaman zaman sinir krizleri geçiriyor.

GÖÇÜĞÜN NEDENİ KAR HIRSI MI?

Maden köyü içinde 2004’te kurulan ve aralıksız maden çıkarılan ocakta, 3 ay önce yine göçük yaşandı, madeni temizleme çalışması iki ay sürdü. Bu sürede madenin belirli bölümleri çalıştığından üretim düştü. Maden temizleme çalışmalarının ardından üretim farkının kapatılması için yeniden tam kapasite çalışmaya başladı. İş makineleri tarafından açılması gereken basamaklar dinamitlerle açıldı. İşçiler patlatılan dinamitlerin göçüğe davetiye çıkarttığını savunuyor.

KAZA DEĞİL CİNAYET!

Daha önce de kezlerce kazaların olduğu 12 yıllık madende çalışan işçilerin anlatımları tüyler ürpertti. Madende çalışan işçiler, göçükten önce çatlakların oluştuğunu, ancak önlem alınmadığını aktardı. İşçiler 2 hafta önce madende çalışan arkadaşları Fatih Durak’ın da başına taş düşmesi sonucu yaşamını yitirdiğini aktardı.

GÖÇÜK GÖZ GÖRE GELDİ

Adını vermek istemeyen işçiler, madende birçok kez benzer kazaların olduğunu ve işçilerin erken davranmasıyla ölümden kurtulduklarını dile getirdi. Şirketin daha çok üretim için can güvenliğini hiçe saydığını belirten işçiler, sürekli işletme şeflerini ikaz etmelerine karşın idari personel müdürü Mahir Yiğit’in kendilerini işten çıkarmakla tehdit ettiğini ileri sürdü.

GÖÇÜK ALTINDA KALANLAR UYARMIŞ

Bir hafta önce palyelerde (basamak) gözle görülen çatlakların açılması üzerine işçilerin, Açık Alan İşletme Müdürü Mehmet Oğuz’u uyardığı; ancak Oğuz’un “Bir şey olmaz çalışmaya devam edin.” dediği iddia edildi. İşçilerin sorumlu tuttuğu Oğuz’un göçükten hemen sonra maden ocağından kaçtığı ortaya çıktı. İki gündür hiçbir yerde görülmeyen Oğuz’un işçilerin tepkilerinden dolayı kaçtığı iddia edildi. (DİHABER)
*****
Evet dostlar…

Yüreğimiz gene yangın yeri.. Politeknik‘in açıklaması tam da bam teline vuruyor:

  • Katliamın sorumlusu değişmiyor: AKP-Saray iktidarı ve yandaşları!
    Ciner Holding’e ait Park A.Ş’nin Elbistan Çöllolar Kömür sahasında 10 Şubat 2011’de yaşanan şev kaymasında ikisi mühendis toplamda 11 işçi katledilmişti. Şirketlerin kâr hırsı, saha güvenliğini ve işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri yok sayıyor. AKP-Saray iktidarı ve çalışma yaşamını denetlemekle yükümlü Bakanlıkları kamusal denetim ve yaptırım uygulamalarını sermaye lehine düzenliyor. İş cinayetlerine, Soma’ya, Ermenek’e, son olarak Siirt’teki maden ocağında olduğu gibi katliamlara davetiye çıkarılıyor.
  • Katliamın sorumluları Ciner Holding ve kamusal denetimle yükümlü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’dır. (http://politeknik.org.tr/siirt-sirvan-maden-katliami-ve-teknik-ihmaller-po liteknik/, 20.11.2016)

İçimizden “Allah belanızı versiiiinnnn katilleeeerrrr!..” diye vargücümüzle haykırmak geliyor.. ve çığlıklarımızı tutamıyor, klavyeye döküyoruz..

Dr. Ahmet SALTIK
Eski Yeraltı Maden İşletmesi Hekimi
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net, 
profsaltik@gmail.com