Rennan Hoca’ya yazalım… 113. Sessiz Çığlık eyleminde söylediklerimiz


Rennan Hoca’ya yazalım…
Kart gönderelim..

113. Sessiz Çığlık Eyleminde Söylediklerimiz YouTube’da..

son_ders_27.11.14


Dostlar,

Artık gerçekten “pek ünlü” olan Saygın ve yürekli bilim insanı
Prof. Dr. Rennan Pekünlü,
dün, 28.11.2014 günü Foça açık cezaevinde 2 yıl 1 aylık “cezasını” (!?) çekmeye başladı..

Aydınlık insanlar O’na eşlik ettiler..
Adeta bir “şenlik” havasında, insanlık tarihine not düşecek bir “Ders” ten sonra
O’nu Foça Cezaevi‘ne dek geçirdiler..

Rennan hoca bir kez da Evrim’i, Evren’in oluşumunu, gökyapıyı anlattı Türkiye’nin
pek çok yöresinden gelen dostlarına..

Yakın dostu, Ege Üniv. öğretim üyelerinden ve TÜMÖD İzmir Şubesi Başkanı
Sn. Prof. Dr. Kayhan Kantarlı, 2 yılı aşkın bir zamandır vargücüyle olayı
Türkiye’ye duyurdu ve kamuoyu oluşturdu, Rennan hocaya destek verdi..

Yorulmadı… Şimdi ise “Hapiste” Rennan hocaya arka vermeyi sürdürüyor..

O’na yazmamızı, destek iletileri yollamamızı istiyor..

Ne denli yerinde ve insan duyarlığı ile dolu bir istem ve girişim..

Tam da zamanı.. Rennan hoca çoook güçlü, her devrimci gibi..
Kendini, Yüce ATATÜRK’ün Bursa Söylevi’nin gereğini doğrudan yapmak ile yükümlü sayacak ve gereğini yapacak denli güçlü ve öncü, örnek..

O görevini yaptı..

Şimdi bizler O’na hiç olmazsa iletilerimizle omuz vermeliyiz.

İlk günler önemlidir, uyum sağlayana dek hoca depresyona girmesin..
Ne de olsa insanoğludur ve de bir hekim olarak söyleyelim;
DEPRESYON BİR İNSANLIK HAKKIDIR..

Posta Adresi    : Foça Açık Tarım Ceza İnfaz Kurumu
Yenibağarası Foça İzmir, 35680 Foça / İzmir
TEL: 0 232 827 10 02
FAKS: 0 232 827 10 01
CEP : 0506 600 62 54
FOÇA AÇIK CEZA EVİ WEB SAYFASI
http://www.focaacik.adalet.gov.tr/

Prof. Dr. Kayhan KANTARLI
TÜMÖD İzmir Şb. Başk.
e-mail: kayhankantarli@gmail.com
Tel: (0532)-6301473
************Meslektaşımız Dr. Aytekin Ertuğrul şu notu paylaşıyor :

  • “Prof. Dr. Rennan Pekünlü Türk Milletinin 1071 den bu yana Anadolu’da dahili ve harici bedhahlara karşı verdiği olum kalım savaşlarının onurlu en son gazilerinden biridir. Şahsi menfaatlarını müstevlilerin siyasi emelleri ile birleştirme gafletinde olmayan Tüm Türk milletinin gönlündeki yerini almıştır…”
Bu gün (29.11.14) biz de 113. SESSİZ ÇIĞLIK Eyleminde Ankara’da konuyu işledik.
Video kaydını YouTube’a şu dakikalarda yüklüyoruz..21. yy’ın Galileo Galilei’sini yarattı AKP iktidarı akıl dışı yönetimiyle.Rennan hoca kendi deyimiyle “hiç teslim olmadı” ki!
4,5 aylığına hapse girdi..
Çıkacak ve kaldığı yerden ANADOLU AYDINLANMASI‘na çok değerli katkılarını sürdürecek.Tarih boyunca olduğu gibi gene AYDINLANMA kazanacak..

Karanlıkların yaratıcısı yarasalar hesap verecek / tarihin derinliklerinde
çürüyüp gidecekler.. Adları bile anımsanmayacak ya da lanetle – nefretle anılacaklar..

İnsanlık, insan aklı iyice “olgunlaşana” de bilmeyiz kaç vakit daha,
şiddeti giderek azalacak da olsa, benzer acıları çekmeye devam edeceğiz..

Elbette dayanacak ve yaşamı daha onurlu, daha barışçı, daha adil…
bir düzene dönüştürmeyi sürdüreceğiz.. Akıl ve bilimle, örgütlü toplumla..

Aydın sorumluluğu tam da bu değil mi??

113. Sessiz Çığlık eyleminde bu bağlamda söylediklerimizi izlemek için
lütfen tıklar mısını?? http://youtu.be/JTY2goA4xFY (yaklaşık 8 dakika)

Sevgi ve saygıyla.
29.11.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Kitap özeti : PARADİGMALAR SAVAŞI ve BEŞİNCİ DALGA

Dostlar,

AÜTF Dönem 6 stajımızda “KüreselleTİRme ve Halk(ın) Sağlığı” konulu 4 saatlik seminerimizi işlerken, önerdiğimiz 10 dolayında kitabı da derse götürerek öğrencilerimizin incelemesine sunuyoruz.

Kasım 2014 stajında İnt. Dr. Alican BAHADIR,

PARADİGMALAR SAVAŞI ve BEŞİNCİ DALGA
(Prof. Dr. Hasan ŞİMŞEK)

adlı kitabı okumak üzere ödünç aldı ve ricamızı kırmayarak özetini çıkardı.

Kendisinin de onayı ile 1,5 ve 5 sayfalık 2 özeti paylaşmak istiyoruz..

Paradigmalar_Savasi_kitabi_on_kapak

 

 

 

 

 

 

 

 

Paradigmalar_Savasi_kitabi_arka_kapak

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1,5 sayfalık kısa özet     :

PARADİGMALAR SAVAŞI ve BEŞİNCİ DALGA 

Pardigma kavramı : “Kolektif olarak oluşturulmuş gerçeklik kalıpları ve dünyayı  algılama süzgeçleri” olarak tanımlanabilir. Bir paradigma çevremizdeki dış gerçekliğe ilişkin bize bir fotoğraf sunar. Paradigmaların içine doğarız ve sorgulamadan
kabul ederiz. Paradigmalar; doğrunun gerçeğin ne olduğu, dünyanın nasıl işlediği,
bize gerçekliğin resmini veren bilginin nasıl elde edilebileceği gibi hem soyut, hem de somut veri, kural ve yöntemler barındırır. Bu anlamda paradigmalar kendi  içinde tutarlı düşünme, anlamlandırma ve eylemde bulunma kalıplarıdır.› (sf. 18)

Paradigmaların Değişim Dinamiği: “Paradigmatik değişim veya dönüşüm” süreci ilginç bir grafik izler. Her paradigmanın bir yaşam döngüsü vardır. Paradigmalar ortaya çıkar, yükselir, durağanlaşır ve çöker. Bu yaşam döngüsünü bir ”S” eğrisi biçiminde görselleştirmek olanaklıdır. Paradigmalar arası geçiş ise birbiri üzerine binen 2 “S” şeklinde görselleştirmek olanaklıdır. İki paradigma arasındaki geçiş kesintili ve sıçramalıdır ve az veya çok karmaşa ve belirsizlik içerir. Bu nedenle tarihteki önemli karmaşa (kaos) dönemleri bize paradigmatik bir değişimin ipucunu verebilir.

Paradigmaların değişimi 7 aşamada açıklanabilir:
Normal dönem, anomalilerin yani paradigma tarafından paradigmanın ana dayanaklarına yönelik çözülemez sorunların ortaya çıkışı, değişimi tetikleyici olaylar ve bunalımın (krizin) başlaması, seçenek paradigmaların görünür duruma gelmesi,
aday paradigma ve paradigmaların ortaya çıkması ve kitlelerce tercih edilmesi,
yeni paradigmaya geçiş dönemi ve başka bir normal dönem.› (sf. 20)

Prof. Dr. Hasan Şimşek bu kitabında 1997’de yayımlanan ‘‘Paradigmalar Savaşı ve Kaostaki Türkiye” kitabında kullandığı paradigma kavramı ile bu kitabında açıkladığı Kondratieff dalgaları kavramını bir arada kullanarak yeni bir yöntemle
genel olarak Dünya’da yaşanan tarihsel olaylar ve ayrıca özel olarak Türkiye’de yaşanan tarihsel olayları çözümlemeye çalışmış ve gelecekle ilgili çeşitli saptamalarda bulunmuştur :

Kondtratieff dalgaları kavramı Rus Marksist ekonomist Nikolay Kondtratieff’in adıyla anılıyor.Kondtratieff o zamana kadarki ingiliz, Fransız ve Alman devletlerinin ekonomik verilerini değişik bir sistemle yeniden yorumlamış ve kapitalist ekonominin dönemsel (periyodik) dalgalanmalar gösterdiğini ve her 45-55 yıl aralğının ilk yarısının büyümeyle ikinci yarısının ise küçülme ve bunalımla (krizle) geçtiğini göstermiştir.
Yeni icat ve keşifler bu 2. yarıda daha çok olmuştur ve bir sonraki büyüme bu keşif ve icatlara sahip olan kesim tarafından tetiklenmiştir.

Kitapta oluşturulan bu yeni yöntemle 1789’dan günümüze dek 5 dalga
(5 egemen paradigma) tanımlamış:

1. Dalga (1789-1848) Sanayi Devrimi ve Kapitalist Sistemin Ortaya Çıkışı     

      2. Dalga: Kapitalist Sistemin Olgunlaşması ve Yaygınlaşması 

      3. Dalga: Vahşi Kapitalizmin Yıkılışı, İlerlemeci ve Sosyalist Hareketler 

      4. Dalga : Sosyal Refah Devleti 

      5. Dalga (1980-2025-3?): Yeni Liberal Piyasa Kapitalizmi 

        Dünya’da hızla artan gelir dağılımındaki dengesizlikler, artan yoksulluk ve 2008’deki kriz Yeni Liberal Piyasa Ekonomisinin çöküşte olduğunu bize göstermiştir.

‹ABD merkezli dünya hegemon yapısına karşı Çin, Rusya, Hindistan merkezli oluşan yeni siyasal ve ekonomik denge gücü (AS: BRICS birliği..), rekabetin gittikçe yoğunlaşacağının ve bu rekabetin zaman zaman sıcak çatışmaya dönüşme olasılığının da işaretlerini vermektedir›  (sf. 179)

Kitabın son bölümlerinde AKP’nin iktidar olduğu süre içinde toplumun refah düzeyini etkileyen kimi ölçeklerle ilgili istatistik verilerinin de ışığında Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Özal’la başlayan ve AKP Hükümetlerinde tüm hızıyla devam eden yeni liberal politikanın sonuna yaklaşıldığı ve AKP’nin sıcak para ve özelleştirmelerle döndürdüğü ekonominin toplumun gelişmesinde yeterli olmadığı ve büyük eşitsizliklere yol açtığı, ileride krize girme olasılığının yüksek olduğu ve Yeni Liberal Piyasa Ekonomisinin karşısındaki Sosyalist, sosyal demokrat ve ulusalcı partilerin arkalarındaki rüzgarı iyi değerlendirmeleri takdirde solun uzun bir aradan sonra
yeniden iktidara gelebileceği öngörülmüş. Sağ partilerin de bu dönemden
kârlı çıkabilmeleri için bu yeni gelecek paradigmayı anlayarak ona uygun
siyaset yapmaları tavsiye edilmiştir.

*****************

Sevgili İnt. Dr. Alican Bahadır’ın 5 sayfalık kapsamlı özeti için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

PARADIGMALAR_SAVASI_ve_5._DALGA_uzun_ozet

Sevgi ve saygı ile.
28.11.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

TÜRKİYE’de İŞCİ CİNAYETLERİ : NE YAPMALI ??


Dostlar,

Sevgili AÜTF Öğrencilerimiz, Asistanlarımız..

AÜTF’de Dönem 6 öğrencilerimiz 1 aylık Halk Sağlığı stajı sonunda bir seminer hazırlayarak sunuyorlar.

Bu ay da bir seminer hazırladı sorumlu olduğumuz 2 İntörn Dr. öğrencimiz.

Bunları her ya sonunda sizlerle paylaşıyoruz.

İnt. Dr. Murat BALKOCA ve İnt. Dr. PINAR AÇAR hazırladılar, biz de katkı verdik
ve 87 yansıdan oluşan emekli ve kapsamlı bir sunu ortaya çıktı :

  • TÜRKİYE’de İŞCİ CİNAYETLERİ : NE YAPMALI ??izlemek için lütfen tıklar mısınız??

Turkiye’de_Isci_Cinayetleri_Ne_Yapmali_28Kasım2014

İstiyoruz ki, Türkiye’mizde İŞÇİ CİNAYETLERİ olmasın.
Bilim ve tekniğin tüm olanakları kullanılsın.

Ortaçağın vahşi kapitalist uygulamaları ülkemize yakışmıyor.
Bu ilkel ve insanlık dışı gidiş kabul edilemez ve sürdürülemez.

Sağlıklı – güvenli, onurlu ve gönençli bir çalışma yaşamı Türkiye’nin günümüzdeki olanaklarıyla gerçekleştirilebilir, erişilebilir. Üstelik makul bir harcama ile..
Üretim maliyetlerinin %5’ini geçmemek üzere.. Vergiden de düşülebiliyor..
Orta – uzun erimde son derece verimli bir yatırım olarak..

Yansıların yararlı olmasını dilerken, sevgili öğrencilerimiz
İnt. Dr. Murat BALKOCA ve İnt. Dr. PINAR AÇAR’a teşekkür ederiz..

Sevgi ve saygı ile.
28.11.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

RENNAN HOCAN’NIN SON DERSİNDEN BENİM ÇIKARDIĞIM DERS..

RENNAN HOCAN’NIN SON DERSİNDEN BENİM ÇIKARDIĞIM DERS..

Von: AHMET AVCI [mailto:ahmetavci3@gmail.com]
Gesendet: 27 Kasım 2014 Perşembe 13:40
An: undisclosed-recipients:
Betreff: RENNAN PEKÜNLÜ

son_ders_27.11.14

 

 

 

 

 

 

 

RENNAN HOCAN’NIN SON DERSİNDEN BENİM ÇIKARDIĞIM DERS..

Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esat Rennan Pekünlü;
Anayasamızın Açık hükmü nü uygulayarak,
TÜRBANLI bir öğrenciyi derse almamıştır…

Günümüzdeki hukuk garabeti ile Enünlü; “öğrenim hakkını engellemek” suçundan yargılanmış ve iki yıl bir ay hapis cezasına çarptırılmıştı…

Hukuksal süreç sonunda bu gün Hoca’nın infazı başlayacaktı…

Renan Hoca bugün cezaevine girmeden öğrencilerine ve yurtseverlere
bir ders daha vermek istedi…

Ben de izlemek için gittim… Doğrusu neler söyleyeceğini merak ediyordum…

Konu “EVREN VE EVRİM” idi…

Rennan Hoca’ya destek verenler salonu doldurmuştu,
oturanlar kadar da ayakta olanlar vardı…

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Rennan Pekünlü, dersini vermek için kürsüye çıktı.

Rennan Pekünlü’nün kürsüye çıktığı sırada 

  • “Rennan Hoca yalnız değildir!” sloganları atıldı.

Sloganlar nedeniyle duygusal anlar yaşayan Rennan Hoca,
gözyaşlarına egemen olamadı.

Anlattıklarını dikkatle izledim ve dinledim…

Bir yandan da hoca bunları neden anlatıyor ki, diye düşündüm… 

Ve sonunda anladım… 

Hoca; EVREN VE EVRİM”İ anlatıyordu, ama sıradan bir insanın anlaması
olanaklı değildi anlatılanları…

Asıl söylemek istedikleri son bölümde idi…

EVREN VE EVRİM KONUSUNDA;
BİLİM ADAMLARI ARASINDA BİLE ANLAŞMAZLIK VARDI…

Yeni oluşumlar ve algılar ortaya çıkmış…

Bilim adamlarının bir bölümü; EVREN VE EVRİM KONUSUNDAKİ OLGU VE ALGILARI, DİNSEL KAYNAKLARLA AÇIKLAMAYA ÇALIŞIYORLARMIŞ…

Bu algı ve olguyu da yönlendiren; JOHN TEMPLETON VAKFI imiş…

Ve bu vakıf; kendi görüşleri doğrultusunda görüşler ortaya koyan
Bilim adamlarına; NOBEL ödülünden daha yüksek miktarda ödül dağıtıyormuş…

Konu anlaşılmıştı…

Gerçek Bilim Adamları için Engizisyon yalnızca içeride değilmiş… 

 ‘YANMAK; GÖKBİLİMCİLERİN YAZGISIDIR’

Prof. Dr. Pekünlü, hakkındaki hapis cezasıyla ilgili Ulusal Kanal’a gönderdiği iletisinde Nazım Hikmet’in sözlerini hatırlatmıştı. Rennan Pekünlü’nün mesajı şöyle:

  • “Yanmak, gökbilimcilerin yazgısıdır.
    Üzerinde çalıştıkları yıldızlar, gökadalar en soğuk olanından en sıcağına dek yanar; gözlemevleri yanar; iğrenç bir zorlamayla
    engizisyon önünde diz çöküp pişmanlığa davet edilirler, yürekleri yanar; kafaları kazınır zindanlara atılırlar, hem kendileri hem de yakınları yanar. Yazgısı yanmak üzerine çizilmiş olan gökbilimciler, bir anlamda üzerinde çalıştıkları cisimlerin yazgısını öykünürler. Ancak bu, bilinçli, kendini ‘tüketici’ bir öykünmedir. Çevresini aydınlatabilmek için kendisini tüketmesi gerektiğini üzerinde çalıştığı yıldızdan ve kendisine örnek olan ozanından, Nazım Hikmet’ten öğrenmiştir: Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak,
    nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa??”

 Ahmet AVCI,
İzmir, 27 KASIM 2014

==============================================

Çoook teşekkürler değerli Ahmet Avcı..

Rennan hoca birkaç ay sonra serbest kalır..

Ama bu utanç verici eylemin özneleri tarih boyunca insanlığın laneti altında ezilirler..

Dayan Rennan hoca; bir-lik-te-yiz!

Sevgi ve saygı ile.
27 Kasım 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Zeytine Düşman Barışa Düşman.. Onlar Hayata Düşman…


Zeytine Düşman Barışa Düşman.. Onlar Hayata Düşman…

Mehmet Şakir ÖRS
Cumhuriyet, 26 Kasım 2014    

“Önde zeytin ağaçları arkasında yâr
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar…”

Ne zaman zeytinden söz açılsa ilk önce Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizeleri düşer usuma… O güzelim şiir, o anlamlı dizeler yüreğimde çiçeklenir, meyveye durur;
barış olur, yaşam olur…

Bugünlerde yine yokedilen zeytin ağaçlarını ekranlarda gördükçe, onları korumak ve yaşatmak için direnen Yırca köylülerinin mücadelesini izledikçe; Validebağ’da yılların korusunu korumak için nöbet tutan insanlarımızın direngenliğine tanık oldukça; hep bu dizeleri anımsıyorum. Ve elbette Gezi direnişini… Tümüne yürekten bir
‘aşk olsun’ diyorum; her daim (AS: sürgit!) doğayı, çevreyi, ağacı kısacası yaşamı savunanlara Bedri Rahmi’nin dizeleriyle selam gönderiyorum…

Zeytin, barışın ve yaşamın simgesi

Zeytin ağacı asırlık ağaçtır. Ağaçların en yücesidir. Meyvesi zeytin ve zeytinden
elde edilen zeytinyağı yaşam iksiridir. Bir başka önemli özelliği de zeytin dalının
barışın simgesi olmasıdır. Bu tanımlamalar elbette rastlantı değildir,
barış ve yaşam birbiriyle ilintili kavramlardır.

Bunca önemli özelliği ve yararlılığı olan zeytin ağacı, son günlerde tartışma konusu. Para hırsıyla hareket eden doğa ve çevre düşmanları, zeytin ağaçlarına saldırıyorlar. Termik santral yapılacağı gerekçesiyle, Soma’nın Yırca köyünde bir gecede 6 bin zeytin ağacını katlediyorlar. Yırca köylülerinin çığlığına aldırmadan yapılan bu katliam, Soma madencilerinin yüreklerimizde açtığı yarayı bir kez daha kanatıyor.

Zeytin üzerine oynanan oyun ve tehlike yalnızca bu olayla da sınırlı değil!

AKP iktidarı, zeytinciliğin böğrüne bıçak saplar gibi, yeni bir yasa tasarısını Meclise sundu. 16 Haziran 2014 tarihli bu tasarıya göre, 25 dönümün altındaki zeytinlikler, zeytin alanı olmaktan çıkarılıyor. Buralar her türlü maden arama, sanayi tesisi kurma gibi çevreyi kirletecek, doğayı katledecek girişimlere açık hale getiriliyor.

Oysa Cumhuriyetin ilk yıllarında, 1939’da çıkarılan yasa ile zeytin ağacı ve zeytincilik koruma altına alınmıştı. 3573 sayılı yasaya göre, zeytinlik sahaları içinde ve bu alanlara en az 3 km uzaklıkta, zeytin ağacına zarar verecek kuruluş yapılamıyordu.

Ülkemizde zeytinliklerin önemli bölümünün 25 dönümün altında olduğu bilindiği halde, yapılmak istenen tam bir çevre ve doğa katliamıdır. Getirilen ve Mecliste bekletilen tasarı, zeytinciliğin ölüm fermanıdır.  Siyasal iktidar, insanların, demokrasinin kazanımlarına göz diktiği gibi, adeta doğanın kazanımlarına da göz dikiyor.

  • AKP, zeytin ağaçlarını yok ediyor; tıpkı demokrasiyi,
    insan haklarını, yurt içinde ve dışında barışı yok ettiği gibi…

Gezi, Yırca, Validebağ…

Zeytin ağacı simgedir, semboldür… Zeytini savunmak, doğayı  barışı ve yaşamı savunmaktır… Gezi sürecinde ortaya çıkan yeni durum, ülkemizi ve halkımızı derinden sarsmıştır. İnsanımızın doğa ve çevre duyarlılığı yükselmiştir. Yeni bir toplumsal bilinç oluşmuştur. Son olarak zeytin alanlarını savunan Yırca köylülerinin mücadelesi ve Validebağ korusunda günlerdir nöbet tutan insanlarımızın kararlılığı,
Gezi sürecinin hem sonucudur, hem de yeni bir halkasıdır.

Ülkemizin demokrasi güçleri, bu yeni süreci dikkate almalı ve bu gelişmeyi önemseyip değerlendirmelidir. Başta anamuhalefet partisi CHP olmak üzere, toplumsal muhalefet; dikkatini, enerjisini ve gücünü bu yeni gelişmeye odaklamalıdır.

Unutmayalım ki zeytini savunmak barışı ve hayatı savunmaktır…

Bedri Rahmi’nin dizeleriyle başladığımız yazımızı, Nazım Hikmet’in dizeleriyle sonlandıralım. Ve büyük ozanın dizeleriyle selamlayalım; başta Gezi’ciler,
Yırca köylüleri, Validebağ  direnişçileri olmak üzere tüm doğa, barış ve yaşam ,-savunucularını…

“Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
Akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı…”

Not   : Yazıyı paylaşan CHP İzmir MV dostumuz Sn. Prof. Dr. Oğuz Oyan‘a
teşekkür ederiz.