Ahmet SALTIK hakkında

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi 1953’te Elazığ'da doğdu. İlk ve ortaokulu Gaziantep'te okudu, Van Lisesini 1971’de, (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesi’nde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. Çimento ve Kağıt Fabrikaları İşyeri Hekimlikleri yaptı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). 2004’ten bu yana Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu üyesi, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-2014) Uzmanlık alanında 254 yerli, 48 adet yabancı (toplam 302) bilimsel bildirisi, yayını, kitap bölümleri var. 11 bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 500'ü aşkın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 90, Lise ve İlköğretimde 90, askeri birlik ve polis okullarında 12).. toplam 1461 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 24.4.2014 / Ankara. Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 363 8990 (iş) 0312 562 2222 (doğrudan) 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) ve 0312 562 2222 (kişisel) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Münzeviler Cad no 87, Akdere Mamak / ANKARA

Mecliste Atatürk’ün düşüncesine karşı yapılan ağır saldırı

Dostlar,

Dün TBMM’de bir HDP milletvekilinin kendini bilmez, densiz ve ağır bir cehalet ürünü olan Atatürk’e sataşmasını iğenç buluyor ve şiddetle kınıyoruz.

Bu vekilin azıcık olsun Atatürk hakkında okumadığı ve koyu bir cehalet ile nefret söylemi kullandığını O’nun adına da üzülerek izliyoruz.
Acaba meczup mudur? (!)
Öyle ilan edilecekse HDP meczuplar partisi midirler?
Bu kişiler birdenbire meczuplaşıp (!) ülkenin temel değerlerine neden saldırmaktadır?
Partisi HDP bu muhtereme ne yaptırım uygulayacaktır?
TBBMM bu muhtereme ne yaptırım uygulayacaktır?

Türkiye yol geçen hanı değildir.
Herkesin aklını başına alması gerek.
HDP bir yandan “AÇILIM” güvercin, bir yandan TBMM’de saldırgan..
Yakışıyor mu??

Bu zat, halkın hiç okumadığına oynuyor galiba..
Ne hazin..
Söylediklerinin tek bir sözcüğü gerçek değil..
Hepsi yalan, hepsi kara propaganda!
Bulaştığı bataklıktan ancak özür dileyerek çıkabilir..
Partisinin ve TBMM başkanının görevi öncelikli..
Elbette CHP ve MHP’nin de…

Sayın Öymen’in değerlendirmesi aşağıda..
Kendisine teşekkür ederek, aynen paylaşarak yayımlıyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
06 Haziran 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

=========================================

Mecliste Atatürk’ün düşüncesine karşı yapılan ağır saldırı

Portresi_ATA_ile

Onur ÖYMEN

 

Bir HDP’li Milletvekili Meclisin dünkü oturumunda,

  • “Kemalizm dediğiniz şey bir parça Hitler bir parça Mussolini’dir.” demiş.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında bu güne dek Atatürk’ün düşüncesine
bu kadar ağır ve cüretkar bir saldırıda bulunulduğunu duymadık.

Bu yalnız Büyük Atatürk’ün manevi kişiliğine değil, aynı zamanda O’nun kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı da ağır bir saldırıdır.

Bu saldırı Mecliste birkaç cümlelik bir yanıtla geçiştirilemeyecek ölçüde vahimdir.

Kemalizm kendine özgü bir fikir bütünlüğü olan, ilkeleri bulunan ve Cumhuriyetimizin düşünsel temelini oluşturan bir devlet anlayışıdır.

9 Mayıs 1935′te toplanan CHP 4. Kurultayında Kemalizm şu şekilde anlatılıyor:

  • “Sadece birkaç yılı değil, geleceği de kapsayan projelerimizin ana hatları burada özetlenmiştir. Partimizin temelini oluşturan bütün bu ilkeler
    Kemalizm’e giden bir yoldur”.

Hem Mussolini’yi hem de Hitleri en doğru tahlil edenlerin ve onları en ağır biçimde suçlayanların en başında Mustafa Kemal Atatürk geliyordu. Şu sözler Atatürk’e aittir:

  • “Dünya nimetlerinin emperyalist ülkeler tarafından pervasızca paylaşıldığını ve bu paylaşma esnasında gelişmemiş ülkelerin tarihten silindiğini hafızalardan da silmek kadar gaflet olamaz. Dünyanın bugünkü durumu hiç de parlak görünmüyor. Her ülke gençliğini bir başka ideolojiye sahip olarak yetiştirme gayreti içinde. İtalya faşizm ideolojisine dört elle sarılmış. Bu ülkenin diktatörü olan Mussolini, ülkesinin sekiz milyon faşist gencinin süngüsü üzerinde yaşadığını haykırıp duruyor. İtalyan gençlerine kara gömlekler giydirerek
    çoktan tarihe gömülmüş bulunan Roma İmparatorluğu’nu yeniden kurmayı,
    bu şartlandırılmış gençlere aşılamaya çalışıyor. Almanya’da Hitler’in yaratarak geliştirmekte olduğu Nazilik de faşizmin bir başka, bir büyük tehlikeli benzeridir. Hitler bir ırkçıdır. Dikkat buyurunuz milliyetçi demiyorum, ırkçıdır diyorum.  Alman ırkını en üstün ırk olarak gören bir mecnundur (delidir).
    Tekmil Alman gençliğini peşine takmış, onlara bu ideali aşılamıştır.”

Atatürk bu konudaki görüşlerine Çankaya’daki bir yemekte konuklarıyla konuşurken daha büyük açıklık getirmiş ve şunları söylemişti:

  • Faşizmin de Nazizmin de sonu yoktur. Ben belki bunu görebilecek kadar yaşayacak değilim. Ama aramızda onların sonunu görebilecekler olacaktır elbet. Bu ülkeler bir defa bu yola girdiler mi bir daha geri dönemezler. Halkı ve gençliği sürekli olarak heyecan içinde tutmak için durmadan silahlanmak, sağa sola tehditler savurarak ayakta kalmak zorundadırlar. Bu işin sonucu ise savaştır. Ve bu savaşın sonunda ne Faşizmin ne de Nazizmin ayakta kalabilmesine olanak göremiyorum.” (Gökçen, Sabiha. Atatürk’ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Türk Hava Kurumu Yayınları, İstanbul, 1982, s. 155, 159)

HDP milletvekilinin bu haksız, ölçüsüz ve Cumhuriyetimizin kurucuna karşı ağır bir suçlama niteliği taşıyan sözlerini mutlaka geri alması, Meclis’ten resmen özür dilemesi sağlanmalıdır. Bunun için, başta CHP olmak üzere bütün partilerin liderlerinin ve
o partilere mensup mensup millet vekillerinin sonuç alıcı bir çaba içine girmeleri gerekmektedir.

Bu ve başka vesilelerle Cumhuriyetimizin düşünsel temellerine saldırarak
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimizi yıkmak isteyenlere geçit verilmemelidir. Atatürkçülerin bu gibi saldırılara karşı sessiz kalmaya hakları yoktur.

Saygılar, sevgiler.

Onur Öymen

AHİM’in Perinçek davasında İsviçre’nin temyiz başvurusunu kabul etmesinin düşündürdükleri


Evet Dostlar
,

Türkiye gündemi ile acımasızca oynanırken, AKP hükümeti yaşamsal sorunları
kamuoyunun gündeminden – gözünden kaçırıyor.

Sayın Öymen bunlardan yalnızca birini öne çıkarıyor.

{ Kendisine e-iletisine karşılık olarak şunları yazdık : Değerli Öymen,
Uzunca bir yorum ekleyerek özlü ve değerli yazınızı yayımladık..
Teşekkür ederiz.. İyi ki varsınız ve iyi ki düşünüyor – yazıyorsunuz..
Ülkemize ışık tutuyorsunuz.. Lütfen devam.. }

Türkiye, bu önemli davanın temyizi ile ilgili olarak uluslararası hukuk bağlamında
hangi girişimlerde bulunmuştur?

Dışişleri, Sayın Perinçek’e temyiz savunması için destek vermekte midir?

Doğu Perinçek, Anayasa Hukuku Doktorası sahibidir.
Hukuksal birikimi yetkinlikle gerekli hukuksal savunma hattını örmeye yeterlidir.
Ancak uluslararası ilişkilerde Devletlerin konumu önemlidir ve ciddi bir psikolojik ögedir.
Temyiz başvurusunu irdeleyecek 5 yüksek yargıcın evrensel hukukun gereğine ve
hukuk ilkeleri içinde vicdanlarına göre karar vermelerini beklemek hakkımızdır.

“Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır!” diyebilmek apaçık düşünce ve
onun ayrılmaz parçası olarak anlatım – düşünceyi açıklama özgürlüğü içindedir.
Bu saptama, her tülü tartışmanın dışında a priori verili bir gerçektir

Bu söylemin içerik olarak tartışılması, doğru olup – olmadığı bir başka tartışma alanıdır.
Bu tartışmaya mahkemeler yetkili değildir; Parlamentolar da!
Bu sorunun yanıtını verecek olanlar Tarih bilimcileridir.
Şimdiye dek yapılan tüm araştırmalar ve arşivler, Türklerin Ermeni ahaliye dönük sistemli bir soykırıma girişmedikleri, tersine Rus işgalci ordularıyla işbirliği yapmaları
ve Türk Ordusunu arkadan vurmaları nedeniyle bulundukları bölgeden zorla göç ettirilmişlerdir (tehcir). Tehcir sırasında da elden gelen tüm önlemler alınmıştır.
Bu arada Ermenilerin, işgalle boğuşan savunmasız Türk ahaliye karşı maalesef
Rus desteğiyle “ölçüsüz kanlı zulmü” gözlenmiş ve 2 halk arasında Türklerin
savunmaya geçmeleri nedeniyle karşılıklı bir kanlı kırım (mukatele) yaşanmıştır. Ermenistan Başbakanı O. Kaçaznuni de apaçık bu gerçeği “Türklere savaş açtık” diye itiraf etmiş (1923′te Bükreş’te Taşnaksutyun genel kurultayına sunduğu konuşma tutanakları) kitaplaştırılmıştır (bkz. Kaynak yaınları).

Apaçık görülmektedir ki; uluslararası siyasetin karanlık dehlizlerinde kimi emperyalist hesaplarla Türkiye köşeye sıkıştırılmak istenmektedir. Acı olan ise;
Türkiye Başbakanı R.T. Erdoğan’ın bu yalın tarihsel – politik gerçeklerim ayırdında olmayışıdır.. (?) Dahası, Erdoğan olup bitenin ayırdında ise ve yine de böyle davranmakta ise bu davranışa ne ad konacağı sorunsalıdır!
Sorunun olası yanıtı suç oluşturabilecktir.

Egemen hukuk, suç işletmeme – düzenini koruyup sürdürme adına,
halkı uyaracak yalın olguları yazıp – söylemeye izin vermemektedir!

Nitekim Başbakan R.T. Erdoğan’ın 23 Nisan 2014 günü Ermeni halkından,
günümüzde artık olmayan Osmanlı Devleti’nin “tehcir” uygulaması adına, -en azından bir başka bağımsız devlet olarak uluslararası hukuk katında hiçbir yükümlülüğü yokken- özür dileme bağlamında talihsiz ve yersiz sözleri, günü bakımından da aykırı zamanlamalıdır. Ulusal Egemenlik Bayramına rastlatılmıştır!.. Pek ala ertesi gün erken saatlerde de yapılabilirdi bu açıklama.

Usta ve deneyimli diplomat, üstelik Dış İlişkiler alanında Doktora sahibi bir bilim insanı olarak Sayın Öymen, incelikle, zamanlama bir yana, bu noktaya yollama yapmaktadır. Başbakanın değinilen talihsiz ve yersiz açıklaması İsviçre hükümetinin temyiz başvurusunu yüreklendirmiş midir ? Bu sorunun olumlu yanıtı ürkütücüdür.

Temyiz kabul edilirse Türkiye ne fatura ödeyecektir;
Başbakan ve partisi AKP bu kabulden ne yarar sağlayacaktır?

Bu son sorunun kendisi de, akla gelip sorulması da, yanıtları da birlikte dehşet vericidir!

Tam da bu dakikalarda (06 Haziran 2014, sabah 10:30……) Diyarbakır’da İçişleri Bakanı Efgan Ala hazretleri sözde “Çözüm Süreci Çalıştayı” nda konuşuyor ve
2-3 sözcükten biri olarak “Yeni Türkiye” den söz ediyor!? 1. Cumhuriyet yıkıldı
Bakan Ala’ya göre (!).. Kendileri yenisini, hem de yep yenisini inşa etmekteler..
Bakan Ala, sürekli ayrıştırıcı bir dil kullanıyor, yandaşlarını pekiştirmeye (konsolide etmeye), politik karşıtlarını ise sorumsuzca ötekileştirmeye çabalıyor.. Bilinçli olarak yapıyor bunu.. Başbakan yardımcısı Beşir Atalay da bir sosyoloji profesörü olarak döktürüyor… Bu yapageldiklerinin, başından beri partilerinin programlarında
yazılı olduğunu vurguluyor.. Bir itirafta bulunuyor bilerek – bilmeyerek..

İyi ya, AKP’nin programının CFR tarafından yazıldığınıArslan Bulut yıllar önce YENİÇAĞ’da yazmadı mı? Partinin kuruluşundaki dış girişimler, R.T. Erdoğan’ın daha İstanbul İl Başkanı iken Başbakanlığa Abramowitz vd. ABD’liler tarafında hazırlanması..
Bunlar hep yazıldı..

Hiç yoktan bu birkaç örneğin ürkünç kodları, Türkiye’nin nerelere sürüklendiğini
gözleri – kulakları – yürekli mühürlülere anlatmayacak mı, anlatamayacak mı?

  • Türkiye Türkiye’den yönetilmiyor! 
  • Çıplak ve acı geçek budur ve bu gidişin sonu
    etnik ve inanç ayrıştırması temelli iç savaş, parçalanma ve bölünmedir.

AKP içinde bu vahim gidişe elverenler bir yana; susarak, bilerek ve bilmeyerek
destek verenler aynı derecede ve çok ağır biçimde sorumluluğa ortaktırlar.

Bilmem kaçıncı kez gene yazmış olalım..
Bırakın AB-ABD güdümlü “AÇILIM” ihanetini;
bir Kürdümüzle kendi ulusal kardeşçe – barışçı çözümlerimizi üretiriz.
Dün nasıl çiçek bahçesi gibi bir arada yaşadıysak, bugün de çekin emperyalizmin kamasını, yine aynı erdemli barışı (peacefull co-existence, co-existance pacifiqué) sağlayabilir ve sürdürebilirz. Dahası, bugünkü ayrıştırıp düşmanlaştırma doğrudan, alçakça bir Batı kurgusudur.

Kendimizi ve halkı aldatmayalım, gerçek budur.. Tüm tarihsel veriler ortadadır.

Sevgi ve saygı ile.
06 Haziran 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

===================================================

AHİM’in Perinçek davasında İsviçre’nin temyiz başvurusunu
kabul etmesinin düşündürdükleri

Portresi_gulumseyen

 

Onur ÖYMEN

 

İsviçre Hükümeti’nin Doğu Perinçek’in başvurusunu haklı bulan
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına karşı yaptığı temyiz başvurusu
AHİM’in görevlendirdiği 5 yargıçtan oluşan kurul tarafından kabul edildi.
Konu 5 Kasım 2014′te üst mahkemede ele alınacak.
AHİM’in kararı soykırım iddiasıyla yıllardan beri propaganda yapan Ermenistan’a, Ermeni diyasporasına ve onları destekleyen ülkelere karşı büyük bir darbe olmuş
ve Türkiye’nin tezlerine güç kazandırmıştı. AHİM’deki İsviçre’li yargıcın bile bizim beklentilerimiz doğrultusunda oy kullanması bizim açımızdan sevindirici olmuştu.


Şimdi nasıl olmuştur da İsviçre Hükümeti üç aylık başvuru süresinin sonuna dek bekledikten ve Türkiye’de iyimser beklentiler yarattıktan sonra temyiz başvurusunda bulunmuştur? İsviçre’nin başvurusu ne anlama gelmektedir?
İsviçre Hükümeti, kendi mahkemesinin kararı doğrultusunda sözde soykırım iddiasını
desteklemekte midir? 


İsviçre’yi bu başvuruda bulunmaya teşvik eden bazı sivil toplum örgütlerinin yanı sıra Fransa gibi kimi ülkelerin de telkinleri olmuş mudur?

Türkiye bu süre içinde İsviçre Hükümeti katında ne gibi girişimlerde bulunmuştur ve
niçin sonuç alamamıştır? AHİM bu gibi temyiz başvurusunda bulunan ülkelerden
pek azının istemini benimsemişken, bu kez hangi gerekçeyle bu temyiz başvurusunu
kabul etmiştir?

Başbakan Erdoğan’ın Ermenilere taziyede bulunurken kullandığı ifadeler,
bu arada tehcir olayını eleştirici sözleri, acaba AHİM tarafından Ermeni tezleri lehinde yeni bir öge olarak mı değerlendirilmiştir? Acaba Başbakanın AHİM davasının en kritik aşamasında böyle bir beyanda bulunmasını öneren yabancı devletler olmuş mudur? 


Eğer İsviçre hükümeti temyiz başvurusunda bulunmasaydı kesinleşmiş olacak olan Perinçek davası şimdi belirsizlik içine girmiştir. 

Siyasi içerikli davalarda uluslararası yargı kuruluşlarının etkilenmesi için bazı.büyük devletlerin nasıl çaba harcadıklarını bilenler açısından bütün bu gelişmeler kaygı verici olmuştur. AHİM’in Yüksek Kurulu’nun 5 Kasım’dan (2014) sonra dış baskılara direnerek Perinçek’in başvurusuna hak verecek bir karar almasın ümit ediyoruz ancak
aksi yönde bir kararın çıkması da olasılık dışında değildir. Bu takdirde Ermenistan ve onu destekleyen güçler büyük bir avantaj sağlayacaklardır. Türkiye açısından
bunun bedeli yüksek olacaktır. 


Bu denli önemli bir konunun Türkiye’nin siyasetinde ve basınında yeterince
yer almaması şaşırtıcıdır. Şimdi devlete, siyasal partilere ve Türkiye’nin tezlerinin doğruluğuna inanan bütün sivil toplum örgütlerine büyük görev düşmektedir.
İşin ciddiyetini görmezden gelmek veya iyimser demeçlerle konuyu geçiştirmeye çalışmak büyük hata olur.

Konu gecikmeden TBMM’de ele alınmalı ve Hükümetten açıklama istenmelidir.

Saygılar, sevgiler. 6.6.14

Çevre ve İnsan Sağlığı / Environment and Human Health


Sevgili öğrencilerimiz,
Sevgili www.ahmetsaltik.net Konuklarımız

AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Dönem 2′de verdiğimiz 1′er saat süreli
(250′şer kişilik 2 alt kümeye)ÇEVRE ve İNSAN SAĞLIĞI başlıklı dersimizin güncellenmiş yansılarını izlemek için lütfen erişkeyi (linki) tıklar mısınız ??

Cevre_ve_Insan_Sagligi_Ahmet_Saltik

5 Haziran Dünya Çevre Günü-2014′e de bir armağanımız olsun..

Sevgi ve saygı ile.
05.06.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

 

Soner YALÇIN : Organik Yapı

Soner Yalçın

Soner Yalçın

4 Haziran 2014

Organik Yapı

Tarih: 17 Şubat 2014.
Polis Başmüfettişi Erhan Akkaya Manisa Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi.
Tarih: 2 Haziran 2014.
Manisa Emniyet Müdürü Erhan Akkaya Manisa Emniyet Müdürlüğü’nden alındı.
Sebep; 301 işçinin katledildiği Soma katliamı imiş!
Hadi oradan; emniyet müdürü mü sorumlu katliamdan?!..
Başbakan Erdoğan’ı Soma’da iyi koruyamadığı için görevden alındı.
AKP’nin katliamı için kimseyi görevden almaya niyeti yok. Yazayım…
Tarih: 6 Ocak 2001.
DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetini derinden sarsacak Beyaz Enerji Operasyonu başladı.
Türkiye’yi sarsan operasyona neden olan bir teyp kasetiydi. Kasetin üzerinde,
14 Eylül 2000 tarihi yazılıydı. Kasette; TEAŞ yönetim kurulu üyesi (eski Devlet Bakanı ANAP’lı) Birsel Sönmez ile Kayserili Cıngıllıoğlu Ailesi’nden Ali Cıngıllıoğlu arasında geçen rüşvet pazarlığı vardı.
Konu: Kayseri’ye kurulmak istenen Yamula Barajı ve Hidroelektrik Santral Projesi’ydi.
Soma katliamıyla ne ilgisi var demeyin? Karşınıza kimler çıkacak…

“Elektrik” alamıyorum

Önce bir şirketi tanıyalım:
Kayseri ve Civarı Elektrik T.A.Ş, Kayseri’ye elektrik dağıtan bir şirket.
Hissedarları arasında; TEAŞ, Kayseri Belediyesi; Demirbank; Cıngıllıoğlu Holding; TES-İş Sendikası; TEK-BİR Koop ve gerçek kişiler var.
Gerçek kişiler konusunda çok spekülasyon var; Devletin yüksek mertebelerinde oturan Kayserili politikacıların olduğu söyleniyor. Neyse.
1926’da imtiyaz almış tek özel şirket olan Kayseri Elektrik TAŞ, sözleşmesi 11.10.1976 tarihinde bitti. Fakat, 19.12.1984 tarih 3096 sayılı “Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun” yalnızca Kayseri Elektrik T.A.Ş.’nin yararlanabileceği özel bir madde konularak (Geçici 3. madde) imtiyaz hakkı yeniden verildi. 12.1.1989’da Bakanlar Kurulu kararıyla Kayseri’ye ek olarak Sivas’ın bir bölümü de kapsama alındı. İmtiyazı 70 yıl uzatıldı; 2059’te bitecek. (Bünyan ve Sızır santrallerinin işletmesi kapsam dahilinde olduğu halde üretim imtiyazı kaldırıldı ama biz buna girmeyelim! Keza ilgili şirkete yönelik, Başbakanlık Teftiş Kurulu, Meclis KİT Komisyonu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma raporları detaylarına da girmeyelim. Kafanız karışır.)
Biz rüşvet kasetine bakalım…
İşte bu şirket…
Kayseri Elektrik T.A.Ş, 200 MW kurulu gücünde Yamula Baraj ve HES Projesini gerçekleştirmek amacıyla 14.4.1986 tarihinde tesis kurma ve işletme izni verilmesi istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na başvurdu. Güzel…
Ancak bir yıl sonra, üretim kapasitesi 200 MW’tan 100 MW’a düşürdü;
işletme süresini 15 yıldan 20 yıla çıkardı. Öte yandan…
İlk aşamada 4.79 cent olarak belirlenen elektrik satış fiyatını, (sanki daha önce 5.65 cent imiş gibi göstererek, güya indirim yapılıyormuş gibi bir işlemle) 5.25 cent olarak değiştirdi.
En küçük bir santral sözleşmesi devlete yıllık 200 milyon dolarlık zarar getirdiği düşünülürse zararın büyüklüğü anlaşılır. Kamu zararına olan bu mutabakat sözleşmesini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kabul etti. (26.6.1998 tarihli sözleşme
Bakan Cumhur Ersümer’i Yüce Divan’a götürdü.)
Daha “Bismillah” demeden 83 milyon 613 bin 281 dolar zarar vardı. DSİ fiyatlarına göre yatırım maliyet 66 daha yüksekti! Üstelik Türkiye’nin öncelikle projelerinden değildi.
DPT projeyi pahalı bulduğu için onay vermiyordu. İtibarıyla, kamu elektrik üretim şirketi TEAŞ da, bu şirketten elektrik alış anlaşmasına imza koyamıyordu.
Rüşvet bu nedenle devreye sokulmuştu.

Durun bitmedi…

Tanıdık isimler

Kay­se­ri ve Ci­va­rı Elek­trik TAŞ şir­ke­ti­ni ta­nı­dık. Ge­le­lim bir di­ğer şir­ke­te:
Ya­mu­la Ba­ra­jı elek­trik üre­ti­mi için; Kay­se­ri Elek­trik T.A.Ş. ka­tı­lı­mıy­la; Kay­se­ri Elek­trik Üre­tim Sa­na­yi ve Ti­ca­ret A.Ş. (KEST A.Ş.) ku­rul­du. Bi­raz ön­ce oku­du­ğu­nuz o kar­ma­şık ra­kam­la­rı he­sap­la­yan şir­ket!
Şir­ket yö­ne­tim ku­ru­lun­da ta­nı­dık bir isim var­dı:
Bu­gü­nün Ener­ji ve Ta­bi­i Kay­nak­lar Ba­ka­nı Ta­ner YIL­DIZ.
Ay­rı­ca Ta­ner Yıl­dız, Kay­se­ri ve Ci­va­rı Elek­trik TAŞ Ge­nel Mü­dü­rü idi.
Bir kol­tuk­ta iki kar­puz! De­mek o ka­dar ba­şa­rı­lıy­dı!
2002’de Kay­se­ri Mil­let­ve­ki­li ol­du. Son­ra da Ba­kan!
So­ma­’da­ki ma­den­den so­rum­lu ba­kan!..
Ya­mu­la Ba­ra­jı Pro­je­si­’n­de özel sek­tör tem­sil­ci­si mil­let­ve­ki­li olur da ka­mu tem­sil­ci­si
ol­maz mı; dö­ne­min TE­AŞ Özel­leş­tir­me Da­ire­si­’nin bağ­lı ol­du­ğu Ge­nel Mü­dür
Yar­dım­cı­sı Öner Gül­ye­şil de Re­cep Tay­yip Er­do­ğa­n’­la bir­lik­te (Kars­lı ol­ma­sı­na
karşın) AKP lis­te­sin­den Si­irt Mil­let­ve­ki­li se­çil­di. Do­ku­nul­maz­lık zır­hı­nı ku­şan­dı. Yargılanamadı.
AK­P’­de ener­ji işi­ni iyi bi­len; TE­AŞ Es­ki Ge­nel Mü­dü­rü Afif De­mir­kı­ran gi­bi üç dö­nem­dir mil­let­ve­ki­li olan es­ki bü­rok­rat­lar var.
Açın Be­yaz Ener­ji Ope­ras­yo­nu­’na ba­kın…
Cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­nin en bü­yük yol­suz­luk ope­ras­yo­nu, de­ğiş­ti­ri­len hu­ku­ki mev­zu­at­lar­la (DGM kap­sa­mın­dan çı­ka­rı­la­rak) na­sıl so­nuç­lan­dı­rıl­dı? So­ruş­tur­ma Ma­vi Akım
Pro­je­si­’ne na­sıl ula­şa­ma­dı?
Kim­se ba­na, “So­ma­’da 301 ma­den­ci şe­hit ol­du; ne­den so­rum­lu­lar is­ti­fa et­mi­yo­r?”
di­ye sor­ma­sın.

  • Bu ül­ke­de “or­ga­nik ya­pı­” var; par­ti adları de­ğiş­se de
    kol­tuk­lar­da as­lın­da hep ay­nı isim­ler otu­ru­yor!

Ve di­ğer yan­da…
Be­yaz Ener­ji Ope­ras­yo­nu­’nu yü­rü­ten­le­rin ba­şı­na ne gel­di?

Jan­dar­ma Ge­nel Ko­mu­ta­nı Or­ge­ne­ral Şe­ner Eruy­gu­r’­un ba­şı­na ge­len­le­ri
bi­li­yor­su­nuz.

Jan­dar­ma Tüm­ge­ne­ral Os­man Öz­be­k’­i sür­dü­ler; is­ti­fa et­ti.

İçiş­le­ri Ba­ka­nı Sa­det­tin Tan­tan kol­tu­ğun­dan ol­du.

Em­ni­yet Mü­dü­rü Emin Ars­la­n’­ı tez­gah­la ce­za­evi­ne at­tı­lar.

Jan­dar­ma Al­bay Aziz Er­ge­n’­i Şır­na­k’­a sür­dü­ler.

Sav­cı Ta­lat Şal­k’­a, HSYK’­da ‘kı­na­ma­’ ce­za­sı ve­ril­di.

So­ruş­tur­ma açıl­ma­sı­na ne­den olan rüş­vet ka­se­ti­ni ilk din­le­yen ve sor­gu­la­ma­la­rı ya­pan (Ta­ner Yıl­dı­z’­ın te­le­fon­la­rı­nı din­le­yen) Jan­dar­ma Al­bay Ce­mal Te­mi­zöz hâ­lâ ha­pis­te…

Ben da­ha ne ya­za­yım?..

Naci Beştepe : ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 04 Haziran 2014


ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 04 Haziran 2014

portresi_kucuk

 

 

Naci BEŞTEPE

REKLAM

En yeni, en doğru PKK haberleri Gnkur. resmi web sitesinde

HÜKÜMET

Diyarbakır’da, “Cana gelmesin cama gelsin”

Taksim’de, “Cama gelmesin canlara gelsin”

GERİCİ

RTE, “Geziciler dikili ağacı olmayanlardır”

Gericiler de ağaçlara kıyanlardır…

SAF

Gnkur. Bşk. Özel, “Başbakan, hulus ve saffetimden yararlandı.” demediğini açıkladı.

Öyleyse işbirliği yaptı…

ŞEHZADE

Bursa Vali Yrd. Mehmet ÖZCAN, oğlunun sünnet mevlidini cami avlusunda yaptırdı. Oğluna şehzade kıyafeti giydirdi. Atla getirtip tahta oturttu.

Mehmet hoca,

İstanbul’daki sultan duyarsa kelleyi kolla…

ŞİDDET

RTE, “Fikrin, düşüncenin olmadığı yerde şiddet vardır.”

Neden hep öfke saçtığı anlaşıldı mı?…

ABECE

“A’dan Z’ye gereği yapılacak”

Ölüler için de kullanılan X’i serbest bırakmıştı.

Onu da saysa polis daha rahatlayacaktı…

RÜŞVETÇİ

RTE’, Ağrı’da, elektrik borcu faizlerini silme sözü vermişti.

Elektrik parasını ödemeyenlere faiz rüşveti tutmadı…

SIFIRLAMA

Mahdum Bilal, oku “Ya hak!” narasıyla karavana attı.

Hak da, ok da Bilal’i sıfırladı…

BİBER

Biber gazından Elif Ana’yı da kaybettik.

Sağlık Bakanı’na sağlıklar olsun…

VALİ

Şırnak Valisi Hasan İPEK,
RTE
ve Öcalan’ı çözüm sürecindeki çabalarından dolayı takdir etti.

Her durum ve yerde valiliği garantiledi…

KÜRTÇÜ

B. Arınç : “Bana batıda Kürtçü gözüyle bakıyorlar.”

Görünen köy kılavuz istemiyor…

SEÇİM

Çankırı Şabanözü’nde seçimi kaybedince AKP Gençlik Kolları Bşk. Yrd.
Hüseyin
KILIÇ, ilçedeki asfaltlamayı durdurduklarını açıkladı.

AKP’nin halka bakışını da…

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE