CHP : HAKSIZ ATAMALARI AÇIKLIYORUZ!

CHP

HAKSIZ ATAMALARI AÇIKLIYORUZ!

DEVLET MEMURİYETİNE SINAVSIZ
İSTİSNAİ KADROLARDAN ATANANLAR


1. TUĞÇE ÖZER

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafçısı Kayhan ÖZER’in kızı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda 2 gün Basın Müşaviri olarak görev yaptırıldı.
Bu sayede memuriyete açıktan atanmış oldu.

2. YASİN EKREM SELİM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Örtülü Ödeneğin başında olan Maksut SERİM’in oğlu. Açıktan atamayla AB Bakanlığında müşavirlik kadrosu verildi.

3. ALİ TAHA KOÇ

AKP’li eski Kültür Bakanı Atilla KOÇ’un oğlu. Sınavsız olarak Başbakanlıkta önce müşavir, sonra Baş Müşavir yapıldı. Ardında da Başkan olarak atanıp Saray’ın Bilişim Biriminin
başına getirildi.

4. FATMA ERTEN

Mehmet Ali ŞAHİN’in teyzesinin kızı. KPSS’den aldığı puan atanmaya yetmeyince dönemin TBMM Başkanı yakını sayesinde önce sözleşmeli olarak Meclis’e bağlı Devlet Arşivlerine aldı. Bir süre sonra da İstisnai Kadro ile Mecliste müşavir yaparak, memur olmasını temin etti. Bununla da yetinmedi, yeğenini eşinin bulunduğu, Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki
MYO’ya memur olarak gönderilmesini sağladı.

5. NURETTİN ŞAR

AKP’li Ulaştırma Bakanı Lütfi ELVAN’ın Milletvekilliği döneminde danışmanlığını yaptı. Önce TÜRKSAT Direktörlüğü’ne kısa bir süre önce de sınavsız olarak TELEKOMÜNİKASYON İletişim Başkanlığı Yönetim Sistemleri Koordinatörlüğü’ne getirildi.

6. AHMET CAN TURPÇU

Yeni AB Bakanı Volkan BOZKIR’ın Özel Kalem Müdürü Anıl TURPÇU’nun kardeşi.
Kısa bir süre önce AB Bakanlığı’nda Müşavir yapılarak açıktan memuriyete atandı.

7. LATİF ÇELİK

Hüseyin ÇELİK’in yeğeni. KPSS puanı memur olmaya yetmeyince TBMM’de istisnai kadro ile memur yapıldı.

8. SADİ KUNDUROĞLU

Egemen BAĞIŞ’ın Amerika’dan arkadaşı. Önce Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’ne alınıp açıktan memur yapıldı. Daha sonra, naklen atamayla AB Bakanlığı Müşavirliği’ne geçirildi. Egemen BAĞIŞ’ın arkadaş kontenjanından danışmanı.

9. AYŞE KUNDUROĞLU

Sadi KUNDUROĞLU’nun eşi. AB Bakanlığı’nda açıktan atama ile başkan yapıldı.
Sonra Bakanlığa bağlı Ulusal Ajansta görevlendirilerek maaşı iyileştirildi.
Açık Öğretim mezunu.

10. MEHMET SAFİ ÖZTEKİN

Egemen BAĞIŞ’ın özel kalem müdürü İbrahim BAYRAM’ın arkadaşı.
Zafer ÇAĞLAYAN döneminde Ekonomi Bakanlığı’nda Özel Kalem Müdürü olarak
açıktan memur yapıldı.

11. DOLUNAY YÜKSEL

BAŞBAKAN’IN EŞİ SARE HANIMA HALTERCİ DANIŞMAN!
Başbakan DAVUTOĞLU’nun eşi Sare Hanıma sekreterlik yapan kadın halterci
Dolunay YÜKSEL, 3600 ek göstergeli ve bol ikramiye ve yüksek maaşla Başbakanlık Müşavirliği’ne atanıyor. Yani en az 3 yıl süreli yüksek öğrenim veren Fakülte ve Yüksek okulları bitirerek mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirli bir süre meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlilik sınavı sonunda atanan müfettiş ve uzmanların mesleklerinde en az 8 yıl görev yaptıktan sonra erişebildikleri 3600 ek göstergeye adeta paraşütle hiçbir liyakat ve kariyer gözetilmeksizin atanıyor. Hem de 26 Kasım 2014 tarihli 29187 sayılı Resmi Gazete ile
bütün müfettiş ve uzmanların gözünün içine sokarak ve dalga geçer gibi atanıyor.

12. ADİL MURAT ALAN

AKP Kahramanmaraş Milletvekili ve TBMM eski Başkan vekili Nevzat PAKDİL’in
danışmanı idi. TİB’e sınavsız olarak uzman yapıldı.

13. ÇAĞLA SEYMENOĞLU

Trabzon Milletvekili Safiye SEYMENOĞLU’nun kızı. Ekrem SERİM’in yeni evlendiği eşi, herhangi bir sınava girmeden, açıktan atamayla Başbakanlık Basın ve Halkla ilişkiler müşavirliğinde memur oldu.

14. TUĞBA NUR ÇİĞEROĞLU

AKP Uşak eski Milletvekili Nuri USLU’nun kızı. İktisat Fakültesi Mezunu.
Üniversitede akademisyen olmak istiyor ve babası devreye giriyor. Önce
KARAHALLI MYO’da kadro açılıyor. Fakat eski vekilin kızı sıralamada ilk 4’e giremiyor. Ardından EŞME MYO’da yeni bir kadro açılıyor. Ama bu kadro “Bankacılık ve Sigortacılık” mezunu olmayı gerektiriyor. İlan süresinin dolmasına 2 gün kala alım koşulları değiştiriliyor ve bu değişiklik yaygın bir biçimde kamuoyuna duyurulmuyor. Eski Vekilin kızı basının referansı ile nihayet Üniversiteye kapağı atıyor.

15. MUSTAFA ERKEN

AKP Uşak eski Milletvekili Mustafa ÇETİN’in eşinin yeğeni.
Uşak Valiliği Özel Kalem Müdürlüğüne atanarak istisnai kadrodan memur yapıldı.

16. ZEYNEP SEZAL

AKP eski Kahramanmaraş milletvekili Ali SEZAL’ın kızı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK tarafından KPSS’si olmadığı halde Kahramanmaraş’a öğretmen olarak atandı.

17. ÇİĞDEM ERDOĞAN ATABEK

AKP Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı iken Aile ve Sosyal Politikalar Bakan yardımcılığına atandı. 1981 doğumlu. KPSS’ye hiç ihtiyaç duyulmaksızın 8000 ek göstermeli makama oturdu.

18. ZAFER TARIKDAROĞLU

Erzurum AKP Genlik Kolları Başkanı iken dönemin Sağlık Bakanı ve Erzurum Milletvekili Recep AKDAĞ tarafından Sağlık Bakanlığı’na Müşavir olarak açıktan atandı.

19. SELİM TERZİ

AKP Üsküdar Gençlik Kolları başkanı idi. Açıktan atama ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
Özel Kalem Müdürlüğü’ne getirilerek memur olması sağlandı.

20. ALPEREN KARAOSMANOĞLU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın uzun yıllar Özel Kalem Müdür Yardımcılığını yapan, şimdiki Bilim Sanayi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yunus Emre KARAOSMANOĞLU’nun oğlu. AB Bakanlığında açıktan atamayla memur yapıldı.
Bir süre sonra da maaşların oldukça yüksek olduğu Başbakanlık yatırım Destek Ajansı’na geçti.

21. TALHA YANILMAZ

Elazığ Belediye Başkanı Mücahit YANILMAZ’ın yeğeni. Belediyenin istisnai memurluk kadrosu olan Özel Kalem Müdürlüğüne getirilerek memur yapıldı.
Bu göreve getirilmeden öncesi esnaflık yapıyordu.

22. ELİF ÖZTÜRK

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri eski daire Başkanı Hüseyin ÖZTÜRK’ün kızı.
AB Bakanlığı’na açıktan atamayla müşavir yapıldı.

23. MUSTAFA SEÇEN

AKP’li Nevşehir Belediye Başkan Yardımcısı Atilla SEÇEL’in oğlu. Önce Nevşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğüne getirilerek açıktan memur olması sağlandı.
Ardından da TRT’ye geçiş yaptırılarak, Televizyon Daire Başkanlığında işe başlatıldı.

24. TUNA BEKLEVİÇ

AKP’nin İktidarda olduğu 2007 yılında bir eşeğin boynuna “Ben bile bu ülkeyi daha iyi yönetirim” yazılı pankart astı. 2011’de çok ağır eleştirdiği AKP’nin Edirne’den 2. sıra Milletvekili adayı olup, seçilemedi. Ödülünü AB Bakanlığı’nda Danışman yapılıp
açıktan memur olarak aldı.


Cumhuriyet Halk Partisi © 2014. Tüm Hakları Saklıdır.
http://www.haksizatamalar.org/, 01.03.2015
====================================


Dostlar
,

CHP’ye bu önemli çalışması için teşekkür ederiz..
İbret için halkımızla biz de paylaşmak istedik.
Halkımız; “Ben de onlardan biri olur muyum?” dürtüsü ile mi davranır,
yoksa “keriz” yerine konulduğu için gereğini mi yapar, göreceğiz..

Öte yandan bu hukuk dışı işlemler için yargı harekete geçer mi, geçebilir mi, onu da göreceğiz.
Bu hak gasbı yapanlar görevden uzaklaştırılarak tüm ödemeler faiziyle geri alınır mı acaba?

Bir de bu torpilli arkadaşlar kendileri gibi milyonlarca işsizin önüne geçerek hak etmedikleri
bir konuma geldikleri için vicdanlarının isyanını bastıramaz ve istifa ederler mi??

Yaptıklarının – yapılanların İslam dininde yerini ya da karşılığını gösterebilirler mi??

Sevgi ve saygı ile, 01.03.2015 

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

25 Görsel ile Türkiye Gündemi – 01 Mart 2015


25 Görsel ile Türkiye Gündemi :
01 Mart 2015


Dostlar
,

01 Mart 2015 Türkiye’sinin gündemini, derlediğimiz 25 görselle ve eklediğimiz yorumlarla paylaşmak istiyoruz..

Okumaktan hoşlanmayan sitemiz izleyicilerine de bir kolaylık olabilir..

Sevgi ve saygı ile,
01.03.2015 

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Slide1
Slide2Slide3Slide4Slide5Slide6Slide7Slide8Slide9Slide10Slide11Slide12Slide13Slide14Slide15Slide16Slide17Slide18Slide19Slide20Slide21Slide22Slide23Slide24Slide25

AKP anayasayı ihlal ediyor

AKP anayasayı ihlal ediyor

portres_yakisikli

 

Av. Şahin MENGÜ
AYDINLIK, 26.2.15

 

 

ABD ile imzalanan ve Mart ayında (AS : 2015) uygulanmaya başlanacak “Eğit-Donat” protokolü/anlaşmasının 2 Ekim 2014’te TBMM’de onaylanan Tezkere kapsamında olduğu kabul ediliyor ki, iktidar bu protokolün TBMM’de onaylanmasına gerek duymuyor.

2 Ekim 2014 tezkeresi incelendiğinde “Suriye ve Irak’taki terörist örgütlere karşı ülkemizin güvenliğinin sağlanması amacıyla TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesine ve aynı amaçla, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verildiği..” görülecektir.

Ayrıca TSK, açılan kumpas davaları ile asimetrik psikolojik harekata maruz bırakılarak yıpratılmasına karşın, hiç kimsenin yardım ve desteği olmadan, gerek İŞİD’i gerekse PKK ve PYD’yi rahatlıkla tepeleyip yok edebilecek ve kabiliyete (AS: olanak ve yeteneğe) sahiptir.

“Eğit-Donat” projesinde Türkiye’de sığınmacı olarak bulunan Suriyeliler arasından seçilecek “savaşçıların” eğitilmesi ve silahlandırılması vardır.

2 Ekim tezkeresinde böyle bir hüküm yoktur, çünkü içeriği bilinmeyen bir sözleşmeye
peşin peşin onay verilmesi söz konusu olamayacağı gibi, bu hukuksal olarak da olanaklı değildir.

Bu protokol Türkiye ile ABD arasında imzalanan yeni bir anlaşmadır. Bu nedenle TBMM’nin görev ve yetkilerinin sayıldığı Anayasa‘nın 87. maddesine göre, bu anlaşmanın onaylanmasının TBMM tarafından uygun bulunması gerekmektedir.

Nitekim, anayasamızın “Milletlerarası antlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak antlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onaylamayı bir kanunla
uygun bulmasına bağlıdır”
demektedir.

Bu protokol / anlaşma 2 Ekim 2014 günü Meclis’te onaylanan tezkerenin izin verdiği bir durum değil, yeni bir anlaşma ve yeni bir durumdur. Çünkü ABD’li bir grup askerin bu Protokole dayanarak Türkiye’ye gelmeleri ve ülkemizde bulunan Suriyeli sığınmacılar arasından seçilecek “savaşçıları” eğitmeleri söz konusudur.

Bu nedenle de TBMM’nin onayına gerek vardır. Bu Protokolün Meclisin onayı olmadan uygulanması hukuksal olarak olanaklı değildir, anayasayı ihlaldir (AS: çiğnemedir).

Şu an için Suriye’den Türkiye’ye bir saldırı söz konusu değildir. Bu nedenle Türkiye’nin
meşru savunma hakkını ileri sürmesi olanaklı olmadığı gibi, Birleşmiş Milletler Örgütü’nün de bu yönde almış olduğu bir kararı yoktur.

Yani, anayasanın 92. maddesinde sözü edilen ‘uluslararası hukukun meşru saydığı bir durum’ söz konusu değildir.

AKP iktidarı bu Protokolü uygulamaya başlayarak yalnızca anayasayı çiğnemekle kalmıyor; Eğit-Donat projesinin arkasına sığınarak, Türkiye’yi bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde, yabancı bir devlete, yani Esad rejimine karşı rejim muhaliflerini eğitip donatma yani silahlandırma çabasına girerek Türk Ceza Kanunu’nun 306. maddesini de
ihlal ediyor. Çünkü TBMM’den ONAY almadığı için bu konuda yetkisi de yoktur.

AKP iktidarının uyguladığı Suriye politikası iflas ettiğinden onlar kendilerini bu iflastan kurtarmak için her çareye başvurabilir.

IŞİD’e zamanında lojistik destek verdiği iddia edilen de bu iktidardır,
Esad yönetimini 3 günde devirip Şam’da cuma namazı kılmak hayalleriyle yaşayan da…

Ama asıl hayret edilecek durum muhalefetin, açıkça anayasaya aykırı olan bu konuda
en ufak bir tepki vermemesidir.

Siyasal iktidar gaflet (AS: aymazlık) içinde kendi kısır çıkarlarını, ülkenin ulusal çıkarlarının önünde görebilir, ama muhalefet ulusal çıkarların bu denli görmezden gelindiği, ayaklar altına alındığı, hukukun açıkça çiğnendiği bir durumda bile sessiz kalıyorsa;
acaba bunun altında başka şeyler mi aramak gerekir, ABD’ye şirin gözükmek gibi…

Amerika’nın Ortadoğu’ya olan ilgisi yerin altındaki zengin enerji kaynakları ve İsrail’in güvenliğiyle sınırlıdır. Bağımsız Kürdistan kurulup İsrail ve bu enerji kaynakları
güvence altına alındığı zaman, bu ilgisi çok azalacak ve çekip gidecek, bölgeyi yazgısıyla
baş başa bırakacaktır ama biz Suriyelilerle sonsuz dek bu coğrafyada birlikte yaşayacağız.

Prof. Dr. Oğuz Oyan : “Kabataş Yalanı” Basın Açıklaması


Prof. Dr. Oğuz Oyan :
“Kabataş Yalanı” Basın Açıklaması

CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Oğuz Oyan‘ın “Kabataş Yalanı“na ilişkin bir yıl önce yaptığı suç duyurusunun Cumhuriyet Savcılığınca sümen altı edilmesine ilişkin yaptığı basın toplantısı metni ekte ilgilerinize sunulmaktadır.

Saygılarla,

Sn. Oyan’ın TBMM Ofisi

***********************

CHP İZMİR MİLLETVEKİLİ OĞUZ OYAN’IN, “KABATAŞ KOMPLOSU”
İLE İLGİLİ YAPTIĞI SUÇ DUYURUSU HAKKINDA BASIN TOPLANTISI

27.02.2015

  • SAVCILIK, YERLİ EL-KAİDE UNSURLARININ ŞİKAYET BAŞVURULARINI ADETA EMİR TELAKKİ EDEREK OPERASYON BAŞLATIRKEN,
    İZMİR MİLLETVEKİLİ OĞUZ OYAN’IN KABATAŞ KOMPLOSU İLE İLGİLİ YAPTIĞI BAŞVURUYU 12 AYDIR SÜMEN ALTINDA TUTUYOR.
  • “BİN LADİN’İ SEVİYORUM” DİYEN TAHŞİYE LİDERİNİN ŞİKAYETİNE
    “HAY HAY” DİYEN SAVCILIK, MİLLETVEKİLİ OĞUZ OYAN’IN
    KABATAŞ KOMPLOCULARI HAKKINDA YAPTIĞI SUÇ DUYURUSUNU GÖRMEZDEN GELİYOR.
  • SAVCILIKLAR, BİN LADİN MÜRİDİ TAHŞİYE LİDERİNİN ŞİKAYETİ ÜZERİNE ZAMAN VE SAMANYOLU’NA OPERASYON YAPARKEN, MİLLETVEKİLİ
    OĞUZ OYAN’IN, KABATAŞ KOMPLOSUNUN BASIN SÖZCÜLERİ ABDÜLKADİR SELVİ VE ELİF ÇAKIR HAKKINDAKİ ŞİKAYETİNE KAYITSIZ KALIYOR.

Yurt çapında gezi olaylarının devam ettiği  Haziran 2013 başlarında dönemin Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, Kabataş İskelesi’nde bir yakınının başörtülü gelininin kucağında bebeğiyle birlikte sayıları 70-100 dolayında bedenlerinin üst tarafı çıplak, elleri deri eldivenli gösterici tarafından salt başörtülü olduğu gerekçesiyle saldırıya uğradığını
iddia ederek aylarca bu konuyu kullanmış, bu olaya ilişkin görüntülerin savcılıkta olduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini iddia ederken, bu olaya ilişkin herhangi bir görüntü basına verilmemişti.

Söz konusu saldırı savının baştan beri Goebels usulü “yalana ve tekrara dayalı” propaganda çalışmasının bir ayağı olduğunu fark ederek, bu iftira tezgâhının işletilmesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteciler Abdülkadir Selvi ve Elif Çakır ile yalancı mağdure  Zehra Develioğlu’nun organize bir biçimde çalıştığı saptamasıyla hukuksal süreci başlatmak için hazırlıklarını tamamladığı sırada, 13 Şubat 2014’te Kanal D’de sözde mağdure kadının hiçbir müdahaleye uğramadan eşiyle buluştuğuna ilişkin görüntülerin yayınlanması üzerine, hemen ertesi gün Tayyip Erdoğan ve suç ortakları hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığına halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “iftira” ve “suç uydurma” suçlarını işledikleri gerekçesiyle  suç duyurusunda bulunmuştuk.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı 7 gün içinde hızla, Tayyip Erdoğan yönünden dokunulmazlığı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı öbür kişiler yönünden ise
gereği yapılmak üzere genel soruşturma bürosunun görevlendirildiğini bildirmesine karşın  aradan geçen 1 yılı aşkın sürede öbür şüpheliler hakkında herhangi bir soruşturma yapmamış adeta dosyayı sümen altı etmiştir. Çünkü, Ankara Cumhuriyet Savcılığında yapılan girişimlerde dosya ekranda  görünmesine karşın, aslının nerede olduğu ve
ne işlem yapıldığı bilgisi verilememektedir.

Oysaki Muş merkezli olarak 16 ilde Ocak 2010’da yapılan El Kaide bağlantılı Tahşiye
terör örgütü
kapsamında tutuklanıp 1,5 yıl kadar hapis yattıktan sonra tahliye olan ve
çıktığı ulusal televizyon kanallarında bu örgütün insanlık dışı vahşi katliamlarını ve
kendi El Kaide bağlantısını adeta savunurcasına “Müslüman olduğu için Bin Ladin’i seviyorum diye haykıran örgüt lideri ve ileri gelen militanlarının “Hükümet davetli yakınmaları” (Bülent Arınç’ın ‘bir şikâyetiniz varsa yapın dedikitirafı) hemen işleme konarak kimi basın yayın kuruluşları ile soruşturmada yer alan emniyet mensuplarına operasyon yapılmıştır.

Toplumsal çalkantı ve çatışmaların yoğun olarak yaşandığı son 60 yıllık siyasal tarihimizde özellikle büyük kitlelerin provoke edilmesinde (AS: kışkırtılmasında) yaygın olarak kullanılan dinsel ve ulusal argümanların (AS: önermelerin) toplumsal çatışma yaratma riskinin büyüklüğü dikkate alındığında, doğrudan Başbakan ve basın yayın mensuplarınca işlenen
“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu”nun yarattığı tehlikenin daha büyük olacağı açıktır. Buna karşın savcılıkların bir Milletvekilinin bu konuda yaptığı kanıtlandırılmış suç duyurusunu bir yıldır görmezden gelirken, bir terör örgütü üyesinin yalnızca kendisine yapılan uygulamayla ilgili “yönlendirmeli yakınısı” üzerine hemen harekete geçmeleri, yargının siyasallaşmasının ve Cumhuriyet Savcılıklarının Cumhuriyet ve hukuk kavramlarından ne denli uzaklaştıklarının önemli bir göstergesidir.

Değerli Basın Mensupları,

Konu ve gündemin çakışması nedeniyle bir hususu daha dikkatinize sunmak istiyorum. Biliyorsunuz şimdiye dek başında bulundukları kuruma ve mensuplarına karşı başta hükümet üyeleri, iktidar partisi mensup ve yandaşlarınca yapılan akıl almaz iftira, yalan, suçlama ve hakaretlere karşı başlarındaki “bürokrat şapkası”na işaret ederek sessiz kalanlar,
Süleyman Şah Türbesi nedeniyle yapılan eleştiriler karşısında muhalefete karşı siyasal tonlu eleştiriye girişiyorlar. Oysaki sahip oldukları teknik, istihbari vb. olanaklarla Kabataş komplosuna ilişkin yalanları baştan bilebilecek durumda oldukları halde, gerçeğin basın tarafından ortaya çıkarılmasına dek sessiz kalmalarını bir yana bırakalım, olayın yalan ve
kurgu olduğunun açığa çıkmasından sonra da, bürokrat kimliğinden ayrı olarak
Milli Güvenlik Kurulu’nun eşit üyesi kimliği nedeniyle, hâlâ bu yalanı haykırmaya devam eden öbür kurul üyelerine karşı herhangi bir itiraz ve uyarı yapıp yapmadıkları merak konusudur.
Bir itirazları olduysa yalan ve kumpasın sürmesinden, bu itiraz bir karşılık bulmadığına göre istifayı düşünmüşler midir? Anayasa’nın 118. maddesinde Milli Güvenlik Kurulu’nun görevleri arasında “…toplumun huzur ve güvenliğinin sağlanması…” da sayıldığına göre,
başta Kabataş komplosu olmak üzere, “kindar ve dindar nesil yetiştirmek“ten,
Suriye’deki terör ögeleri ile yakın işbirliğine dek toplumun huzur ve güvenini bozacak her türlü eylemi yapma iradesi gösteren kurul üyelerine karşı sessizlik
suç ortaklığı anlamına gelmeyecek midir?

=================================

Dostlar,

Sayın Prof. Oyan  söylenecek söz bırakmış mı??

Haydi politikacıların bir bölümünü anladık.. Tanrıları olan “Oy” uğruna göze almayacakları eylem yok.. Ya hukuk adamları? Ya Cumhuriyet’in savcıları??
Neden salt ama salt hukukun gereğini yapmaz, neden dimdik ve erdemli hukukçu olma onurlarını korumazlar??
İşte bunu anlamak çok güç.. Bundan daha güç olanı ise, bu harami düzeninin sürgit kılmak..

****

Anımsayalım, söz konusu komplo amaçlı “KABATAŞ YALANI” aşağıdaki içerikteydi..
Korkunç bir duygu sömürüsüne dönük, ayrıntılı tasarlanmış, inandırıcılığı çok yüksekti.
Bereket kanıtlanamadı, kökten uydurma, belli ruhsal bozukluklarda görülen ve Tıp diliyle “Konfabulasyon” denilen bir masal uydurma idi. Kanıtlanacak olsaydı eylemcilerin başına dünyayı zindan ederlerdi.. Şimdi o zindan iftiracıların başına geçsin dileyelim..

Yalancı mağdure Zehra Develioğlu’nun suçlaması aşağıdaki gibiydi :

*****

“Erkek şahısların üstü çıplaktı. Kafalarında siyah bantlar vardı. Kenara, duvar dibine çekildim. Tişörtünde Che Guevara resmi bulunan bayan şahıs, ani şekilde başörtümü tutarak yukarıya doğru kaldırdı, Tayyip’in o…sunu buldum beyler, gelin s…in diye bağırmaya başladı. Kızımın bebek arabasını tuttuğum için kaçamadım. Erkek bir şahıs
sol yanağıma tokat attı, sırtüstü yere düştüm. Kalabalık grup etrafımı sardı, tükürmeye, tekmelemeye başladılar.
Beni tekmelerken, şerefsizin evladı, o… çocuğu, eşarplı kaltak, Devrim yapacağız, kökünüzü kazıyacağız, hayvan kaltak, Tayyip’i de seni de s…p yollayacağız şeklinde yüksek sesle hakaret ettiler. Şişman yapılı, etli geniş burunlu biri bebek arabasını sallıyordu, arabanın içindeki kızım aşağı yukarı zıplıyordu. Üç dört kişi benim üzerime idrarlarını yaptılar. Bir kadın, başörtüsüne işeyin, başörtüsüne işeyin diye bağırıyordu. Etrafımdaki şahıslar bana tekme atmaya devam ediyordu. Tam bu esnada bir şahıs, başıma doğru erkeklik organıyla sürtünmeye başladı. Başka bir şahıs, benim arkama geçerek cinsel bölgesiyle sürtünüyordu. Vücudumun değişik yerlerinden cinsel saldırıda bulunanlar vardı. Emekleyerek kaçmaya çalıştım, başaramadım, bir ara kafamı kaldırdığımda baş kısmımdan sürtünmek suretiyle cinsel saldırıda bulunan şahsın uzun yüzlü, kemikli ve çıkık burunlu olduğunu gördüm. İnönü stadında araba yakıyoruz diye bağırma sesi duydum. Etrafımdaki şahıslar dağıldılar. İnönü stadyumuna doğru yürümeye başladılar. Yerden kalktım, bebek arabasının yanına gittim, altı aylık kızım ağlıyordu, sol ayak diz altında sıyrık vardı, kanamıştı, sol kolunda morluk vardı. Bana cinsel saldırıda bulunan şahısların arkasından baktığımda, iki şahsın ellerinde bira şişesi olduğunu, bira şişelerini karşılıklı tokuşturduktan sonra içtiklerini, kahkahalar atarak güldüklerini gördüm. Üç dört dakika sonra eşim geldi. Ağlıyordum. Eşim ne olduğunu sordu. Üzüntümden, eşimin bana saldıran şahıslara karşılık vereceğini bildiğimden dolayı kendisine bir şey söylemedim. Evimize geldik. Temizlenme hissiyle duşa girdim. Bacaklarımda almış olduğum darbelerden dolayı morluklar vardı. Üç dört gün dışarı çıkamadım. Yaşadığım korku neticesinde bebeğimi emziremedim, sütüm kesildi..”

*****

Sevgi ve saygı ile.
27 Şubat 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

ATO’dan eğitim : “İnsan Hakları İhlallerinde Hekim Tutumu ve İstanbul Protokolü Temel Yaklaşımı”

ATO_logosu

 

 

Değerli Meslektaşımız,

Ülkemizde birçok alanda olduğu gibi özgürlüğünden alıkonmuş insanların muayenesinde de insan hakları ihlalleri yaşanabilmektedir. Kolluk güçlerinin baskısı, idarenin baskıcı tutumu, bilgi eksikliği vb… gibi görülebilen durumlarda hekimlerimiz de sıkıntı yaşayabilmektedir.

Bu nedenle

“İnsan Hakları İhlallerinde Hekim Tutumu ve İstanbul Protokolü Temel Yaklaşımı”

eğitimi başlığıyla 28.02.2015 Cumartesi günü saat 13:00’da Ankara Tabip Odası’nda
konunun uzmanları tarafından bir sunum yapılacaktır.

Gözaltına alınan, tutuklu, hükümlü bireylerin ve hekimlerin yaşadığı sıkıntıları
en aza indirgemek; bilgi, deneyim ve görüşleri paylaşmak  amacıyla
Ankara Tabip Odası’nda buluşuyoruz.

Katılımınızla zenginleşecek toplantımızda sizleri de aramızda görme dileklerimizle…

 

ANKARA TABİP ODASI
İnsan Hakları Komisyonu

Tarih: 28 Şubat 2015 Cumartesi
Saat: 13:00
Yer: Ankara Tabip Odası (Mithatpaşa Cd. No: 62/18 Kızılay)

Konuşmacılar                :

 

Dr. Ayşe Özdemir Uğurlu (Adli Tıp Uzmanı)
Dr. Sezai Berber (Psikiyatri Uzmanı)
Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak
(Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi)

======================================

Dostlar,

Biz katılacağız…

Bilgi ve ilginize sunarız…

Sevgi ve saygı ile,
27.02.2015 

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net