HUKUK DEVLETİ VE KANUN DEVLETİ ANLAYIŞİ ÜZERİNE KISA NOTLAR…

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

Vatandaş soruyor: ” Hocam hukuk devleti ile kanun devleti ne demektir. İkisi aynı mı yoksa farklı mı? Eğer farklı ise bu farklar nelerdir?” Kısaca anlatmaya çalışayım.

HUKUK DEVLETİ denilince, “a” dan “z” ye, her kademedeki devlet yönetiminde; başta anayasa olmak üzere, o ülkedeki tüm yasalar, tüzükler, yönetmelikler, yönergeler ve her türlü kurum içi faaliyetlerin evrensel hukuk kurallarına göre düzenlendiği; her kademedeki yargı kurumları, yargı düzeni ve yargı kararlarının hukukun çağdaş, temel evrensel ilkelerine uygun olarak işlediği, devleti yönetenler ile yargı mensuplarının hak, hukuk ve adalet ilkelerine sadık kaldığı, yargı içtihatlarının da yine öz olarak aynı içerik ve yönde oluştuğu bir çağdaş, laik ve demokratik bir hukuk kültürü ve hukuk sistemi anlaşılır.

Hukuk devleti, hukukun üstünlüğüne dayalı devlet demektir. Başta siyasal iktidarlar ve kamu yöneticileri olmak üzere, hukuk kuralları herkesi bağlar. Hatta gelişmiş demokratik hukuk devletlerinde, en üst kademedeki devlet yöneticileri, yani cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, meclis başkanları ve milletvekilleri adalet ilkeleri ve hukuk kurallarına saygı göstermede topluma ROL MODELİ (õrnek kişi) olurlar.

Hukuk devletinde, başta anayasa mahkemesi kararları olmak üzere, yargı kararlarına saygı gösterilir ve bu kararların gereği yapılır. Çünkü istisnasız olararak, AYM kararları herkesi bağlar. (AS: Anayasa md. 153/son)

Devleti yönetenler, Evrensel İnsan Hakları, din ve vicdan özgürlüğü ve devletçe imzalanan ulusları sözleşmelerin gereklerini yerine getirirler. Ayrıca kendi iç hukuk düzeninden daha üstün olarak kabul ettikleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yani AIHM kararlarına uymayı hukuken zorunlu görürler.

Bir cümle ile söylemek gerekirse, hukuk devleti, kendi hukuk ve yargı sistemini HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ temel ilkesine göre düzenlemiş ve atılan her adımda evrensel ve çağdaş hukuk çeperinin dışına taşmamak için çaba gösteren devlet demektir.

HUKUK DEVLETİ ÇAĞDAŞ BIŔ ZİHNİYETİN VE ÇAĞDAŞ BİR HUKUK ANLAYIŞININ ÜRÜNÜDÜR. Daha yalın olarak şöyle de söylenebilir:

Hukuk devleti çağdaş hukuk ilkeleri ve çağdaş hukuk zihniyeti ile yönetilen devlet demektir.

Hukuk devletinde; insanı, toplumu, devleti ve hatta devletin ve yargının itibarını (AS: saygınlığını) bizzat (AS: doğrudan) hukuka saygı korur. İnsanlar ve kurumlar kişilere değil hukuka ve adil yargıya güvenirler. Hukuk devletinde, hiç kimsenin, grubun, dinsel sosyal, siyasal, kültürel etnik ya da azınlık kesimlerin ayrıcalığı, ya da dışlanmışlığı olamaz. Herkes yasalar karşında eşittir. Hukuk devletinin olmadığı yerde yönetim erki keyfileşir ve yönetenlerin özel buyruklarına dönüşmeye başlar.

KANUN (YASA) DEVLETİNDE ise, görünüşte biçimsel olarak her şey yasalara uygun görünür. Ancak yönetim ve yargı düzeninde üç önemli davranış sapması ( anomali) ortaya çıkar. Yönetim keyfiliğe dönüşmeye başlar.

1- Ya devletin hukuk sistemi çağdaş ve evrensel hukuk sistemine göre dizayn edilmemiştır (AS: tasarlanmamıştır). Ülkede cari (AS: yürürlükteki) yasalar, devletin üst kademe yöneticleri dışında herkesi ve her kurumu sımsıkı bir disiplin altına almıştır. Ancak bu yasalar insanı, ahlaki ve adli evrensel hukuk ilkelerine aykırı ve baskıcı olarak düzenlenmiştir. Yani en güçlü olanın yasası ( ‘la loi de plus fort) geçerli olur. Yasa devletinde demokrasi ve insan hakları kültürü ya çok eksiktir ya da hiç yoktur.

2- Ülkedeki anayasa ve anayasa bağlı olarak üretilen kanunlar yeterince çağdaş ve evrensel değerlere yakın olabilir. Ancak ülkeyi yöneten siyasi zihniyetin mevcut anayasal düzenle ve evrensel hukukla, örneğin laik ve demokratik değerlerle, başı çok hoş olmayabilir. Ülkede otoriter (AS: buyurgan) bir rejim vardır. Yargı bağımsızlığı ağır yara almıştır.

Eldeki hukuk sistemi ve yargı kararları anayasa ve yasaların özüne ve içeriğine karşı hile yapılarak ve iktidar baskısı nedeniyle, çoğu zaman çarpıtılarak uyanmaya başlanır. Başka bir deyimle de; kanunların özü beklenen amaca göre çarpıtılır.

3- Anayasa ve yasalarda bir sorun yoktur.
Ancak ülkeyi yöneten siyasal zihniyet (AS: anlayış) ve yargı mensuplarının hukuk bilgisi birikimi evrensel hukuk kurallarını doğru algılayama ve uygulayabilme yeteneği ve zihniyetinden yoksundur. Bu son durum, yeterince gelişememiş bir ZİHNİYET TUTARSIZLIĞI sorunundan kaynaklanır. Demokratik ve hukuksal cehalet söz konusu olabilir. Çoğu ülkede, örneğin Türkiye’de ise, bu üç durum iç içedir.

Son ve doğru söz.
Evrensel ve çağdaş zihniyet, toplumun çoğunluğu tarafından benimsenir ve baskıcı iktidarlar seçim sandıkları ile devre dışı bırakılmaya başlanırsa, ülkelerdeki yasa devletleri de giderek hukukun üstünlüğüne ve Hukuk devletine dönüşmeye başlar .
Ben Türkiye için iyimser ve umutluyum. Toplum ve özellikle de gençlik, tüm olumsuz koşullara karşın büyük uyanış içinde…

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir