Sivil ölümler/mafya/Ayasofya

author

Türkiye/Türkiye Cumhuriyeti/ Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı, son iki on yılda “kirletildi/ çeteleştirildi/ayrıştırıldı”.

Türkiye ülkesi, kirletildi, bozuldu, tahrip edildi; şimdi de- Kanal ile- bölünmek isteniyor…

Türkiye Devleti, saydam olmayan bir şekilde ve bilgi kirliliği eşliğinde Anayasa ve hukuk dışı yönetimle çeteleştirildi.
Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı; din-mezhep, etnik köken, ümmet-zillet söylemleri ile ayrıştırıldı.

“Parlamenter rejim bekleme odasına alındı”dan “Anayasa suçu işleniyor”a uzanan söylem, işlem ve eylemden sadece birkaç örnek:

“KAN BANYOSU”

“Hizmet hareketi” nitelemesi ile makbul kılınan cemaat-tarikat ortaklığı için -ayrışma sonrası-, “ne istediler de vermedik?” sitemi, hukuk dışı yönetimin açık bir itirafı idi (2014).

“Ey aydın müsveddeleri siz karanlıksınız, karanlık. Aydın falan değilsiniz. Sizler … cahilsiniz.“ Barış akademisyenlerini karalamaya yönelik bu sözlere destek: “Bu sözde aydınlara ve akademisyenlere şunu özellikle söylemek istiyorum:

  • OLUK OLUK KANLARINIZI AKITACAĞIZ VE AKAN KANLARINIZLA DUŞ ALACAĞIZ!!!” (2016).“SİVİL ÖLÜMLER”Ardından başlayan kitlesel soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalar, “sivil ölümler”le sonuçlandı. 15 Temmuz başarısız darbe girişimi,- kontrollü nitelemesini haklı çıkaracak şekilde- fırsata çevrilerek “kitlesel kıyımlar” yapıldı. OHAL KHK yoluyla on binlerce “sivil ölüm” failleri üçgeni şöyle: Üniversiteler ve YÖK; Hükümet ve devamı; OHALİİK. (AS: anlamadık??)

    Eski müttefikler ile hesaplaşma adına dünya hukuk tarihinin en büyük toplu kıyım mimarlarının şimdiki hedefi: Türkiye Cumhuriyeti.

    MABET Mİ, MEYDAN OKUMA ARACI MI?

    “Ayasofya, müze olarak kalmalı” iken, yargı araçsallaştırılarak verilen bir karar (02.07.20) sonucu camiye çevrildi.

    •“Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar; vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” (24.7; Minbere elinde bir kılıçla çıkan DİB başkanı Ali Erbaş )

    •“1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün.” (10.02.21; Baş imam Boynukalın).

    •“…bu mabed-i şeriften Ezan-ı Muhammediye ve namaz her şey yasak olarak müze haline çevrildi. Onlardan daha zalim ve kafir kim olabilir?” (İmam Demirkan, 29/5/21; CB ve TBMM başkanı huzurunda).

    •Cuma namazları çıkışı “tek kişi”nin avlu demeçleri, Ayasofya’nın, “dini siyasete alet etme” aracı olarak kullanım iradesinin teyidi.

    ANAYASA MİMARI VE DESTEKÇİSİ!

    2016’da kan banyosu iştahı ile 2017 Anayasa değişikliğini eylemli olarak destekleyen ve resmen korunan kişi, şimdi yurt dışından, o zaman desteklediği yönetime “siyaset-çete ilişkileri” bağlamında tehditler yağdırıyor.

    Resmi tepkiler de şu üçlüyü teyit ediyor: Hukuk dışı yönetim, siyaset-mafya ilişkisi, iktidar içi kavgalar.

Kısacası, “parti başkanlığı yoluyla Devlet yönetimi”, Türkiye Cumhuriyeti’nin beka sorununu bütün çıplaklığı ile ortaya koydu.

Ne rastlantı! 2010 Anayasa değişikliği mimarı, 3-4 yıl geçmeden AKP’ye “başkaldırıyor”.

2017 Anayasa değişikliği destekçisi, 3-4 yıl geçmeden AKP’ye “kafa sallıyor”.

“Hedef Türkiye” sözleriyle sorumluluktan sıyrılmaya çalışan yöneticiler, kendilerini Devlet ile özdeşliklerini unutturmaya çalışıyor.

CUMHURİYET NASIL YIKILIR?

“Kurumlar/kurallar ve değerler” üçlüsü ile tanımlanan Cumhuriyet’in Hükümeti lağvedildi; sıra, AYM’de. Hukuk Devleti kuralları, çeteler eşliğinde büyük ölçüde tasfiye edildi. Değerler, Ayasofya üzerinden silinmeye çalışılıyor.

Marmara Denizini kaplayan “müsilaj”(salya) gibi “yönetici-patron-para” üçgeni, Ülke’nin yaşam kaynaklarını yok ediyor. Resmen korunan çete salyaları karşısındaki yöneticiler ise, ümmete ve etnik aidiyete indirgemeye çalıştıkları yurttaşı, bilim ve hukuk dışı uygulamalar ile Covid-19 koşullarında yabancıdan para gelsin diye kobay olarak kullanıyor.

Deniz salyası yetmezmiş gibi nasıl ki, Kanal ile Marmara’ya ölümcül kazma vurulmak isteniyorsa, “sivil anayasa” söylemi ile Cumhuriyet de, kurumlarından, kurallarından ve değerlerinden arındırılmak isteniyorsa, bunlara karşı direnmek, yurttaşlara düşüyor:

  • Ey Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı,
  • Türkiye ülkesi ve Türkiye Cumhuriyeti için görev başına!

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir