Peker’in araladığı kapı

Sedat Peker videoları izlenme rekoru kırıyor. İtirafla ifşanın içe içe geçtiği sözlerini hepimiz nefesimizi tutmuş “seyrediyoruz.” Ben biliyordum zaten hissi ile yok artık bu kadar olamaz tepkisi arasında salınıyoruz.

Her Peker videosu sonrası yorumcuların videoları başlıyor. Yorumcuların aklında aynı soru var. Neden şimdi ve kimin işine yarayacak? Yorumcular O’na hâlâ baş rolü vermiyorlar. Çoğunluk Peker’in, RTE’nin elini güçlendirdiğini düşünüyor. Peker, anlattıklarını yorumlayanların da bir amaçla ve işlerine geldiği gibi yorumladıklarını söylemeyi ihmal etmiyor. Yine de “biri/leri/nin işine yarayacak “aparat” muamelesi yapılması üzerine Peker’ in kendisi de düşünmeli belki. Belki de bile bile yapıyordur, o ayrı.

Ama, Peker videolarının sokaktaki sıradan insanda yaratacağı etki ne olabilir?

Zaten yokluk, yoksulluk içinde hayatta kalmaya çalışırken bir de salgınla yüz yüze ölüm riskinde olan, kendisini hayatın zorlukları karşısında güçsüz ve çaresiz hisseden, bir çıkış yolu bulamayan yığınlar Peker videolarını nasıl yorumluyorlar?

Doğru olduğunu sandığın her şey aslında yalan! Temiz sandıkların aslında çok kirli! Seni, aldatıyorlar!
***
İçinde yaşadığı zorlukların kendi beceriksizliği, zayıflığı yüzünden değil de “karanlık güçlerin”, “derin ilişkilerin”, “kirli insanların” suçları nedeniyle olduğunu düşünmek rahatlatır insanı. Benim eksikliğim değil onların hainliğiymiş! Bak ne dümenler varmış, ben istesem de bir şey yapamazmışım zaten. Bu rahatlama isyanı değil “kurtarıcı” beklentisini kışkırtır. Yesinler birbirlerini ile biri çıksın ve bunların hepsinin hakkından gelsin arzusu, sorumluluktan kaçma kapısını aralar.

Politik muhaliflerin, öyle derin bir pislik var ki, “olağan hukuk” yolları ile temizlenmesine olanak yok düşüncesine kapılmaları da toplumdaki kurtarıcı beklentisi ve edilgen boyun eğişe katkı sağlayabilir.

Böylece, sıradan insan “ben ne yapabilirim ki?”, diyerek seyirci rolüne çekilip “bir gücün” başlatacağı “temizliğin” tamamlanmasını beklemeye, onay verebilir.

  • İçinde bulunduğumuz koşullarda var olan politik örgütlenmelerden, aynı anda hem koruma hem de kurtarma vaadini en çok sunabilen, yığınların desteğini alabilir.

Desteği alan, topluma, bu pisliği temizlemek için çok büyük yetkilere sahip olmalıyım fikrini, kolayca kabul ettirebilir. İşte o zaman “kurtarıcı tiran“ın önü açılmış olur.
***
Var olan koşullara nesnel olarak bakarsak bu rolün en güçlü adayının kim olduğu belli. Elinde şu anda bile çok büyük bir güç var. Üstelik nasıl toplum videolar sayesinde içimizde hain varmış hissine kapılmışsa O da içimizde hain besliyormuşuz demeye çok yatkın. Daha önceden de deneyimli.

Hal böyleyken, topluma, başka türlü de olabilir diyecek bir muhalefete asıl şimdi ihtiyaç var. Peker durmadan vatanın fedaisi, serdengeçtisi, delisiyiz deyip duruyor ya, işte bu toprakları memleket, vatan belleyen ve memleketin bir devleti olsun diyen sıradan insanlara, barış içinde bir arada yaşayabiliriz ve bunu birlikte yapabiliriz diyecek, tek tek insanları bir araya getirebilecek bir muhalefete. Kahramanlara değil örgütlere. Demokratik yasal örgütlere.
***
Ne Peker’den devrimci çıkar ne de O’nun ifşa ettiklerini temizleyecek tirandan adalet gelir. Toplum, tam da şimdi toplum olmayı seçme sorumluluğuyla yüz yüze kalmışken ona, birlikte ve bir arada yaşayabiliriz diyecek, “inadına” demokratik bir cepheyi kurmakla sorumlu olanlar, tarihi değiştirme fırsatı yakalamış durumdalar.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir