ÖSYM VE YÖK’ÜN ÖVÜNDÜĞÜ YKS YERLEŞTİRME SONUÇLARI EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ SORUNLARI GİZLEYEMEMEKTEDİR

Eğitim İş

ÖSYM VE YÖK’ÜN ÖVÜNDÜĞÜ YKS YERLEŞTİRME SONUÇLARI EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ SORUNLARI GİZLEYEMEMEKTEDİR

https://www.egitimis.org.tr/guncel/sendika-haberleri/osym-ve-yok-un-ovundugu-yks-yerlestirme-sonuclari-egitim-sistemindeki-sorunlari-gizleyememektedir-3388/

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçları açıklandı. ÖSYM’nin paylaştığı YKS Yerleştirme Raporu’na göre, tercih yapma hakkına sahip olan 1,745,642 adaydan
1,151,632’si tercih yaptı. Yani yaklaşık 600 bin aday tercih yapabilecekken bu hakkını kullanmadı. YÖK ve ÖSYM “doluluk oranlarını artırdık” diye övünürken 838,221 kontenjanın 781,165’ine yerleştirme yapıldı, 57,056’sı boş kaldı.

Devlet üniversitelerindeki doluluk oranı %95,77, vakıf üniversitelerinde ise %85,75 oldu.

Liseden bu yıl mezun olan 894 bin öğrenciden yalnızca 65 bini lisans bölümlerine girebildi.

En başarılı liseler yine fen liseleri oldu. Ancak YKS’ye başvuran 48,258 adaydan ancak yarısı lisans bölümlerini kazanabildi.

Anadolu liselerindeki başarı oranı ise oldukça düşük. 657 bin adaydan sadece 183,000’i 4 yıllık fakültelere girebildi.

Endüstri meslek liseleri ve imam hatip lisesi mezunları yine en alt sıralarda yer aldı. 72 bin EML mezunundan yalnızca 1698’i, 238 bin imam hatip mezunundan da 39 bini lisans bölümlerini kazanabildi. (AS: her 6 öğrenciden 1’i!)

Her sınav dönemi sonrasında ortaya çıkan tabloya paralel (AS: koşut) olarak, çeşitli eşitsizliklerin varlığı ve bunların giderilmediği gerçeği yine karşımızda durmaktadır. Çok sayıda kontenjanın boş kalması, meslek liseli öğrencilerin başarı düzeylerinin bu sınavlarda en alt sıralarda yer alması, hükümetin gözdesi İHL’nin başarı ortalamasının düşüklüğü bu sınava da damgasını vurmuştur.

Sınava odaklı eğitim sistemi bir kez daha göstermiştir ki; eğitsel anlamda öğrencilerimizin kazanımları her geçen gün azalmakta, bu da öğrencilerin üniversiteye girişte başarısızlıklar yaşamalarına yol açmaktadır.

  • Bu anlamda sınavlarda başarısız olan aslında öğrenciler değil, AKP iktidarı ve bizzat Milli Eğitim Bakanlığı’dır.

Eğitim politikaları konusunda iktidarın ve eğitimden sorumlu kurumların, görevlerini yerine getiremedikleri ortadadır.

  • Eğitimin piyasalaştırılması ve ticarileştirilmesi, eşitsizlikleri giderek daha da derinleştirmektedir.

Siyasal iktidarın, öznesi insan olan ve öğrenci ile öğretmeni en iyi koşullarda bir araya getirmesi gereken eğitim sistemini, kendi ideolojik görüşüne göre düzenlemesi, önümüzdeki yıllarda yaşanan felaketi daha da derinleştirecektir.

Bugün, eğitimdeki başarısızlığın çözümü için tüm paydaşların görüşü alınarak hazırlanacak, bilimsel düşünmeye ve üretmeye dayalı, her öğrencinin kendi ilgi ve becerisi doğrultusunda hangi alanda okuyacağını kendisinin belirleyeceği bir eğitim sisteminin gerekliliği kaçınılmaz hale gelmiştir.

Eğitim-İş’in yıllardır mücadelesini verdiği

– kamusal,
– parasız,
– bilimsel ve
– laik eğitim hakkından tüm

yurttaşlarımızın yararlanabilmesi mutlaka sağlanmalıdır.

MERKEZ YÖNETİM KURULU
====================================
Dostlar,

Bir üyesi olarak, sendikamız EĞİTİM-İŞ‘e bu başarılı irdelemesi için teşekkür ediyoruz..

Bu yıl üniversiteye giriş sınavına yaklaşık 1,75 m öğrenci katılmış. Bizim 1971’de girdiğimiz bu sınavda 180 bin aday ve 6 tıp fakültesi vardı. Yaklaşık bin tıp öğrencisi alındı (1/180; %0,55). Son  sınavda ise 16,553 tıp öğrencisi kaydedildi (16,553 / 1,745,642 = %0,95).. % 0,55’ten neredeyse 2 katına.. Aradan geçen 49 yılda öğrenci sayısı 10 ile çarpılırken, 6 olan tıp fakültesi sayısı 23 ile çarpılarak Almanya’yı bile çooook geçerek büyüdü, büyüdü…

Son verilerle 86 devlet, 36 vakıf toplam 122 tıp fakültemiz var. Fakültelerin 17’si Türkçe ve İngilizce olarak 2 programı birlikte yürütüyor. Gerçekte toplam program sayısı 139. Oysa daha 20 yıl önce 39 devlet ve 5 vakıf / özel olmak üzere toplam 44 tıp fakültemiz vardı. Türkiye’de modern Batılı tıp eğitiminin 2. Mahmut ile başladığı 1827’den bu yana, 173 yılda açılanın yaklaşık 2 katı Tıp Fakültesinin son 20 yılda, AKP iktidarı eliyle açıldığını (!?) gözden ırak tutmamak gerek. (http://ahmetsaltik.net/2020/08/25/tip-egitimi-ve-hekimlige-bitmeyen-kotuluk/)

Sağlık Bakanlığı 2023’te pratisyen hekimlere, 2030’da ise uzman hekimlere zorunlu devlet hizmetini kaldırmayı tasarlıyor.. Bu gidişle HEKİM İŞSİZLİĞİ de bir başka acı gerçekliği olacak ülkemizin..

Bu ülke neden böylesine kötü / uğursuz yönetiliyor ve gidiş nereye varacak??

  • İyi hekim yetiştir(e)memenin görünür bedeli engelli kalmak ya da ölümdür!

Sevgi ve saygı ile. 08 Eylül 2020, Datça

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Sağlık ve Tıp Eğitimi Emekçisi Hekim,
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ÖSYM VE YÖK’ÜN ÖVÜNDÜĞÜ YKS YERLEŞTİRME SONUÇLARI EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ SORUNLARI GİZLEYEMEMEKTEDİR” hakkında bir yorum

  1. SEYHUN ÖRS

    Güvenlik, eğitim, sağlık Devlet’in vatandaşına öncelikle, eşitlikle ve çağdaş küresel bilginin ulaşabileceği en üst düzeyde sunması gereken üç temel hizmettir. Siyasetin, ticaretin, kişilerin ya da azınlık grup çıkarlarının aracı olmamaları gerekir. Ben 79 uncu yaşımı sürdürüyorum. Birkaç yıl öncesine kadar iş yaşamının içindeydim. Benden 15-20 yıl ya da daha genç arkadaşlarımın mesleki bilgi düzeylerinin düşüklüğü aklın alabileceği gibi değildi. En büyük neden bu hizmetlerin sunuluşunda niteliğe değil nicel ölçülere ağırlık verilmesidir. Onlarca yeni üniversite aç, meslek bilgileri de pedagojik becerileri de tartışmalı sıradan kişileri öğretmen yap, akademisyen varsay, olanak oranında çok adamı üniversiteye al, konularını en temel bilgilerini öğrenemeden ver diplomayı sal çayıra gayri mevlam kayıra. Sonuç ne olsun istiyorsunuz?

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir