Zafer… Ve sancı

Zafer… Ve sancı

Zafer Arapkirli
28 Ağustos 2020, Cumhuriyet

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Biliyorum, bu sözcük seni rahatsız ediyor.

Yok. Naçiz şahsımı kastetmiyorum. Doğumum hasbelkader bu kutlu güne denk geldiğinden, rahmetli anam babam bu güzel ismi uygun ve layık görmüşler bana. Onurla taşıyacağım sonsuzluğa dek. Çünkü, başlarını öne eğdirmedim çok şükür. Onların da geçen yüzyılın başlarında cepheden cepheye koşuşturup, yedi düvelin ordularına karşı göğsünü kahramanca siper eden, İngilize yıllarca esir düşüp serbest kaldıktan sonra da çarpışmaya devam eden rahmetli dedem Beşiktaşlı Veli Çavuş’un mübarek hatırasına hürmetle.

Bu toprakları kanları ile sulama pahasına düşmana teslim etmeyen Veli Çavuş gibi yüz binlerce vatan evladının en önünde savaşan Muzaffer Başkumandan Mustafa Kemal ve askerlerinin “Zafer”inden söz ediyorum.

Başta Yunan olmak üzere pek çok ulusun kumandanlarını, nazırlarını, devlet reislerini saygı ile önünde eğilten kumandanın “Zafer”inden.

Anlayamadığım şey, seni neden rahatsız ediyor bu “Zafer”?

Bırak, Trikopis’in torunları karalar bağlasın bu gün.

Misal: Onlar eğer uydu kanallarını karıştırırken ya da internette dolaşırken, önlerine “? ??????? ????????? ?? µ????????? ???? ???” (Türkiye bu gün en büyük “Zafer”ini kutluyor) gibi bir cümle çıktığında canları sıkılsın.

Sana ne oluyor?

Sen niye yasaklıyorsun?

Sen niye rahatsızsın?

Bırak millet assın bayraklarını, çıksın meydanlara, “Bu gün vatanımızı düşman çizmesinden arındırdığımız en mutlu günümüz!..” diye haykırsın. Antiemperyalist duygularla yedi düvele, “Bir daha asla denemeye kalkmayın” diyebilsin.

Senin sıkıntın nedir?

Sağa sola efelenmek, her önüne gelenle, her bir komşumuzla maraza çıkarıp da İngilizlerin deyimi ile “kendini bayrağa sarıp sarmalamak” (wrap yourself in flag) marifet değil. O bayrağın bu semalarda özgürce dalgalanmasının başlıca sebebi olan o “Mübarek Kurtarıcılar”a saygı ile olur vatanseverlik. Emperyalist güçlerin Yunanı Türk’e, Arap’ı Yahudi’ye, Sırp’ı Boşnak’a kırdırmak için tasarladığı düzeneklerin birinin daha yaşandığı Akdeniz’de kavga arayarak değil, barış arayarak bu işlerin içinden çıkabilecekken, niye tam tam çalıyorsun?

Gel, İzmir Marşımızı çalalım söyleyelim birlikte.

Gel, “Büyük Zafer”i kutlayalım.

Çekinme. Gel, bak burası daha onurlu bir yer.

Mustafa Kemal’in arkasında saf tuttuk biz.

“Geldikleri gibi gidecekler” dedikten sonra daha 4 yıl geçmeden o düşmanı önüne katıp “Geldikleri gibi kovalayan” yüce önder ATATÜRK’ün arkasında.

Biz, Veli Çavuş’ların, Kara Fatma’ların, Seyit Onbaşı’ların, Yörük Ali’lerin, Şahin Bey’lerin torunları, tarifsiz bir onurla kutlayacağız “Büyük Zafer”i.

Vahdettin artıklarına inat. Damat Ferit muhiplerine inat.

HMS Malaya Zırhlısında Vahdettin’i karşılayan İngiliz Amiral Sir De Brock’un ve Yunan General Nikolaus Trikopis’in torunlarına inat.

Biz 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN diye avazımız çıktığı kadar bağıracağız.

Senin ağırına gitse de.
****

Toplu intihar

“Düğünüme dokunma. Asker uğurlamama dokunma, AVM alışverişime dokunma. Lokantama, kafeme dokunma. Sınavıma dokunma. Tatilime dokunma. Toplu cuma namazıma dokunma. Seyahatime dokunma. İnşaatıma dokunma…”

İyi de canım kardeşim. Bak, sadece doktorların ve hemşirelerin çevrelerinden aktardıkları sayıları alt alta toplasak, birilerinin “Yalan Turkuvaz Tablosu”ndan birkaç kat fazla sayıya ulaşıyoruz. Bu gidişle, tez vakitte korkarım gasilhanede dokunacaklar sana.

Bak, cenaze cemaatine de sınırlama var. En yakınlarının bile hepsi gelemeyecek musalla taşına. Haberin olsun. Biraz sorumlu ol.

Uyma sen, bu “her yeri ve her şeyi ardına kadar açıp” sonra da millete “tedbiri elden bırakmayın” diyen sorumsuzlara. Onların derdi, dizginleri artık ellerine, kollarına, her taraflarına dolanmış ekonomiyi” ayakta tutabilmek ve üç beş dinci oyu elden kaçırmamak. Uyma onlara.
========================================
Dostlar,

Cumhuriyet Gazetemizin seçkin yazarlarından, her Cuma haftalık yazılarını iple çektiğimiz Sayın Zafer ARAPKİRLİ‘nin bu nefis yazısını da site okurlarımızla paylaşmak istiyoruz.

Kendisini kutluyoruz… Son derece önemli ve güncel 2 temayı ustalıkla işlemiş..

Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı E. Org. Sayın İlker Başbuğ‘un twitter iletisi de çok öğretici :

  • “Türk Ordusu İzmir’i kurtarınca,Yunan Kralı ve Sultan Vahdeddin ülkelerinden kaçtı, İngiltere Başbakanı ise makamını terk etti. Bunların önemini anlamamak için insanın kör olması gerekir, eğer kafasında Atatürk’ün gerçekleştirdiği Cumhuriyet ile sorunu yoksa.” 

Bir de, Cumhuriyet tarihimizin ilk elden yakın tanığı Falih Rıfkı Atay‘ın şu belirlemelerinin altını çizmek istiyoruz :

  • ‘Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın pençesinden, vicdanımızı ve düşüncemizi Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos zaferine borçluyuz.’

Uluslararası ölçekte, Dünya tarihinde yeri olan bu görkemli başarının coşkusunu Ulusumuzla yaşamayan, yaşayamayan, dahası insanımıza bu haklı gururu yaşatmak istemeyen, ikiyüzlü engeller koyanlara gerçekten acıyoruz…

Zavallılar…

Korona salgınına kurban edilen / feda edilen masum yurdum insanlarına da acıdığımız gibi.

Sevgi ve saygı ile. 29 Ağustos 2020, Tekirdağ

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir