EKONOMİ NEREYE GİDİYOR?

Cumhuriyet, 11.08.2020

Son bir aydır iç politika ile ilgili siyasal tartışmalar sürüp gidiyor. Ayasofya’nın ibadete açılması, İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı’na davet edilmesi, CHP’li İnce’nin yeni parti kurma girişimleri, İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmek istenmesi gibi konular gündemi işgal ediyor.

Ancak asıl gündemin ekonomi olması gerekir. Geçen hafta tüm ekonomik göstergeler altüst oldu. Merkez Bankasındaki döviz rezervlerinin erimesiyle birlikte Türk ekonomisinde giderek artan sıkıntılı durum, dolar, Avro ve altındaki rekor artışları gerçekleştirdi. Bu artışların rakamsal anlamı şudur: Yılbaşından bu yana Türk Lirası %24 oranında değer kaybetmiş bulunuyor. Çok çarpıcı bir gerçek şudur:

2018 yılı başında (Ocak- Şubat 2018) Dolar 3.75 TL düzeyindeydi. İki yıl sonra Ocak 2020’de dolar 5.98 TL düzeyini gördü. Ocak ayından bu güne, 7 Ağustos 2020’de Dolar 7.37, Avro 8.71, Cumhuriyet Altını 3,234 TL ve 1 gram altın 485.40 TL düzeyine yükseldi. Bu ekonomik yapının faturası kuşkusuz doğrudan olarak yurttaşın sırtına yükleniyor.

Bu yüksek kur, sofraya gelecek olan her ürünün zamlanmasına, faizlerin ve kredi maliyetlerinin artmasına neden olacaktır. Bu durum karşısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta ekonominin kriz içinde değil, olumlu bir tırmanışta olduğunu söyledi. AKP’nin sözcüleri, ekonomiyle ilgili eleştirileri, “kriz senaryosu” olarak niteledi ve “Bu senaryo boşa çıkacak, Türkiye yükselmeye devam edecek” dediler.

AKP’nin, içinde bulunduğumuz bu ekonomik gerçeği, “kriz senaryosu” olarak nitelemesine karşı, Cumhuriyet gazetesi konuyu “senaryo değil kâbus” olarak 1. sayfadan ve tam manşetle değerlendirdi. Cumhuriyet gazetesi ekonomik değerlendirmesinde, asgari ücretin eridiğini, yurttaşın evine götürdüğü ekmeğin küçüldüğünü, istihdamın yavaşladığını, özellikle dış borç ödemelerinin zorlaştığını, üretim maliyetlerinin arttığını, büyümenin ve istihdamın yavaşladığını ve enflasyonun yükselerek hayat pahalılığının daha da artacağını açık bir biçimde ortaya koydu.

Gazetemizin deneyimli ve birikimli ekonomi yazarları “bu gidişle, daha sert ekonomik dalgalar gelebilir” yorumunu yaptılar.

Nedenler Çok

Ekonomik durumun bu tehlikeli düzeye gelişinde AKP’nin temel ekonomik politikaları etkili olmuştur. Örneğin Türkiye, son 2 yıldır Dolar kurunu sabit tutmak için ne yazık ki döviz rezervlerini hovardaca harcamıştır. Bir ülkede döviz sıkıntısı varsa, enflasyon dizginlenemiyorsa, tasarruflar kısıtlıysa, Merkez Bankası çok dikkatli hareket etmek zorundadır. Son bir yıldır, Merkez Bankası’nın bilimsel temellere dayanmayan faiz politikası, açıkçası duvara çarpmıştır.

Tam bugünlerde Uluslararası Para Fonu (IMF), “Dünya Ölçeğinde Covid-19 ve Küresel Dengesizlikler Raporu”nu açıkladı. (6.8.2020) IMF’nin raporunda, Türkiye konusunda çarpıcı noktalar var. Kısa bir özet verelim :

1- Türkiye’nin brüt döviz rezervlerinde erime vardır. Ocak-mayıs dönemindeki 5 aylık süreçte Türkiye’nin döviz rezervleri 22 milyar $ azalmıştır.
2- Merkez Bankası rezervlerinin düşük olması Türkiye’yi ekonomik alanda savunmasız bırakmaktadır.
3- Hızlı kredi büyümesi denetim altına alınmalıdır.
4- Merkez Bankası para politikalarında titiz davranarak güvenilirliğini güçlendirmelidir.

Uluslararası Para Fonu’nu (IMF) sevmeyebilirsiniz… Kapitalist dünyanın bir denetleme ve yaptırım aracı olduğu da doğrudur. İtirazlar bu temel gerçeği değiştirmez. Ancak bugünün ekonomi dünyasında IMF’nin, uluslararası bir konumu olduğu gerçeğini dikkate almak zorundayız. İç siyaset her türlü şamatayı, gereksiz körükleme ve gerçeklere uymayan demagojileri kaldırır. Ancak özellikle ekonomi alanı bilimsel gerçeklere uymayan bu körüklemelerden olumlu yönde etkilenmez. Tersine olumsuz etkilenir. Ekonomi dünyasının gerçeklerini demagoji yaparak örtemezsiniz.

Erdoğan’ın ekonomi modeli özetle şöyledir: Yüksek enflasyon, yüksek işsizlik, yüksek israf, yüksek cari açık, yüksek döviz rezervleri açığı…

Artık Erdoğan’ın bu ekonomik modelinin sonuna gelinmiştir.

Ekonomide, Türkiye’nin yükselmeye devam eden güç olduğu iddiasını bırakıp, gerçeklere ciddi olarak eğilmenin zamanı geldi ve geçmektedir.

 

 

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir