CUMHURİYET REJİMİNİ KORUMA VE KOLLAMADA KARAMSARLIĞA DÜŞME HAKKIMIZ YOKTUR

CUMHURİYET REJİMİNİ KORUMA VE KOLLAMADA KARAMSARLIĞA DÜŞME HAKKIMIZ YOKTUR

MEHMET BALYEMEZ | Cyprus Research Centre - Academia.edu

Yrd. Doç. Dr. Alb. (E) Mehmet BALYEMEZ
19 Mayıs 2020 / 101. Yıl

Bu gün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşuna giden yolda yapılan Milli Mücadelenin başlangıcının yıldönümünü kutlamaktayız. Gazi Mustafa Kemal Paşa, 101 yıl önce bu gün Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü çaresizliği ve tükenmişliği yakından deneyimlemiş bir asker olarak, her alanda “Tam Bağımsız” bir devlet kurma planlarının hazırlığını tamamlamış ve Samsun’a ayak basarak Milli Mücadeleyi başlatmıştır.

Mustafa Kemal Paşa, daha Milli Mücadeleye başlamadan 6 ay önce geldiği İstanbul’da Boğaz’a demir atmış emperyalist güçlerin gemilerini gördüğünde zihnindeki projeyi dillendirecek ilk cümleyi şöyle ifade etmiştir :

  • Geldikleri gibi giderler.

Nitekim Mustafa Kemal Paşa İstanbul’da kaldığı süre boyunca (6 ay) Anadolu’nun işgalci devletlerden temizlenmesi ile ilgili hazırlıklarını yapmıştır. Mustafa Kemal Paşa, bu kapsamda öncelikle Ordunun emir komutasının güvenilir ellerde olması amacıyla ya dava arkadaşlarından bazılarını Anadolu’daki birliklerin başına göndermiş ya da bu birliklerdeki emir komutanın güvenilir olmayan subaylara devredilmemesi talimatını vermiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Mücadele hazırlıklarını yaptığı dönemde emperyalist devletler, savaş sırasında yapmış oldukları Osmanlı Devletini paylaşım planlarını yürürlüğe sokmak için İstanbul başta olmak üzere memleket toprakları tek tek işgal etmeye başlamışlardır. Yunanistan’ın 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmesi ise sabırların dayanma noktasını zorlamış ve milli tepkilerin oluşmasını hızlandırmıştır.

Emperyalist işgal güçlerin Mondros Silah Bırakışmasının (Mütareke) ünlü 7’nci maddesini ileri sürerek yeni işgal planları yaptığı 1919 yılı bahar aylarında tünelden çıkışı gösteren ışığın ilk demetleri belirmeye başlamıştır. Samsun ve yöresindeki Hıristiyanlara yönelik sözde saldırıları gündeme getiren işgalci İngiliz Komiser, bölgedeki sözde saldırılara karşı önlem alınmasını, aksi takdirde Mondros  Ateşkeşi’nin hükümlerinin uygulanacağını Osmanlı Padişahına iletmesi, Mustafa Kemal Paşa için bulunmaz bir fırsat olarak değerlendirilmiştir. Padişah Vahdettin, bir dönem yaverliğini yapan Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal Paşa’yı 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a görevlendirmiştir.

Samsun ve çevresindeki olayları yerinde incelemekle görevlendirilmesine karşın Mustafa Kemal Paşa’nın asıl amacının Milli Mücadeleyi başlatmak olduğu söylenebilir. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a ayak bastığı gün memleketin içinde bulunduğu durumu Nutuk’ta şöyle tarif etmiştir:

1919 yılı Mayıs’ın 19. günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüm: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, ağır şartları olan bir ateşkes antlaşması imzalanmış. Dünya Savaşı’nın uzun yılları boyunca ulus yorgun ve fakir durumda. Ulusu ve ülkeyi Dünya Savaşı’na sokanlar kendi hayatlarının derdine düşerek ülkeden kaçmışlar. Saltanat ve Hilafet makamında bulunan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnızca tahtını güvenceye alabileceği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet zavallı, beceriksiz, onursuz ve korkak, Yalnızca padişahın buyruğuna bağlı ve onunla beraber kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma razı….”  (Nutuk, İş Bankası Kültür Yay., İstanbul, 2019, s.1)

Mustafa Kemal Paşa’nın ülkeyi yöneten Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit Paşa Hükümetinin acizliğini ve hainliğini ifade ettiği bu değerlendirmeler, gerçekte yeni kurulacak devletin yönünü de işaret etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktıktan sonra başlattığı Kurtuluş Mücadelesinin asıl hedefini; her alanda Tam Bağımsız bir devlet kurmak ve bu devletin rejimini ise demokratik Cumhuriyet olarak belirlemiştir. Nitekim Mustafa Kemal Paşa, genel anlamda “halkın kendini yönetmesi” anlamına gelen Cumhuriyet’in ilk adımlarını Erzurum ve Sivas Kongrelerinde atmış ve Milli Mücadele’yi yürütecek halk temsilcilerinden oluşan kurulu (heyeti) oluşturmuştur. Sivas Kongresi’nde son biçimini alan “Temsil Heyeti” sonraki süreçte yürütülen Milli Mücadelenin her aşamasında karar verici olmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasıyla şekillenmeye başlayan Milli Mücadelenin hedefinin Cumhuriyet ilan etmek olduğunu İstanbul Hükümeti’nin de fark ettiğini Nutuk’ta şöyle ifade etmiştir:

“… Ali Rıza Paşa, bir gün Ahmet İzzet Paşa’yı ziyaret eder. Konuşma sırasında aleyhimde birtakım uygunsuz sözler söyler ve bu sözlere önemli bir buluşunu da ekler: “Cumhuriyet yapacaklar, Cumhuriyet!” diye bağırır…”

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul Hükümetinin de farkında olduğu hedefini gerçekleştirmek için yürüyüşünü kararlılıkla sürdürmüş ve 3,5 yıl süren Milli Mücadele’nin askeri bölümünü 9 Eylül 1922’de tamamlamıştır. Milli Mücadelenin siyasal aşaması ise 24 Temmuz 1923’te bağıtlanan (imzalanan) Lozan Barış Antlaşması ile tamamlanmıştır ki Türkiye’nin tapusu ve tabusudur.

Mustafa Kemal Paşa, olağanüstü yokluklar ve güçlüklerle yürütülen Milli Mücadele boyunca ana hedef olarak belirlediği “Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti”ni en çok güvendiği “gençlereemanet etmiştir. Kemal Paşa, bu emaneti Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 1927 yılı Ekim ayında gerçekleştirilen II. Büyük Kongresi’nde okuduğu Nutuk’un sonuç bölümünde “Türk Gençliğine Bıraktığım Emanet” başlıklı bölümünde ifade etmiştir. “Gençliğe Hitabe” başlığı ile yapılan çağrıda, Türk gençliğinin 1. görevinin,

  • Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek” olduğunu vurgulamıştır.

Her yıl 19 Mayıs günü kutlanan Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerinde yapılan vurgular daha çok “Milli Mücadele” olurken, “Cumhuriyet” ve “Gençlik” vurgusu çoğunlukla göz ardı edilebilmektedir.

Ancak unutulmamalıdır ki, her yıl 19 Mayıs’ta kutlanan bayramda iki ana temanın bütün söylevlerde öne çıkarılması önemlidir:

  • Atatürk ve Gençlik: 19 Mayıslarda yapılacak kutlamalarda elbette ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun önderliğinde yapılan Milli Mücadele’nin önemi gündeme gelmelidir. Ancak Milli Mücadelenin en değerli kazanımlarından biri olan Cumhuriyet ile bunu korumakla görevlendirilen Gençlik de söylemlerde yer bulmalıdır. Bu kapsamda Mustafa Kemal Paşa’nın kendi cümleleriyle kaleme aldığı “Gençliğe Hitabe”nin içeriği tam olarak anlaşılmalı ve içselleştirilmeli, Türk gençliğinin bu emaneti korumak için içinde bulunduğu koşullar değerlendirilmeli, bu kutsal görevin yapılmasını güçleştiren olumsuz koşullar ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır.

Türk Gençliği başta olmak üzere çoğumuz zaman zaman bu emaneti korumada umudumuzu yitirdiğimiz, direncimizi yitirmeye başladığımız dönemleri yaşamaktayız.

Ancak unutmamalıyız ki; Büyük Önder, bu durumu daha 1927’de öngörmüş ve bizlere şu görevi vermiştir:

Ey Türk gençliğinin evladı!
İşte, bu durum ve koşullar içinde bile görevin,
Türk bağımsızlık ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret,
damarlarındaki asil kanda mevcuttur
!”

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“CUMHURİYET REJİMİNİ KORUMA VE KOLLAMADA KARAMSARLIĞA DÜŞME HAKKIMIZ YOKTUR” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir