Maske takılırken maskeler düşüyor

Maske takılırken maskeler düşüyor

https://sol.org.tr/yazar/maske-takilirken-maskeler-dusuyor-4315 14.05.2020

  • Devlet hediye vermez, devlet kamu hizmeti yapar. Ki, burada salgın halinin zorunlu önleminden, devletçe alınan önlem olarak maske takma ve maske değiştirme zorunluluğundan söz ediyorsak, bunun kamu hizmeti dışına çıkarılması, piyasaya bırakılması olmaz, hediyesi de olmaz. Geliri açlığını bile gideremeyen, işi ve geliri dahi olmayan emekçilere “maske satın al” denmez.

Maske hikayesi yetti tek başına… Piyasa, devlet ve cumhurbaşkanı Erdoğan hediyesi arasında yalpalanıp duran maske sonunda tekrar piyasaya düştü, piyasa maskesi oldu.

Yurtdışına maske gönderildi, merdiven altı imalatlar yakalandı, fiyatlar fırladı, devlet dağıtırken ya da hediye yapılırken bile el altından maskeler satıldı, merkez ve belediye kavgaları yapıldı, sonunda piyasa galip geldi.

Devlet hediye vermez, devlet kamu hizmeti yapar. Ki, burada salgın halinin zorunlu önleminden, devletçe alınan önlem olarak maske takma ve maske değiştirme zorunluluğundan söz ediyorsak, bunun kamu hizmeti dışına çıkarılması, piyasaya bırakılması olmaz, hediyesi de olmaz.

  • Geliri açlığını bile gideremeyen, işi ve geliri dahi olmayan emekçilere “maske satın al” denmez.

Şu hediye konusu her yurttaşın tek tek anlayacağı şekilde anlatılmalı, kaynağının hesabı da tek tek verilmeli. Burada, malum, sağlık nedeniyle koruma ya da tedavi amaçlı maskeden söz ediyoruz. Öyle anlaşılıyor ki bu maskeli yaşam virüse karşı bağışıklık kazanılana ve aşı bulunana kadar yaşamın parçası olacak.

  • Maske piyasasının da piyasa maskesinin de gözü aydın.

Zaten bu maske işi genelde öyle böyle basit bir iş, korunmak için yüze geçirilen şey değil. Eskilere gidiyor. Süslenmeden sanata, doğaüstü canlandırmalardan dinselliğe, gizlenmeden toplulukları korkutarak denetim altında tutmaya, gizli örgüt üyeliği törenlerinden yargıçların kendilerini suçlamalardan korumasına kadar yaşamın birçok alanında devrede.

Bilineni, Eski Taş Devrine kadar uzanıyor. Burada pası Sevgili Orhan’a (Gökdemir) vermekle yetinelim.

Maskenin kapitalist düzene uygun olan tanımı gerçek düşünceleri ve amacı, gerçek görünüşü gizleyen aldatıcı görünüş ya da davranış; kişiliği, duyguları, politikaları ve sınıfsallığı gizleme aracı

Dinselliğin, faşizmin ama bütünsel olarak sömürü ve tahakküm dünyasının oluşumunda, kabulünde ve sürdürülmesinde yaşam tarzlarından ve toplumsal ilişkilerden yararlanan bir fırsatçılık ve yönetim biçimi söz konusu. Devrimci etiği dinsel etikle sıkıştırma da bunlardan biri…

Maskeler hep düşüyor ya da mücadelelerle düşürülüyor ama düzen sürdükçe maskeli yaşam hiç bitmiyor.

Güvencesiz ve sağlıksız koşullarda dip dibe çalışmaya zorlanan işçilere taktırılan koruma maskeleriyle kapitalizmin gerçek yüzünün maskelendiğini nasıl görmezden geliriz?

    • Anayasadaki laikliğin, eşitliğin, demokrasinin, siyasi faaliyet hakkının, seçme ve seçilme hakkının, sosyal hukuk devletinin, yargı bağımsızlığının, bireysel ve soyut hak ve özgürlüklerin sınıfsallığı ve sermaye sınıfının emekçiler üzerindeki egemenliğini maskelediği her an gözümüzün önünde durmuyor mu?

Anayasadaki cumhuriyet ve cumhurbaşkanı sözcükleri, bir ve birkaç partinin sömürücü ve gerici politikalarının, ilerici ve aydınlanmacı cumhuriyeti parçalama çabalarının maskelenmesi amaçlı kullanılmasına yol açmıyor mu?

Sendikal haklar sınıf birliğini sağlamamanın, dağıtıp parçalamanın maskeleri olarak kullanılmıyor mu?

Grev hakkı, emekçilerin kapitalizmin kuşatması altında yaşamasının bir maskesi olarak tutulmuyor mu Anayasada?

Paranın ve dinin saltanatı maskelenerek sınıfsallık unutturulmuyor mu?

Düzenin normali maskeleriyle, maskeleri de normaliyle koşut değil mi?

Sömürücü düzen binbir surat; maskelerle yaşıyor hep. Bir, bunu bildiği ve gördüğü halde susanlar, gözlerini yumanlar var. Düzenin olaya, zamana, mekana göre değişik maskelerle sürdürülmesinin ortamını yaratıyorlar. Bir de düşen maskelerin yerine farklı düzen maskeleri önerenler hatta takanlar var, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diye diye…

Her iki halde de düzenin gemisi yüzüyor, teklese de yüzdürülüyor.

Sermayeyle devletin iç içeliği, devletin anayasayla, hukukla, yargıyla, sosyallikle, dinsel duygularla ve demokratiklikle sömürücü düzenin doymak bilmez açgözlülüğünü gizlenmesini sağlıyor; kapitalizmin kendisi için uyguladığı, emekçi halka vermediği hak ve özgürlüğü saklıyor.

Kapitalist sistemin ikiyüzlülüğünü, ahlaksızlığını, adaletsizliğini, eşitsizliğini, sağlıksızlığını ve sınıfsallığını, sömürünün zincirlerini saklayan maskeleme araçları emekçilerin örtülü ya da açık sömürülmesini artırıyor.

Kapitalizmin maskeleri, “emeği gerçek koşullarının dışında ele alan” eğilimlerin “burjuva anlatımı”.

Virüsten korunma maskesiyse, bir yandan yaşam hakkıyla ilgili bilimsel gerekleri yerine getirirken aynı zamanda da insan ve toplum sağlığını koruyamayan kapitalizmin gerçek yüzünü örtüyor.

Devekuşu gibi, kafayı saklarken piyasası açıkta…

Başka bir düzen hiç uzakta değil. Maske değiştirilmesine, maskeler düşerken yeni maskeler önerilmesine izin vermeyecek, ayarlamalarla oyalanmayacak, maskeleri yırtıp atarak gerçekleri ortaya çıkaracak,  sosyalist gerçekçilikle buluşmanın adımlarını “Parti hattı”yla atacak işçi sınıfı var.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Maske takılırken maskeler düşüyor” için bir yorum

  1. Gerçekleşemeyecek ülkülere ütopya mı deniyor? Anlatılan bu geniş haliyle maskeyi, herkes gerektikçe kullanır. Hele siyasetçinin maskesiz olması olanaksızdır. Sevgili Atatürk’ümüz bile, kafasında çoktan saltanattan cumhuriyete geçişi bir erek olarak belirlemişken, kurtuluş savaşının amacının vatanı kurtarmanın yanı sıra sultanı ve saltanatı kurtarmak olduğunu vurgulamıyor muydu? Ama PTT tarafından dağıtılan, poşetinin üstündeki “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı…. bu bir hediyedir….Recep Tayyip Erdoğan” yazan, 5 adet standart dışı maskeyi aldığımda gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Sokağa çıkma yasağım bağlamında çok karmaşık bir işlem olmasaydı, üzerine “benim gereksinimim yok, daha iyisini kendim imal edebilirim, siz uygun göreceğiniz başka bir alanda kullanın” notuyla geri gönderecektim. Yazık! Bir şekilde Devletin en yüksek mevkiine oturmuş bir kişi bu kadar basit şeylerle şak şak avcılığı yapar mı?

SEYHUN ÖRS için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir