BADEMLER KARAR VERDİLER

Bademler Karar Verdiler

BADEMLER KARAR VERDİLER

Rıfat Serdaroğlu
02 Mayıs 2020
https://www.medyasiyaset.com/bademler-karar-verdiler/

Bademlerin bilinen niyetleri, halkın “tabak gibi” dediği ayın on dördü gibi belli oldu. Son RTÜK saçmalıkları ve tutuklamalar bunun işaretini verdi.

Türk Milleti ile savaşmaya karar verdiler.
Yıllardır döşedikleri taşların istikameti de açık olarak belli oldu.
Bademlerin istikameti, İran tipi bir İslam Devleti

Başarabilirler mi?
Böyle giderse başarırlar!
Bu ülkede Askeri Okullar kapatılırken, Askeri hastaneler yok edilirken, Türk Ordusuna cemaat-tarikat artıkları doldurulurken, Suriye’de – Libya’da Türk Ordusu El-Nusra militanlarıyla birlikte savaştırılırken, üstelik bu ihanetler kendi generallerimizin Bademlerle işbirliği ile yapılırken, Türk Milletinin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş görevdeki BİR ORGENERAL bile ses çıkaramıyorsa korkuyorsa, başarırlar…

Yarın bu general müsveddeleri, tıpkı Boğaz köprüsünde olduğu gibi, insanlarımız Sadatçı militanlar- Suriyeli katiller- mafya elemanları tarafından öldürülmeye başlandığında, Badem de Türk Genelkurmayına “Hiçbir asker sokağa çıkmayacak” diye emir verdiğinde, emre uyarlar ve insanların katledilmesini utanmadan seyrederler…

Bu ülkede, vatandaşın can ve mal güvenliğinden birinci derecede sorumlu Emniyet Genel Müdürlüğü, zimmetindeki yüz binden fazla uzun namlulu otomatik silahı kaybediyorsa (!) Emniyet Teşkilatı, tarikat yuvası haline dönüşüyorsa ve kendilerini sadece Bademleri korumakla görevli olarak görüyorsa, başarırlar…

Bu ülkede Bademler tarafından hemen her gün Anayasa çiğnenirken, yasalara uymamak günlük olay haline gelmişken, Savcıların ve Yargıçların bir kısmı Bademlerin her dediğini emir kabul edip yerine getirirken, insanlar hapishanelerde suçsuz yere yatarken, hukuk devleti yok edilirken, görevdeki bir Yüksek Yargıç itiraz sesi çıkarmıyorsa, başarırlar…

Humeyni Devrimi sonucu İslam Devleti İran’a bu şekilde geldi. Peki, neler oldu?
Geldiği gün, öncelikle o generaller ve Polis şefleri öldürüldü!
Kadın Yargıçları çarşafa sokup, eve kapattılar. Yerlerine Kadıları koydular.
İran’ın aydınları-gazetecileri-üniversite hocaları ya öldürüldü ya düzene uydular.

Türk Milletini ayağa kaldırması gereken muhalefet partileri, Bademlerin uydusu haline gelmişse,gerçeklerden kopmuşlar ve muhalefette olmaktan mutlularsa, güle oynaya başarırlar…

Olmaz mı diyorsunuz? Başaramazlar mı diyorsunuz?

En az “Kozmik Oda” kadar önemli “Türk Tarih Kurumunun” başına kimi getirdiler, farkında mısınız?
Ahmet Yaramış adlı kişi, Atatürk düşmanlarıyla el ele olan biridir.
Mustafa Armağan gibi “Atatürk Düşmanı” biriyle konferanslar veren biridir. İskilipli Atıf gibi, Atatürk’ü kafir ilan edip öldürülmesi için fetva veren, Kuvvai Milliye ve taraftarlarına kafir diyen İngiliz Muhipleri üyesini öven biridir.

  • Bu atama açıkça Türk Devletine ve Türk Milletine hakarettir.

Bunu yapan Bademler, her şeyi yapar.
Çare, Anayasamızın bizlere verdiği demokratik direnme hakkımızı kullanıp, bu İhvan saldırısının önüne Türk Milletinin direncini koymaktır.

İşte Çoban Ateşi Hareketi bu günler için kuruldu!
Herkes sahip çıkacak. Kenardan seyretmeyecek. Bu mücadele bir siyasi mücadele değildir. Yapılacak olan mücadele Türk Milletinin var olma mücadelesidir.

Biz bu mücadeleyi gücümüz tükenip, yere düşünceye kadar yapmaya amadeyiz.

Takdir Yüce Türk Milletinindir.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“BADEMLER KARAR VERDİLER” üzerine 2 yorum

  1. Her paragrafın sonunda (onlar) “başarırlar” yerine
    ” Komşunla mahallende, arkadaşlarınla iş yerinde, semtte çarşı pazarda esnafla ,memleketinde köyünde yada kentinde kısaca Halkla örgütlenirsen , onlar kaybedecek ,biz kazanırız ” denmeliydi

    Bu niye bu kadar önemli?
    Çünkü Yerel Seçimde umutsuzluktan yeni yeni sıyrılmaya çalışan hatta kimi umutsuzluktan sıyrılamamış insanlarımız ayrıca kendilerini büyük baskı tehdit altında hissederken ve içimizden birileri “istanbulu kazandık da ne oldu? ” gibi umut kırıcı söylemleri hala kullanırken Halka Kurtuluş umudunu, direncin heyecanını mücadelenin azmini aşılamak halka yeniden moral vererek Halkı motive etmek gerekir.

    Atatürk hiç bir söyleminde umut kırıcı yada kazanamayacağımızı ima eden böyle bir üslup kullanmamış hatta daha ağır koşullarda bile Ölümü bile emretmiş ama insanların umudunu mücadele azmine asla şüphe duymamıştır aksine güvenmiş güven vermiş ve böylelikle İnsanlara zaferin kesin olduğu umudu ve inancını vermiştir.

    Gördüğüm bir diğer eksiklik de şu
    Herkes ayrı ayrı “Çoban Ateşi Hareketi ” yada “Yeniden Kuvayı Milliye Hareketi ” veya “Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Hareketi ” vb. adlarla bulundukları yerden Ülke Genelinde Ulusal ölçekte bir hareket, başlatmaları yerine , tüm bunların bir asır önceki Kurtuluş ruhu ,Direniş anlayışı ile zaten filizlenmiş örnekleri olan şu anda kent köy mahalle iş yeri vd hayatın tüm alanlarında örgütlü birliktelikleri kent insiyatifleri mahalle meclisleri Doğa Çevre Kadın Tüketici Üretici İş Ekmek Özgürlük ve Bağımsızlık talebi ile yükselen eylem etkinlik örgütlülük birliktelik ve mücadeleleri önce her ilimizde bir araya gelmelerini ve Kongrelerini yaparak kararlar almalarını, sonrada aynı Anadolu ve Rumeli Müdafayı Hukuk Cemiyeti gibi tek bir Çatı altında her ilden gelen Milletin temsilcileri ile bir araya gelerek Büyük Kurultaylarını yaparak, Büyük Kararlar alarak, Büyük Birleşik Mücadeleyi başlatabileceklerini düşünüyorum…
    Çünkü Maalesef Halkın arkasından Kurtuluş ümidiyle koşulsuz birleşerek peşine düşeceği ne örgüt ,ne de Mustafa Kemal gibi güçlü güvenilir ün salmış hiç bir cephede yenilmemiş ,hep ordusunu milletini kurtarmış Çanakkale Kahramanı gibi destansı zaferleri olan akılcı birleştirici tüm kesimlerin üzerinde uzlaştığı ve kendisi de uzlaştırıcı bir Önderlik, Liderimiz de maalesef yok
    Öyleyse hepimiz bir Mustafa Kemaliz.ilmek ilmek tabandan kurtuluşu örmeliyiz. Yoksa Büyük Hedefler koyup sonrada başarılamadığı durumlarda Halkımızda umut ve moral kırıcı ağır toplumsal ruh halini yaşayarak gördük ki ; hiç birimiz de bunu arzu etmeyeceğimizi biliyoruz ..
    Saygılarımla

    1. Kutlarım, aynen dediğiniz gibi, bir şekilde kenetlenmek gerek, zira karşı kesim berbat hain, berbat tehlikeli; ne ingiliz gibi bir düşmana benziyaor, ne bir korona gibisine benziyor. İşin kötüsü muhalefetin de hiç bir hayrı yok; milletvekilliği gibi bir konumu elde etmişler ya, bu onlara yetiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir