Birkaç şehit…

Birkaç şehit…

talat kırış

Talat Kırış
talatkrs@gmail.com
https://t24.com.tr/yazarlar/talat-kiris

(AS: Bizim kapsamlı irdelememiz yazının altındadır..)

Sayın Cumhurbaşkanı, şehitler tepesi boş kalsın. Ülkenin en yetkili, çok yetkili, çok güçlü kişisi olarak şehitler tepesinin dolmasından söz etmeyiniz. Bu ülkede kaç kişi siz böyle söyledikçe dehşete düşüyor, karabasanlar görüyor biliyor musunuz?

Siz hiçbir evlat ya da kardeş kaybettiniz mi? Ben kaybettim. 11 yaşındaydım, ilkokulun son günü bir sınıf arkadaşım yanıma geldi. Trafik kazası olmuş, ablan ölmüş dedi. Sonra ilkokul öğretmenim gözyaşları içinde beni alıp bir yerlere götürdü. Babam oğlum ağlama dedi, sen ağlarsan annen daha çok üzülür. Ben yıllarca ağlayamadım. Şimdilerde gözlerim çabuk doluyor, belki yıllarca ağlayamadığımdandır. Babam uzun zaman çalışamadı, annemin yüzüne yerleşen hüzün hiç kalkmadı. Ben anamın güzel gözlerine baktığımda o hüznü hep görüyorum. Ortaokul, lise yıllarımdan hatırlayamadığım o kadar çok şey var ki. Büyük kara boşluklar belleğimde. Ölenle ölünmüyor diye bir söz vardır. O söz doğru değil, ölenle ölünüyor. Bir yanınız ölüyor, belki felç geçirmiyorsunuz, belki kolunuz bacağınız tutuyor ama ruhunuzda bir yerler ölüyor, ruhunuz felç geçiriyor, ruhunuzun bir parçası yitip gidiyor ve kalan yaşamınızı hep eksik yaşıyorsunuz.

Sayın Cumhurbaşkanı,

  • “Birkaç şehidimiz var, şehitler tepesi boş kalmayacak”

cümlesi o kadar kolay söylenecek, bir otoyol açılışında öyle geçerken ediliverecek bir laf değil. Bu çocuklar ne için öldüler, adları nedir, Türkiye’nin hangi kentinden, hangi kasabasından , hangi köyünden çıkıp Libya çöllerine gönderildiler, orada ne zaman öldüler? Neden sizin lejyonerler diye tanımladığınız paralı askerlerin, işi adam öldürmek olan, bu konuda uzmanlaşmış katiller sürüsünün karşısına bizim çocuklarımızı gönderiyorsunuz?

  • Sayın Cumhurbaşkanı şehitler tepesi boş kalsın!

Ülkenin en yetkili, çok yetkili, çok güçlü kişisi olarak şehitler tepesinin dolmasından söz etmeyiniz. Bu ülkede kaç kişi siz böyle söyledikçe dehşete düşüyor, karabasanlar görüyor biliyor musunuz?

Siz hiçbir insanın canını kurtardınız mı? Ben kurtardım, çok insanın canını kurtardım. Bir insanın canını kurtarmak için, 6 yıl okudum, 6 yıl ihtisas, 1 yıl üst ihtisas yaptım. Yıllarla herkes saat beşten sonra evine giderken, arkadaşlarıyla, dostlarıyla vakit geçirirken ben ya hastaneden çıkamamış oldum ya da eve gitmişken tekrar hastanenin yolunu tuttum. Bir insanın canını kurtarabilmek için, sabah başladığım bir ameliyatta aç susuz, tuvalete bile gitmeden, 5 saat, 10 saat, 20 saat bir mikroskobun arkasında, 1-2 cm’lik bir delikten beynin derinliklerinde yerleşmiş o insanın yaşamına mal olacak bir tümörü, bir damar yumağını sürekli kanama altında ameliyat etmek, zaman zaman kalbinizin sıkışması, zaman zaman tepenizden aşağı bir sıcaklık yayılması, ama yorulmaya, soğukkanlılığınızı yitirmeye hakkınızın olmadığını bilerek, siz yorulduğunuzda o insanın yaşamının riske gireceğini bilerek sırtınızdaki, boynunuzdaki ağrıya aldırmadan, parmaklarınızın uyuşmasına aldırmadan çalıştınız mı? Ve ameliyat ettiğiniz insan uyanana kadar geçen süre kalbiniz çarparak, acaba bir yerinde bir sakatlık olur mu? Ameliyat iyi geçti ama hesapta olmayan ani bir tansiyon yükselmesiyle bir kanama oluşur mu diye beklediniz mi? Ve ertesi günü yeniden ve sonraki gün yeniden aynı şekilde yıllarca. Bir insanın yaşamını kurtarmak o kadar kolay değil.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Birkaç şehidimiz var, şehitler tepesi boş kalmayacak” cümlesi o kadar kolay söylenecek, bir otoyol açılışında öyle geçerken ediliverecek bir laf değil. Siz ve sizi destekleyenler farklı düşünüyor olabilir. Şehitlik edebiyatı yapanlar, şehitleri kutsayanlar, sanki şehitlik iyi bir şeymiş gibi konuşanlar, yazanlar oluyor. Şehitlik bir insanın, gepgenç bir yaşında yaşamdan koparılmasıdır. O insanın hayallerinin, umutlarının, yaşayacağı yıllarının elinden alınmasıdır. Şehitlik bir evladın babasız kalmasıdır bir ömür. Şehitlik bir sevgilinin düşlerinin solmasıdır, karanlıkta kaybolmasıdır. Şehitlik bir babanın, bir annenin, bir kardeşin bir parçasının ölmesidir. Şehitlik insanın can dostunun sahibini son gördüğü yerde bekleyip durmasıdır.

  • Bu ülkenin genç insanları Libya çöllerinde, Suriye topraklarında ölüp durmasın.

Mücadele mi gerek, çok iyi yetişmiş diplomatlarımız var. Ülke çıkarlarını mı koruyacağız, bizim ülkemize kimse saldırmamışken, ülkemizi işgale kalkışan yokken çoçuklarımızı eli kanlı katillerin önüne atmadan bunu yapmanın bir yolu elbette vardır. Eğer biz güçlü ülkeysek evlatlarımız ölmeden de bunu başarabiliriz, başarmalıyız.

Birkaç tane değil, bir tane bile şehidimiz olmasın.

  • Şehitler tepesi ilelebet boş kalsın.

Büyük devlet adamlığı, büyük liderlik genç insanlarımızı yabancı topraklara ölmeye göndermek değil, her birini kendi evladımız gibi görüp korumaktır.
=====================================
Dostlar,

AKP = ERDOĞAN’ın ÇILDIRTAN SÖZLERİ :

Birkaç şehidimiz var, şehitler tepesi boş kalmayacak” 

Meslektaşımız (Beyin ve sinir cerrahisi profesörü) sevgili Dr. Talat KIRIŞ’ı bu insancıl ve olağanüstü sabırlı yazısı nedeniyle kutluyoruz..

AKP = Erdoğan’ın bu sözleri, “Birkaç şehidimiz var, şehitler tepesi boş kalmayacak

sözleri, üstelik gırtlağını yırtarcasına hamaset yüklü haykırışı bizi tek sözcükle ÇILDIRTIYOR!

Bize olağanüstü saçma ve acımasız geliyor..

Ne demektir “ŞEHİTLER TEPESİ” ??
Nerededir bu tepe??!!
Niçin boş kalmayacaktır??!!
Bu tepe neden şehitlerle doldurulacaktır??!!
Kimler şehit verilecektir bu akıl – vicdan – insaf – insanlık dışı politikalarla??!!
……………
Soruları uzatabiliriz..
Her soru beynimizin içinde zonkluyor ve kalleş bir balyoz gibi bizi adeta eziyor..
****

  • Birkaç şehidimiz var, şehitler tepesi boş kalmayacak

saçmalığının akıl hocası kimlerdir? Hangi imaj / basın / politik / diplomatik… danışmanı yumurtlamıştır?? Çok mu uğraşılmıştır bu söylemi bulmak için halka dönük ölçüsüz algı yönetimi amaçlı??

Bu sözleri AKP = Erdoğan‘a kim(ler) söyletmiştir?
Dış kaynaklar mı?? Kim, kim, kimler??

Tarih ve insanlık asla bağışlamayacaktır bu çok ağır insanlık suçunu!
Gencecik masum yurttaşlarımız / askerlerimiz uğruna şehit olunacak hangi yurt değerlerini (!) savunmaktadır uzak diyarlarda??

Libya’da, askeri birliklerin komutanı Tuğgeneralimizin şehit edildiğini dış kaynaklardan öğreniyoruz. Keza bir albayımızın da.. Sayısını, yerini – yurdunu, adını – rütbesini, evli – bekar olup olmadığını, geride yetim – öksüz çocuklar, boyun bükük eşler, yavuklular, anababalar…. bırakıp bırakmadığını…. bilmediğimiz yurt evlatlarımız..

Doğru mudur AKP = Erdoğan ??
Neden halktan gerçekleri saklıyorsunuz? Açıklamaktan neden korkuyorsunuz?
Gerekçeleriniz haklı ve meşru ise halka anlatınız ve ulusu ikna ediniz..
Ulusal ve Uluslararası hukuka uygun girişimler içinde iseniz TBMM’ye getiriniz önerinizi ve izin – yetki alınız.
Anayasa md. 92 açıkça TBMM’yi yetkili kılıyor yurt dışına askeri birlik yollamak için.

Libya’da şehit olan general, albay ve öbür şehitlerin devlet töreni neden yapılmamıştır?
Bunun telafisi var mıdır? Yoksa cenazeleri de getirilememiş midir bu aziz şehitlerin yurda??
Naaşlar getirilip hiç utanıp – sıkılmadan törensiz, gizlice gömüldü ise, yürekleri dağlanan aileleri nasıl susturdunuz? Ne tür ve hangi ölçü ve araçlarla inanılmaz baskılar yaptınız ki bu insanların sesi çıkmadı, çıkamadı? Ya da basını mı sansürlediniz, interneti mi yasakladınız? YENİÇAĞ‘dan 2 gazeteciye yapılanlar nedir Allah aşkına? Sanal hesaplarına el koymalar, iletilerini ortamdan silmeler??
****
İktidar hırsı bunca mı kör eder insanları?
Ülke ve insanlarımız böylesine mi ateşe atılır?
Bu meşru bir savaş ve savunma değildir!
Ulusal, uluslararası hukuka ve insan haklarına açıkça aykırıdır, İNSANLIK SUÇUDUR
Hiç kuşku yok, yasal – hukuksal – politik bedeli de o ölçüde çoooook ağır olacaktır.

Anayasa’nın 137. ve 92. maddeleri açıkça çiğnenerek suç işlenmektedir!
İşlenen suç, en azından / hafifinden TCK m. 309’da tanımlanan ANAYASAYI İHLAL suçudur.
TSK’ya verilen askeri emirler ulusal ve uluslararası hukuka açıkça aykırıdır ve yerine getirenleri kaçınılmaz sorumluluk altına sokmaktadır.

Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün “zabit ve kumandan“ları çok ağır ve tarihsel bir yükümlülükle karşı karşıyadırlar.
Bu suça asla ve kat’a ortak olmamalıdırlar.
Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde Irak’a askeri operasyonu ulusal – uluslararası hukuk ve ülke çıkarlarına aykırı görerek reddeden ve görevini onuruyla bırakan bir Genelkurmay Başkanımız vardı, unuttuk mu o kahraman komutanı??

Hayır, hayır, asla unutmayalım o yiğit insanı ve onurlu çıkışını..
O komutan, merhum, (E) Org. Necip Torumtay idi.. (Kendisiyle söyleşimizi web sitemizde yayınladık..) Kimbilir hangi ağır – kanlı faturalardan yurdumuzu esirgedi aziiiiz Torumtay…
***
Bir de (E) Org. Işık Koşaner Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımız vardı değil mi? Onlar da TSK’ya kurulan kumpasları dağıtmak için Silivri FETÖ mahkemelerinde (!) Tanık olmak istemişlerdi. Mahkeme salonunun kapısına dek gitmişlerdi sivil giyinerek.. Gözü dönmüş yargıç kılıklı FETÖ militanları onların tanıklığını bile reddetmişti. Bu onurlu Paşalar suça ortak olmayı reddedip istifa etmişlerdi ve tarihte, Ulusumuzun bağrında hak ettikleri saygın yeri aldılar, gönüllere yerleştiler..
****
Son olarak                                      ;

AKP’nin yöneticileri, Milletvekilleri, seçmenleri,,, hepiniz akıl tutulmasına mı uğradınız? Saray sözcüsü, neden gerçek olmayan açıklamaların sözcülüğünü sürdürüyor? Danışmanlar, Başdanışmanlar, Bakanlar, Yüksek İstişare Kurulu üyeleri, AKP = Erdoğan‘ı yetiştiren hocaları, gerçek İslam ulemaları….. neden susup oturuyorsunuz????

Artık masum vatan evlatları ölüyor, şehit oluyor hiç gerekmezken!
Büyük ATATÜRK çooook haklı ve yerinde olarak uyarmamış mıydı?:

  • Ulusum yaşamı tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir!

AKP = Erdoğan, “savaş” sözcüğünü kullanıyor fütursuzca.. Böyle bir yetkisi yok! Bu yetki, Ulusun temsilcisi TBMM’nindir.. Anayasa hukuku profesörü TBMM Başkanı ve Ulusun Vekilleri bu yetki gaspına suskun kalamaz, kalmamlıdır!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, apaçık hukuksuzlık – Anayasa çiğnemi (ihlali)karşısında AKP’yi bugünlerde uyarmayacak da ne zaman ve niçin uyaracaktır?

  • Ülkenin bütün kaleleri zaptedilmiş, tüm tersaneleri ele geçirilmiş, Vatan bilfiil işgal mi edilmiştir yerli ve yabancı bedhah müstevlilerce ??

    Eğer öyle ise; bunun da tanısı daha fazla gecikmeden konacak ve batı karanın maderini kurtaracak yiğitleri bu Ulus bir kez daha mutlaka ama mutlaka doğuracaktır vakti – saati geldiğinde..

    Sevgi, saygı ve ÖLÇÜSÜZ ACI ile. 25 Şubat 2020, Ankara

    Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
    Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF)
    Sağlık Hukukçusu
      www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Birkaç şehit…” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir