Uluslararası Ceza Mahkemesi ve itibarımız

Uluslararası Ceza Mahkemesi ve itibarımız


Av. Kemal Akkurt

Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı
Cumhuriyet, 19.4.19

(AS: Bizim katkımız yazının içinde ve altındadır..)

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), 2002 yılında Roma Statüsü’ne (Sözleşmesi) göre kuruldu. UCM, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçları (mikrobik, biyolojik ve zehirli silahların kullanımı) ile ilgili olarak, uluslararası hukukun en ağır ihlallerine yol açan kişileri yargılamak üzere kurulmuş ilk bağımsız ve sürekli uluslararası bir mahkemedir. Amaç, dünyanın neresinde işlenirse işlensin, hiçbir savaş ve insanlık suçunun cezasız kalmamasıdır. Hollanda’nın Lahey kentindeki UCM’yi bugüne dek 139 ülke tanıyarak yargı kapsamına dahil olmuştur.

Geçmişte, yalnızca belli olaylarla ilgilenmek üzere bazı savaş suçları mahkemeleri oluşturulmuştur. Örneğin 2. Dünya Savaşı sonrası Naziler için kurulan Nürnberg Mahkemeleri, Eski Yugoslavya’da, Ruanda’da, Sierre Leone’da ve Kamboçya’da işlenen savaş suçları için özel mahkemeler kuruldu ve suçlular yargılandı. Ancak UCM, dünyadaki tüm savaş ve insanlık suçlarına bakan bir Uluslararası Mahkeme’dir. Başta ABD ve Çin gibi savaş suçları ve insan hakları ihlallerine karışan ülkeler, UCM’ye (AS: Roma Statüsüne) taraf olmadıkları gibi, destek de vermemektedir. Çünkü destek verdikleri takdirde, bu ülkelerde savaş suçları işleyen yetkililerinin UCM’ye çıkarılmaları ve cezalandırılmaları kesin görülüyor. Bu nedenle UCM’ye soğuk bakıyorlar. Yani “yarası olan gocunuyor”. Bu arada henüz bağımsız bir devlet olmasa da Filistin yönetimi UCM’nin yargı yetkisini tanımıştır. Amaç, insanlık suçu işleyen İsrail’i köşeye sıkıştırmaktır.

2002 miladı
UCM’nin yargılama yetkisi, yürürlüğe girdiği Temmuz 2002’den sonraki suçları kapsıyor. Yani 2002’den önceki suçlara bakma yetkisi yok. UCM’ye üye olmayan (AS: Mahkemeye üyelik söz konusu değil, “UCM’nin yargılama yetkisini kabul eden” denilmesi gerekir..) ülkeler de UCM’ye başvurabilirler. Örneğin Demokratik Kongo Cumhuriyeti (eski adıyla Zaire), UCM’ye (AS: UCM Statüsüne) taraf olmadığı halde, ülkesinde beş milyon insanın ölmesine neden olan iç çatışmalar sonucu, savaş suç)lu)larının soruşturulmasını UCM’den istedi. Soruşturma sonucu, terör örgütü lideri Thomas Lubanga Dyilo’yu tutuklayarak UCM’ye teslim etti. Bu kişi, Lahey’de tutuklu olarak yargılanmış ve cezalandırılmıştır.

Kurulduğu tarihten bu yana, binlerce başvuru yapılmış UCM’ye. UCM, bu alanda hukuk (AS: “ve içtihat”) yaratmaya çalışıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde devletler yargılanırken, UCM’de (AS: “gerçek kişiler”) kişiler yargılanıyor.

UCM’ye üye olan ve olmayan ülkeler (AS: Mahkemeye üyelik söz konusu değil, “UCM’nin yargılama yetkisini kabul eden” denilmesi gerekir..) ile insan hakları alanında çalışan sivil toplum örgütleri başvurabiliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi istemi ile de UCM’de dava açılabiliyor. Örneğin Darfur’da 300 bin kişinin kanına giren savaş suçlusu, Sudan’ın devrik Devlet Başkanı Ömer El Beşir hakkında, UCM’de bu yolla dava açıldı. UCM tarafından hakkında tutuklama kararı verilen bu kişinin geçtiğimiz yıllarda resmi çağrıyla Türkiye’de ağırlanması, İnsan Hakları Örgütleri’nce çok ağır biçimde eleştirilmiş ve kınanmıştır.

Yürürlükteki Türk Ceza Kanunu’nun 13. maddesi, tam da bu tür insanlığa karşı suçlar için “evrensel yargılama yetkisi”ni kabul etmiştir. Bu maddeye göre, El Beşir’in işlediği iddia olunan suçlarla ilgili olarak Türkiye’de yargılanması mümkün ve yasal bir gereklilik idi. (AS: ilgili madde : “Aşağıdaki suçların, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk kanunları uygulanır:…”) Bu konuda hukuk ihlali işleyen ülkemizin, benzer durumlarda başka ülkeleri suçlama hakkı olmayacaktır. Örneğin, geçtiğimiz yıllarda Gazze’de çocukları öldürenlerin “insanlık suçu” işlediklerini haykırdık. Birleşmiş Milletler ve öbür Uluslararası platformlarda “Uluslararası Adalet”ten söz edildi. Bu konuda, haklı olarak tepki gösteren yetkililerimizin, Darfur’da gerçekleştirilen insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları nedeniyle uluslararası bir mahkemede hesap vermekten kaçan El Beşir’e ev sahipliği yapması, ülkemizin bu konuda çifte standardını göstermiştir. Bu konu, uluslararası arenada Türkiye’nin saygınlığını oldukça sarsmıştır.

Türkiye de yer almalıdır
Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği’ne aday olan bir ülkedir. UCM’ye üye olan (AS: “UCM Statüsüne taraf olan” denilmeli) 139 ülke içinde Türkiye’nin olmaması, büyük bir eksikliktir.Anayasamızın 90. maddesi (AS: bu konuyla ilgisi yok!) ve yürürlükteki ceza yasamızın 13. maddesi ile insanlığa karşı suçlar nedeniyle “uluslararası yargılama yetkisi” kabul edildiğine göre, UCM’ye taraf olmak bir zorunluktur. Kaldı ki, UCM’nin yargı yetkisi geriye işlememektedir. Yani taraf olunan tarihten sonraki iddiaları soruşturuyor. Bu nedenle Türkiye’nin zaman geçirmeden, büyük bir özgüvenle bu saygın Uluslararası Mahkeme’nin tarafı olması gerekir. Tabii ki arzu edilen, evrensel hukuk ve insan haklarının içselleştirilmesi ise…

Savaşsız, insan hakları ihlallerinin olmadığı, tüm insanların barış ve refah içinde yaşadığı bir dünya mümkün. Bunun için; öncelikle tüm dünyada yaşayan insanların eğitimli, bilinçli, haklarını arayan, duyarlı kişiler olmaları, bunu sağlayan Sivil Toplum Örgütlerini desteklemeleri ve harekete geçirmeleri gerekir.

  • Türkiye, çifte standartlardan ve sıradanlaşan hukuk ihlallerinden hızla kurtulmalıdır.

Uluslararası itibarımızı devasa binalarla, beton yığınlarıyla değil, evrensel hukuk kurallarını ve insan haklarını istisnasız ve eksiksiz uygulamakla sağlayabiliriz…
===========================================
Dostlar,

Sn. Av. Akkurt önemli bir konuyu işlemiş sağ olsun.
Ancak hukuk dili – terminolojisi çok özel ve özen gerektiriyor.
Metin içinde pek çok yerde terminoloji hatası ve yorum hatası var.
Örn. Anayasa md. 90 hiçbir biçimde ayın yazarın yorumuna elvermiyor.

Cumhuriyet gibi çooooook saygın, önemli ve değerli bir gazetede yazacakların kılı kırk yarmaları beklenir.. Benzer özenin Gazete yönetimince de gösterilmesi çok doğaldır.

Sevgi ve saygı ile. 20.4.19

Ahmet Saltık MD
Mülkiyeli – Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Anaysa Hukuku Doktora Öğrencisi

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir