TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİLER

TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİLER

Konuk yazar :
Zeki Sarıhan

Geçen gün Altınova’da bir ziyaretten Ayvalık’a dönerken minibüste müthiş bir ağız kavgasına tanık olduk. Önce elindeki bileti çocuklar için de okutup okutmayacağı konusunda şoförle Suriyeli kadın atışmaya başladı. Yolculardan biri sözü alarak Suriyeli kadını az daha dövüyordu. Kendisinin bu memleketin sahibi olduğunu söyleyerek Suriyelinin def olup memleketine gitmesini istedi. Ona dolmuştakilerden bir haylisi de arka çıktı. Suriyeli kadın da az çaçaron değildi hani!

Suriye’de iç savaşta yüz binlerce insan öldü.  Suriye Ordusu, rejim düşmanlarına karşı savaşını sürdürüyor.  İdlib bölgesine sıkışmış olmakla birlikte muhaliflerin bir kısmı hâlâ teslim olmuş değil.  Bir de ülkenin kuzeyinde Suriye’den koparılmış bazı kısımların geleceği meçhul.

Suriye’de can güvenlikleri kalmayan ve bu savaşa katılmak istemeyen milyonlarca insan, çoluk çocuğunu da alarak Türkiye’ye sığındı.  Bunlar ülkemizin her tarafına dağıldılar ve çoğunluğu elverişsiz koşullarda hayatta kalmaya çalışıyorlar.

Onların çektikleri, insanlık tarihinin yaşadığı en büyük trajedilerden biridir. Bunun başlıca sorumlusu, herkesin bildiği gibi, Suriye rejimini yıkarak yerine Batı’nın işbirlikçisi bir iktidar getirmek isteyen ABD ve müttefikleridir. Bunlar ülkedeki muhalefeti kışkırtmışlar, ona yardım vaat etmişler, hatta pek çok yardım da yapmışlardır. Türkiye de bu uğursuz ittifakın bir parçasıydı. Dolayısıyla Suriye halkının düşürüldüğü durumdan Türk Hükümeti de sorumludur.

Bu nedenle, hükümet çevreleri bu büyük göç dalgası karşısında rahatsızlık hissetmekle birlikte, kendi payları da bulunduğundan göçmenlere tahammül ettikleri duygusunu yaymakta, onlara ellerinden gelen yardımı yapmakla övünmekte, Batılıları da bu konuda kesenin ağzını biraz daha açmaya davet etmektedir.

Türkiye muhalefetine gelince, aklı başında bazıları bu olayda haklı olarak eleştiri okunun ucunu hükümete yöneltmekte, “Amerika’nın yelkenine binerek başımıza bu işi açtın”  diye yazıp söylemektedir. Çözüm olarak Hükümetin Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyması, savaşçı cihatçılara yardımı kesmesi, göçmenlerin barışa kavuşacak ülkelerine dönmesini önermektedir.

MİLLİYETÇİLİK İKİYE KATLANDI

Gelin görün ki, bu göçmenlik, bir Arap düşmanlığını da tetiklemiştir. Kürt düşmanlığının yanına bir de Suriyeli Arap düşmanlığı eklenmiş, yani milliyetçilik katmerli hale gelmiştir. Söylenen ve yazılanlara göre, Suriyeli göçmenler uygarlıktan nasibini almamıştır. Pistirler. Görgüsüzdürler. Her türlü yasa dışı işi yapmaya eğilimlidirler. Türklerin işlerine göz dikmekte, işsizliğin artmasına sebep olmakta, bir kısmı aldığı yardımlarla Türklerden de daha iyi yaşamaktadır…

Öncelikle şu gerçeği kabul etmek gerekir ki, Suriyeli bu göçmenler, savaşçı değillerdir. Öyle olsalardı, çoluk çocuklarını alarak ülkeden çıkmaz, Esat’a karşı savaşan cihatçı örgütler içinde çarpışırlardı. Büyük çoğunluğunun evleri, köyleri, kasabaları harap olmuş, ailelerinden bir kısmını kaybetmişlerdir. Hele IŞİD’in eline düşme bahtsızlığına uğrayanların yaşadıkları insanlık dışı vahşeti bütün dünya biliyor. Bu durumda onların canlarını en yakın komşu bir ülkeye atmalarından daha doğal ne olabilirdi? Türkiye’de hangi hükümet bulunursa bulunsun böyle bir göç dalgası karşısında kapılarını kapatamazdı.

Suriyelilerin niteliklerine gelince: Bunların Türkiye nüfusuna göre daha yoksul, daha az öğrenimli, daha çok çocuklu oldukları bir gerçektir. Ama onlar birer insandırlar. Bizim kadınlarımız gibi kadın, çocuklarımız gibi çocukturlar.

KARA GÜNDÜR GELİR GEÇER

Suriye halkının ve Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin bu kara günleri de geçecektir. Bu kara günlerinde, büyüklenmeden ve burunlarından getirmeden onlara karşı anlayışlı olunmalıdır.

Bütün insanların temel ihtiyaçları açısından eşit olduğu gibi bir düşünceye erişememiş, kötü durumda olan milletlere yardım etmenin bir enternasyonal dayanışma ve insanlık görevi olduğunu anlamamış kör bir kabilecilik, göçmen Suriyelilerden iğrenmekte, bunu da sözleri ve yazılarıyla açığa vurmaktadır.

Aynı hava, Avrupa’da da ırkçılığa eğilimli olanlar arasında yabancı düşmanlığı olarak hüküm sürüyor. Seni Avrupa’da yadırgıyorlar, sen Türkiye’de Suriyelileri yadırgıyorsun! Kim bilir Suriyelilerin yadırgadıkları topluluklar da vardır…

İşin aslı şu: Bölüşmeyi bilmiyoruz. Geçici olarak yurdumuzda kalmak zorunda kalan Suriyelilerle bu ülkeye sığamayacağımızı sanıyoruz.

Sorunun çözümü, Suriye üzerindeki emperyalist ve hegemonyacı politikalarla mücadele etmekten geçiyor. Suriye Arabıyla, Kürdüyle, Türkmeniyle, Sünnisi, Alevisi ve Nusayrisiyle Suriyelilerindir. Bu ülkede bulunan bütün yabancı askerler Suriye’yi terk etmeli ve Suriye’de iç barışın kurulmasına engel olacak hareketlerden kaçınmalıdır. Türkiye’deki Suriyeli göçmenlere yapılacak en büyük yardım da budur. (Ayvalık, 27 Ağustos 2018)

Diğer yazılar için: zekisarihan.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİLER” üzerine 3 yorum

    1. Arif bey

      Teşekkür ederim..

      Bir yandan insansever (hümanist) bir yandan da gerçekçi olmak..

      Nazik dengeyi tutturmak gerek kanısındayım.

      Saygı ile.

      Dr. Ahmet SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir