AVRASYA’DA PAN – SİYONİZM

AVRASYA’DA PAN – SİYONİZM

Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN

(AS: Yazı çok uzun -8 sayfa- olduğundan giriş / gelişme / sonuç bağlamında birer paragraf aşağıda sunulmuştur. Yazının tümü için lütfen tıklayınız, 27.03.2018 : AVRASYA‘DA_PANSIYONIZM )

Dünya anakaralarının birleştiği coğrafyaya, bilim çevreleri Avrasya adını verdiği için bu kavram daha çok Asya, Avrupa ve Afrika gibi üç büyük kıtanın birleştiği merkezi alanın adı olarak öne çıkmaktadır. Her üç kıtanın birbirine açılan ve birbiriyle bağlantı sağlayan toprakları bir bütün olarak ele alındığında ise ortaya Avrasya adını taşıyan bir büyük bölge kıtasal yapılanma ile kimlik kazanmaktadır. Amerika yeni kıta, Avustralya ise dış kıta olarak olarak yeryüzü haritasında yerlerini alırken, Avrasya bölgesinde kesişen Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları gibi eski insanların binlerce yıl yaşamış olduğu bölgeler insanlık tarihinin oluşumunda önem kazanmaktadır. Bu nedenle her üç kıtada meydana gelen değişiklikler ile yaşanan olayların ortak bölge üzerinden birbirleri üzerinde etkiler yarattığı ve birbirlerinin tarihinin oluşumunda etkili bir faktör olduğu, tarih biliminin ortaya getirmiş olduğu önemli bir gerçektir. Her alanda gelişme gösteren değişik bilim dalları üç eski kıta ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda sahip olunan ortak alanın kıtalar arası gelişmelerde belirleyici olduğunu ortaya koyduğu için Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda bu kıtalar arası etkileşim çizgisini iyi izlemek gerekmektedir. Tarih biliminin dile getirdiği geçmişin olayları ele alındığı zaman, böylesine bir etkileşim ağının zamanla kendiliğinden devreye girerek olayların gelişim çizgisinin belirlenmesinde etkili olduğu göze çarpmaktadır.
****

Dünya tarihi içinde merkezi coğrafyanın geçmişine bakıldığında, büyük imparatorlukların zaman içerisinde birbirlerinin yerini aldıkları görülmüştür. Bugünkü bölge haritasının kesinlik kazanmasında yaşanan siyasal gelişmeler açısından durum değerlendirildiğinde, yirminci yüzyıla girerken var olan siyasal yapılanmanın çöküşü üzerine bugünkü merkezi alan haritasının ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Dünya Birinci Cihan savaşına doğru sürüklenirken merkezi alanda yer alan Osmanlı, Rus ve Avusturya imparatorlukları egemenliklerini devam ettirebilmenin çabası içerisine girmişler ama batılı emperyalist devletlerin müdahaleleri yüzünden varlıklarını güvence altına alabilecek yeni yapılanmalara yönelemedikleri için, Birinci Cihan savaşı ile birlikte yıkılarak tarih sahnesinden çekilmek zorunda kalmışlardır. Bu devletler yıkılmamak ve Avrasya coğrafyasında varlıklarını sürdürebilmek amacıyla on dokuzuncu yüzyılın bilgi birikiminden kaynaklanan bazı yeni siyasal açılımları, savaş ya da çatışmalar yolu ile değil ama siyasal senaryolar üzerinden geliştirmeye çalışmışlardır. Orta dünyanın üç büyük devleti kendi kimliklerine dayanan devlet yapılanmasını birbirlerine karşı geçerli kılmak isterlerken, Avrasya halklarını kendi çizgilerinde geliştirdikleri politik yapılanmalar içinde bir araya getirmeye ve bu gibi birlikler üzerinden de imparatorluk coğrafyasında yaşayan halk topluluklarını geleceğe dönük bir birliğe kendi kontrolları altında yönlendirmek istemişlerdir. Ne var ki, bu gibi girişimler zamanla sonuçsuz kalınca, orta dünya devletleri arasındaki çekişmeler tarihin savaşlarla sürmesine zemin hazırlamıştır. Merkezi coğrafyanın tarihi bu nedenle fazlasıyla savaşlarla doludur.
*****

Eyaletleşme üniter devletleri parçalayarak, yerelleşme merkezi devletleri tasfiye ederek, mezhepleş-me din üzerinden toplumları dağıtarak, etnik kavga ulusları ortadan kaldırarak, şirketleşme bölge halklarını ekonomi üzerinden emperyal kapitalist düzene bağlayarak, küreselleşme döneminin bölgeye yansıyan önemli gelişmeleri olmuştur. Küresel emperyal dönemin bu yansımaları Avrasya coğrafyasındaki bütün devletleri ve milletleri dağılmaya doğru sürüklerken, bu gibi gelişmelerin aslında Siyonizmin önünü açarak, gelecekte bir Büyük İsrail projesinin bölgede etkili olmasını sağlayacak gibi görünmektedir. Küçük İsrail’in Büyük İsrail’e dönüşmesi için bölgedeki bütün devletlerin parçalanarak eyaletler halinde Kudüs merkezli bir Siyonist yapılanmanın içinde yer alması planlanmaktadır. İsrail’in işgal ettiği topraklarda güven içinde varlığını sürdürebilmesi için, gelecekte Avrasya devletlerinin çökertilerek tehdit olmaktan çıkartılması gerekmektedir. Orta Doğu devletlerini kendi beslediği terör örgütleri ile paramparça ederek eyaletler halinde Kudüs’e bağlamayı hedefleyen İsrail devleti, Balkanlar, Kafkaslar, Hazar ve Orta Asya gibi Avrasya bölgelerindeki devletler için de benzeri bir siyasal çözülme sürecini, bölge devletlerine dış destekler aracılığı ile dayatmaktadır. Bölge devletleri ;yerelleşme, eyaletleşme, mezhepleşme, etnikleşme ile birlikte dışa bağımlı şirketleşme çıkmazlarından kurtulmadıkça İsrail’in Pan-Siyonizm örgütlenmeleri ile çökmekten ve dağılmaktan kurtulamayacak gibi görünmektedirler. Savaşı ve sıcak çatışmaları uluslararası komplolar ile birlikte Avrasya’nın her bölgesine taşıyan Siyonizm, bölgede Pancılık akımına soyunarak, merkezi alanda tam anlamıyla bir Yahudi egemenliği inşa etmeye çalışmaktadır. Siyonizmin dünya egemenliği projesi, Orta Doğu ile birlikte bütün Avrasya ülkelerini de haritadan silmeyi hedef aldığı için, öncelikle merkezi devletlerin bir araya gelerek savaşa karşı bir merkezi savunma örgütünü kurmaları gerekmektedir. Merkezi devletlerin öncülüğünde Avrasya kıtasının diğer bölgelerinde yer alan devletleri de içine alan daha büyük bir kıtasal oluşum, ancak Pan-Avrasyacı bir yaklaşım çerçevesinde mümkün olabilecektir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Pan-Slavizm, Pan-Cermenizm, Pan-Turanizm, Pan-Türkizm ve Pan-Arabizm gibi Pan’cılık akımlarının, en büyük emperyalizm olan Pan-Siyonizme karşı birleşerek büyük bir bütünsellik içinde Pan-Avrasyacılık yapmaları gerekmektedir. Pan-Avrasyacılık akımının çatısı altında bir araya gelecek olan bütün Pancılık akımları bu doğrultuda bir araya gelerek emperyalizme ve Siyonizme karşı varlıklarını ve geleceklerini güvence altına alabileceklerdir.

Orta Doğu savaşı bu doğrultuda acilen durdurulmalıdır.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir