Tayfun Özkaya : Tarımsal üretim tepelenmek istenmiyorsa

Toprak Mahsülleri Ofisi (TMO) buğday, arpa alım yerlerini çok azaltmıştı, ayrıca doğru dürüst bir alım da yapmıyor. Stokları ise eski yıllara göre çok düştü. Sonuçta aracıların fiyatlarla istediği gibi oynaması mümkün oluyor. Bunu değiştirmek için buğdayda gümrük vergilerini düşürmek bir işe yaramaz. Çiftçi eline geçen fiyatlar düştüğünde çiftçinin bir kısmı daha buğday, arpa üretiminden vazgeçer. Bunun sonu tekrar gümrük vergilerini düşürerek ucuza buğday ithal etmeye çalışmaktır ki kuyruğunu tutmaya çalışan köpek gibi bir durum oluşur.

En iyisi buğdayda hiçbir işe yaramayan prim gibi uygulamalardan vazgeçip TMO’nun etkili alım yapması ve stok oluşturmasıdır. TMO bürokratik bir kuruluş verimli olamaz deniyorsa o zaman etkili kooperatiflerin oluşması ve alım yapması için destek olmak gerekir. Ancak böyle politikalar IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarca hiç sevilmez. Alınan gümrük vergilerini indirme kararı ise onlar tarafından alkışlarla karşılanan politikalar arasındadır. Bu yazdıklarımız et için de aynen geçerli.

Orada da Et-Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu’nun özelleştirilmesi benzer sonuçlara yol açtı. Yeni kurulan Et ve Süt Kurumu güya alımlar yapacaktı. Doğru dürüst bir uygulama göremiyoruz. Uluslararası kuruluşlardan bağımsız politikalar oluşturmak hiç kolay değil. Ancak güçlü olmak istiyorsak başka çare yok. Onların beğendiği politikalar bizim için kötü politikalardır. Onların eleştireceği politikalara ihtiyaç var. (YURT Gazetesi, 30.06.17).
==================================
Dostlar,

Değerli Tarım Ekonomisi uzmanı dostumuz Prof. Tayfun Özkaya, YURT Gazetesindeki mütevazi köşesinde son derece önemli yazılar yayımlıyor uzmanlık alanında. AKP’nin ardı arkası gelmeyen hatalı politikalarından biri de geçtiğimiz hafta kimi tarım – hayvancılık ürünlerinin dışalımında (ithalatında) vergiyi düşürerek sözde “ucuz” ürünlerin piyasaya sunulması ve arz üzerinden fiyatları düşürmek..

Nasreddin hoca görse ne derdi acaba AKP’nin bu üstelik de afralı tafralı pazarlanan gürültülü uygulamasına?? Kendi üreticisini “ithalat” sopası / tehdidi ile terbiye etmeye (!) kalkan bir siyasal iktidar.. Üstelik yönetimde tek başına 15. yılında, çoook deneyimli!? TÜİK, geçtiğimiz günlerde enflasyon rakamlarını açıkladı. Geriye doğru son 12 ayda ÜFE (Üretici Fiyatları Endeksi) % 15’e yaklaşıyor.. Yani üretim maliyetinde ciddi artış var. Haliyle TÜFE’ye (Tüketici Fiyatları Endeksi) yansıyacak. Tarımsal üreticiyi de sanayi üreticisi gibi desteklemek gerekmez mi? Örn. akaryakıtta, gübrede, tohumlukta, yemde, enerjide, sulamada, tarımsal mekanizasyonda, tarımsal – hayvancılık kredilerinde, kamusal kurumlar eliyle ürün alımlarında….. değişik araçlarla kamusal destekleme (sübvansiyon) neden dışlanır?

Ölçüsüz ve ihanete varan özelleştirmelerin kaçınılmaz bedelidir ödenen..
AKP’nin halka, Türk ekonomisine ödettiği diyelim daha açıkçası..
TMO, EBK, SEK.. felç edildi. Çaresiz kalınca benzerleri kuruldu, yetmiyor. Yapılacak en akıllıca işlerden biri, ÜRETİCİ – TÜKETİCİ arasındaki sefil komisyoncu/aracı zincirini, hal mafyasını kırmaktır. Daha önce de yazdık;

  • Tek başına iktidarının 15. yılında bir siyasal kadro bu ahlaksız yapıyı kır(a)madı ise yalnızca 2 seçenek var : Ya akıl fukaralığı ya da soyguna ortaklık!

“Altın dişli kabzımal mafyası” na son vermek artık AKP için kaçınılmazdır.

Üretici – tüketici kooperatifleri mutlaka yaygınlaştırılmalı ve güçlendirilmelidir.
TİGEM, Atatürk’ün kurduğu Tarım Kredi Kooperatifleri yeniden etkinleştirilmelidir. Kooperatiflerden korkmanın anlamı yoktur. Bu kurumlar “komünist” buluşu (icadı) değildir. İlk Kooperatifler İngiltere’de 1844’te kurulmuştur Sanayi Devrimi’nin doğurduğu feci yoksulluğa karşı ve çok başarılı olmuştur.
Ziraat Bankası’nın tarım – hayvancılık kredileri uygun koşullara çekilmelidir. Tarım – havancılık ürünlerinin taşınmasında demiryolları öne çıkarılmalıdır… Tarımsal topraklar başka amaçla kullanılmamalıdır, mera – otlak – yaylaklar iyileştirilip korunmalıdır.

Türkiye, anormal hızlı ve çooooooooooooook gereksiz hızlı nüfus artışını (2016 sonunda %1,36!) mutlaka frenlemeli ve hızla %1’in altına çekmelidir.

Tarım – hayvancılık ürünleri üretimi kendisine yetmeyen 80+ milyon dev nüfuslu bir ülke, 50 milyar Dolar düzeyinde yıllık dış ticaret açığı verirken (+ bütçe açığı + cari açık: 3’lü açık şeytan üçgeni!) öyle uzun boylu ithalat sopası da kullanamaz.. Üreticisine düşman bir iktidar olabilir mi!?

Tarım – hayvancılık stratejik sektör kabul edilmelidir.
Son sözü ABD eski Dışişleri Bakanı Dr. Henry Kissinger‘a bırakalım :

  • “Petrolü denetlersen ulusları, yiyeceği denetlersen insanları kontrol edersin.”
    (Ulusal Güvenlik Araştırması Raporu 200 – NSSM 200)

Sevgi ve saygı ile. 06 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir