YENİDEN KURTULUŞ VE DİRİLİŞ İÇİN NE YAPMALI

Konuk Tarihçi Yazar : Güzide Filiz TUZCU’dan..

“YENİDEN KURTULUŞ VE
DİRİLİŞ İÇİN NE YAPMALI?”

Sevgili  Vatansever Dostlar;

Bir kez daha vurgulamak isterim ki;

  • TARİH, GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÖPRÜ KURARAK, GÜNÜMÜZ KİŞİ VE OLAYLARINI AYDINLATIR; ONUN İÇİNDİR Kİ TARİH, BİR MİLLETİN HAFIZASIDIR.”
    Hafıza bir insanda ne denli yaşamsal bir öneme sahip ise, TARİH de bir  millet için aynı düzeyde yaşamsal bir öneme sahiptir. Ancak bu tarihin “objektif kaynaklardan – doğru öğrenilmesi” koşuluyla… 

Söz konusu bu kaynaklardan kendimce kimi örnekler vermek isterim;

  1. NUTUK:  Tarihi bizzat yaşayan – gerçekleştiren ve yazan Büyük Atatürk’ün, bizlere bıraktığı eşsiz bir tarihi kaynaktır. (Bence her TÜRK, NUTUK KİTABINI birkaç kez okumalıdır ve iyice belleğine kazımalıdır. İnsan NUTUK’u  okudukça, o günleri sanki bizzat yaşamışçasına, “tarihi kişi ve olayları  ve de bu olayların günümüzle ilişkisini” çok daha iyi anlıyor. )
  2. Cumhuriyet Türkiye’sini doğru anlayabilmek için, Osmanlı Tarihini de nesnel (objektif) kaynaklardan iyi öğrenmek gerekiyor; bunlar içinde benim bizzat çok faydalandığım eserlerin başında Ord. Prof. Sayın Enver Ziya Karal “Osmanlı Tarihi gelmektedir.  Bunlar çeşitli ciltler halindedir ve Türk Tarih Kurumu basımıdır. Ayrıca Prof. Halil İnalcık ve Prof. Kemal Karpat hocalarımızın eserleri de fevkalâde önemli ve aydınlatıcıdır.
  3. Değerli hocamız Sayın Taner Timur’un Osmanlı Kimliği” ve “Osmanlı Çalışmaları” başlıklı eserleri de fevkalâde önemli tarih kaynaklarıdır.
  4. Çeşitli yerli ve yabancı bilim insanlarının eserlerinin derlendiği “Söğüt’ten İstanbul’a” adlı eser de önemli bir Osmanlı tarih kaynağıdır. (Derleyenler: Oktay Özel – Mehmet Öz, İmge Kitabevi 2000)
  5. Ayrıca değerli hocalarımız Prof. Türkkaya Ataöv’ün, Doğan Avcıoğlu’nun, Şerafettin Turan’ın, “Kadim Türk Tarihi, Cumhuriyet Tarihi, Avrupa Tarihi, Uluslararası  İlişkilerimiz” ile ilgili eserleri çok önemli tarihi kaynaklardır.
  6. Sayın Tarık Zafer Tunaya hocamızın “Türkiye’de Siyasal Partiler adlı üç ciltlik eseri” de Osmanlı devrinden başlayarak günümüz Türkiye’sine kadar gelen siyaseti ve siyasi partileri doğru anlayabilmek için oldukça önemli bir kaynaktır. Kanaatimize göre Sayın Prof. Mustafa E. Erkal’ın “Etnik Tuzak” adlı eseri de mutlaka okunması gereken bir eserdir.
  7. Osmanlı tarihini objektif ve canlı olarak bize sunan ünlü Fransız  tarihçisi Alphonse De Lamartine’in iki ciltlik “OSMANLI TARİHİ” kitapları da çok önemli bir kaynaktır. 
  8. Değerli Türk Büyüğümüz Sayın Turgut Özakman hocamızın bizlere miras bıraktığı, fevkalâde aydınlatıcı eserleri de önemlidir. Bilindiği üzere halkın kolayca anlayabileceği bir dille yazılan (ki bu husus çok önemlidir)  Çılgın Türklerbunlardan yalnızca bir tanesidir.  O’nun belki fazla adı duyulmayan bir başka kitabı da şudur: “Vahidettin, M. Kemal ve Milli Mücadele; Yalanlar, Yanlışlar, Yutturmacalar“.
  9.  Ayrıca Sayın Sinan Meydan’ın “Tarih Kitapları Serisi” de objektif ve aydınlatıcı olmaları açısından fevkalâde değerlidir.
  10. Uzun yıllar Batıda yaşayan, böylece Batılıların iç yüzünü, yaşayarak ve gözlemleyerek gören ve onların zihniyet ve eylem şifrelerini çözen, ancak aldığı milli terbiye nedeniyle vatanına, milletine ve ÖZ TÜRK DEĞERLERİNE yabancılaşmayançok genç bir yaşta (AS: 26? yaşında!?) profesör olan  Sayın Oktay Sinanoğlu‘nun eserleri de Türklerce mutlaka okunmalıdır diye düşünüyoruz… (Biz bu e-postamızla – aşağıda onun dikkat çekici – uyarıcı sözlerine yer vereceğiz)
  11. T.C.’de ezici çoğunluk “Müslüman” olarak bilindiğine göre, bilim insanlarının (ister Müslüman olsunlar, isterlerse olmasınlar, hatta isterlerse ateist olsunlar), İslâm dinini de, onun tek ve yegane kaynağı olan Kuran’dan “TÜRKÇE” okumalarının ve bu dini doğru tanımalarının ve halka doğru  tanıtmalarının da gerekli olduğu kanaatindeyizBu bağlamda Prof. Sayın Yaşar Öztürk’ün ve Büyük Türk Din Âlimi Sayın Elmalılı Hamdi Yazır’ın “Kuran” tercümelerini özellikle tavsiye ederiz. Sayın Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kurtuluş Savaşı” sürecini de lâyığıyla incelediği ve fevkalâde doğru bir anlatımla ortaya koyduğu “KURAN’IN  PENCERİSİNDEN  KURTULUŞ  SAVAŞI adlı eserini de önemle tavsiye ederim.
  12. Tavsiye edilmesi gereken, ancak burada hepsini saymamız elbette olanaklı olmayan pek çok değerli bilim insanı ve araştırmacının “tarih kitapları” da elbette ki vardır. Ben yalnızca ilk aklıma gelenlerden örnekler vermiş bulunuyorum.

PROF. OKTAY SİNANOĞLU’NUN
YENİDEN DİRİLİŞ VE KURTULUŞ İÇİN NE YAPMALI adlı eserinden birkaç alıntı yaparak, sizlerle paylaşma istiyorum:

–  Başlık: “BİR SAVAŞ NASIL KAYBEDİLİR? Kendileri dışında başka milletleri insandan saymayan, gözü dünmüş düşmanlar savaşı nasıl başlatır?

  1. Düşman gördüğü ülkenin üniversitelerinde, araştırma merkezlerinde hedef ülkenin tarihi, manevi gücünün kaynakları, gelenekleri, dini, dili,  edebiyatı, coğrafyası vs… üzerinde yıllarca çalışırlar, araştırmalar yaparlar ve o ulusun diline, dinine son derece vâkıf uzmanlar yetiştirirler.  Bunların bir kısmı o ülkeye, bilim insanı, din adamı, tüccar-işadamı, siyasi temsilci vs… şeklinde gelip, bilgi toplarlar. (Doktora tezi çalışmalarımda ben de bu yaşamsal hususu  saptadım; Batılılar,  yüzyıllardır Türk topraklarına sözde seyyahlar, tüccarlar, arkeologlar, misyonerler- ajanlar gönderip, hocamızın bahsetmiş olduğu gibi, Türklerle ve Türk topraklarında yaşayan azınlık gruplarla ilgili çeşitli hayati hususlarda bilgiler toplamışlar ve bunlara göre Türk Toplumunu içten içe bölmek için stratejiler – planlar gerçekleştirmişler ve bunları başarıyla yaşama geçirmişlerdir… Geçirmeye de devam etmektedirler… )
  2. Hedef ülkede, özellikle dini değişik olan azınlıklardan yetenekli bazı çocuklar seçilir, bunların adı ve kimliği değiştirilir ve bunlar yetiştirilir. Söz konusu bu gençler hedef ülkenin basınında meşhur edilir, onların önemli mevkilere gelmeleri sağlanır. (Altı küsur yüzyıllık Osmanlı döneminde de aynen böyle olmuştur; şöyle ki, aslında Türklerin kurduğu, emekleri, kanları ve canlarıyla yaşattıkları  bir Türk İmparatorluğu olan “Osmanlı İmparatorluğu’nda“, bilhassa II. Mehmet’ten (Fatih) sonra, Türkler devlet idaresinden tümden uzaklaştırılmışlar, ondan sonra da korkunç boyutlarda baskılara, şiddete ve sömürüye maruz kalmışlardır….)
  3. Düşman, hedef ülkede “her bakımdan vasat, kendi başına bir şey olamayacak, ulusal duygulardan zayıf, mevkie ve maddiyata düşkün, çeşitli zaafları olan kişileri” tespit edip, onlar vasıtasıyla birtakım gizli cemiyetler/dernekler kurdurur.  Bunlar da zamanla, basın-yayından, yönetim kadrolarından, üniversitelerden, iş çevrelerinden üyeler bulurlar. Ağ yayılmağa başlar… Ülkenin çeşitli bölgelerinde ve toplumun her kesiminde ağı yaymayı kolaylaştırmak için “yarı gizli dernekler” kurulur. Bu derneklerin liselerde, üniversitelerde ve şehrin çeşitli mahallerinde gençlik kolları bulunur. Böylece gençler “evrensel – küresel aldatmacasıyla” kandırılarak, gitgide kendi milli kültürlerinden, geleneklerinden, ulusal bağımsızlık ve vatan duygularından uzaklaştırılırlar. Belki bazı gençler hiç farkında bile olmadan, yabancı dış ülkeyle – yani gizli düşmanla bütünleşirler. 
  4. Nihayet, gizli cemiyet üyeleri, basın-yayında tanıtılarak, şişirilerek, ülkenin en üst kademelerine yerleştirilirler. Ondan sonra gidişat hızlanır…
  5. O devrin siyasal yapısına göre, üst yönetime veya siyasal partilerin üst kademelerine getirilmiş olan “üyeler“, dost postuna bürünmüş düşmanın istekleri ve talepleri doğrultusunda hareket ederler. Örneğin Avrupa Birliğine üyelik sürecinde “tek taraflı – bağlayıcı ve kısıtlayıcı gümrük antlaşması (1995)” imzalarlar. Bu antlaşmadan dolayı halihazırda Türkiye Devleti, 180 Milyar Dolar zarar etmiştir. Böylece bunlar, çok iyi dostlarına (!) ödün üstüne ödün vermeye başlarlar… Düşman sana her şeyi gümrüksüz satacak, ama senden bir şey almayacak veya yüksek gümrük duvarları ve kotalar koyacak. Böylece hedef ülkenin öz üretimi ve sanayisi kısa sürede çökertilecek. (Türkiye’de tarımın, hayvancılığın, zeytinciliğin, sanayisinin vs… çökertildiği gibi… Doğanın yok edilmeye çalışıldığı gibi…)
  6. Hedef ülke ihtiyacı olmayan borçlar almaya zorlanır… Önceleri düşük tutulan faiz, zamanla tefeci faiz oranına dönüşür… {Örneğin 1938 sonrası iktidar olanlar, hiç ihtiyaç olmadığı halde, Büyük Atatürk‘ün milli direktif ve politikalarıyla Merkez Bankasında biriktirilen  245 milyon dolarlık altın ve döviz rezervi varken,  (Kaynak: Editör Baskın Oran, Türk Dış Politikası Cilt 1, 1919 – 1980, İletişim Yayınları, İstanbul, 2003, s. 488.) iktidar olanlar, ABD’nin borçlandırma politikalarına boyun eğmişlerdir. Ondan sonra da borçlar katlanarak artmıştır ve bugünlere dek gelinmiştir! Tam sırası gelmişken Hz. Ali’nin “hayat dersi niteliğinde muhteşem bir sözünü” hatırlatmak isteriz: Borç alan, emir alır.” } Hedef ülkeye sözde “yardım” adı altında dayatmalar yapılır… Hedef ülke düşmana, pek çoğunu halktan gizlediği ödünler verir… Sürekli özelleştirme aldatmacası yapılıp, durulur… Artık hedef ülke batağa saplanmıştır. Hedef ülkenin gençleri kurtuluşu yabancı ülkeye gitmekte bulur ve bunun için başvuranların sayısı gittikçe artar!
  7. Tüm bunlar olurken, zemini yumuşatmak ve halkı oyalamakla görevli yerli ve yabancı “toplum ve kültür mühendisleri” var güçleriyle yıllardır çalışmaktadırlar… 
  8. Hedef ülke, ülke içindeki işbirlikçilerin yardımlarıyla adım adım fethedilir...”

(Söz konusu bu hayati konuya Büyük Atatürk ve Türk Büyüğümüz Mehmet Akif Ersoy da, dikkat çekmişler ve şöyle demişlerdir:

Bir ülke dışardan gelen saldırılarla, aleni düşman ordusuyla, top ve tüfekle yıkılmaz, ancak içten içe, yani düşman işbirlikçisi – hainlerce yıkılır. Zaten en tehlikeli – en zararlı düşman da, içimizdeki maskeli – gizli vatan düşmanlarıdır…” )

(YANİ HER ZAMAN BİR KALE, “İÇTEN KOLAYCA FETHEDİLİR“; ZATEN EMPERYALİST BATILILAR DA BU HUSUSU ÇOK ÇOK İYİ BİLMEKTE VE UYGULAMAKTADIRLAR:

BATILILAR,  PADİŞAHLARIN KENDİ KEYFİ KARARLARINA,
YA DA  BATILI DEVLET LİDERLERİNİN İSTEMLERİ DOĞRULTUSUNDA OSMANLI DEVLETİNİN ÜST KADEMELERİNE VEYA KÖŞE BAŞLARINA YERLEŞTİRDİKLERİ, YERLİ  DÜŞMAN İŞBİRLİKÇİLERİN – DEVŞİRMELERİN YARDIMLARI VE CASUSLUK HİZMETLERİYLE” KOSKOCA OSMANLI İMPARATORLUĞUNU YIKMIŞLARDIR.)

PROF. DR. OKTAYA SİNANAOĞLU
(Kaynak: YENİDEN KURTULUŞ VE DİRİLİŞ İÇİN NE YAPMALI”, OTOPSİ YAYINLARI, İSTANBUL, 2004, S. 127, 176, 213 – 217)
====================================

Teşekkürler değerli konuk yazar Sn. Güzide Filiz Tuzcu
Pek çok önemli kaynaktan dikkate değer bir derleme olmuş..
Türkiyemzin geçmişte yaptığı ürkünç (vahim) hatalara düşmeyeceğini umarız. Tarih, kendisinden ders almayan aptallar için ”tekerrürden ibarettir” yalnızca..

Sevgi ve saygı ile. 08 Haziran 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir