Sağlıkta Dönüşüm Programı Sağlık Çalışanlarının Yaşamına Mâl Oluyor!

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın uygulanmaya başlamasıyla (AS: Haziran 2013) birlikte,
– hastaneler ticarethaneye
– hastalar da müşteriye dönüşmüştür.

Kârlılığı artırmak amacıyla kısa sürede çok hasta bakmak, gereksiz tetkikler istemek olağanlaşmıştır.

Bu sistemde beklentileri yükselen ancak nitelikli bir sağlık hizmetine de ulaşamayan hastalar, tek sorumlu olarak sağlık çalışanlarını görmektedir. Toplumsal ilişkilerdeki iletişimsizlik ve hoşgörüsüzlüğün de etkisiyle sağlık alanındaki şiddet olayları gün geçtikçe artmaktadır.

Üniversite hastaneleri, performansa dayalı döner sermaye ödeme sistemine geçilmesiyle birlikte finansal kriz içine girmişlerdir. Öbür sağlık kuruluşlarında tanı, tedavi ve izlemi yapılamayan zor ve karmaşık olgulara tedavi hizmetini sunan, çoğu hasta için son başvuru noktası olan üniversite hastaneleri, giderek artan borç yükü altında çöküşe doğru sürüklenmektedir.

Bu çöküşün nedenlerine baktığımızda ilk dikkati çeken nokta, üniversite hastanelerinin sağlık harcamalarının büyük bir oranının döner sermaye kaynaklarından gerçekleşmesidir. Başka bir anlatımla, üniversite hastaneleri döner sermaye gelirlerine mahkum edilmişlerdir.

Öte yandan, Sağlık Uygulama Tebliği’nin (SUT) fiyatlarının yaklaşık 10 yıldır güncellenmemesi nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurulu (SGK) tarafından sağlık hizmeti üretme maliyetlerinin çok altındaki değerlerde geri ödeme yapılması, üniversite hastanelerini büyük bir borç yükü altına sokmuştur. Kamu üniversite hastanelerinin toplam borcunun 4 milyar TL’yi aştığı, son beş yılda borçların 2,7 kat arttığı bilinmektedir. Borçların büyük bölümü ilaç, tıbbi sarf (AS: tüketim) malzemesi ve laboratuvar giderlerinden oluşmaktadır. Ödeme süreleri 250 günden başlayıp (AS: 8 aydan uzun!) 3-4 yılı bulabilmektedir.

Günümüzde bir sağlık işletmesine dönüştürülmüş olan ve ödeme güçlüğü çeken üniversite hastanelerinde yönetici olan hekimler, büyük baskılar altında görevlerini sürdürmektedirler. Geçtiğimiz hafta alacaklı bir medikal firma yetkilisinin silahlı saldırısı sonucu yaşamını yitiren Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen, sağlıkta ticarileşmenin son kurbanı (AS: ama bitmeyecek!) olmuştur.

  • Tıp fakülteleri hastaneleriyle birlikte, işletme değil; bilim üreten, öğrencilerini geleceğe en iyi biçimde hazırlayan, nitelikli sağlık hizmeti ile eğitimin iç içe verildiği kurumlar olmalıdır.
  • Sağlık çalışanlarının yaşamlarına mal olan Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan vazgeçilmeli,
  • İnsanı odağına alan, ücretsiz, nicelikten çok niteliği önceleyen, basamaklandırılmış bir
    sağlık sistemi yaşama geçirilmelidir.

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi
=========================================
Dostlar,

Sağlık sektöründe sürüklendiğimiz yer akıl ötesidir.
Kâr hırsı sağlık sektöründe de başta AKP iktidarı olmak üzere iç ve dış piyasanın (sermayenin) gözünü (sağduysunu!) kör etmiştir.
Ödenmekte olan bedel çok ağırlaşmıştır, sürdürülemez kerteye dayanmıştır ve inat edilirse
daha da ağır faturalar ödeneceği kesindir.
Kesintisiz 13 yılını tamamlayan kökü dışarıda, IMF – DB dayatması olan bu sistem (Health Transformation), dayatma ile uygulatıldığı ülkelerde çok yönlü ağır bunalımlara yol açmıştır.

KüreselleşTİRmenin temel kaldıraçlarından olan SAĞLIKTA ÖZELLEŞTİRME – TİCARİLEŞTİRME – PİYASALAŞTIRMA – HASTALARI MÜŞTERİLEŞTİRME süreçleri giderimi (telafisi) olanaksız zararlar doğurmuştur..

  • Temel kuramsal ideolojik çerçeve olan KÜRESELLEŞME (=Yeni emperyalizm!)
    artık çökmüştür!

Başta ABD, İngiltere, AB ülkeleri olmak üzere oyunun = KUMARHANE KAPİTALİZMİ’nin
motoru olan SERBEST TİCARET’i terk ederek katı korumacı politikalara dönmektedirler, dönmüşlerdir büyük ölçüde.

Dolayısıyla sağlık  politikalarının da artık yerel + küresel sermaye ortaklıklarının (tekellerinin!) çıkarları odaklı değil; ULUSAL ÇIKAR / YARAR odaklı olarak yeniden tasarımı zorunludur.

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep AKDAĞ çok ağır bir tarihsel sorumluluk altındadır…
Partisi AKP’nin doğru yönlendirilmesini sağlamak zorundadır. Yanlıştan dönmek erdemdir. Küresel koşullar AKP’nin iktidar olduğu 3 Kasım 2002 seçimlerinden bu yana köklü biçimde değişmiştir. Türkiye’nin, kör kuruşun hesabını sorması gereken kalkınmakta olan bir ülke olarak verimsiz kaynak kullanımına dayancı (tahammülü) yoktur. Son 14 yılda sağlık sektöründe kabaca birkaç yüz milyar dolar ulusal servet heba edilmiş, ilgili sermaye çevrelerinin ve
kimi siyasilerin – yöneticilerin ceplerine aktarılmıştır.
Yine de skandallar hemen her gün basına bile yansımaktadır.

Halkımızın sağlık düzeyi göstergeleri, bu sektörde harcanan muazzam servet ile asla uyumlu değildir.

SGK, finansal yoğun bakımda dev bir kara deliktir ve bütçe açığının hatta cari açığın temel nedenlerindendir. Finansal sürdürülebilirliği kalmamıştır ve bu çıkmaz doğrudan ilgili Bakanlarca bile itiraf edilmektedir.

Çare;

  • KESİN OLARAK KORUYUCU SAĞLIK HİZMETİ OMURGALI, Kamusal,
    Basamaklı, kazanç amaçlı olmayan SOSYAL NİTELİKLİ SAĞLIK SİSTEMİDİR..
    Dünya bu yöne kaymaktadır. Ulusal gelirden, önemli oranda, vergi temelli %5-7 düzeyinde bir harcama ile çok daha sağlıklı bir topluma erişmek olanaklıdır. Türkiye halen bu orandan daha fazlasını kayıt içi – dışı harcamaktadır.

ŞEHİR HASTANELERİ Batı’da denenmiş ve iflas etmiştir. 
Türkiye bir kez daha laboratuvar / deney ülkesi yapılamaz, yapılmamalıdır!

  • SAĞLIKLI + EĞİTİLMİŞ insangücünün sosyo-ekonomik kalkınmanın en temel girdisi olduğu gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır.

Türkiye’nin kişi başına 10 bin Dolar / yıl gelir eşiğini aşması insanına yatırım ile olanaklıdır. Tersinden söylemek gerekirse, günümüzdeki çok yönlü tıkanma, insangücümüzün nitelik sorununa doğrudan bağlıdır.

Daha sağlıklı ve daha eğitimli bir toplum dışında çıkış yoktur!

Türkiye, Ulusal nitelikli sağlık politikalarını üretebilecek ve yürütebilecek ciddi bir özgüce (potansiyele) sahiptir. Sitemizde konuya ilişkin onlarca yazı vardır.

– Sağlık Düzeyi Ölçütleri / Göstergeleri
– Sağlık Ekonomisi
– KüreselleşTİRme ve Halk(ın) Sağlığı
….. Tıp Fakültesi ders notlarımız (kapsamlı power point yansıları) yol göstericidir.

  • Erdoğan, bir kez de ”Sağlıkta da kandırıldım..’‘ diyebilir, demelidir. 

    Sevgi ve saygı ile. 05 Haziran 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir