PADİŞAHIN TEBAASI OLMAK YA DA YURTTAŞLIK…

PADİŞAHIN TEBAASI OLMAK
YA DA YURTTAŞLIK…
 

Nusret KEBAPÇI

Başlığı okuyunca, memlekette padişahlık kalkalı neredeyse 100 yıl oldu hala neyin tartışmasını yapıyoruz dediğinizi duyar gibi oluyorum ama… İnanın söylediğiniz gerçeği hiç mi hiç yansıtmıyor.
Tabi burada ülkeyi yönetenlerin kendilerini padişah gibi görmeleri değil benim kastettiğim… Hatta bazı valilerin… Kaymakamların…
Belediye başkanlarının, kendilerini halkın çok üstünde görerek ve halkın yararına harcanması gereken paraları…
Lüks… Gösteriş ve… Saltanat için harcamaları da değil.
Benim anlatmak istediğim… Padişahlığın kaldırılmasının üzerinden neredeyse 100 yıla yakın zaman geçmesine karşın bir türlü yurttaş olamayıp hala tebaalığı sürdürmeye çalışmamız…
Aslına bakarsanız çok fazla araştırma yapmaya, kanıt toplamaya falan gerek yok…
Yalnızca ülkenin belli başlı siyasi konularında alınan tutuma bakın,
gerisi zaten çok kolay anlaşılacaktır…

Hatırlar mısınız? Bir zamanlar Ergenekon, Balyoz türünden operasyonlar yapılıyor,
dalga üstüne dalgalar yaratarak… Üstelik çeşitli yerlere gömülen silahların bulunmasıyla suçlu bir Ordu yaratılmaya çalışılıyordu.
Öyle işler yapıldı ki hemen tüm halk çok ciddi bir darbe tezgâhından kurtulduğu için operasyon yapanlara minnet bile duydu… Kimse olayların önü nedir? Arkası nedir? Sorgulamadı bile…Derken adına “Demokratik Açılım” denilen süreç başlayıverdi…
Kimi zaman “Milli Birlik Kardeşlik… “ Kimi zaman da “Çözüm Süreci” denilen…
“Analar ağlamasın”, “Kan dökülmesin”, “Şehit olmasın” söylemleri eşliğinde…
PKK’nın serbest bırakılıp…
Askerin ise elinin kolunun bağlandığı bu dönemde de tutum değişmedi…
Neden bunu yapıyoruz, gerçekte ne oluyor? PKK silah bırakıp gider mi?
Ya da gidiyor mu? Bu işin arkasında ne var?
BOP eş başkanlığı nedir? Hiç sorgulanmadı…

Tüm yapılanlar “padişahım çok yaşa” türünden yanlış da yapılsa,
doğru da olsa desteklendi… Tabi bu tutum sadece bunlarla sınırlı kalmadı…
İsrail’le yaşanan “van münite” olayında ve barışılmasında…
Rus uçağının düşürülmesi ve özür dilenmesinde de hep yaşandı.
O kadar ki, yeni hazırlanan, içinde Türk Milleti’nin olmayacağı anayasa
için bile durum çok ümitli değil… Demek istediğim…
Bizi yurttaş yapan sadece padişahlığın kalkması ya da oy kullanmış olmamız değildir…
Ne zaman ki yukarıdan dayatılanı sorgular… Tartışır…
Beğenmediğinize örgütlenir, tepki koyarsınız… İşte o zaman yurttaşsınızdır.
Ya da tüm yapılanları sineye çeker… Katlanır… İtaat ederseniz de tebaa…
Bu kadar açık… (10–07–2016)
=======================================
Dostlar,

Değerli yazar – düşünür Sn. Nusret Kebapçı‘nın 15 Temmuz 2016 ‘darbe girişimi’nden
5 gün önce yazdığı makaleyi, 11 ay sonra paylaşmak istiyoruz..

Özellikle 16 Nisan 2017 tarihli deli saçması Anayasa değişikliği halkoylamasının
kendisinin ve YSK’nın açık hukuksuzuğunun ardından..

Nitekim AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) raporu o denli net ve açık ki!

Boğulmakta olan adamın kendi saçlarından ‘yukarıya’ çekmesi (!) ne ölçüde anlamlı ise??

16 Nisan 2017 tarihli deli saçması Anayasa değişikliği halkoylaması sonucu hükümsüzür!

Sevgi ve saygı ile. 04 Haziran 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir