Türkiye’den kaçan Türkler!

Türkiye’den kaçan Türkler!

Rahmi Turan
SÖZCÜ, 18 Mayıs 2017

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Güzel Türkiye’mizin her geçen gün “yaşanması zor” bir ülke haline geldiğini görüyoruz.  Devam eden kavgalar… Çekilen acılar…
Verilen kayıplar… Ağlayan analar… Artan geçim sıkıntısı…
Yoksulluk içinde yaşam savaşı veren kitleler…
Hukuk, yasa, adalet, ahlâk, vicdan ve insaf erozyonunun yanı sıra güvenlik endişesine kapılan bir kısım varlıklı insanlar Türkiye’den kaçmaya başladılar!
Sık sık şu mealde haberler geliyor:
“Yunanistan’da ve Yunan adalarında ev satın alan Türkler arttı.”
“Paralı aileler Londra’ya göç ediyor.”
“İspanya’nın Barselona kenti Türklerle doldu.”
“Konut satın alarak Kanada’ya göç eden Türklerin sayısında artış var!”
“Amerika’ya büyük talep var. Florida, Miami gibi kentler Türklerin satın aldığı evlerle dolu.”
Vay canına! Ne oluyoruz? Nedir bu moral çöküntüsü ile kaçış?
* * *
Bu güzelim yurdu kimlere bırakıp da gidiyorsunuz beyler, hanımlar?
Zoru görünce kaçmak var mı böyle? Anlıyorum, bütün bu kişilerin ve ailelerin güvenlik endişeleri var. Korkuya varan bir kaygı yüreklerini sarmış, gelecekten umutlarını kesmişler!
Peki, böyle bir korku, böyle bir panik Türk insanına, vatan sevgisine, yurtseverliğe yakışır mı? Bunların memleket aşkı yok mu? Doğrusu ülkeyi bırakıp kaçanları ya da kaçma planları yapanları duydukça üzülüyor “Milletçe ne hale geldik?” diye kahroluyorum!
* * *
Peki, ne yapmalı? Vatanımızda kalıp, ülkemiz için mücadeleye devam etmeliyiz.
Korkmak yok! Korkanlar bu ülkenin evlâtları değildir!
İzmir’de haftalık yayınlanan ekonomi gazetesi “Gözlem”in yayınladığı bir araştırma sonuçlarına göre 2016 yılında “6 bin Türk milyoner” ülkeden göç etmiş.
Araştırmayı yapan kuruluş “Milyonerler çoğunlukla çocuklarının daha iyi bir eğitim alması için ve kişisel güvenlik arayışları nedeniyle ülkelerini terk ediyor!” diyor.
Demek ki devlet, vatandaşta güvenlik duygusu yaratamıyor.
Devlet bunu yapamıyorsa millet olarak biz yapalım, aramızdaki çekişmeleri bırakıp, milli birlik ve berberliğimizi sağlamak için şapkamızı önümüze koyup düşünelim.
En akılcı yol bu sorunu sandıkta çözmektir. 2019 umut yılı olabilir.

Dağdan gelip bağdakini kovmak!

Üstteki yazıda Türkiye’den kaçan Türkleri eleştirdim. Ülkemizde bir de tersine kaçış olayı var!
Suriyeliler, Afganlar, Iraklılar da Türkiye’ye kaçıyor… Afrika ülkelerinden yığın yığın gelenler de var. Bir göçmen ülkesi haline geldik… Sokakta, caddede, otobüste, metroda bunlara hep rastlıyoruz. Hadi anlayışlı davranıp “Yerlerini yurtlarını kaybeden garip kişilerdir” diye onlara acıyalım… “İnsani duygular yardım etmemizi gerektirir” diye düşünelim.
Tamam da… O sığınmacıların da buna lâyık olmaları, ülkemizin insanlarıyla uyum sağlamaları gerekir, değil mi? Fakat nerdeee?
* * *
“Dağdan gelen, bağdakini kovar” diye ünlü bir sözümüz vardır. Bu söz girdiği ortamı rahatsız edici tavırlar sergileyen insanların davranışlarını ifade eder. Sığınmacılar da başka ülkelerden geldiler, bizi kovacaklar sanki! Gazetelerde Suriyelilerin yedikleri haltları sık sık okuyoruz… Savaştan kaçtılar, başımıza dert oldular. Bunların başta Hatay olmak üzere çeşitli illerde olaylar çıkarttıklarını duyuyoruz. Birkaç gün önce de İstanbul’da gece yarısı bir genç çıkan kavgada bıçaklanarak öldürüldü. Katiller Suriyeli!
Sultangazi’de ucuz kiralık evlerde kalan Suriyeliler, mahallenin kızlarını taciz edince olay çıkmış, kızları korumak isteyen bir Türk genci, sığınmacılar tarafından bıçaklanmış!
Zavallı genç, hastanede can vermiş!
Bunlar, çaresizlikten ülkelerini terk edip, Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldılar, diyelim.
Peki, niye rahat durmazlar? Niye bir sürü pis işe bulaşırlar? Niye gasp, hırsızlık, soygun gibi
suç işlerler? Neden adam öldürürler?

Başbakan dahil, AKP’li tüm yetkililere sesleniyorum                        :
“Oy kaygısıyla sığınmacıları Türkiye vatandaşı yaparsanız, ileride çıkacak daha vahim olayları önleyemezsiniz. Savaş bittikten sonra hepsi memleketlerine geri dönmeli!
Bunların Türk vatandaşı olması, Türkiye için tehlikedir.”
======================================
Dostlar,

Usta (kıdemli, duayen) gazeteci Sn. Rahmi Turan‘ın bu yazısı tarihe not düşer niteliktedir.
Bu önemi yazının bizce altı çizilmesi gereken 2 çok önemli iletisi var :

  1. Vatanımızda kalıp, ülkemiz için mücadeleye devam etmeliyiz.
    Korkmak yok! Korkanlar bu ülkenin evlâtları değildir!
  2. Savaş bittikten sonra hepsi memleketlerine geri dönmeli!
    (Suriye, Irak.. kökenli 3-4 milyon sığınmacı..)

Ülkemizin bu zor –ama bitmek üzere olan– AKP – RTE döneminde caaaaanım Türkiye’yi terk etmek kınanmanın ötesinde lanetlenerek mahkum edilmesi gereken onursuz – sefil bir davranıştır.

  • Vatan, uğrunda ölenlerin saygın – sevgin (aziz) anısıyla – kanı/canıyla Vatan olur!

Hep yazıyoruz.. Türkiye bu lanetli yılları da aşacak.
Siyasal örgüt / Parti öncülüğünde politik savaşım (mücadele) vererek..
Meşru direniş hakkını kullanarak..
Sonra; bu siyasal partilerin YAŞAMSAL ULUSAL KONULARDA ortak davranması..
Önümüzdeki hedef, erken seçim olmazsa, -bu arada erken seçim olasılığına karşı da hazır olunmalı!- Mart 2019 yerel seçimleridir. Bu seçimde AKP dışındaki partiler kurumsal kimliklerini koruyarak seçim işbirliği yaparlarsa hem yerel yönetimlerde temsil oranları artar hem de bu sonucun doğal politik türevi olarak AKP erimeye başlar. 3 Kasım 2019 genel seçimi büyük ölçüde kolaylanmış olur. Aynı strateji ile bu kez AKP karşısında büyük ulusal stratejik seçim işbirliği yapacak siyasal partilerin Vekil sayıları artar ve AKP iktidardan in-di-ri-lir!

Gerçek çoğu kez çook yalındır..
Onun böylesine “yalın” oluşuna çoğu insan inanmak istemez..
Baksanıza çöküş nasıl da gümbür gümbür geliyor!

Trump, 20 bin km uzaktan uçup gelen AKP’li Erdoğan’a 20 dakikacık ayırdı.. O’nu yalnızca 5 dakika dinledi ve 5 dakika hitap etti (10 dakika çeviri).. Demokratik haklarını kullanarak AKP’li Erdoğan’ı protesto eden ABD’deki Türklere tahammül gösteril(e)medi ve yandaşlar + Erdoğan’ın silahlı korumaları bir avuç protestocuya birlikte ağır şiddet uyguladılar.. ABD polisi de bu koruma polislerini copladı! Yazık değil mi bu vatan evlatlarına.. Bunlar Türk polisi değil mi? Neden böyle yanlış yönlendirirsiniz insanları? Bırakın yapsın protestosunu insanlar.. ABD yasaları ve evrensel hukuk demokratik protestoyu bir hak olarak tanıyor. Sınır aşılırsa zaten ABD polisi karışır (müdahale eder)..

Görün ki sorun, ABD’deki Türkiye büyükelçisinin kovulmasını istemeye dek tırmandı. Senatör J. McCain, Türk büyük elçinin “persona non grata” ilan edilerek deporte edilmesini (sınır dışı edilmesini) isteyebildi!

Bu kadro, bu iflas etmiş anlayış, bu bitip tükenmeyen Cumhuriyet kini – nefreti ve mide bulandıran kibir.. Yandaş medyada gerçeği görenler ve yazıları / nafile uyarıları da artıyor.. Fiyaskoyu örtmekte, her şeye karşın allayıp pullamakta epey zorlanıyor, başaramıyorlar. TRT günah keçisi yapılıp operasyona uğruyor.. Uzatmayalım.. sürdürülebilir mi bu öfke kasırgası?
21 Mayıs 2017 operasyonu (Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına getirilmesi) “exodus“u (çöküş) önleyemeyecek, tersine hızlandıracaktır.. Bu sonucu, bu operasyonu yapanların gör(e)memesi olanak dışı.. Eee, o halde??

Çanlar çın çın çın… ötüyor.. “Hayır” dır inşallah..

Sevgi ve saygı ile. 18 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir