ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH

ÇAMUR DERYASINDAKİ
“DERİN” TARİH

Zeki Sarıhan

Her sınıfın tarihi farklıdır. Her sınıfın da tutulmuş veya gönüllü tarihçileri vardır. Bir tarihçi geçmiş olayları yorumlarken gelecekte nasıl bir ülke ve dünya özlediğini de anlatır. Bir kısmı çok “derin”lerdeki çamurlarda gezinir…

Son günlerde “ödenekli” tv kanallarına bağdaş kurup sözüm ona tarih bilgilerinden milleti “istifade ettirme”ye çalışan birtakım adamların Atatürk hakkında söyledikleri toplumdan sert ve haklı bir tepki gördü. Bu zatlar, artık bütünüyle tarihe göçmüş olması gereken bir sınıfın tarihini yazarken kendilerine yakışanı yapıyorlar.  Belge aramıyorlar, olguları titiz bir bilimsel elekten geçirmeye ihtiyaçları yoktur. Atatürk’e hınçları, onun laikliği bir devlet düzeni haline getirmiş olmasıdır. Gününü çoktan tamamlamış medresenin küf kokan hücrelerinden başını kaldırıp tv’lerden konuşturulan bu kişiler, kadının iş hayatına atılmasına, tek eşli evliliğe karşıdırlar. Kölelik ve cariyeliği savunmaktadırlar. Onlar için dünyada Müslüman ve gâvur olarak iki çeşit insan vardır. Uygarlık da gâvurluktur.

Bu son olayda da görüldüğü gibi kadınlar üzerinden harekete geçiyorlar.  Bu kadınlardan biri, bütün analar gibi Atatürk’ün eli öpülesi annesi Zübeyde Hanım’dır.  Atatürk’ün gözden düşürülmesi için önce annesinin gözden düşürülmesi gerekir. O’nunla ilgili iddialarını bundan 15-20 yıl önce Milli Eğitim Bakanlığında dağıttıkları bir bildiride dile getirmişlerdi. Sözüm ona bunu bir belgeye de dayandırıyorlardı. Bu “belge”nin tümden acemice uydurulmuş olduğu uzmanlar tarafından açıklanmıştır.

Belge uydurmak, yalan söylemek, iftira atmak, bu dünya görüşüne sahip olanların her zaman başvurdukları bir yöntemdir. Sözü edilen ikinci kadın, tarih öğretmeni ve Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşı Afet İnan’dır.  Onun Çankaya’nın nikâhsız kadını olduğunu söylemişler.

SANA NE?

Bundan 20 yıl kadar önce Ankara Milli Eğitim Müdürlüğünde müdür yardımcılığı yapmakta olan bir arkadaş bana dedi ki: “Milli Eğitim müdürü bir kadınla görüşüyor. Bir fotoğrafçı gönderin, daireden çıkarlarken birlikte fotoğrafını çektirin ve dergide basın”

Ona dedim ki: “İşin mi yok arkadaş? Bize ne müdürün bir kadınla görüşüp görüşmediğinden. Biz onun eğitim uygulamalarıyla ilgiliyiz.”

Atatürk’ün veya başka bir devlet ileri geleninin hangi kadınla görüştüğü kimseyi ilgilendirmez. Onlara verilecek en kestirme yanıt: “Sana ne!” olmalıdır?

Bu ülkede siyasi hayata kasetlerle yön vermeye kalkanlar oldu. Tarih dedikoducuları, iddialarında etkili olabilmek için toplumumuzu en zayıf olduğu yerden yakalamışlardır.
Bundan 20 yıl önce aynı iddialar ileri sürüldüğünde neden bu kadar tepki gösterilmemişti de şimdi büyük bir kesim ayağa kalktı. Çünkü 20 yıl önce bunu ileri sürenlerin toplumda küçük bir azınlık bile oluşturmadığı sanılırdı. Zaten bu iddiaları açık adlarıyla da yapamazlardı.
Milli Eğitim Bakanlığında dağıtılan bildiri, herkes binayı boşalttıktan sonra masalara gizlice konulmuştu. Şimdi tv kanallarından yayınlanıyor!

Bakmayın kerhen tutuklama kararı çıkartıldığına ve kerhen verilen “tasvip etmiyoruz” demeçlerine, bu zihniyetin arkasında bir iktidar vardır. Televizyon kanalları vardır. İtibar edilen dergileri, satın alınıp dağıtılan kitapları, konferans vermeleri için salonlarını onlara açan belediyeler vardır.

YALNIZ ONLAR MI?

Ne yazık ki kişilerin soy ve sopları, anababaları üzerinden politika yapmak, yalnız bu takıma özgü değildir. Uzun süredir kimlerin anasının babasının Ermeni, Rum, Gürcü, Selanik dönmesi olduğu konusunda yazan az yayınla karşılaşmadık. Gericilikle modern görünümlü ırkçılık, birbirleriyle çarpışsalar da toplumu böyle zehirliyorlar. Bu anlayıştan ne gerçekçi bir tarih çıkar ne de bununla sağlıklı bir toplum kurulur.

Günümüz iktidarı bu iki anlayışı siyasetinde birleştirmiş bulunuyor. Onun başlıca iki hedefi vardır: Biri
ırkçı bir anlayışla ve Osmanlı özlemleriyle Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürüklemek,
– diğeri, ülkeyi bir körfez diktatörlüne çevirmek.

Yazık onlarla hâlâ bir “Milli Cephe” kurmaya çalışan aymazlara. (16 Mayıs 2017, 17.45)
=============================

Çoook teşekkürler değerli dostumuz Sn. Zeki Sarıhan… 
Yazdıklarınızı bütünüyle paylaşıyoruz..

Sevgi ve saygı ile. 17 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir