Mühürsüz oy pusulalarının tamamında ‘Evet’ çıktı

Özkiraz: Mühürsüz oy pusulalarının tamamında ‘Evet’ çıktı

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Kapanan AKAM’ın sahibi Kemal Özkiraz, “Benim partilerden, sandık gözlemcilerinden aldığım bilgiler, mühürsüz oy pusulalarının tamamında ‘Evet’ çıktığı yönünde. Böyle bir şey tesadüfle açıklanamaz” dedi.

[Haber görseli]

Referandumdan ‘Evet’ çıkması halinde anket şirketini kapatacağını açıklayan Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi’nin (AKAM) sahibi Kemal Özkiraz, dediğini yaptı, şirketi kapattı.

“Yenildiği için değil anket yapmanın anlamsız hale gelmesi nedeniyle bu kararı aldığını” belirten Özkiraz “1 milyon oyun iptal edildiği, 2.5 milyon oyun mühürsüz kullanıldığı bir ülkede doğruyu bilip bilmediğimize, yanılıp yanılmadığımıza emin olamadığımız bir ortamda anket yapmanın ne anlamı var” diye sordu.

‘MÜHÜRSÜZ PUSULALARDAN ‘EVET’ ÇIKTI’

Gazete Duvar‘dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre Özkiraz şunları ifade etti:

“Benim partilerden, sandık gözlemcilerinden aldığım bilgiler, mühürsüz oy pusulalarının tamamında ‘Evet’ çıktığı yönünde. Böyle bir şey tesadüfle açıklanamaz. YSK’nin acilen
kaç mühürsüz oy pusulasının kabul edildiğini açıklaması gerekiyor. Bu seçim sonucunu etkilemeyecek sayıda olsaydı zaten YSK açıklar, kimse de itirazını sürdürmezdi. Belli ki mühürsüz oy pusulaları bu seçim sonucunu belirlemiştir. Kimi kaynaklar 2- 2.5 milyon oydan sözediyor. Bu da katılıma göre %6 gibi bir orana karşılık geliyor. 900 bin oyun geçersiz sayıldığı bir yerde mühürsüz oy pusulası gerçekten bu denli çoksa, ortada bir hile var demektir. Hileli bir seçimi okumak nasıl doğrudur bilemiyorum.” (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ siyaset/720991/Kilicdaroglu__gizli_oylar__dahil__Hayir_in_son_durumunu_acikladi.html, 18.4.17)
==============================
Dostlar,

Halkoylamasında yapılan hukuksuzluğu YSK Başkanı Sadi Güven kameralar önünde itiraf etti o gece (16.4.2017).. Mühürsüz oy pusulaları ve zarfları kullanıldığını, ancak bunların YSK’ya ait olduğunu, dışarıdan getirilmediğini, AKP’nin ricasıyla da bu oyların dışarıdan getirildiği kanıtlan(a)madığından, halkın iradesi yansısın diye geçerli sayıldığını belirtti..

Neresinden tutulmalı, tutulabilir ki?? 10 soru sıralayalım ve yanıt arayalım :

1. Böylesine usulsüz kullanılan oy sayısı ne kadardır, YSK açıklamak zorundadır. Evet – Hayır oyları arasında 1,3 milyon fark vardır. 298 sayılı yasanın 98 ve 103. maddelerine göre geçersiz oy sayısı 2,5 milyon olarak belirtilmektedir. Bu oyların “hayır” oyu olmadıkları, olamayacakları açık – kesin olduğuna göre, söz konusu 2,5 milyon yasa dışı “evet” oyu dışarıda tutulursa, halkoylamasından HAYIR çıkması gerektiği anlaşılmıyor mu?
2. Bu durumda YSK, halkoylamasının yönünü tersine çevirmiş olmuyor mu?
3. YSK’nın halkoylaması öncesinde yayımladığı 135/1 sayılı genelgede belirtilen kurallara aykırı değil midir mühürsüz oy pusulası ve zarf kullanmak? (Bu genelge 298 sayılı yasaya dayalıdır.)
4. YSK’nın web sitesinde yer verdiği seçmenlere uyarı posterinin en başında mühürsüz oy pusulası ve zarfların geçersiz olacağı belirtilmemiş midir?
5. 298 sayılı yasanın 98 ve 103. maddelerine göre mühürsüz oy pusulası ve zarf kesin olarak geçersizlik nedeni belirtildiğine göre, yasanın BUYURUCU KURALI karşısında YSK’nın yorum yaparak bu düzenlemeyi aşma olanağı var mıdır?
6. 6’sı Yargıtay’dan, 5’i Danıştay’dan kendilerince seçilen 11 yüksek yargıçtan (y asıl + 4 yedek) oluşan Yüksek Kurul, Hukuk Fakültelerinin 1. sınıfında okutulan “Hukuk Başlangıcı” derslerinde öğretilen hukuk metinlerinin yorum kurallarını bilmediği kabul edilebilir mi?
7. Yasaların buyurucu (emredici) kurallarına karşın tersi yönde yorumla işlem yapmak o işlemi yok hükmünde kılmaz mı? Böylesi bir işlem mutlak mutlan ile sakat, hükümsüz değil midir?
8. Yasaların buyurucu (emredici) kurallarına aykırı işlem ve eylemler suç oluşturmaz mı? YSK’nın bu TAM KANUNSUZ işlem – eyleminin yaptırımı nedir?
9. Buyurucu (emredici) olsun ya da olmasın mevzuat hükümleri karşısında bu kuralları uygulama durumunda olan YSK’nın halkın siyasal iradesi sandığa yansısın” biçiminde bir gerekçe / kaygı hakkı ve yetkisi var mıdır?
10. Yapılan ve kameralarla da yurdun birçok yerinde saptanan “evet” yanlısı usulsüzlükler tersine, “hayır” lehine olsa ve diyelim CHP ricacı olsa idi YSK buna da “tamam” der miydi?
*******
Açık usulsüzlük süreci ve irdelemesi aşağıdadır. Olacak şey değildir… Hukuk kalmamıştır.

YSK, Anayasanın 79. maddesinde yer alan aşağıdaki düzenlemelere mi güvenmektedir?

  • “……şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlam”
  • “Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.” 

    Anayasa ve İdare Hukuku öğretisinde (doktrininde) YSK kararlarının Anayasa Mahkemesine taşınabileceğine ilişkin görüşler ve örnekler vardır. Ankara Belediye Başkanlığına aday Mansur Yavaş’ın Melih Gökçek’e karşı YSK kararını Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ile taşıması belleklerdedir. YSK, Anayasa’nın Yargı / Yüksek Mahkemeler bölümünde yer almamaktadır. Anayasa kendisinden açıkça mahkeme olarak söz etmemektedir. Ayrıca Anayasa’da 148. madde ile tanınan Bireysel Başvuru hakkı 79. maddeden sonradır ve genel bir düzenleme ile bir “hak” tanımaktadır. YSK yargılama yöntemi kullanmamakta, gerçekte idari işlem ve eylemler yapmaktadır. Bu bakımdan, son kararı ile ilgili olarak yararı (çıkarı) zedelenen herkes = olayda tüm yurttaşlar Danıştay’a iptal ve sorunun ivediliği nedeniyle YÜRÜTMEYİ DURDURMA başvurusu yapabilirler (AY m. 125/5, 2577 sayılı İYUK yasası md. 27). Aynı anda veya Danıştay başvurusunun ardından Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru yapılabilir. Ne var ki, AYM iptal kararları geriye yürümemektedir (Anayasa m 153/5).

İç hukuk sisteminden sonuç alınamayacağı açık ise, doğrudan AİHM’ne başvuru da olanaklıdır ancak bu Mahkeme, yürütülebilir (infaz edilebilir) hükümler kurmamakta, insan haklarına aykırılık varsa AİHS bağlamında belirlemekte ve bu karar Türk Hükümetine bildirilmektedir. İşlem ve veya sonuçları ortadan kaldırılabilecekse, davayı kazananların süresi içinde başvurması ile yargılama yenilenmekte ve yeni bir yargı kararı üretilmektedir. AİHM’nin AİHS’ne aykırı bulduğu işlem ve veya sonuçları geri döndürülemeyecekse, Hükümet başvurucuya tazminat ödemeye mahkum olmaktadır.

Özetlenen süreçte kısa sürede hızla sonuç almak çok rahat gözükmüyor. Ancak gecikme durumunda bile, bu arada yapılacak işlemlerin bir bölümü geri alınabilir. Şöyle ki :

Anayasa değişikliğinin halkoylaması sonucu kesinleşerek YSK tarafından Resmi Gazetede yayımlanmasını izleyen 30 gün içinde HSYK yeni adıyla HSK’ya dönüşecek, 34 üyenin görevleri düşecek, CB 4 üyeyi doğrudan atayacak, Adalet Bakanı ve Bakanlık Müsteşarı Kurulun sırasıyla başkanı ve doğrudan üyesi olmaya devam edecektir. Bu 6 üye doğrudan Erdoğan tarafından belirlenmektedir. Kalan 7 üye, AKP’nin 316/550 oyu olan TBMM’de seçilecektir.. 13 üyeli ve 2 daireli HSK yeniden oluşturulacaktır. Bu işlemler, AİHM’nin YSK kararını hukuksuz bulması durumunda geriye yürütülebilir.

Aynı biçimde askeri yargının kapatılmasıyla Anayasa Mahkemesindeki 2 üye (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Yargıtay kökenli) düşecektir. Son olarak Erdoğan AKP’ye üye / başkan seçilebilecektir. Öbür hükümler 3 Kasım 2019 seçimleri sonrasında yürürlük alacaktır. Bu idari işlemlerin de AİHM kararı üzerine geri döndürülmesi olanaklı düşünülmektedir.

Bu gerekçelerle yurttaşlar YSK’ya itirazda bulunabilirler, YSK kendiliğinden de geri adım atabilir. Söz konusu halkoylaması ve sonuçları son derece ciddi ve ağırdır. Ülkemizde barış ve istikrara, adalet duygusuna, kamuyoyu vicdanına, demokratik hukuk devletinin gereklerine (Anayasa md. 2) uyulması çok büyük önem taşımaktadır. Halkoylaması pek çok bakımdan hukuka aykırılık taşımaktadır. AGİT Kurulu da bu açık çiğnemleri (ihlalleri) ve adaha fazlasını saptadı ve 17.4.2017 günü basın açıklaması ile kamuoyu ile paylaştı.

  • YSK’yı hakoylaması sonuçlarını derhal ve tümüyle iptal etmelidir…
    Bir de tersinden söyleyelim iyice anlaşılması için:
  • Halkoylaması sonuçları derhal ve tümüyle YSK tarafından iptal edilmelidir.

Bu adım kritik önemdedir ve Türkiye için doğru – hayırlı olandır.
YSK’yı partizanca – AKP yandaşı ve onun güdümünde görmek istemiyoruz.
Toplumsal barış – huzur adına hiç istenmeyen olumsuz gelişmelerden endişeliyiz.

Sevgi ve saygı ile. 18 Nisan 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Mühürsüz oy pusulalarının tamamında ‘Evet’ çıktı” üzerine 2 yorum

  1. Sayın SALTIK, öncelikle belirteyim ki YSK Başkanı olan kişinin mühürsüz zarfların ve oy pusulalarının geçerli sayılmasına ilişkin Basın Açıklamasının; sizin de belirttiğiniz gibi tutulacak bir yönü olmayıp tamamen kendi ayıbının ve hukuksuzluğunun bir ilanı ve itirafıdır. Hele bugün yurt dışındaki mühürsüz zarf ve oy pusulalarının geçersiz sayıldığına ilişkin haberden sonra bu Açıklama, tam bir hukuksal rezalet ve hatta skandala dönüşmüş; ünlü şairimiz Tevfik Fikret’in “Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi” dizesini de anımsatmıştır bize.
    Ancak benim asıl belirtmek istediğim konu ise bugün CHP’nin sadece YSK’ya yaptığı başvuru ile kalmayıp, ayrıca seçimlerin genel yönetim ve denetimini yapmakla görevli ve yetkili kılınan, kararları aleyhine başka bir merciye başvurulamayan, ancak Anayasada yüksek yargı organları arasında yer almayan ve kendine özgü (sui generis) yetkilerle donatılmış yönetsel nitelikte bir kurum olan YSK’nın, yasaya ve hukuka mutlak aykırı olduğu için “yok hükmünde/keenlemyekun” bulunan Kararının İptali için Danıştay nezdinde işin ivediliği nedeniyle yürütmenin durdurulması istemiyle dava açmasının da uygun olacağı kanısındayım.
    Her ne kadar Anayasanın 79/2. maddesinin son cümlesinde, “Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz” denilmekte ise de bu Hükmün, Anayasanın metninden sayılan Başlangıç bölümünün üçüncü fıkrasında yer alan egemenliği “.. millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı” ifadesi ile 2. maddesindeki “hukuk devleti” ilkesi ve 125. maddesinde belirtilen ” İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmü ile birlikte değerlendirilmesi durumunda; mevcut hukuk düzeni dışına çıkıp yöntem ve yasaya aykırı olarak keyfi kararlar veren, seçimleri yönetmek ve denetlemekle görevli bir Kurulun, anılan evrensel nitelikteki bağlayıcı kurallar karşısında yargı denetimi dışında bırakılmasının bir hukuk devletinde asla kabul edilemeyeceği de gözetildiğinde, böyle bir davanın açılmasına engel teşkil etmeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Yeter ki siyaset, yargıdan elini çeksin. İşte o zaman, adalet de er ya da geç yerini bulunacaktır elbet! Saygılarımla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir