Soner Yalçın : Yapmayınız-etmeyiniz

 Yapmayınız-etmeyiniz

Soner YALÇIN
SÖZCÜ, 14 Nisan 2017

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Erdoğan son dönemde şunu söylüyor:
“Ahh kardeşlerim, iki başlılıktan neler çektik neler!”
İki başlılık dediği; cumhurbaşkanı ile başbakanın ayrı kişiler olması.
Erdoğan’ın iddiası ne kadar gerçek? Şöyle bir veri sunayım:
Nisan 1920 – Mayıs 1960 arası 40 yılda TBMM kaç yasa çıkardı: 7480.
Kasım 2002 – Mart 2017 arası -15 yıllık AKP döneminde- TBMM kaç yasa çıkardı: 8033.
Sadece bu tek örnek bile TBMM’nin, Erdoğan’a/AKP’ye hiç zorluk çıkarmadığını göstermiyor mu? Buna rağmen… Erdoğan, “Ahh kardeşlerim” diye sürekli yakınıyor. Heyhat!
Referanduma giderken bile Meclis, Mart 2017’de 160 yasa ve Şubat 2017’de 85 kanun çıkardı.
Meclis, “kanun fabrikası” olmuş… Yasama, yürütmeye hiç zorluk çıkarmamış…
Öyle bir Meclis ki; ihale kanununu bile 162 kez değiştirmiş!
Buna rağmen Erdoğan’ın yakınmasını anlamak güç! Demek ki…
Anayasa değişikliğiyle, -demokrasinin kalbi olan- TBMM‘yi tasfiye etmek istemesinin başka sebebi var. Erdoğan, parlamenter rejimi niçin istemiyor? Hedefi, “sultanlık rejimi” mi

MUAVİYE REJİMİ

Batı medyası diyor ki: Türkiye pazar günü şunu oylayacak:
– Parlamenter cumhuriyet rejimi mi… 
– İslami sultanlık rejimi mi…
Bu doğru mu? Ya da ne kadar doğru?
Kur’an-ı Kerim, herhangi bir devlet şekli öngörmez. Kur’an-ı Kerim’de “halife” kavramı, yönetim biçimini ifade etmez. Birinden sonra gelen demektir.
Hz. Muhammet’ten sonra vahiy kesildiği için herhangi bir yöneticiye atfen “Allah’ın halifesi” demek doğru olmaz. Nitekim. Hz. Ebubekir, “Ey Allah’ın halifesi” diye hitap edenleri uyarır; “Halifetü Rasulillah (Allah’ın elçisinden sonra gelen)” unvanını alır. Fakat…
“Halife” unvanını ilk kullanan, toplumun kayıtsız şartsız itaatini sağlamak isteyen despot Muaviye oldu. Keza. Arapça’da “otorite” (Zıllullah) anlamına elen “Sultan” (Zıllu’llah) da Muaviye döneminde kullanıldı. Kuşkusuz bu sebeple uydurma bir hadis ortaya çıkarıldı:
“Sultan, Allah’ın yeryüzündeki gölgesidir, bütün yaratıklar onda sığınacak bir yer ararlar.”
Bu dönemle birlikte “sultan” unvan olarak yaygınlaştı; devlet yönetiminde yüzlerce yıl kullanıldı. Sonra unutuldu. Günümüzde tekrar ortaya çıktı/çıkarıldı?
Yakın çevresinin Erdoğan’a “sultan” diye hitap ettiği doğru mu? Pek sanmam. Ama…
Lübnan’a gittiğinde “Sultan” pankartıyla karşılandığını anımsıyorum.
Saray’daki “sultan tahtı”nın Meclis’in gündemine geldiğini biliyorum. Benzer ayrıntılar var. Ancak… Son günlerde Batı medyasının Erdoğan’dan sürekli “sultan” diye söz etmesinin altında neler var? Bu bile gösteriyor ki… Referandumdan “evet” çıkarsa Batı’da Türkiye’deki siyasal rejim daha çok tartışılacak. Yani…
Derim ki : Türkiye uçurumun kenarında duruyor; “evet” diyerek aşağı düşmesine izin vermeyiniz. Bakınız…

ARAŞTIRMA SONUCU

  • Dünya Savaşı’ndan Soğuk Savaş bitimine kadar şu konuda araştırma yapmışlar:
    “Demokrasi hangi rejimde daha iyi işledi?” Başkanlık rejimiyle yöneltilen ülkeler içinde siyasal istikrarı yakalayabilenlerin oranı %20’yi bulamadı. Aynı dönemde, parlamenter rejimlerde ise, istikrar %67’lik orana sahipti.
    -ABD dışında-başkanlık rejimiyle yöneltilen ülkeler neden bir türlü siyasal istikrara kavuşamıyor? Bir örnek vereyim: Deadlock, kilitlenmedir. Başkanlık sisteminde, yasama ve yürütme (siyasal rejim) kilitlendiğinde kriz çözücü mekanizma/çıkış yolu yok!
    Arabulucu, bir cumhurbaşkanı yok!Latin Amerika’da sürekli askeri darbeler olmasının nedeni, kriz anlarında / deadlock durumunda ordu‘nun arabulucu / sorunu çözücü olarak ortaya çıkmasıdır! Bu nedenle başkanlık sistemi, siyasal istikrarsızlığa sebep oluyor. ABD’de bunun olmamasının sebebi:
    Amerikan modeli yalnızca her şeye kadir başkandan ibaret değil; ülkenin bir siyasal-toplumsal kültürü, işleyişi ve kendi içinde çeşitli denge unsurları var.
    “Evet” diyen arkadaşlar sanmasın ki:
    Demokrasinin yerleşmesi ve pekişmesi salt Anayasa mühendisliğiyle hukuk maddelerini değiştirmekle sağlanır. Olmaz. Maalesef! Ülkemizde Anayasa yapımında genel olarak
    tepkisel yaklaşım egemen oldu. Her yeni Anayasa ya da Anayasa değişikliği,
    önceki dönemlerde yaşanan sorunlara reaksiyon niteliğinde hükümler / maddeler getirdi.
    Her seferinde amaç, toplumu yukarıdan dizayn etme anlayışında oldu! Oysa…
    Anayasa, toplumun önünü açacak yol haritasıdır. Bilgi-birikim gerektirir.
    Samimiyet gerektirir. Uzlaşma gerektirir. Anayasa, halkın yaşam teminatıdır.
    Öyle… Kızgınlıkla, alelacele, duygusal, kurnazca hazırlatılıp halka dayatılamaz.
    Anayasa, vuruşma alanları oluşturmak için yazılamaz.
    Anayasa, geçmişle veya bir yerlerle hesaplaşma adına yapılamaz.
    Tepkisel Anayasa’dan tutarlı bir hukuk metni çıkaramazsınız. Bu durum kısa sürede, istikrarsızlığa sebep olur. Anayasa gündemden hiç düşmez. Tüm bunlardan ders çıkarıyor muyuz; hayır! Kimilerimiz ülkenin yıkımı pahasına, sultanlığa “evet” diyor.
    Yazık edecekler bu güzelim ülkeye…
    NOT  : Odatv Davası beraatle sonuçlandı. Gazetecilik kazandı. Aynı kararlılıkla haberciliğe devam edeceğiz. “Geçmiş olsun” mesajı-maili gönderen herkese teşekkür ederim.
    ====================================
    Dostlar,

    Çooook teşekkürler olgun ve birikimli, araştırmacı yazar Sn. Soner Yalçın..
    Yazıya ekleyecek çok şey yok..
    Belirtelim ki; Hz. Muhammet Allah’ın “halifesi” yani O’ndan sonra O’nun yerine gelen değil, O’nun (Allah’ın) Elçisidir. Dolayısıyla Elçinin (Hz. Muhammed’in) kendisinden sonra Elçi atama yetkisi doğallıkla yoktur. Allah da Hz. Muhammed’i son peygamber = Allah Elçisi olarak yollamıştır. Dolayısıyla HALİFELİK kurumunun hiçbir dinsel anlamı ve değeri yoktur; tümüyle dinin alet edildiği bir siyaset makamıdır.. Allah’a şirk koşmaktır, din dışıdır ve çok büyük,
    hatta en büyük günahtır..

  • Erdoğan – AKP bu ağır günahı işliyor, ALLAH’a ŞİRK KOŞUYOR  ne yazık ki..
    Bu ağır günaha ortak olmamak gerekir; çare yarın (16 Nisan 2017) halkoylamasında
    gönül rahatlığıyla HAYIR demektir sayın halkımız ve Müslümanlar.. Ve bu bir görevdir

    Yarın (16 Nisan 2017) günü yapılacak oylama bir GENEL – YEREL SEÇİM DEĞİL!
    Erdoğan’ı ya da AKP’yi oylamıyoruz.
    Ülkemizi yıkıma götüreceği çoooook açık ve net olan bir diktatörlük getirecek olan
    Anayasa değişikliğ
    ini oylayacağız. “Hayır” çıksa (ki çıkacak!) da Erdoğan ve AKP iktidarı
    3 Kasın 2019’a dek görev başındalar (Anayasa değişikliği 17. madde)…

    Uygar Dünya temsili demokrasiden doğrudan demokrasiye geçerken biz Parlamenter rejimi koruyalım ve Kurtuluş Savaşımızı yapan TBMM’ye kıymayalım, göstermelik olmasın TBMM.. Demokratik rejimimizin kalbi ve güvencesi olmaya devam etsin.. Tek 1 kişiye, kim olursa olsun ölçüsüz ve denetimsiz yetki vermeyelim.. O kişiyi de koruyalım.. Serüvene yer yok!

    Sevgi ve saygı ile. 15 Nisan 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

     

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir