İslâm’ın zulme yaklaşımı ve referandum

İslâm’ın zulme yaklaşımı ve referandum

  • “Sosyalistler insanlık tarihinin, sömüren sınıflarla, sömürülen sınıflar arasında
    cereyan eden mücadelelerin tarihi olduğunu ileri sürerler.

    Kur’ân-ı Kerîm ise tarihin; mazlumlarla zalimlerin savaşları tarihi olduğunu açıklar.”  

Şakir keçeli ile ilgili görsel sonucu
Şakir Keçeli
– Bektaşi Babası

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır…)

Zulme sessiz kalanlar dilsiz şeytanlardır.” (Hz. Muhammed)

Sosyalistler insanlık tarihinin, sömüren sınıflarla, sömürülen sınıflar arasında cereyan eden mücadelelerin tarihi olduğunu ileri sürerler. Kur’ân-ı Kerîm ise tarihin; mazlumlarla zalimlerin savaşları tarihi olduğunu açıklar. Gerçekten de kendisine kitap gönderilen dört peygamberin dördü de mazlumdur, yoksuldur ve zalimlere karşı savaşmıştır. Peygamberimizin yoksul ve yetim olduğu 93. Duha Sûresi 6, 7 ve 8. âyetlerde şöyle açıklanır:

“Seni yetim buldu da O, konuk etmedi mi?/ Yol görmez buldu doğru yola iletmedi mi?
/ Yoksul buldu darlıktan kurtarmadı mıydı? (…)”

Gerçekten de, ilk Müslümanların neredeyse tamamı ya köledir ya da yoksuldur.
İslâm devrimine karşı çıkanlar ise ya varsıldır ya da Mekke’nin ceberrutlarıdır. Örneğin
Hz. Muhammed’in yoksul olan amcaları, İslâma inanmasa bile, O’nun yanında yer almışlardır. Fakat zengin amcası Ebû Leheb (kabile geleneklerini ayakları altına alarak) şiddetle Peygamberimize karşı çıkmıştır. Ebû Leheb’in zenginliği, Tebbet Sûresi 2. âyetinde,
“ne malı kâr eyledi onun, kazancı ne de” denilerek belirtilmiştir.

Aslında bütün dinler insanlar arasında eşitliği ve özgürlüğü sağlamak amacıyla tarih sahnesine çıktılar. Bu nedenle dinler, zulme karşı ayaklanmadan başka bir şey değildir. Fakat adaleti gerçekleştirmek amacıyla tarih sahnesine çıkan dinler, mazlumların beğenisini kazanınca,
yani iktidar olunca, yıkılan zalimlerin veya onların çocuklarının ellerine geçmiştir.
Önceki iki makalemizde, insana sınırsız, denetimsiz yetki vermenin çok tehlikeli olduğu ve adalet kurallarının ayaklar altına alınacağı, adaletsizliğin de zulüm olduğunu açıklamıştık.
Şimdi de, zulme yardım edenlerin başlarına gelecekleri açıklamak istiyoruz:

KUR’ÂN ZULME ISRARLA KARŞI ÇIKAR

“Kur’ân’da tam üç yüze yakın yerde zulüm kınanmıştır. Sözcüğün kökü olan ve karanlık anlamına gelen zulmet sözcüğünü de, birlikte ele alırsak, bu rakam yaklaşık olarak 350 olur. [Öztürk, c.2, s.635]” Kur’ân-ı Kerîm, zulümle yönetilen bütün devletlerin yıkılacağını,
zulme razı olan toplumların da yok [helak] olacağını ısrarla yinelemiştir:

11. Hud Sûresi 108. âyetinin buyruğu şöyledir: “İşte Rabbin, memleketleri zulme saptıklarında yakalayınca, böyle yakalar, şüphe yok ki, O’nun yakalaması acı ve şiddetlidir. 18. Kehf Sûresi 54. âyetinde; “İşte o şehirleri, zulümleri yüzünden helâk [yok] ettik(…)” denilmiştir. 27. Neml Sûresi 51 ve 52. âyetlerde, “zulmetmeleri yüzünden evlerin” ve kentlerin yok edildiği açıklanmıştır. 28. Kassas Sûresi 59. âyette de şöyle denilmektedir: “Biz ancak halkı zulmeden memleketleri helâk etmişizdir.” 29. Ankebut Sûresi 14. âyeti de benzer uyarıyı yapmaktadır: “Sonunda zulmettikleri halde tufan onları yakaladı.” Bu örnekleri çoğaltmak olanaklıdır.

PEYGAMBERİMİZ DE ZULMÜ KINAMIŞTIR

Zulmü kınayan hadis-i şeriflerden bazılarının sözleri şöyledir:

Kıyamet günü, insanların en şiddetli azaba uğrayanı, hükmü altındakilere zulmeden insandır.” “Zulümle bir şey elde eden bizden değildir. Sakının zulüm görenin duasından [ve] ilenmesinden, hatta kâfir bile olsa… Çünkü yüce ve ulu Tanrı’yla [mazlum] arasında perde yoktur.”
“Zalimlerle onlara yardım edenler cehennemliktir.”7 “ [Allahım] Sana sığınırım (…) zulmetmekten veya zulüm görmekten.” “Zalim olduğunu bile bile birisine yardım eden kişi, gerçekten de Müslümanlıktan çıkmıştır.” “Kim bir zalime yardım ederse, Allah o zalimi
ona musallat eder.”

Peygaberimiz, “zulme sessiz kalanlar dilsiz Şeytanlardır” diye buyurmuştur.
Hz. Alî’ye göre zulmün üç suçlusu vardır, bunlar:
“Zalimler, zalime yardım edenler, zalime sessiz kalanlardır.”

Kur’ân-ı Kerim’e göre tarihten silinen ve yok edilen bütün toplumlar, zulümleri yüzünden cezalandırılmışlardır. İlginçtir Allah insanları uyarmadan asla onları cezalandırmamıştır. Nitekim, 6. En’âm Sûresi’nde de; “Senin Allah’ın şehirlerin halkını işledikleri zulümden dolayı onları uyarmadan, onları ikaz etmeden asla yok etmez.” diye buyrulmuştur. Burada bu Fakîr’e (AS: Sn. Şakir Keçeli “Fakir” sözcüğüyle kendisini kastediyor..) şu soru sorulacaktır:
Allah insanları nasıl uyaracak? Onun eli, kolu, mikrofonu, anteni televizyonu mu var?

  • Allah insanlara akıl vermiştir. Bir toplumu düzenlemeye kalkışanlar bütün yetkileri bir kişiye veriyorsa, o insanı denetleyecek bütün kurumları yok ediyorsa, felaket hazırlıyor demektir.

Bir ülkede hakimlerin atanması ve yükselmesi, bütün yetkileri elinde bulunduran
tek bir insanın eline veriliyorsa, o ülkede adalet yok edilmek istenmektedir.
Oysa İslâm, “Adalet egemenliğin / devletin temelidir” demektedir.

Devletin temeli olan adalet yok ediliyorsa, orada bu gün olmasa bile hemen yarın
zulüm başlayacaktır. Bizim görevimiz uyarmaktır.
Yüce Allah uyarmayı ve uyarılmayı her kuluna nasip eder inşallah..

Saygılarımla. ((AYDINLIK, 21.3.2017)
==========================================
Evet Dostlar,

Değerli dostumuz Av. Şakir Keçeli gerçekte Sünni bir aileden gelmektedir.
Sonradan Alevi – Bektaşi inancını ve yol – yolağını benimsemiştir.
Dinsel bilgileri oldukça derinliklidir yukarıdaki yazısında da görüldüğü üzere..
(Not : “Üzre” diye bir sözcük Türkçemizde yoktur, ünlü uyumu kuralına uymamaktadır,
doğrusu “üzere” dir. Ne yazık ki R.T. Erdoğan’ın yanlış kullanımı kötü örnek oluyor..)

Değerli dostumuz, Cumhuriyet aydını  Sn. Keçeli’ye önemli makalesi için teşekkür ediyoruz.

İnsanlık mutlaka “zalim ve zulüm” den kurtulmak zorunda.. Hem de çok oyalanmadan..

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ Madde 5 : 

  • “Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele
    ya da ceza uygulanamaz.”

Sevgi ve saygı ile. 27 Mart 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“İslâm’ın zulme yaklaşımı ve referandum” üzerine bir yorum

  1. Tarihi gerçekleri, İslam Dünyasındaki vahşeti, zalimlikleri ve bunların ideolojik dayanaklarını çok iyi biliyoruz; o nedenle bu tür allama pullamaları, bu makyaj-cila-pışpışlama işlerini bıraksak iyi olur….

    Azeri Şair Mirza Elekber Sabir boşuna demedi;

    “…Harda Müselman görsem, gorhuram..”

    Üzgünüm. æ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir