Sokak sütü adı verilen çiğ sütün durumu üzerine

Sokak sütü adı verilen çiğ sütün durumu üzerine

Prof. Tayfun  ÖZKAYA

YURT Gazetesi, 17.02.2017

Anayasa tartışmaları arasında konu kaynayıp gidiyor.
Sokak sütü diyerek yıllarca aşağılan çiğ süt satışı yasaklanmayacak ama satışı epeyce zorlaşacak. Aslında sokak sütü diye bir şey olmaz. Çiğ süt vardır.
Böyle denmesinin amacı aşağılamadır. Yoksa süt fabrikaları da aynı sütü satın alıyorlar.
Sadece hastalıklardan ari işletmelerin çiğ süt satmasına yönelik değişiklik “halkın sağlığını” koruma etiketi altında yapılıyor.
Böyle denilince ziraat ve gıda mühendislerinin ve hekimlerin çoğu gözü kapalı değişiklikleri onaylıyor. Çıkarılacak bir genelge ile çiğ sütü ancak hastalıklardan ari işletmeler satabilecek. Çok güzel görünüyor değil mi?
Çiğ süt zararlı olabilir mi? Olur tabii. Çiğ sütte tüberküloz (verem) ve brusella (malta humması) mikropları olabilir. Siz bu sütü iyi kaynatmadan kullanırsanız hasta olma ihtimaliniz vardır. Ancak halkın sağlığını koruyoruz derken bazılarının amacı küçük süt üreticilerinin sütünün satılmasını engelleyerek onları da süt fabrikalarına mecbur bırakmak olabilir.
Asıl amaç ülkedeki hayvanlardan bu iki hastalığı silmek olmalıdır. Bu şimdilik başarılamıyor.
Devletin hastalıklı hayvanları satın alması, bunların ısıl işlem kullanan belirlenmiş et sanayicilerine satılması, aradaki fiyat farklarının devlet tarafından ödenmesi gerekiyor.
Bu işlem yapılıyor ama ciddi bir şekilde yapılamıyor.
Şimdi eğer halkın hastalıklardan korunması amaçlanıyorsa şu husus da düşünülmeli.
Sütünü süt fabrikalarına satan işletmelerde bu hastalıklar yaşamaya devam edecektir.
Bu hayvanların sütü hiç mi çiğ olarak satılmayacaktır veya üreten çiftçiler tarafından kullanılmayacaktır. Bu karar birçok insanın hasta olma olasılığını ortadan kaldırmayacaktır.
Eğer tek bir inek sahibi çiftçinin bile kolayca ve masrafsız olarak ari işletme belgesi alabilmesi sağlanırsa bu kararı şüphesiz destekleyeceğiz.
Ancak bunun gerçekleşmeyeceğinden endişe ediyoruz.
Yıllardır sokak sütü ile mücadele ediyoruz diyen çevrelerin çok önemli bir kısmının asıl amacı büyük süt tekellerine yarar sağlamak idi. Az sayıda inek sahibi olan işletmelerin yok olmasını savunan endüstriyel tarım destekçileri çok yanılıyor (veya yanıltıyor).
Tarım işletmelerinde hayvan beslenmesi agroekolojik tarımın yayılması için çok gereklidir.
Hayvan gübresi tarlalara bahçelere giderken, yan ürünlerin yem olarak kullanılması veya
anızın otlatılması sayesinde hayvan besleme de kolaylaşmakta ve sağlıklı süt, et üretilmesine
yol açmaktadır.
Çiftçi kuruluşları bu konuda neden bir görüş oluşturmuyorlar.
Tarım bakanımız “kesinlikle bir yasak yok” dedi ama böyle giderse sonuç aynı kapıya çıkacaktır.
Uyum için bir yıllık bir süre tanınmış bulunuyor.
Çiğ süt satan işletmelerin ari süt işletmesi belgesini almaları için hemen harekete geçmeleri gerekiyor. Çiftçi kuruluşları da bu belgenin alınmasının kolaylaştırılması için baskı yapmalılar.
===============================================
Dostlar,

Evet, elbette hem halk sağlığını koruyacağız hem de besin endüstrisini.
Bu 2 hedef birbirine engel değil.
İkisi birlikte gerçekleştirilebilir ve doğrusu da budur.
Ne küçük çiftçi büyük sermayeye kurban edilmeli ne de halkın sağlığı ve gıda güvenliği
feda edilmelidir.

Sevgi ve saygı ile. 24 Şubat 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir